İstanbul Kitap Fuarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Kitap Fuarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2013 Cumartesi

Anne kız birlikte, 32. İstanbul Kitap Fuarı'nda...


Dün kızımla birlikte anne kız 32. İstanbul Kitap Fuarı'ndaydık.

Aslında sadece anne kız değil, Ege Bahar'ın yanında 130 tane de abla ve abisi vardı. Her yıl olduğu gibi bu yılda öğrencilerimizle birlikte kitap fuarındaydık.


Yüz otuz öğrenci, dört öğretmen ve bir de Ege Bahar:)



Ege Bahar için ilklerden oldu bu fuara katılmak.
Ben çok keyif aldığını düşünüyorum. İlk defa bu kadar kitabı birarada gördü:)

Acaba pişman olur muyum, anne kız sefil olur muyuz diye düşündüm ama gözümü karartıp aldım kızımı çıktım yola. Az yol değil, malum Maltepe'den Beylikdüzü. Yola çıkmadan otobüste sıkılmasın diye güzel bir çanta hazırladık birlikte. Resim defteri, boyalar, kalem kutusu, ufak tefek oyuncaklar, kuruyemiş, meyvesuyu falan olunca yanında, tabii birde otobüsteki abla ve abileri onunla ilgilenince yol nasıl geçti anlamadık... 


Artık kitap fuarının indirim oranları pek az olsada (ki internet alışverişlerinde aynı oranda hatta daha fazla indirim uygulanıyor) fuarın havası apayrı. Beni her yıl İstanbul Kitap Fuarı başlamadan bir heyecan sarar. 1993 yılı Kasım ayında lise birinci sınıftayken Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz sayesinde ilk defa bu fuarla tanışmıştım. Doğum sonrası izne ayrıldığım yıl hariç hiç aksatmadım. O yıllarda Tepebaşı'nda yapılan fuar Beylikdüzü'ne taşınınca gitmem artık desemde her yıl fuar zamanı geldiğinde koşa koşa gidiyorum. Ben Kitap fuarıyla ondört yaşımdayken, kızımsa dört buçuk yaşındayken tanıştı. 




Ege Bahar'ın yanımda olması nedeniyle daha çok çocuk yayınlarının bulunduğu 2. salonda vakit geçirdik.










Bunlar Ege Bahar'ın payına düşenler...




Sakar Cadı Vini serisinin yeni kitabı "Sakar Cadı Vini'nin Korsanlık Macerası" ve eğlenceli bir etkinlik kitabı olan "Sakar Cadı Vini'nin Dünyasını Keşfet"...




Ege Bahar'ın kiaplığında bulunmasını çok istediğim "Küçük Prens" ve Yapı Kredi Yayınları'nın yeni kitaplarından olan "Küçük Hasır Şapka"...


Tübitak Yayınları'nın yeni kitaplarından "İçiyle dışıyla Vücudunuz".
Bu kitabı o kadar beğendim ki ayrı bir post halinde yazmayı düşünüyorum.

Bir diğeri yine Tübitak Yayınları'nın yeni basımlarından biri olan "Beni mutlu eden ne?" adlı kitabı. Bir panda yavrusunun annesinin dilinden dünyadaki bambu ormanlarının nasıl küçüldüğünü ve doğal ortamlarında yaşayan pandaların sayısının nasıl azaldığını anlatan kitapta Çin'deki bambu ormanlarında mutlu olabilen ve bu mutluluklarının devam etmesini isteyen minik panda ve annesinin macerasını okuyorsunuz.




Bunlarda benim payıma düşenler...
"Mart Menekşeleri" geçen yıldan beri çok okunan kitaplar listesinde gördüğüm kitaplardandı. "Böğürtlen Kışı" ve "Kır Çiçeği Tepesi" ise biri Ekim 2013 diğeri Kasım 2013 baskılı iki yeni kitap.




Bir de şu yazımda okumayı ne kadar istediğimi belirttiğim Türk Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak geçen Mehmet Rauf'un  Eylül romanı nihayet bu fuarda unutulmadı ve kitaplığımda yerini aldı...

Aslında kafamda ve notlarımda olan bazı kitapların standlarına uğrayamadım bile, Ege Bahar'ın anaokulu içinde veliler olarak almayı düşündüğümüz yaklaşık onbeş kitabında poşetleri ellerimi doldurunca artık mecalim kalmadı deyip vazgeçtim. Örneğin Türk Tarih Kurumu'nun kitaplarının çoğu %50 indirimli olduğu halde bakamadım bile. Ne yapalım, kısmet bir daha ki Kasım'a inşallah...

32. İstanbul Kitap Fuarı anıları bizim için böyle kayıtlara geçti...

15 Aralık 2012 Cumartesi

Taşınma telaşı...


Bugün kız kıza Cadde'de dolaştık Ege Bahar'la. Günlerdir evi toparlamaya çalışıyorum, aslında bugün biraz dişimi sıkıp devam etseydim kalan işler biterdi heralde. Aman boşver dedim, nasıl olsa on günümüz daha var, bir şekilde halledeceğiz artık...

On gün sonra kendi yuvamızda olacağız inşallah...Ailecek heyecanlıyız, yeni bir ev yeni bir düzen kurmak demek. Ege Bahar bile odasıyla ilgili planlar yapıyor ve bizimle paylaşıyor. Allah'a çok şükür kendi yuvamızın sahibi olacağız. Aslında çocukluğumdan beri yaşadığım bu muhiti bırakıp gidecek olmak biraz dokunuyor ama kiraya verdiğimiz onca parayı düşününce çok şükür diyorum. Hem çok mu uzaklara gidiyoruz sanki diyorum kendi kendime, arabayla tam onbeş dakika aslında. Hem kim için bunlar, tabii ki yavrumuz için, oturacağımız bloğu bile ona göre seçtik biz, önümüz çocuk parkı, havuz yanıbaşımızda, illaki haftasonları ailece gezeceğiz ama en azından  park bahçe istediğinde hangi parka gidelim derdimiz olmayacak.

İnsan yeni bir eve geçeceği zaman tabak çanak bile yenilensin istiyor. Sevgili kocam duymasın ufak tefek hoşuma giden parçaları görünce kaçırmıyorum:) Ege Bahar bile kendi kahvaltı takımını yeniledi, beni öyle bir kandırdı ki; "anne yeni evimizde kullanacağım ama" deyince dayanamadım. Eeee armut dibine düşermiş:)))



Taşınmak demek evde farkında olmadan biriken gereksiz eşyalardan da kurtulmak demekmiş. Ne çok şey çıktı atılacak, verilecek. Bu hafta belediye görevlilerini çağırıp kullanmadığımız eşyaları vereceğim. Ege Bahar'ın oyuncaklarından da bir ayıklama yapmayı düşünüyordum ama kızım kesinlikle oyuncaklarına dokundurtmuyor. Açıklaması şöyle ki, hem hepsiyle oynuyormuş hem de kardeşi kullanacakmış. Nasıl bir kardeş takıntısı var şu ara anlatamam, kendisine küçülen her bir parça kıyafeti olmasını istediği kardeşine ayırıyor. Allah nasip ederse bizde çok istiyoruz ama daha zamanı var. Tabii en güzeli daha böyle bir durum olmadığı halde Ege Bahar'ın kardeş durumuyla ilgili bu kadar pozitif olması diye düşünüyorum.




Bunlar bu yıl ki İstanbul Kitap Fuarı'ndan Ege Bahar'ın payına düşenler. Bir ara Ege Bahar'la birlikte gitsek de o da kitap fuarının havasını solusa mı diye düşünmüştüm ama geçen yıla göre organizasyonun çok başarısız olduğunu görünce iyi ki getirmemişim dedim. Biz bu yıl okul olarak 275 öğrenci 6 öğretmen olarak kitap fuarındaydık. Tabii bizim öğrencilerimiz ortaöğretim grubunda yer aldığı için fuarda serbest bırakıyoruz ve belli bir saatte buluşup otobüslerimize biniyoruz. Fakat ilköğretim ve anaokulu öğrencileri tarafından oluşturulmuş zincirler tarafından bolca sıkıştırıldığımız için standlara doğru düzgün bakamadık desem yeridir. Kendimce naçizane keşke organizasyon daha planlı programlı olsa, anaokulları ve ilköğretim kurumları için ayrı bir veya birkaç gün planlasalar diye düşündüm. Velhasıl uğultudan, gürültüden korkunç bir baş ağrısıyla döndük evlerimize. Neyse günün karlı çıkanı Ege Bahar oldu:) Bu kitapları birlikte bir süre inceledikten sonra yeni evimizde okumak üzere paketleyip kaldırdık.

Bizde bu ara toplanma telaşı var yani, çoğu gitti azı kaldı desem yeridir. Hayırlısıyla herşey güzel olacak inşallah...

1 Aralık 2011 Perşembe

Kitap terapisi...


Okuyorum, bol bol okuyorum bu aralar. Kitap terapisi yapıyorum kendime. Düşünmüyorum, düşünmek istemiyorum. Okuyarak ruhumu dinlendiriyorum sanki. Böyle kaçıyorum çünkü çok özlüyorum....

30. İstanbul kitap Fuarı'ndan benim payıma düşenler yukarıdakiler. Ayın 18'inde 8 öğretmen, 265 öğrenci İstanbul'un bir ucundan diğer ucuna gittik. Lise yıllarımdan beri her yıl aynı heyecanla beklerim kitap fuarını. Kitapçıdan almaktan daha özel benim için, hemen ilk sayfaya yazıveririm tarihi ve yanına iliştiririm "Tüyap" notunu. Okuduğum bir kitap yıllar sonra elime geçtiğinde okuduğum zamanları hemen hatırlatıverir bana, bu sene aldığım bu birkaç kitap daha ayrı sanki, ne zaman elime alsam hatırlatacakları hep özlem olacak bana...

Bunlarda sarı şekerimin payına düşenler. Memo ve Ay ile Kedi Adası 'nın çizimleri harika, Aç Tırtıl tam eğlencelik, tırtılın yediği elmalar, armutlar, çilekler arasında ilerlerken bir kitap çocuklar için bu kadar eğlenceli hale getirilebilir diye düşünüyorum hep.

Böyle işte bu aralar...Kitap terapisi yapıyorum...