17 Mayıs 2013 Cuma

Bolu'da doğa kaçamağı ve doğumgünü...


Geçtiğimiz haftasonu Ege Bahar kızımızın doğumgünü ve anneler günü aynı güne denk gelince şehir dışına bir kaçamak ayarlayalım diye düşündük.

Bolu Karacasu'da bulunan Gazelle Spa Resort 'a rezervasyonumuzu yaptırıp Cumartesi sabahı erkenden yola çıktık ve öğlen olmadan otele vardık.

Otel spa konseptiyle kurulduğu için dinlenme ve keyif sağlama anlamında çok başarılı. Bölge termal yönünden de zengin olunca kapalı ve açık yüzme havuzlarının yanında termal havuzlarda otelde yerini almış.

Otelde çocuklu aileler oldukça fazlaydı. Bunda yemyeşil bir ormanın içinde kurulmuş olmanın, doğa dostu olmanın, kazlar, ördekler, tavuklar, horozlar gibi hayvanların bahçede serbest olarak dolaşmalarının etkisi büyük olmalı. Üstelik Karacasu Bolu merkeze 10 dk. uzaklıkta bir bölge. Yani acil bir durumda doğanın içinde yer alan bir otelden şehire ulaşmak problem değil. Otelin sınırları içerisinde trekking alanı olarak belirlenmiş iki kilometrelik bir yürüme parkuru da mevcut. Tamamen meşe ağaçları ile kaplı bu ormanlık alan hakikaten insanı şehir yaşamından alıp götürüyor. Otelin oldukça büyük bir çocuk oyun salonu mevcut. Yemekler ise tek kelimeyle şahane. Bugüne kadar gittiğimiz oteller arasında mutfak anlamında en başarılı bulduğum otellerden biri. Bolu aşçılar diyarı olduğundan mı acaba:)

Bu tatilde Ege Bahar çok keyifli anlar yaşadı. Tavukları, horozları besledi, ördekleri kovaladı, kazlardan kaçtı:) İlk kez hamam sefası yaptı, sıcacık olan termal havuza girince şaşırdı, babasının omzunda da olsa trekking yaptı, ormanda orkide türleri gördü, topraktan orkide soğanları çıkardı, karayosunlarıyla tanıştı. Doğayla dopdolu geçen bir tatil yaşadı.

Pazar öğleden sonra otelden ayrılıp Bolu'nun bir başka cenneti olan Gölcük'e gittik. Doğa harikası olan bu bölgede de kızımızın doğumgününü kutlayıp, göl etrafında güzel bir yürüyüş gerçekleştirdik.

Hava Mayıs'da beklediğimizden biraz serin olsa da çok keyifli zamanlar yaşadık. Bu haftasonunu çektiğimiz fotoğraflarla kaydedelim...






Çeşitli açılardan Gazelle Spa Resort.





Otelin yapımı aşamasında hiç ağaç kesilmemesi, otel bahçesinin tam ortasındaki  300 yıllık meşe ağacı için projenin 1 milyon dolara mal olarak tamamen değiştirilmesi beni çok etkiledi. Tebrik ediyorum...



300 yıllık meşe ağacı...


Üzerindeki  nazar boncuğuna dikkat. Hakikaten maşallah....





Ortamı biraz renklendirmek ve keyif katmak hiç zor değil aslında. Bu eski vosvosu renklendirmek ve resimlendirmek, tekerleri boyamak kimin fikriyse bayıldım. Ege Bahar da çok hoşlandı ki uzun süre buradan ayrılmadı.






Ördeklerle dakikalarca koştu,





Simitlerle tavukları besledi,











Bol bol havuz keyfi yaptı.





Park da oynamadan olur mu hiç? Olmaz tabii...





Sıfırdan başladık,





zaman zaman baba omuzunda olsa da








 annesiyle yürüyüş yaparak


çiçekleri tanıyarak





parkuru tamamladı.



Bolu dağlarının üzerinin duman duman olduğu pazar gününde yol üzerindeki bir pastaneden aldığımız pastayla Gölcük'e vardık. Daha sonra evimizde sevdiklerimizle kutlayacak da olsak doğduğu gün o pasta kesilmeliydi.







Gölcük'te yağmur atıştırırken annesi, babası, Aslı teyzesi, Cüneyt eniştesiyle papatyamız 4. yaşını kutladı.


Bu görüntü bana eski Türk filmlerindeki bir görüntüyü hatırlattı hep...Yanılıyor da olabilirim ama Türk filmlerinde yer alan bir mekan gibi geldi. Gölün kenarındaki tek yapı olan bu ev devlet konuk eviymiş.


Hava çok soğuk olmadığından yağmur yağsa da göl etrafında yürüyüş çok güzeldi.





 Bu fotoğrafa bayıldım, süpersiniz canlarım:)

 Bu tatil kızımıza 4. yaş günü hediyesi olsun...
İleride mutlulukla hatırlasın...
Sağlıkla, mutlulukla nice yaşlarını karşılasın inşallah...
 

12 Mayıs 2013 Pazar

İyi ki doğmuş sarı papatyam...





Canparem kızım...İyi ki doğdun...

İyi ki hayatımızdasın...

Evimizin neşesi, mutluluğusun...

Dün gibi oysa doğumun...

Zaman ne çabuk geçiyor...Dört yaşını doldurdun bile...

Nice nice yıllara yavrum...



Bu sene doğum günün anneler günüyle birleşince çifte mutluluk yaşadık...

Allah seni bize, bizi sana bağışlasın...

Sağlık, neşe, huzur dolu nice yaşların olsun canımıncanı...

Seni çok çok seviyoruz Ege'nin baharı  bal kızım...

7 Mayıs 2013 Salı

Eli değdiğinden galiba...



Bildiğin hazır pastaban ve krem şanti kullanılarak 10 dk. da hazırlanmış bu basit pasta



miniciğimin eli değdiğinden midir bilinmez dün akşam keyifle yendi.

Çilekleri muzları babası için özenle tek tek yerleştirdi.





Uğraştı da kendisi yedi mi acaba?

Tatlı sevmeyen kızım pastanın içinden sadece çilekleri ayırıp yedi.

Ehhh, ne diyeyim eline sağlık yavrumun, pek pek tatlıydı:)

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Büyük anneanne...



Benim kızımın iki anneannesi var, biri büyük, diğeri küçük...

Büyük anneanne benim anneannem,
küçük anneanne kendi anneannesi oluyor.

Büyük anneanne seksen iki yaşında maşallah...

Yaklaşık bir yıldır Alzheimer belirtileri başgösterdi. Zaman zaman unutuyor bazı şeyleri, misal çocuklarını kendi annesi doğurdu sanabiliyor. Yine de çok şükür, kimseye bağımlı değil, yemeğini yiyip, ihtiyaçlarını görebiliyor.




Cumartesi günü sınav görevim olduğundan Ege Bahar'a bakmak için annem geldi. Tabii büyük anneanne yalnız kalamayacağı için onu da getirdi. Eve döndüğümde annem nasıl yorulmuş anlatamam, iki çocukla uğraşıp durdum diyordu gülerek...Yastıkları bile paylaşamamışlar, Ege Bahar ikisini kapmış benim diye, anneannem diğer ikisini...





Allah sağlıklı ömür versin, ailemizin en büyüğü anneannem...
En küçüğü Ege Bahar...

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Pierre Loti- Beylerbeyi...

Bu hafta sonu çalışıyorum. Yani hava böyle mis mis modundayken pek değerlendiremeyeceğim. Artık yarın için baba ve kız kendilerine bir program yapıp değerlendirirler heralde.

Bu post için hazırladığım fotoğrafları taslağa kaydedeli neredeyse bir hafta olmuş.

Geçen pazar kahvaltıdan sonra erkenden yani trafik çilesi başlamadan sokağa attık kendimizi. Nereye gideceğimiz konusunda bir plan yapmamıştık ki eşimin Boğaz Köprüsü'ne saptığını görünce Avrupa yakasında boğaza gidiyoruz heralde diye düşündüm. Nereye gidiyoruz diye sorduğumda "Pierre Loti'ye kahve içmeye" dedi.

İstanbul'da doğdum büyüdüm ama bugüne kadar Eyüp'te bulunan Pierre Loti Kahvesi'ne hiç gitmemiştim. Eşimde aynı şekilde hiç görmemişti. Çektiğimiz onca yola değdi mi bilmiyorum açıkçası. Biz pek beğenmedik, haftasonu olmasından mı kaynaklandı bilemiyorum ama çay ve kahveler buz gibi geldi. Halbuki kahvesi ile ünlü bir mekan değil miydi burası??? Masaların üzerindeki örtülerin temizliği konusunda ise yorum bile yapmayacağım.

Neyse çok dert etmedik bu durumu, görmüş olduk, manzarayı izledik, heralde bir daha da gelmeyiz dedik.

Fotoğraflarda birer anı olarak arşivimizde yerini aldı.



 


 


Pierre Loti Kahvesi'nden Haliç manzarası...


 



 


 




 

 











Soğuk çay ve kahve keyfini sürmek Ege Bahar'ın kısmetiymiş:)

Eyüp'te çok fazla vakit kaybetmeden biz kendi yakamıza geçip haftasonumuzu güzel bir şekilde bitirelim dedik ve çok sevdiğimiz semtlerden biri olan Beylerbeyi'ne gittik. Biraz sahilde deniz havası alıp her zaman yemek yediğimiz mekanlardan biri olan restauranta gittik. Garsonlar değişmiş, yok deniz kenarı masa rezervasyonlu dediler, yok sizi daha sonra kalkan bir masaya alalım dediler, öyle dediler, böyle dediler...Beş dakika içinde bu mekanı terkedip bir daha gelmeme kararı aldık.



 Ardından Beylerbeyi'nde daha önce (sanırım 10-11 sene kadar oluyor) bir kez gitmiş olduğumuz Marina Balık 'a  girdik. Uzun süredir yediğim en lezzetli balık menüsüydü diyebilirim. Servis süresi, ilgi, ikramlar...hepsi bir de üzerine hafta sonu yoğunluğu eklendiği halde harikaydı. Fiyatlarda gayet makul düzeyde. Marina Balık gönül rahatlığı ile tavsiye  edebileceğim bir mekan. Bizim bundan sonra Beylerbeyi'ndeki tercihimiz burası olacak.






Balıklar kısa sürede servis edildiği halde Ege Bahar çoktan midesini ekmekle doldurmuştu.






Yemek bitince biraz sahilde koşmaca, biraz balık tutanları izleme derken akşamı ettik.

Eyüp'le başlayan pazar günümüze Beylerbeyi'nde noktayı koyup eve doğru yol aldık...