Yılın ilk hastalığına Pazar gecesi hoşgeldin dedik.
Sabaha kadar ateş düşmez mi diye sorsalar düşmez derim artık. Çok ağır bir boğaz enfeksiyonu geçirdi Ege Bahar. Pazartesi sabahı yarı baygın, 40 derece ateşle acilde bulduk kendimizi. En ufak bir kırgınlık, belirti göstermeden bir anda ateşle başladı enfeksiyon. Şurupla çok yol alamayacağımızı düşünen doktorumuz enjeksiyonla daha kolay atlatacağımızı belirtince her gün sabah akşam hastane yollarına düştük. Çok şükür ikinci gün itibariyle ateşi 37,8-38,5 arasında gidip geldi. İğne ağır enfeksiyonlarda en etkili yöntem ama o iğneleri yaptırıp bitirene kadar göbeğimiz çatladı desem yeridir. İğnelerimiz bitti, antibiyotiğe şurup şeklinde devam ediyoruz, Nasonex ise her zaman ki gibi ilaçlarımızın baştacı.
Çalışan anne olmanın en büyük zorluğu bu zamanlarda ortaya çıkıyor. Pazartesi sabahı öğlene kadar izin alıp çocuğumu hastaneye götürüp öğleden sonra paşa paşa işime döndüm. Sağolsun üç gün annem destek oldu ama onunda doktor kontrolleri, ultrason çekimi falan olunca Ege Bahar bugün okuluna döndü. Tam iyileşemedi ama şükür ayağa kalktı, keyfi yerinde. Okulunu çok özlemiş, bu hafta okulda bir yığın etkinlik vardı, kaçırdığı için ağladığı gün bile oldu.
Bense aynı zaman aralığında ciddi hasta olmama rağmen (kronik sinüzitim azdı yine) ayakta atlatmaya çalıştım. Çocuğun hastaysa tadıyla hasta bile olamıyorsun yani:)
Kedi maskesine gelince Okuldaki en sevdiği etkinliklerden biri olan "ahşap boyama atölyesi"nde kendi elleriyle boyamış. Maskesinin ardına saklanınca onu tanımamış gibi davranmamızı istiyor sürekli:)
Aralık ayıda geldi de gidiyor bile...
İlk yarısı bitti sayılır...
Yılın bu dönemini çok severim aslında, hastalık falan derken
ilk yarısının hakkını pek veremedik...
Kısmet diğer yarısına inşallah...