30 Eylül 2008 Salı

Nice mutlu bayramlara...

Sevdiklerinizle şeker tadında bayramlar geçirmenizi diliyorum...
Ramazan Bayramınız mübarek olsun...

20 Eylül 2008 Cumartesi

SONBAHAR...


Meğer ben ne çok özlemişim sonbaharı...
Bir yaz çocuğu olduğumdan mıdır bilemiyorum ama en sevdiğim mevsim yazdır. İncecik ve rahat giyinebilirsin, bir de parmak arası şıpıdık terliklerin de varsa senden mutlusu yoktur. Denizin mavisiyle, güneşin sıcaklığıyla doya doya kucaklaşırsın. Ohh bee,tatildesindir:))) Bu nedenle her yaz tatili bitiminde biraz üzülürüm ben ama okulların açılmasıyla birlikte (nasıl bir uyumsa anlayamam) daha ilk günden hemen alışırım yoğun bir şekilde çalışmaya, sonbahara ardından da kışa...Yine gelecek o güzel yaz umuduyla...
Hep böyle düşünürüm aslında ama bugün sonbaharı çok özlediğimi anladım. Birkaç gündür hastayım, üşütmüşüm, baktım ki geçmiyor ve kendime iyi bakmam lazım, iki gündür oruç tutamıyorum. Günüm adaçayı, ıhlamur, papatya çayı gibi şifa kaynaklarını tüketmekle geçiyor. Açıyorum radyoyu, alıyorum elime fincanımı ve farkediyorum sonbaharı ne çok özlediğimi...Hep hüzünlü mevsim derler ama bence huzur dolu bir mevsim...Ben daha yeni görebiliyorum...gitgide olgunlaşıyor muyum ne:)))
Fotoğraftaki gibi bir evimiz olmasını hayal ediyorum...Tahtadan yapılmış bir ev, bir fincan sıcacık çay, dost kokulu kitaplar, sarı kızıl yapraklar...Bahçede tatlı bir köpek ve biraz da yağmur...
Not: Fotoğraf www.kaliteliresimler.com adresinden alınmıştır.

8 Eylül 2008 Pazartesi

Zil çaldı!!! haydi bakalım sınıflara:))) oğlum sus konuşma:)))
Öğretmenler olarak bu yıl için tüm hazırlıklarımızı bitirdik.
Artık öğrencilerimizle beraber sınıflarımıza girmenin vakti geldi.
2008-2009 eğitim öğretim yılı bugün başlıyor. Tüm öğretmen, öğrenci ve anne babalar için hayırlı bir yıl olmasını diliyorum...

5 Eylül 2008 Cuma

ANTALYA...KALEİÇİ...KOKOREÇ...

Balböcüğüm işi nedeniyle 31 Ağustos-3 Eylül arası Antalya'da olacaktı. Okulların açılmasına bir hafta kala "bu benim son fırsatım" deyip takıldım peşine:))) Tabi o hep çalıştı, ben hep dinlendim. Canım benim tüm yorgunluğuna rağmen, kalan zamanlarında birde benimle gezdi.

Kocişde bende Antalya'yı çok severiz. Şehir dışında Aspendos, Perge ve Phaselis en sevdiğimiz yerler. Hele ki Phaselis'e ayrı bir zaafım vardır. İlk defa orada araba kullanmıştım:))) Öyle sakin, öyle huzur verici bir atmosferi var ki, huzur dolup dönüyorum her seferinde. Bu nedenle Antalya'ya her gidişimizde ufak bir Phaselis kaçamağı yapmaya çalışıyoruz.. Ama bu sefer kociş iş, ben tatil yapınca kaçamadık yakın bölgelere. Bizde kocişin de boş olduğu zamanları şehir merkezinde değerlendirdik. Hatta şehir merkezindeki Mermerli Restaurantın hemen altındaki küçük plajda (kolajda fotoğrafı var) şıpıdık şıpıdık yüzdük...
Kolajdaki tüm fotoğraflar ve bu fotoğraflardaki o güzelim evler Kaleiçi ve çevresinden. Şehir içinde Kaleiçi'nin o güzelim sokakları, Kaleiçi Mermerli Restaurant, Yat limanının üstündeki cafeler, ve dönerciler çarşısındaki Şampiyon Kokoreç favorilerimiz arasında. İstanbul'da kokoreçi genellikle ızgara domatesle karıştırıp servis yapıyorlar. Biz sadece kekikle lezzetlendirilmiş halde seviyoruz ve İstanbul'da sade yemiş olsam o lezzeti bir türlü bulamıyorum. Meşhur olan olmayan tüm kokoreççiler tarafımızdan denenmiştir:))) Zaten Şampiyon kokoreç bir çözüm bulmuş kendince; menüde kokoreç ve İstanbul usulü kokoreç diye iki alternatif var. Fethiye'de de kokoreç çok sevilir ve gayet lezzetli yapılır ama ben yine de Antalya'yı bu konuda tek geçerim.
Offf...Tam da Avrupa Birliği kriterlerini uygulamaya çalışan ülkemde ne çok kokoreç dedim:))) Sevmeyen ve tiksinenlerden çokkkk özür dilerim ama Avrupa Birliği bile vazgeçiremez beni bu lezzetten....