Sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2013 Cuma

Yüreğimin kapılarını açtım, sefalar getirdin Kasım...





Hoşgeldin Kasım...

Sanki benim çok sevdiğim ayların içinde kaybolmuşsun gibi hissettim bir an, sanki sen hep oradaydın da ben hiç farketmemişim gibi...
Sanki sende yaşadıklarımı hatırlamak istemedim aslında, halbuki senin ne suçun var, sana denk geldi işte...

Bu defa daha güzel olsun inşallah...
Sarı kasımpatılarla karşılıyorum seni...
Yüreğimin kapılarını açtım; Sefalar getirdin...

Not: Görsel alıntıdır.

20 Eylül 2013 Cuma

Ahhh sonbahar...seni seviyorum...


İyiyiz, sağlıklıyız, mutluyuz çok şükür...




Ege Bahar geçen hafta başı okula başladı.
Allah'a şükür oryantasyon haftası güzel geçti.
Bugün okuldaki ikinci haftası bitti.



İki yıldır anaokuluna giden kızım bu yıl okuldaki üçüncü yılına merhaba dedi...

Maşallah deyip, dilimi ısırıyorum; çok keyifle gidiyor yeni okuluna, öğretmen formasyonunun ve deneyiminin ne kadar önemli olduğunu biliyorduk tabii ki ama yaşayarak da görmüş olduk.




Tabii bende yeniden öğrencilerime kavuştum...
 Her Mayıs Haziran döneminde şu an hissettiğim duyguların tam tersi biçimde tatil diye zıplarken bu aralar sabahları işe çok keyifle gidiyorum...

Tatildeyken yayıldıkça yayılıyorum, iş başladığı halde daha düzenli daha disiplinli herşey; haftasonu planlanmış, Cuma iş dönüşü akşamdan çamaşır, ütü halledilmiş oluyor. Kahvemi bile daha düzenli içiyorum desem yeridir:)))

Yaş ilerledikçe beğeniler ne kadar da değişiyor;
ahhh sonbahar...seni seviyorum...

10 Ekim 2011 Pazartesi

Kelebek avcısı...


Çiçeklerin arasında nasıl da kaybolmuş...Çiçekler arasında kaybolurken kendini de kaybediyor aslında...Heyacanla nasıl koşturuyor, nasıl çığlıklar atıyor anlatamam...Kelebek avcısı oldu Ege Bahar, geçen hafta sonbaharın yazdan kalma son günlerini yaşarken iki kez Fenerbahçe Parkı'nda bulduk kendimizi. Deniz parkına gidelim, kelebeklere gidelim deyince bırakıyoruz işi gücü, o koştururken
kelebeklerin peşinde bizde unutuyoruz derdi tasayı galiba...




Babası kelebeklerden birini yakaladığı an havalara uçuyor, tutimmm, tutimmmm diyor ve mutlu sona eriyor..."Zarar verme kızım tamam mı" diyorum, tamam deyip bırakıyor, aynı sahne aynı yerde yaklaşık yarım saat sürüyor:)




 Ne kadar narin...


Bir bakıyorum üffff çiçeği buldum diyor, kızım o Karahindiba desem anlar mı acaba:) Bende çocukken üflenen çiçek derdim, üniversitede tohumlu bitkiler sistemetiği dersinde öğrenmiştim adının Karahindiba olduğunu, halbuki anneannemin radika dediği ve yapraklarından salata yaptığı, heryerde zibil gibi bulunan bir çiçektir karahindiba, hani sarı papatya deriz ya, o işte...ama vallahi o sarı çiçekle bu üflenen çiçeğin aynı bitki olduğunu ben ta üniversitede öğrendim...

 Surata bak, çirkinnnnn:)


Bütün tohumlar uçtu, gitti...Kimbilir belki bir yerlerde çimlenirler...


Bizim Fenerbahçe Parkı klasiğimiz...gezmeler, hoplamalar zıplamalar, kedilerle koşmalar, ördekleri kovalamalar bitince denize midye kabuğu ve taş atma başlar. Ege Bahar sudan gelen cup cup sesine bayılır. Şimdi mevsimi ya at kestanesi atıyoruz birde, daha kuvvetli cuppp sesi duyuyoruz:)



Bu sonbahar başında Ege Bahar en çok kelebekleri, kelebeklerin peşinden koşmayı sevdi galiba...doğayı, hayvanları, bitkileri çok seviyor...doğa onu heyecanlandırıyor, onun heyecanı bizi de heyecanlandırıyor, içimize yaşama sevinci veriyor...

20 Eylül 2008 Cumartesi

SONBAHAR...


Meğer ben ne çok özlemişim sonbaharı...
Bir yaz çocuğu olduğumdan mıdır bilemiyorum ama en sevdiğim mevsim yazdır. İncecik ve rahat giyinebilirsin, bir de parmak arası şıpıdık terliklerin de varsa senden mutlusu yoktur. Denizin mavisiyle, güneşin sıcaklığıyla doya doya kucaklaşırsın. Ohh bee,tatildesindir:))) Bu nedenle her yaz tatili bitiminde biraz üzülürüm ben ama okulların açılmasıyla birlikte (nasıl bir uyumsa anlayamam) daha ilk günden hemen alışırım yoğun bir şekilde çalışmaya, sonbahara ardından da kışa...Yine gelecek o güzel yaz umuduyla...
Hep böyle düşünürüm aslında ama bugün sonbaharı çok özlediğimi anladım. Birkaç gündür hastayım, üşütmüşüm, baktım ki geçmiyor ve kendime iyi bakmam lazım, iki gündür oruç tutamıyorum. Günüm adaçayı, ıhlamur, papatya çayı gibi şifa kaynaklarını tüketmekle geçiyor. Açıyorum radyoyu, alıyorum elime fincanımı ve farkediyorum sonbaharı ne çok özlediğimi...Hep hüzünlü mevsim derler ama bence huzur dolu bir mevsim...Ben daha yeni görebiliyorum...gitgide olgunlaşıyor muyum ne:)))
Fotoğraftaki gibi bir evimiz olmasını hayal ediyorum...Tahtadan yapılmış bir ev, bir fincan sıcacık çay, dost kokulu kitaplar, sarı kızıl yapraklar...Bahçede tatlı bir köpek ve biraz da yağmur...
Not: Fotoğraf www.kaliteliresimler.com adresinden alınmıştır.