27 Aralık 2012 Perşembe

2012 biterken...




2012 biterken ailecek heyecanlıyız...Yeniyılı yeni evimizde karşılayacağız inşallah...

2012 nasıl geldi geçti anlayamadım...

Ömür geçip gidiyor aslında...

Her yeni yılı karşılarken olduğu gibi 2013'den de isteğim sadece sağlık ve huzur...Mutlu olmayı biliyorsan, yüreğin zenginse mutluluk beraberinde gelecektir zaten...

2013 ağzımızın tadının hiç bozulmadığı güzel bir yıl olur inşallah...

Herkese mutlu yeni yıllar!!!

 


18 Aralık 2012 Salı

Ege Bahar'ın elinden...




Nasıl da unutmuşum kızımın elleriyle yaptğı turşuyu nasıl afiyetle yediğimizi anlatmatı. Geçen ayın başında arkadaşlarıyla kavanozlarını, turşuluk sebzelerini alıp okulda elleriyle turşu hazırladılar. Öğretmenleri bir de turşu takvimi hazırlamış her birine. Her gün bir tik attık üzerine, ilk günler düzgün düzgün ben tikliyordum, sonra dank etti, ne yapıyorum ben dedim, her gün Ege Bahar kendince o günü karaladı. Son güne kadar sabırla bekledi. Bir ayın sonunda heyecanla açtık kavanozu ve turşumuzu afiyetle yedik:)

Ege Bahar kendisiyle gurur duydu. Nasıl gururlanmasın yavrum, kendi emeğiyle uğraşıp bize turşu yapmış, hem de ömrü hayatı boyunca bir kez bile turşu yapmamış annesinden önce:)

Güzel yavrumun ellerine sağlık...

15 Aralık 2012 Cumartesi

Taşınma telaşı...


Bugün kız kıza Cadde'de dolaştık Ege Bahar'la. Günlerdir evi toparlamaya çalışıyorum, aslında bugün biraz dişimi sıkıp devam etseydim kalan işler biterdi heralde. Aman boşver dedim, nasıl olsa on günümüz daha var, bir şekilde halledeceğiz artık...

On gün sonra kendi yuvamızda olacağız inşallah...Ailecek heyecanlıyız, yeni bir ev yeni bir düzen kurmak demek. Ege Bahar bile odasıyla ilgili planlar yapıyor ve bizimle paylaşıyor. Allah'a çok şükür kendi yuvamızın sahibi olacağız. Aslında çocukluğumdan beri yaşadığım bu muhiti bırakıp gidecek olmak biraz dokunuyor ama kiraya verdiğimiz onca parayı düşününce çok şükür diyorum. Hem çok mu uzaklara gidiyoruz sanki diyorum kendi kendime, arabayla tam onbeş dakika aslında. Hem kim için bunlar, tabii ki yavrumuz için, oturacağımız bloğu bile ona göre seçtik biz, önümüz çocuk parkı, havuz yanıbaşımızda, illaki haftasonları ailece gezeceğiz ama en azından  park bahçe istediğinde hangi parka gidelim derdimiz olmayacak.

İnsan yeni bir eve geçeceği zaman tabak çanak bile yenilensin istiyor. Sevgili kocam duymasın ufak tefek hoşuma giden parçaları görünce kaçırmıyorum:) Ege Bahar bile kendi kahvaltı takımını yeniledi, beni öyle bir kandırdı ki; "anne yeni evimizde kullanacağım ama" deyince dayanamadım. Eeee armut dibine düşermiş:)))



Taşınmak demek evde farkında olmadan biriken gereksiz eşyalardan da kurtulmak demekmiş. Ne çok şey çıktı atılacak, verilecek. Bu hafta belediye görevlilerini çağırıp kullanmadığımız eşyaları vereceğim. Ege Bahar'ın oyuncaklarından da bir ayıklama yapmayı düşünüyordum ama kızım kesinlikle oyuncaklarına dokundurtmuyor. Açıklaması şöyle ki, hem hepsiyle oynuyormuş hem de kardeşi kullanacakmış. Nasıl bir kardeş takıntısı var şu ara anlatamam, kendisine küçülen her bir parça kıyafeti olmasını istediği kardeşine ayırıyor. Allah nasip ederse bizde çok istiyoruz ama daha zamanı var. Tabii en güzeli daha böyle bir durum olmadığı halde Ege Bahar'ın kardeş durumuyla ilgili bu kadar pozitif olması diye düşünüyorum.




Bunlar bu yıl ki İstanbul Kitap Fuarı'ndan Ege Bahar'ın payına düşenler. Bir ara Ege Bahar'la birlikte gitsek de o da kitap fuarının havasını solusa mı diye düşünmüştüm ama geçen yıla göre organizasyonun çok başarısız olduğunu görünce iyi ki getirmemişim dedim. Biz bu yıl okul olarak 275 öğrenci 6 öğretmen olarak kitap fuarındaydık. Tabii bizim öğrencilerimiz ortaöğretim grubunda yer aldığı için fuarda serbest bırakıyoruz ve belli bir saatte buluşup otobüslerimize biniyoruz. Fakat ilköğretim ve anaokulu öğrencileri tarafından oluşturulmuş zincirler tarafından bolca sıkıştırıldığımız için standlara doğru düzgün bakamadık desem yeridir. Kendimce naçizane keşke organizasyon daha planlı programlı olsa, anaokulları ve ilköğretim kurumları için ayrı bir veya birkaç gün planlasalar diye düşündüm. Velhasıl uğultudan, gürültüden korkunç bir baş ağrısıyla döndük evlerimize. Neyse günün karlı çıkanı Ege Bahar oldu:) Bu kitapları birlikte bir süre inceledikten sonra yeni evimizde okumak üzere paketleyip kaldırdık.

Bizde bu ara toplanma telaşı var yani, çoğu gitti azı kaldı desem yeridir. Hayırlısıyla herşey güzel olacak inşallah...

3 Aralık 2012 Pazartesi

İyicüceler'de şenlenen haftasonumuz...

Neredeyse bir ay olmuş bu post taslağa ekleneli. Yazamıyorum bir türlü, kafamı kaşıyacak vaktim yok şu aralar; taşınma telaşı, eşya toplama, yapılan ve ardından okunması gereken sınavlar, on onbeş günde zor atlattığım, neredeyse dört gün sesimi çıkaramadığım bir alt solunum yolu enfeksiyonu ve tüm bunların arasında aman gönlü hoş olsun yavrumun, hiç vaktinden çalmayayım derken bir ay geçmiş.
Olsun ben bu yazıyı atlamaya kıyamadım, Kasım ayının ilk haftasonu  İyicüceler 'de Sara Şahinkanat ile şenlenen haftasonumuzu yazmadan geçmek istemedim.

Yavru ahtapot olmak çok zor Ege Bahar'ın ilk kitaplarından. Neredeyse ikibuçuk yıldır ara ara bizim kızın ahtapot aşkı depreşir ve yine döner dolaşır bu kitabı illaki okuruz. Geçen ay bir pazar okuma saatinde kitabın yazarı Sara Hanım'dan dinledik kitabı. Arkadaşı Nisan'da gelince Ege Bahar bu etkinlikten çok mutlu ayrıldı. Keyfimize diyecek yoktu.

Zaman zaman düşünüyorum da bu etkinlikleri Ege Bahar kadar seviyorum. Ortalama ayda iki kere İyicüceler'e gitmeye çalışıyoruz. Şimdi oturduğumuz ev kitapçımıza çok yakın ama bir süre sonra taşınınca nasıl bu kadar sık gelip gideriz diye düşünüyorum. Biz İyicüceler'e bayılıyoruz. İnşallah yine sık sık uğrayacağız. 









Sara Hanım kitabın büyük boy bir versiyonu ile gelince tabii ki çocukların çok hoşuna gitti.




"Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor" Nino adında bir ahtapot yavrusunun hikayesi. Sekiz kollu olmaktan yorulmuş kahramanımızın mutsuzluğunun mutluluğa dönüştüğü bir hikaye.  Her sabah sekiz kollu kıyafet giymekten, teker teker ellerine eldiven giymekten bunalmış olan Nino bir gün okul yolundayken yuvası yıkılmak üzere olan ve binlerce yumurtası tehlike altında olan bir yılan balığının yumurtalarını çok kısa bir sürede sekiz kolu sayesinde kurtarıyor ve hikaye Nino'nun kahramanlığı ile sonlanıyor.



















Kitap okunurken sayfa sayfa fotoğrafladım.Anne babalar olarak hakikaten çocuklar kadar keyif aldık. Sara Hanımın daha önce de "Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kızdan" adlı kitabının okuma saatine katılmıştık. Kitap okunurken Sara Hanım kartondan yapılmış kostümleri çocuklara giydirmişti. Bir nevi kitap çocuklar tarafından canlandırılmıştı. Bu canlandırmada Ege Bahar'da çalı olmuştu. Zaten o günden beri İyicüceler'in çalısı olarak hatırlanıyor:) 

Buradan bize bu kadar keyifli zamanlar yaşattıkları için hem Sara Şahinkanat'a hem de iyicücelerimizin devleri Biranda ve Zeynep'e  teşekkür ediyorum...



Bu fotoğraf çok hoşuma gidiyor. Etkinlik sonrası Ege Bahar ve Nisan kitaplara dalmışlar.
   Kuzularım benim...