29 Ekim 2009 Perşembe

28 Ekim 2009 Çarşamba

günler akıp gidiyor...

Bir hafta olmuş yazmayalı ama çok yazmak isteyeli...mesela Ege Bahar'ın ek gıda alıştırmaları hakkında notlar düşmek istiyordum, blog anneleri buluşması hakkında sevincimi, alkışlarımı anlatmak istiyordum:) hafta sonu 15 yıllık kankamın ve minik oğlunun geleceğinin içimi kıpır kıpır yaptığını eklemek istiyordum...(neyse hala gelmediler nasılsa:)
Kociş 5 gündür uzaklarda. Uçağı 10.30'da indi, eli kulağındadır, gelmek üzeredir artık evimize. Kociş Long Island'da fink atarken bizde kızımla mutfaktan salona, salondan yatak odasına doğru gezintiye çıkıyorduk:) tesellimiz gelecek olan ganimetler:) şaka bir yana özledik valla, akşamları bile bir iki saat kızımızla ilgilenmesi faydalıymış benim için:) Bu arada gitmeden birgün önce akşam kızı yıkadık, kirlilerini sepete koydum, baktım çorabının birini almış babası çantasına koyuyor, hayırdır dedim, özlerim ben kızımı, yanımda dursun dedi ve aldı götürdü:)
Blog arkadaşlarımı fırsat buldukça okudum ama hatun birşeyler yazmama izin vermedi, günde bir yada iki kez yarımşar saatten uyuduğu için o arada aç kalmayım bari derdine düştüm bende:) akşamlarıda yalnız kalmayım diye kuzen gelince böyle bir ara oldu işte...
Bakalım haftasonu miniklerimiz ve anneleri buluşabilecek miyiz? Havalarda bozdu artık...Cuma kankamın 7 aylık oğlu Sarp ve Ege Bahar'ım ikinci kez buluşacak, yarın Fethiye'den uça uça gelecekler:) ilk buluşmaları komikti, birbirlerinin farkında bile değillerdi, Sarp 2,5 aya yakındı, Ege Bahar 18 günlüktü:) bu kez daha farkında olacakları kesin, hadi bakalım...
Ek gıda notlarımızıda yazacağım, hani çok önemli şeyler değil, daha pek doyumluk değil bizimkiler ve herkesin yaptığı şeyler ama unutulmasın, yazılsın değil mi...bizim ki farklı tatlara meraklı:) dikkat ettiğim bir nokta biz yemek yerken onu da mutlaka yanımıza alıyoruz, daha çok ufak ama faydalıdır diye düşünüyorum. Durum şimdilik umut verici ve umarım hep böyle sorunsuz devam eder...

20 Ekim 2009 Salı

MİM...

Kirazım beni mimlemiş...ne iyi yapmış:) hemen cevaplayalım bakalım...
1-Bloguna neden bu ismi verdin?
Öncelikle belirtmek isterim ki, bu bloğu 2008 Mart'ta açmıştım yani Ege Bahar'la ilgili bir durum değildi, tamamen kişisel olsun istemiştim...bloglarla tanışmam 2006 ortalarına denk geliyor, o zamanlar "Gelincik Tarlası, Pınar'ın Damlaları, Crebro, AburCubur, Aqua, Toplu İğne" gibi okumadan duramadığım bloglar vardı. Bazıları devam etti, bazıları kapattı...Benim aslında tanışıklığım pis boğazlığımdan kaynaklandı:) yemek bloglarını bir keşfettim, keşfediş o keşfediş, artık hergün kim ne pişirmiş diye bakıyordum:) baktım ki ben bir yemek bloğu açsam mümkün değil bu hatunlara yetişemem, iyisi mi kişisel olsun dedim...Hala bloğumda mutfağı mis gibi kokanların isimleri vardır ve arar ara yutkunarak bakarım kendilerine:)
"Turkuaz Renkli Kumburnu" adına gelince...Eşim malum Fethiye'li...benim annem Ankara'lı, babam Aksaray'lı...Ankara'yı az çok bilirim, Aksaray'ı en son 10 aylıkken görmüşüm:) doğma büyüme İstanbul'luyum bende...Hani millet yazın memleketine falan gider ya, hiç öyle durumlar olmadı bizde, zaten baba tarafı akrabalarımın çoğunluğu Ankara'da yaşıyor. Ben kocişle evlenince bu Fethiye'yi memleketim gibi sevdim...Senede üç dört kere gitmeyince özlerim. En sevdiğim yeri ise Ölüdeniz ve Kayaköy'dür. Hayatımda gördüğüm en güzel manzara, en güzel çam ağaçları, en güzel içilesi deniz suyu, en güzel turkuaz renk Ölüdeniz Kumburnu'ndadır. İşte bloğumu açarken "Turkuaz Renkli Kumburnu" dememin nedeni bu:) ve ben hergün bloğumu açtığımda o eşsiz manzarayı kucaklıyorum...
2-Blog yazarken star tribiyle istediğin,olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
Yok anacım, eğer bir fincan kahvem varsa yeter bana:)
3-En son satın aldığın garip şey?
Bilmem...düşündüm düşündüm...garip ne olabilir diye, hatırlayamadım valla...
4 -Şeker gibi olduğun anlar?
Kuzucum neşe içinde çığlıklar atıyorsa, akşam yemekleri kociş hazırlayacaksa, birde Sütlü Nuriye, kestane şekeri, sakızlı lokum falan yiyorsam benden şekeri yoktur:)
5-Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?
İşe ne zaman döneceksin?
e dönünce bebeğe kim bakacak?
zaten benim için büyük problem kimin bakacağı, daralıyorum düşündükçe, size neeee yaaa....
6-Aynaya bakınca gördüğün?
bazen şirineyim bazen huysuzum ama çok mutluyum....çünkü Ege Bahar'ın annesiyim...
7-Kendini okutan blog dediğin?
Türkçe'yi güzel ve doğru kullanan, samimi, benim farklı açıdan bakabilmemi sağlayan, öğreten, okudukça keyif veren, hayata dümdüz bakmayan...
8-Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?
Çiftehavuzlar-Şaşkınbakkal arası, Özgürlük Parkı, Moda (Kemal'in Yeri, Güverte, Köyüm), Cafe Crown, Çengelköy Çınaraltı, Vaniköy Alperenler, Tarihi Beylerbeyi Balıkçısı, Anadolu Kavağı Yosun Rest., alışveriş için yıllardır vazgeçemediğim Capitol ve şimdilerde Nautilus.
Bende cevaplamak isterlerse sevgili Başak ve Pıtırcık'ı mimliyorum....

15 Ekim 2009 Perşembe

Kızımın domates sosları...

Geçen hafta sonu bizim kız bu kış yemeklerinde bol bol yesin diye domates sosu (heralde böyle deniyor) hazırladım. toplam 12 kg domates kullandım ve 5 büyük kavanoz (1 litrelik) sosumuz oldu.
Domateslerin kabuklarını soyup mutfak robotunda halledebilirdim aslında ama kabuk soymaktansa domatesleri ortasından kesip rendenin ince kısmında rendelemeyi tercih ettim:)


Rendelenmiş domatesleri bir pilav tenceresi ile daha büyükçe iki tencerede iki kerede pişirdim. Pişirmeye başlamadan önce pilav tenceresine 2 yemek kaşığı, daha büyükçe olan tencereye 3 yemek kaşığı sızma zeytinyağı ekledim. Domates soslarını suyunu çekene kadar (menemen kıvamında) pişirdim. (pişip suyunu çekmesi çok zaman alıyor)

Sıcak sıcak kavanozlara doldurdum ve ağızlarını sıkıca kapatıp bir havlunun üzerine ters çevirdim. 24 saat bu şekilde beklettim.

Evet işte soslarımız hazır, umarım Ege Bahar afiyetle yer, zira bugüne kadar kendimize hiç böyle birşey yapmadım, yapamam, 12 kg domates rendeledim, arada elimide rendeye kaptırdım:)canım kızıma afiyet şeker bal olsun....

13 Ekim 2009 Salı

Anne sütünden farklı tatlar da varmış:)


Nasıl ama:) o ağzı ham yapmak istiyorum:)
Fotoğraflar bu sabahtan...kızımız elma suyunu tattı, beğendi, durmak bilmedi:)
Doktorumuz bu ay ilk on gün meyve suyuyla başlamamızı, ardından on gün meyve suyuna (sabah) ilaveten yoğurt (öğlen), ardından bunlara ilaveten sebze çorbası (akşam üzeri) vermemizi söyledi. Herbirine başlangıç 1-2 çay kaşığıyla olacak, hergün bir kaşık bir kaşık arttırılarak on çay kaşığına kadar çıkılacak, tadılacak, öğrenilecek ama doyulmayacakmış.
Hehhh hehhhh:) bizim kız bugün on çay kaşığı elma suyu içti. Bir kaşık veriyorum, bekliyorum yine ağzını açıyor:) yaklaşık on çay kaşığı içtikten sonra kendisi başını çevirdi zaten. Açıkçası korktum bir an süt istemez diye ama öğleden sonra iki kez cokur cokur emdi:)
Bugün mutluyuz elmayı sevdik, bakalım üç gün sonra havuçta veya armutta bu kadar şanslı olabilecek miyiz???

12 Ekim 2009 Pazartesi

TATLİŞKOM 5 AYLIK:) 5. ay kontrolümüz ve bir teşekkür...

Ege Bahar bugün tam 5 aylık:) zaman nasılda hızla akıp gidiyor...kırkı çıktı, 2 aylık, 3 aylık derken 5 ay bitmişde 6. aydan gün almaya başlamışız...

5. ay kontrolümüze Cumartesi günü (iki gün erkenden) gittik. Haftasonuna denk getiriyoruz ki babamızda bizimle olsun. Bu ay Pnömokok aşımız vardı. Olduk bitti çok şükür, Ege Bahar bu ay 2 cm uzamış ve 63 cm , kilomuz 6660 gr olmuş. 5. ayda bebişler doğum kilolarının iki katı olmalıymış ki bu sağlıklı büyüdüklerinin göstergesiymiş. Bizim kızın 2600 gr doğduğu düşünülürse fena değiliz galiba:)
Hala anne sütüyle besleniyoruz. Doktorumuz yavaş yavaş tatlandırmalara başlayalım ki anne sütünden farklı tatlar olduğunu görsün, ama doymalık değil tatmalık dedi. Zaten anladığım kadarıyla sütümün kalorisi biraz düşmüş, geçen ay kuzucum 530 gr almıştı, o kadar istikrarlı ki bu ay yine 530 gr almış:) eskiden yani iki ay öncesine kadar sütü sağıp biraz beklettiğimde üzerinde kalınca sapsarı bir yağ tabakası birikirdi. Bu aralar sağdığımda bu yağ tabakasının hayli inceldiğini görüyorum:( oysaki geçen ay doktorumuz sık aralıklarla bol bol yememi tavsiye ettiğinden ne bulduysam götürdüm. İki kilo da bedenime ekleme yaptım:) ama dedim ya bizim kız çok istikrarlı. Doktorumuz benim canımın biraz sıkıldığını görünce "annesi gelişimi gayet iyi, 300-600 gr aralığında alması lazım zaten, ee yalnızca anne sütü aldığı için de çok normal, hormon dengeniz yavaş yavaş değişiyor, dolayısıyla sütün miktarı, kalorisi vs. gibi durumlarda değişecektir" dedi. Bu ay hala doymalarımız anne sütüyle devam edecek, gelecek ay tam olarak ek gıdalara başlayacağız bakalım...
Bu arada geçen ay bize doktorumuzu tavsiye edip, tanışmamıza vesile olan sevgili İlker'e çokkkkkk teşekkür ediyorum...geçen ay ilk kontrolümüzde gittiğimiz diğer doktorlara göre çok farklı olduğunu görmüştük zaten ama bakalım gelecek ay nasıl olacak diye merak ediyordum açıkçası...yine çok çok memnun kaldık...İlker'cim tekrar tekrar teşekkürler arkadaşım:)

Yukarıdaki fotoğrafta kuzucum pnömokok aşısını olduktan sonra...babacının kollarında uyuyakaldı...



Yukarıdaki üç fotoğrafda bu sabaha ait. 5. ayımızın şerefine sabah kızım giyindi süslendi poz verdi:) Allahım külotlu çoraplarda giyermiş bu cadı:)

Yukarıdaki kolajda Ege Bahar hanım Özgürlük Parkı'nda. Bugün öğleden sonra ağlama saatleri başladığında attık yine kendimizi sokağa. Bir haftadır hergün öğleden sonra dışarıdayız. Havalar güzel gidiyor maşallah, bizim kız alıştı, hergün gezip tozmak istiyor. Sokağa çıktığı an mızırdanma bitiyor, aman pek mutlu oluyor...iyi de kış kapıda, o zaman ne yapacağız bilemiyorum:)
Ha bu arada parka gitmeden önce pazara da uğradık. Bizim buradaki Selamiçeşme semt pazarına. Yani bizim kız ilk pazar deneyimini de yaşadı. Anneside hiç arıza çıkarmadığı için ona elma rendesi, güzel bir pijama takımı ve önlük aldı:)

11 Ekim 2009 Pazar

son birkaç gün...

Bu hafta nasıl geçti anlamadım...Çarşamba Kirazımla buluşacaktık olmadı:( artık önümüzdeki günlerde inşallah...Havaların güzel olmasını bilip Çarşamba, Perşembe, Cuma derken hep dışarı attık kuzuyla kendimizi. Kış geldi gelecek Ege Bahar sokak delisi oldu iyi mi:) Bu arada kızımız artık ana kucağından arabasına terfi etti:) sokağa çıktığı an kafa bir sağ bir sol şeklinde harekette sürekli, meralı bu meraklı:) Yukarıdaki fotoğrafta annesiyle babası bir cafede keyif yaparken ilk defa arabasına boylu boyunca uzanmanın tadını çıkarıyor kuzum:) sol ele dikkat, elinde en sevdiği oyuncağı zürafası var. Sokakta ilerlerken o minicik elleriyle onu nasıl sıkı sıkı tutuyor anlatamam...Geçenlerde bir akşam kuzu uyuduktan sonra gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı, kocişe dönüp "birgün bizi bırakıp gidecek değil mi" dedim...baktım doldu onunda gözleri, "vermem ben kızımı kimselere" dedi...keşke dediği kadar kolay olsa, babamda ben çocukken öyle diyordu, hatta içgüveysi alacaktı:) bu aralar çok fenayım ben, iyice duygusallaştım...karar verdim kuzumun ilk oyuncaklarını saklayacağım...özellikle zürafasını...yaşlansamda hep yanımda olacak...hep minicik elleri aklımda kalacak...




Yukarıdaki çerçeveleri Migros'dan aldım. Kuzuyla hava almaya çıkmıştık. Caddebostan Migros'a çeşit çeşit çerçeveler gelmiş. Görünce dayanamadım, odasına yakışır diye düşündük. Hatta babası iki tanede ofisteki masasına koymak için aldı. Ege Bahar'ın tonla fotoğrafı var bilgisayarda. Ne garip daha bir türlü fotoğrafçıya gidipde o kadar fotoğraftan hiç bastırmadık. Yaptırıp çerçevelerimize koyacağız inşallah...

Dün 5. ay kontrolüne gittik, detayları sonra yazacağım. Hastaneden çıkınca kociş boğaza gidelim dedi. Nerdeyse en geç iki haftada bir boğaza gidiyoruz zaten...Canım Çamlıca'ya gitmek istedi. Çocukken annem babam ve kardeşimle çok giderdik. O zamanlar daha bir farklıydı...zamanla değişti...en son Ege Bahar'a 3 aylık hamileyken Hindistan'dan gelen bir arkadaşımızı götürmüştük İstanbul'u seyreylesin diye...Dün kuzucuğumuzla izledik İstanbul'u. Ardından güzel bir yemek yedik. Kızım çok anlayışlı annesi ve babasına. Biz yemeğe başlarken uyuyakaldı, tatlılarımızı yerken uyanıverdi:)

Bu arada bizim kızın bütün nazı bana galiba...bir haftadır sütümüzü sağıyoruz ve dışarıya çıkarken yanımıza alıyoruz. Biberonu ben verirsem almıyor hanımefendi. Ben onun beni göremeyeceği bir konuma geçiyorum, baba biberonu veriyor, cadı löpür löpür içiyor....

Aslında bugün hava pek güzeldi, tam gezmelik...ama biz çıkmadık, nasılsa birkaç gündür hep dışarıdaydık...kociş dinlensin, ben de kuzuya kış hazırlığı yapayım dedim...ay bu cümle güldürdü şimdi beni...kış hazırlığı:) daha hiç denemediğim birşey...bizim kız yemeklere tam başladığında kış olacak, malum salça bebeklere yasak. İki çocuğunu arka arkaya doğurduktan sonra acayip hamaratlaşan bir arkadaşım var. Canım benim...birşey olsa ilk onu arıyorum...Kocişe 12 kg tarla domatesi aldırdım, birkaç gündür dolaptaydı, bugün o arkadaşımı aradım, o tarif etti ben yaptım. Aslında çok kolay bir iş ama o kadar domatesi yıka, rendele, kaynat...yoruldum valla...fotoğrafladım da, yazmadan olmaz dedim:) şu an bir kısmı hala ocakta...annelik...sen nelere kadirsin:) bana neler yaptırıyorsun böyle...