Çocuk Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2014 Pazar

mikroskopla tanışma...





Mart ayının sonuna doğruydu,  bir Cuma iş çıkışı laboratuvardan mikroskobumuzu alıp eve döndüm. Laboratuvar dersi sırasında öğrencilerime göstereceğim üç dört çeşit preparatı yaklaşık otuz preparat arasından seçmem gerekiyordu. Bende bu işi haftasonu evde rahat rahat yapayım diye düşünmüştüm.

Pek tabii çok rahat yapamadım bu işi:)
Evdeki Ege Bahar faktörünü elbette unutmamıştım fakat mikroskobun başından kalkmayarak beni hiç oturtmayacağını da düşünememiştim.





Önündeki preparat kutusuna bakar mısınız?
Tek tek eline aldı, inceledi, hatta mikroskobun preparat tablasına düzgünce yerleştirip, sıkıştırma klipslerini bile ayarladı.







Elbette anlayamayacağı bir sürü preparat vardı, incecik bitki gövdesi kesitlerinden tutunda, bir bal arısının çene kesitine kadar.

Bazı örnekleri hiç bir şeye benzetemedi haliyle ama tek hücreli canlılardan ve kan hücrelerinden bir şeyler anladı sanıyorum:)





Ege Bahar'ın mikroskopla tanışması böyle oldu.

Aşağıdaki kitabı yaş grubu biraz daha büyük olan çocuklarınıza alıp, mikroskobu kullanabilmeleri, mikroskop çeşitlerini anlayabilmeleri, evde yapabilecekleri basit, küçük gözlemleri görebilmeleri adına yardımcı olabilirsiniz.

Tabii bunun için küçük de olsa bir mikroskoba ihtiyacınız var. İnternet satış sitelerinden araştırırsanız evde kullanılabilecek boyutta ve özellikte mikroskopların çok da pahalı olmadığını görürsünüz, aldığımız bir çok oyuncağa verdiğimiz tonla paranın yanında çok da büyük meblalar tutmadığını göreceksiniz. Çocuğun dünyasında gözüyle görmediği canlıların görüntüsünü keşfetmesini sağladığınızda soruların ardı arkası kesilmiyor zaten, tecrübeyle sabittir:) 




Bahsettiğim bu kitap Tübitak yayınlarının yıllardır basımını yaptığı bir kitap.

Ben ne olur ne olmaz, gün gelir basımı kaldırılır diye bir kaç yıl önceden alıp kitaplığımıza koymuştum. Baktım ki Ege Bahar mikroskopla çok ilgilendi, hemen çıkardım, dikkatlice incelediğimde daha yaş grubu olarak bir iki seneye ancak algılayabileceğini düşündüğüm halde hücre kavramını farklı canlılar üzerinden açıklaması, mikroskop çeşitlerini görsellerle vermesi, mikroskobun kısımlarını tanıtması, nasıl kullanıldığını anlatması, evde yapılabilecek basit deneyler hakkında örnekler vermesi bakımından oldukça faydalı olduğunu gördüm. Bence mikroskobun nasıl kullanıldığı hakkında bir fikri olmayan yetişkinler için bile güzel bir kaynak.





İç kapaktaki mikroskop resimlerine bayıldım, 1700'lü yıllardan kalma mikroskopların görüntüsü ile günümüz mikroskoplarının görüntüsü bir arada verilmiş.





  






Bu sayfa en beğendiğim sayfalardan.
Tatlı sularda yaşayan tek hücreli protozoaları (amip, öglena, paramesyum vb.), tek hücreli algleri (su yosunlarını) nasıl güzel anlatmış...








Evde yapılabilecek deneylere örnekler...







Bir süre sonra evde rahatlıkla yapabileceğimiz deneylerden biri daha.




Mikroskopla tanıştığı gün Ege Bahar...

Okullar kapanmadan evde bir kez daha inceleme yapacağız inşallah...

Hatta Ege Bahar bu ay içerisinde okullarında katılacağım aile katılımı programında sınıflarına mikroskop getirmemi istedi.
 Yirmibeş çocukla ne yaparım bilemiyorum ama onun da gönlü olsun istiyorum.
Tek tek baktıramazsam en kötü ihtimalle görüntüyü kamerayla ekrana aktarırım diye düşünüyorum.


Böyle işte, ilklere bir anı daha eklendi...

9 Kasım 2013 Cumartesi

Anne kız birlikte, 32. İstanbul Kitap Fuarı'nda...


Dün kızımla birlikte anne kız 32. İstanbul Kitap Fuarı'ndaydık.

Aslında sadece anne kız değil, Ege Bahar'ın yanında 130 tane de abla ve abisi vardı. Her yıl olduğu gibi bu yılda öğrencilerimizle birlikte kitap fuarındaydık.


Yüz otuz öğrenci, dört öğretmen ve bir de Ege Bahar:)



Ege Bahar için ilklerden oldu bu fuara katılmak.
Ben çok keyif aldığını düşünüyorum. İlk defa bu kadar kitabı birarada gördü:)

Acaba pişman olur muyum, anne kız sefil olur muyuz diye düşündüm ama gözümü karartıp aldım kızımı çıktım yola. Az yol değil, malum Maltepe'den Beylikdüzü. Yola çıkmadan otobüste sıkılmasın diye güzel bir çanta hazırladık birlikte. Resim defteri, boyalar, kalem kutusu, ufak tefek oyuncaklar, kuruyemiş, meyvesuyu falan olunca yanında, tabii birde otobüsteki abla ve abileri onunla ilgilenince yol nasıl geçti anlamadık... 


Artık kitap fuarının indirim oranları pek az olsada (ki internet alışverişlerinde aynı oranda hatta daha fazla indirim uygulanıyor) fuarın havası apayrı. Beni her yıl İstanbul Kitap Fuarı başlamadan bir heyecan sarar. 1993 yılı Kasım ayında lise birinci sınıftayken Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz sayesinde ilk defa bu fuarla tanışmıştım. Doğum sonrası izne ayrıldığım yıl hariç hiç aksatmadım. O yıllarda Tepebaşı'nda yapılan fuar Beylikdüzü'ne taşınınca gitmem artık desemde her yıl fuar zamanı geldiğinde koşa koşa gidiyorum. Ben Kitap fuarıyla ondört yaşımdayken, kızımsa dört buçuk yaşındayken tanıştı. 




Ege Bahar'ın yanımda olması nedeniyle daha çok çocuk yayınlarının bulunduğu 2. salonda vakit geçirdik.










Bunlar Ege Bahar'ın payına düşenler...




Sakar Cadı Vini serisinin yeni kitabı "Sakar Cadı Vini'nin Korsanlık Macerası" ve eğlenceli bir etkinlik kitabı olan "Sakar Cadı Vini'nin Dünyasını Keşfet"...




Ege Bahar'ın kiaplığında bulunmasını çok istediğim "Küçük Prens" ve Yapı Kredi Yayınları'nın yeni kitaplarından olan "Küçük Hasır Şapka"...


Tübitak Yayınları'nın yeni kitaplarından "İçiyle dışıyla Vücudunuz".
Bu kitabı o kadar beğendim ki ayrı bir post halinde yazmayı düşünüyorum.

Bir diğeri yine Tübitak Yayınları'nın yeni basımlarından biri olan "Beni mutlu eden ne?" adlı kitabı. Bir panda yavrusunun annesinin dilinden dünyadaki bambu ormanlarının nasıl küçüldüğünü ve doğal ortamlarında yaşayan pandaların sayısının nasıl azaldığını anlatan kitapta Çin'deki bambu ormanlarında mutlu olabilen ve bu mutluluklarının devam etmesini isteyen minik panda ve annesinin macerasını okuyorsunuz.




Bunlarda benim payıma düşenler...
"Mart Menekşeleri" geçen yıldan beri çok okunan kitaplar listesinde gördüğüm kitaplardandı. "Böğürtlen Kışı" ve "Kır Çiçeği Tepesi" ise biri Ekim 2013 diğeri Kasım 2013 baskılı iki yeni kitap.




Bir de şu yazımda okumayı ne kadar istediğimi belirttiğim Türk Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak geçen Mehmet Rauf'un  Eylül romanı nihayet bu fuarda unutulmadı ve kitaplığımda yerini aldı...

Aslında kafamda ve notlarımda olan bazı kitapların standlarına uğrayamadım bile, Ege Bahar'ın anaokulu içinde veliler olarak almayı düşündüğümüz yaklaşık onbeş kitabında poşetleri ellerimi doldurunca artık mecalim kalmadı deyip vazgeçtim. Örneğin Türk Tarih Kurumu'nun kitaplarının çoğu %50 indirimli olduğu halde bakamadım bile. Ne yapalım, kısmet bir daha ki Kasım'a inşallah...

32. İstanbul Kitap Fuarı anıları bizim için böyle kayıtlara geçti...

28 Ekim 2013 Pazartesi

Bir kitap; Dünyanın en güzel giysisi





Pazar günü anne kız bir alışveriş merkezinde bir kaç işimizi hallettik. Ardından D&R 'a girdik. Ege Bahar çocuk kitapları bölümünde kitap incelemekten çok hoşlanıyor, birde kitap alır çıkarız diye düşündüm. O ilgisini çeken bir iki kitap alırken yukarıda fotoğrafı olan kitabı gayri ihtiyari elime aldım ve okumaya başladım. Bitirdiğimde gözlerim dolmuş bir haldeydim. Çok yüreğime dokundu.

Bir prensesin sahip olmak istediği dünyanın en güzel elbisesi için kimlerin canının nasıl yandığını Gülsüm Cengiz nasıl güzel anlatmış;

Ülkenin birinde bir prensesin onsekiz yaş günü için babası nasıl bir armağan istediğini sorar, prenses dünyanın en güzel giysisini ister babasından. Ülkenin bütün tanınmış tüccarları, terzileri durup dinlenmeden üç ay boyunca prensesin elbisesi için çalışırlar. En güzel giysiyi dikecek kişi kral tarafından ödüllendirilecektir, öyle ki ülkede serbest çalışabilecek, yaptığı işler için kendisi ve soyundan gelenler vergi ödemeyecektir.

Beklenen gün geldiğinde prenses kendisi için hazırlanan elbiselerin hiçbirini beğenmez, ta ki saraya bir yabancı gelene kadar. Yabancının getirdiği elbise prensesin gözlerini kamaştırır. Bu elbise için onsekiz yaşına girmemiş yüz genç kız üç ay dışarı çıkmadan umutlarını, düşlerini dokumuşlardır, onsekiz yaşına girmemiş yüz genç denizin dibinden eteğin incilerini çıkarmıştır. Pelerinin ve ayakkabının dantelleri on yaşına girmemiş yüz çocuk tarafından örülmüştür. Çünkü ancak o çocukların parmakları bu kadar ince bir danteli dokuyabilirmiş...
O günden sonra yabancı ülkenin heryerinde istediği gibi ticaret yapar, üstelik vergi bile ödemez.
Prensesin yaş gününün kutlanacağı gün halk üzerindeki elbiseyi görmek için sokaklara dökülür.Prenses ve babası saray arabasıyla halkın arasında ilerlerken prensesin gözleri eski ve renksiz giysiler içindeki genç kızlara, onların yanındaki zayıf küçük çocuklara, sakat delikanlılara rastlar. Bunlar onun elbisesi için aylarca çalışan çocuklar, genç kızlar ve delikanlılardır. Kalabalığın içinde bir ozan elinde çalgısı bu hikayeyi şarkıyla anlatır ama o da askerler tarafından yakalanır, yine de susmadan şarkısını söyler. Kral ve prenses ise kutlama töreninin yapılacağı görkemli binaya geçerler. Kalabalığın arasında bir dokumacı kız şarkıyı söylemeye devam eder.


Kitabın illüstrasyonlarını Betül Gönüllü hazırlamış. Kitap Nisan 2013'de basılmış. Radikal Gazetesi kitap ekinde Görkem Yeltan kitaptan şöyle bahsetmiş.




Betül Gönüllü kitabın illüstrasyonlarında prensesin yüz ifadelerini, mimiklerini öyle güzel çizmiş ki bayıldım. Unutmamak lazım ki çocuk kitaplarında illüstrasyon çok önemli, anlatılanın çocuğun zihninde kalması için insanların mimikleri, neşe, sevinç, üzüntü gibi duyguları hikaye ile bütünleşmeli; doğanın, bulutun, güneşin bile bir ifadesi olmalı diye düşünüyorum. Betül Hanım anlatılmak istenileni çizimleriyle iyice zihne kazıyor. Gönülden tebrik ediyorum kendisini...



Hiçbir elbiseyi beğenmeyen prenses...



...YABANCI...
Ahhh bu yabancı neler anlatıyor neler...




Yüz genç kızın, yüz küçük çocuğun, yüz gencin emekleriyle hazırlanan dünyanın en güzel giysisi...




Bu sayfalar beni mahvetti...
Hiçbir çocuğun rengi, umutları, düşleri, bedenleri çalınmasın...







 

Hikayeyi ezgiye döken ozan...

Sözler çok anlamlı...anlayana...



Ben kitabı aldım ama şimdilik Ege Bahar için okunmayacak, bir süre rafta bekleyecek. Çok hassaslar bu yaşta, kitapta geçen küçük çocukların elleri için kullanılan delik deşik ifadesi biraz ağır gelebilir mesela. Zamanın geldiğine inandığım vakitte mutlaka okuyacağız. Dünyanın değişik bölgelerinde daha yetişkin bile olamadan üç beş dolar için okuyamadan, yemeden içmeden çalışan yavruları bilmesi lazım.








Bu kitap bizler içinse kendimizle yüzleşme fırsatı veriyor, en azından farkındalık yaratıyor. İnsan o kadar etkileniyor ki dünyanın en güzel elbisesine sahip olmayı istemiyor. Tabii ki siyasi tarafı da var olayın ama beni tek ilgilendiren verilen mesaj ve gerçekliği. İsteklerimizi, sevdiklerimizi, ruhumuzu nasıl doyurduğumuzu, dünyanın bugünki düzenini değerlendirme imkanı veriyor.


Çocuk kitabı der geçersin, önce bizler okumalıyız diyor, Gülsüm Cengiz'i, kalemini, sanatını saygıyla selamlıyorum...

22 Ağustos 2013 Perşembe

Yaz bitmeden...





Yaz tatilinin bitmesine az kaldı ya, kalan günler iyice kıymetlendi...
2 Eylül'de iş başı yapıyorum, 9 Eylül'de Ege Bahar okuluna başlıyor, 16 Eylül'de öğrencilerimle buluşuyorum...

Bu kadar az özgür günümüz kalmışken kışın çok özleyeceğimiz günleri dolu dolu yaşamaya çalışıyoruz. Arkadaşlar tekrar tekrar ziyaret ediliyor, havuzda son demler yaşanıyor, sitenin çayırları bizim kızla ve kitaplarıyla şenleniyor...





Kahvaltımızı yapınca kitaplarını seçiyor ve bahçeye iniyoruz. Çimenlere oturuyoruz ve kitaplarımızı okumaya başlıyoruz. Tabii ki olayı park keyfiyle de taçlandırıyoruz.
















O gün keyfi bunları istemiş...









Bana diyor ki; "Anne keşke bahçe katı ev alsaymışız..."
Haklı valla...
Balkondan direkt bahçeye çık, havuza git, çimenlere masanı kur, ister kahvaltını, ister akşam yemeğini yap, ister kahve keyfine var...Çocuk da özgürce bahçe de gününü geçirsin...
Düşünemedik diyemeyeceğim, çünkü düşündük, bana biraz zor geldi vs vs...ama şimdi ara ara keşke diyorum...









Bu güzel salıncak bahçe katında oturan tanımadığımız bir komşunun...
Ege Bahar kendisininmiş gibi kuruluyor, ayırmak için biraz uğraşıyorum açıkçası.









Konu konuyu açtı...
Ne diyordum; biz artık kitaplarımızı bahçede okuyoruz, çok da keyifli oluyor. Bu arada gündüz kitap okuduğumuz için ara verdiğimiz akşam uyku öncesi okumalarımıza da geri döndük yani yaz bitmeden kitap keyfini ikiye katladık...

Galiba bu çocuk kitaplarını bende çok seviyorum;)