annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2013 Cumartesi

DeNgE...


Hayatın dengesini kurmayı bilmiyor daha...Büyükler biliyor mu acaba???


Maymunları birbirine takıp dengeyi sağladıkça, ağacı aşağı düşürmedikçe ondan mutlusu yok...


"Anne anneee!" diye bağırıp beni çağırıyor. "Bak! nasıl dengesini sağladım" diyor ve kıkırdıyor.


Bir tane bir tane daha ekliyor...


Dengeyi sağlarsa mutlu oluyor...herkes gibi...



   Hayatın dengesini sağlamak biraz daha zor ama umarım onu da başarır...

Fotoroman gibi oldu bu yazı:) Sonunu da uyduralım bari;

Bazen dengeleri sağlamanın en güzel yolu gözlerini kapamaktır. Herşey gözüne gözüne batmayacak, arada kapatacaksın gözlerini...

31 Ekim 2012 Çarşamba

Yaşarken öğrenilenler...



Neredeyse iki üç hafta oldu. Aklıma geldikçe hala canım sıkılıyor...

Bir çocuk mağazasındayız, doğal olarak annelerinin yanında çocuklar var. Bizim kız çocuk görünce dayanamaz, hemen iletişim kurmaya çalışır, kendinden küçükse abla rolüne girer hemen, akranıysa veya kendinden büyükse "arkadaş olalım mı" der sesini yumuşatarak. Mağazada beş yaşlarında bir kız çocuğuda annesiyle beraber kıyafet bakıyor, Ege Bahar gülümseyerek yanına gitti ve arkadaş olalım mı dedi. Kız çocuğu öfke dolu bir sesle "git başımdan ya" diye bağırdı. Kızım bir anlam veremedi, bir bana bakıyor, bir çocuğa. Sesimi çıkarmadım, sadece izlemeye devam ettim, annesi tepkisiz bir şekilde (duyduğu halde) eteklere falan bakıyor. Gel kızım deyip Ege Bahar'ı yanıma çağırdım. Ege Bahar hakikaten bir anlam veremedi olaya, dilimin döndüğünce durumu anlatmaya çalıştım, belki tanımadığı insanlarla konuşmaktan hoşlanmıyordur gibi birşeyler söyledim. Baktım yine gidiyor yanına, oyuncağıda elinde, uzatıp birlikte oynayabiliriz diyor. Biraz ilerden izliyorum, çocuk "offf, git dedim sana, git başımdan" diye bağırdı yine. Annede tepki sıfır yine, çok bir şey beklemiyorum bence, sadece kibar bir şekilde bunu söylemesi gerektiğini falan belirtse ya da "bak o daha küçük,senin oynamak istemediğini anlamadı galiba" falan dese biraz içim rahatlayacak. Ama yok, anne hiç ilgilenmiyor bile, çocuğu benim kızıma nasıl bağırıyor anlatamam, sanırsın Ege Bahar birşey yaptı veya bir zarar verdi. Tutamadım kendimi, annesinin yapmadığını ben yapayım da öğrensin dedim. "Ege Bahar'ın yaşı senden küçük, seninle oynamak istiyor ama sen istemiyor olabilirsin tabii ki, fakat bunu kibar bir şekilde ona söylersen eminim anlayacaktır" dedim. Açık konuşayım çok yumuşak bir dille söylemedim bunu, üzüldüm çünkü...Annelik ve koruma içgüdüsü mü dersiniz bilemem ama çok üzüldüm. Kendi evladım bir başkasının çocuğuna bu şekilde davransa kati suretle müdahale ederim, yanlışını görebilmesi için doğru olanı göstermeye çalışırım.


Olay benim çocuğumla neden oynamıyor olayı değil tabii ki, çocuk da olsalar kendi duyguları, istekleri var, hoşlanmıyor olabilir ama duyguları makul bir şekilde ifade etmeyi öğretmek anne ve babalara düşer diye düşünüyorum.


Kızımın ikinci bağırışı yedikten sonra "ama ben onu sevmiştim" demesi gözlerimin önünden gitmiyor. Hayatta yavrularımıza öğretmemiz gereken ne çok şey var. Aslında bir yerden sonra ne yapsak boş, bazı duyguları yaşaya yaşaya öğrenecekler. Üzülecekler, anlam veremeyecekler...Böyle böyle büyüyecekler. Ne annelik içgüdüsü ne başka bir şey onları koruyamayacak...Sana böyle davranana sende aynı şekilde davran demek doğru gelmiyor bana ama yine itiraf edeyim bunu söylemek içimden geldi, ne mi yaptım yuttum, böyle bir şey söylemedim...

30 Ekim 2011 Pazar

Ege Bahar'ı kızıma...


Büyüyorsun...2,5'a tam iki hafta kaldı, ne zaman bu kadar büyüdün anlayamıyorum...Daha ikibuçuksun ama bu kadar hızlı geçtiyse ikibuçuk yıl, sonrası da çok çabuk geçecek demek ki...İçim tuhaf bir sevinçle dolu, anne babalar çocuklarının nasıl büyüdüklerini hiç anlayamıyorlar, yıllar koşar gibi geçiyor, insan yavrusuna doyamıyor yaşı kaç olursa olsun...

Artık kendini, istediklerini, istemediklerini rahatça ifade eden bir çocuksun. Kreşe ilk başladığında ağlayasım gelirdi senin ardımdan ağlama sesini duyarken, şimdi de ağlayasım geliyor sen ardına bile bakmadan sınıfına, öğretmenine koşarken...Sokağın başında öpmeye başlıyorum seni, bırakırken koşup gideceksin diye...

Akşam uyumadan önce seni kucağıma alıyorum, bizim için ne kadar değerli olduğunu, seni ne kadar çok sevdiğimizi anlatıyorum. Bazen kendi duygularımı anlatırken babanı unutmuşsam eğer "babam da di mi" diyorsun, sonra da "bende sizi çok seviyorum" diyorsun, kucağımda mutluluktan bacaklarını bir o yana bir bu yana sallıyorsun...Doya doya yaşamaya çalışıyorum bu dakikaları, biliyorum ki bu zamanlar bir daha geri gelmeyecek...

Sana sarılarak uyumaya baban da ben de bayılıyoruz, bir uyanıyorum, minik bir el ya saçlarımın içinde, ya da sıkı sıkı beni sarmış durumda...

Sen evimizin neşesi, yaşantımızın heyecanısın güzel kızım...
Babanın, benim herşeyimizsin...
Niye mi yazdım ben şimdi  bunları?
Annelik işte, kabardı bir anda yüreğim, yaz dedim kendime, yaz ki hislerin bir gün okunsun bir sarı kelebek tarafından...

30 Eylül 2011 Cuma

Unutmadan...


İlerde hatırlamak için, mutlu olmak için unutmadan yazayım...

Ege Bahar'ı bazen banyoya götürmek çok zor oluyor, kör inadı tutunca elini yıkamak istemiyor, böyle durumlarda yarış yapmayı öneriyorum, kim banyoya önce ulaşırsa yihhuuuu! diye bağırıyor ve kahraman oluyor:) genellikle o kazansada arada bende kazanıyorum tabii ki, yenilmeyide öğrensin:) aramızda defalarca geçen diyalog şu şekilde;

Ben : offf Ege Bahar sen kazandın, bende kazanmak istiyordum
E.B: Üzülme dostum, ikimizde kazandık:)

Bu daha da hoşuma gidiyor;

B: Ege Bahar sen doğmadan önce  ben seni nerede büyüttüm?
EB: Karnında
B: Sen nasıl doğdun?
EB: Karnından çıktım.
B: Peki sen doğunca bana ne dedin?
EB: Sürprizzzzzz:)))

Bu cevapları nasıl buluyorlar sahiden şaşıp kalıyorum bazen, sürprizmiş, hayatımın en güzel sürprizi:)

14 Eylül 2011 Çarşamba

Alışacağız...


Hastalıktan dolayı bir haftadır kreşe gitmiyor, iki gündür alıştırmaya çalışıyorum, neden kreşe gidiyor anlatıyorum, ısrarla gitmeyeceğim diyor, bir de "beni bılakma nütfen" diyor...anne bebeği o daha, ben öpüp koklamalara doyamazken, gün boyu kokusunu özlerken nasıl da dirayetli aslında, biliyor ki anne işe gidecek, tesellim şu; biliyor ki onu koşa koşa gelip alacağım...Aslında kreşe başladığı ilk hafta çok sorunsuzdu fakat buranın hergün gidilmek zorunda olunan bir yer olduğunu farkedince işler değişti. Sabahları kreşe gittiğimizde ilk önce biraz mızırdanıyor gitmeyeyim diye, elini bırakıp, arkamı dönüp bakmadan gitmek zorunda olmak içimi burkuyor, o "Özlemmmm, Özlem'e gidicemmmm" diye bağırdığında içimden geçenleri anlatmam mümkün değil...Bahçenin duvarına yaslanıp dolmuş gözlerle sesinin kesilmesini bekliyorum, bir kaç dakika sonra oyunlara dalıyor ve ses kesiliyor ama o ses bütün gün yankılanıyor içimde...
Her akşamüzeri öğretmenine aynı şeyleri soruyorum papağan misali, halbuki kadın elime günlük değerlendirme formunu veriyor, bu formda yemekler yendi mi, hangi faaliyetler yapıldı, uyudu mu vs. herşey yazıyor, ben yine de hergün soruyorum; yemeğini yedi mi? uyudu mu? keyfi nasıldı? hergün de aynı cevapları alıyorum; yemeğini yedi, uyudu, hiçbir problem yok, çok güzel vakit geçirdi diye...Kurum sahibinin bir lafı var, "arıza çocuklarda değil annelerde" diyor şakayla karışık:) Akşamüzeri çocuklarını almaya gelen veliler hemen çocuklarını alıp ayrılırken benim oradan ayrılmam rahat 10 dk. Hakikaten arıza bende galiba, bazen veli toplantılarında velilerin bir kısmına sinir olurdum, yalnızca onların çocuklarının öğretmeniymişim gibi anlamsızca aynı şeyleri söyler, uzatır da uzatırlar çünkü ama anne olduktan sonra yumuşadım ben, birçok konuda çok daha toleranslı oldum... Annelik babalık çok farklı birşey...
Bu gece yatırmadan önce yarın mikili okula gideceğiz anneciğim dediğimde "sende işe" dedi...yüreğim buruldu yine...
Annelik duygusu nasıl bir şeydir çözemedim tüm diğer anneler gibi...şu LTH hormonunun formülünü bilip bir karbon, üç hidrojen çıkarmayla bu yürek sıkıntısı geçer mi bilmem...LTH'sa bütün sorun baba olmak ister miydin deseler koca bir "Hayır" çıkar ağzımdan. Niye çalışıyorum peki, sadece kızıma iyi bir gelecek sağlamak mı? ona da hayır, hem kızım hem kendim için çalışıyorum aslında. Bu sıkıntılı günler hayatımızda birşeylerin değişmesi nedeniyle, nasıl doğum sonrası aldığım bir yıl ücretsiz izin bittiğinde ne yapacağımı bilemediysem ve nasıl daha sonra herşey yoluna girdiyse bir süre sonra bunlarda geçecek. Sıkıntım sabahları o minicik yüreğin içinden neler geçiyor acaba...Tesellim onu almaya gittiğimde yüzündeki koskocaman sevinç, sevincinden ellerini yüzüne kapatıp "annecimmmm" diye bana koşması...
Alışacağız...alışacak diyemiyorum, sadece onun değil benim de alışmam gerekiyor...Herşey bir dönem, bir süre sonra buna da alışacağız...

21 Aralık 2010 Salı

ANNE OLDUKTAN SONRA...

Eskiden daha mı farklıydım ne? Aslında anne olduktan sonra birçok şey değişti hayatımda,öğrencilerle olan diyaloğumda buna dahildir. Gerçi öğrencilerime karşı çok katı, despot bir tavrım olmadı hiçbir zaman, yine de geçen haftalarda yaptığımız veli toplantısından sonra anneliğin insanı ne kadar değiştirdiğini daha iyi anladım. Eskiden rencide edici tarzda olmasa da velilere sınıfta huzursuzluk yaratan öğrencileri söyler, birlikte bu problemi halledelim derdim, oysa iki hafta önce yaptığımız toplantıda hiçbir sınıfta kimsenin çocuğu için incitici birşey söylememeye özellikle dikkat ettim. Toplantı sonrası öğrenciler sınıfta hocam bizi şikayet etmemişsiniz deyince "edemedim" dedim, "herkesin evladı çok kıymetli, bir öğretmeni Ege Bahar için beni mahçup edecek birşey söylese çok üzülürüm" dedim...Sınıflardaki sevinci bir görseniz, tepkiler aynen şöyle; "hocam siz annesiniz ya ondan, X hocanın çocuğu yok, çok sert o yüzden":) çakallar sizi dedim,çözmüşler olayı:)
Anne olduktan sonra anladım, herkesin yavrusu kalbinin en kıymetlisi.....