21 Aralık 2010 Salı

ANNE OLDUKTAN SONRA...

Eskiden daha mı farklıydım ne? Aslında anne olduktan sonra birçok şey değişti hayatımda,öğrencilerle olan diyaloğumda buna dahildir. Gerçi öğrencilerime karşı çok katı, despot bir tavrım olmadı hiçbir zaman, yine de geçen haftalarda yaptığımız veli toplantısından sonra anneliğin insanı ne kadar değiştirdiğini daha iyi anladım. Eskiden rencide edici tarzda olmasa da velilere sınıfta huzursuzluk yaratan öğrencileri söyler, birlikte bu problemi halledelim derdim, oysa iki hafta önce yaptığımız toplantıda hiçbir sınıfta kimsenin çocuğu için incitici birşey söylememeye özellikle dikkat ettim. Toplantı sonrası öğrenciler sınıfta hocam bizi şikayet etmemişsiniz deyince "edemedim" dedim, "herkesin evladı çok kıymetli, bir öğretmeni Ege Bahar için beni mahçup edecek birşey söylese çok üzülürüm" dedim...Sınıflardaki sevinci bir görseniz, tepkiler aynen şöyle; "hocam siz annesiniz ya ondan, X hocanın çocuğu yok, çok sert o yüzden":) çakallar sizi dedim,çözmüşler olayı:)
Anne olduktan sonra anladım, herkesin yavrusu kalbinin en kıymetlisi.....

3 Aralık 2010 Cuma

hem beslerim,hem öperim:)

Aslında bu yazıdan önce Ege Bahar'ın geceyarısı uykusuzluktan kıvranırken inatla uyumadığı ve hatta salıncakta sallanmak istemesi, pastel boyalarla tanışıp ilk sanat çalışmalarına başlaması gibi yazmayı planladığım konular vardı. Bugün oyun grubu buluşmamızda çektiğim fotoğraflar herşeyin önüne geçti, sıcağı sıcağına hemen yazmalıyım dedim:)

Bugün oyun grubumuz fire vermedi, bebeciklerimizin hepsi şükür sağlıklı, hastalıklar bizi terketti:) Ege Bahar bugün ki buluşmada ilk önce biraz yalnız takıldı, Defne kuşumuzun çığlıkları Doruk ve Nisan'ı biraz korkuttu:) Bir ara Disney Playhouse'ı izlerken transa geçtiler, işte o zamanlarda baktım benim kız almış kaşığı Doruk'u besliyor, o da öyle güzel açıyor ki ağzını:) ardından bir kaşık bir öpücüğe döndü olay:) Buyrun görüntüler konuşsun:))))



Aç bakayım ağzını:)


Bir de öpücük vereyim:)


Hadi bakalım bir kaşık daha:)
Yalnız şimdiden roller paylaşılmış gibi, bizim kız klasik Türk hanımı, Doruk paşam da klasik Türk erkeği gibi olmuş:)



Birde toplu fotoğraf alalım dedik ama Defnecik meyveli yoğurt yiyordu:)

Seyhancım zahmet edip kahvaltı hazırladı bizlere, ardından sabah kahvemizi de içtik, daha ne olsun:) güzel, keyifli bir sabahtı velhasıl...teşekkür ederiz arkadaşım...

2 Aralık 2010 Perşembe

Biraz yazayım bari...

Kısa cümleler kuramıyorum ben, anlattıkça anlatırım, anlattıklarımın yetmediğini düşündüğümde sayfalarca yazarım...Bazen sınıftayken farkında olmadan kurduğum cümleler o kadar uzun oluyor ki öğrencilerimle hep beraber gülüşüyoruz:) Bloğuma da yazarken genelde yazılarım uzun oluyor(du). Gerçekten işe başladıktan sonra ihmal etmeye başladım,eve geldiğim andan itibaren pamuk hanımla koklaşma, oyun falan derken zaman geçiyor ve sadece readerdan arkadaşları takip edebiliyorum. Halbuki zaman hızla geçiyor ve unutulacak ne zamanlar yaşanıyor. Kısa kısa yazsam diyorum çoğu zaman, diyorum da bir de yapabilsem:) yok yok kara verdim kısa kısa da olsa yazacağım, söz uçar yazı kalır mantığıyla...
Ege Bahar'ım 10 gün sonra 19 aylık olacak. Artık istediklerinin farkında olan bir bebe var hayatımızda. Örneğin kahvaltısını kendisi yapıyor, kıyafetlerini dolabından kendisi seçiyor, meyve yemek istiyorsa mutfağa gidip alıyor, kitap okumamızı istiyorsa bunu anlatıyor, büyüdükçe tatlanıyor...
Bununla birlikte büyüdükçe inatlaşma dönemine girdi, istediğini ağlayarak yaptırmaya çalışıyor, bugüne kadar pek yapmadığım halde ara ara sesimi yükseltmeye başladım, nerede durması gerektiğini bilmesi gerekiyor ve her istediği babası,dedesi ve anneannesi tarafından yapılan kızımı bazen zaptedemiyorum. Yaramazlık genlerini babasından almış heralde:) sürekli sandalye ve koltuk tepelerinde, düşersin annecim dedikçe daha da uç noktalara çıkıyor, geçen hafta duvarda asılı olan oldukça büyük bir fotoğraf çerçevesini koltuğun kenarına çıkarak düşürüp paramparça etti, aklım gitti koca tahta çerçeve kafasına gözüne gelecek diye...
Bazen şaşkına dönüyorum, çocuklar bu dönemde herşeyi ne kadar çabuk öğreniyorlar...makyaj pamuklarını alıp yüzünü temizliyor, küpe takmaya çalışıyor, parfüm sıkmak istiyor, ayakkabılara bayılıyor...çok feminen bir bebe benim kızım:)
Son iki ayda bir yığın kelime öğrendi, en hoşumuza gideni, anne veya dayı okulda ne yapıyor kızım deyince öyle güzel "derç" diyor ki hepimiz kopuyoruz:)
Daha iki ay var ama sabırsızlıkla yarıyıl tatilini bekliyoruz, kocişle kafamızda ufaktan planlar yapmaya başladık, kızımızı alıp bir hayli uzaklara gitmeyi düşünüyoruz. Hayırlısı tabii ki, zaman ve şartlar neyi gösterir bilemiyorum şu an...
Biz bütün kurban bayramını Ege Bahar'ın hastalığı ile geçirdik, 9 günlük tatlde çalışırken yorulmadığım kadar yoruldum, ateş olayı beni çok korkutuyor, 3 gece ateşle boğuştuk,neredeyse 10 günde iyileşti kızım. Bu son hastalık 1,5 ayda üçüncü hastalığı oldu. Gerçi aradakini hafif geçirdi ama doktoru bağışıklık sistemiyle ve alerjiyle ilgili bir takım tahliller istedi, hafta başında sonuçları aldık, alerjik bir durumumuz yok çok şükür ama total immunoglobilin sayımız alt sınırda çıktı, 3 yaşına kadar vücut kendisi tamamlayacakmış, bir takım bağışıklık arttırıcı ilaçlar almaya başladık, 6 ayda bir kontrolü yapılacak. Biraz canım sıkıldı tabii ama Allah daha büyük dert vermesin,biraz daha sık hasta olabilirmişiz ama diyorum ya çok şükür neler var....
Geçen ayın başında gittiğim kitap fuarından Ege Bahar için aldığım birsürü kitap var, bu ara kitaplara bayılıyor, "papak papak" diye dolanıyor etrafta:) Başka bir yazı konusu olsun bizim kitaplarımızda. Ege Bahar'ın son hallerinden biraz fotoğraf koyup bitiriyorum...

Sarı şekerim...


Bunlar bayram sonu doktora gittiğimizde muayene olmadan önceki şebekliklerimiz:)

Ege Bahar hasta ve ateşli...

Fotoğraftaki kule oluşturulan küpler favorisi bu ara,pek seviyor... Kreasyon kendisine ait,etekde tişörtde biraz büyük:) onu giydirelim, bunu giydirelim dedik kandıramadık, eşofman falan giymek istemiyor, evde bile kokoş, hiç anasına çekmemiş:)