günlük hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Yaz yağmuru...



Cumartesi tüm gün yağan o güzel yaz yağmurunun tadını çıkardık.

Islandık,
su birikintilerinde zıpladık,
toprağın mis kokusunu içimize çektik...




















Anne terliklerimi çıkarbilir miyim? dedi
ve
eve dönene kadar çıplak ayakla gezdi:)








Çimenlerde özgürce koştu, koştu, koştu...





Yağmur durduğunda da şemsiye kapanmadı:)













Yağmurun sesi, güzelliği ve huzuruyla bir gün daha böyle bitti...

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tatil günleri...




Bir hayli olmuş yazmayalı...

Okullar kapanalı 3 hafta olmuş olabilir ama bizler karneden sonra onbeş gün daha mesaiye devam ettiğimiz için tam bir haftadır tatilim. Okul bitmeden hemen tası tarağı toplayıp gideceğim desemde bu bir haftayı evde geçirmek çok iyi geldi. Evden burnumu çıkarasım yok. Neyse iki ay tatiliz, canımız ne zaman isterse uçarız bir yerlere. Tabii benim evden burnumu çıkarasım yok ama yavruları evde tutmak bir hayli zor. Genellikle akşam üzerleri sitenin havuzundayız, eğer canımız park bahçe istiyorsa onu da eksik bırakmıyoruz, çimene, yeşile, hoplamaya, zıplamaya akıyoruz...
İlk haftayı böyle bitirirken  park bahçe fotoğraflarıyla süslenmiş bir post olsun bu da...





 



 



Çocuk olmak...
Ne güzel şey...
Ağzın kulaklarında, coşkuyla gülebilmek...

ve tabii ki bu duyguları bir ömür yaşayabilmek için
çocuk ruhlu kalabilmek de çok güzel şey...

 




 


 
Çocuk olmak...
tanımadan, ön yargısız, etiketlemeden, hiç konuşmadan
hep birlikte coşkuyla gülebilmek, eğlenebilmek...




 


 
Büyümek...




Maalesef bazen etiketlenmek, bazen etiketlemek...
Yüzüne gülenin ardından söylediklerini duyduğunda inanamamak, politik kişiliklere bakakalmak, 
ama artık çocuk olamamak...





Çocuklarla mutlu olmak,
akıp giden zamanın farkına varamasan da büyümelerine şahit olmak...



 
İkinci dönemin sonuna doğru yaşadığım bir takım sağlık problemlerinden sonra evde geçirebildiğim şu tatil günleri için Allah'a şükürler olsun...
Sağlık en büyük şükür sebebi, gerisi boş.
Yavrum yanımda, sevdiklerim yanımda,
bazen insanlara çok sert gelebiliyor ama üzenleri, kıranları tek tek çıkarıyorum hayatımdan.
Çünkü sağlıklı olabilmenin en kolay formülü mutlu olmak...


 



Böyle böyle işte...
Bu sarı kızla tüm gün birlikte olmanın tadını çıkarıyorum bu aralar:)

Bazen karşılıklı olarak birbirimizi anlayamadığımızı düşünsek de:)
akşam uyku vakti geldiğinde,
 karanlık odasında birbirimizi ne kadar sevdiğimizi fısıldıyoruz:)

 


13 Aralık 2013 Cuma

Kar manzarası...






Yılın ilk karı geldi de gitti bile...
Çarşamba sabahı evimizde hasta kuzucuğumla penceremizden siteye doğru bu manzaraya baktık birlikte. Kar diye delirdiği halde, özlemle beklediği halde keyfini çıkaramadı, yuvarlanamadı üzerinde. Hasta olduğu için çıkamayacağını kaç defa anlattım bilemiyorum...

Evden beyaza bürünmüş şehri izlemek keyifli tabii ki...hele ki sıcacık bir fincan kahvende eşlik ediyorsa sana ohhh ne ala...




Fakat fotoğrafa dikkat ederseniz yokuşu çıkamayan bir otobüs, kayan bir servis arabası ve bir otobüs hemen göze çarpacaktır. İstanbul'un yüksek kesimleri malum denize kıyısı olan semtlerle bir değil. Pencereden bu manzaraya bakarken daha kaç tane kayan otomobil gördüm kimbilir...İki de kaza...Hakikaten toplu taşıma böyle durumlarda en iyisi, hiç risk almamak lazım...

Biz hastalıklardan ilk karın tadını çıkaramadık maalesef...Çocuklar için çok önemli, çok heyecanlanıyorlar. Şu yaşımda kardan hiç hazetmesemde çocukken bende bayılırdım.

Pencereden doya doya bütün gün seyrettik, daha kış uzun kızım yine yağar deyip ikna ettik, ama bu yıl için artık karla kavuşmamız kısmete kaldı tabii ki:)

20 Eylül 2013 Cuma

Ahhh sonbahar...seni seviyorum...


İyiyiz, sağlıklıyız, mutluyuz çok şükür...




Ege Bahar geçen hafta başı okula başladı.
Allah'a şükür oryantasyon haftası güzel geçti.
Bugün okuldaki ikinci haftası bitti.



İki yıldır anaokuluna giden kızım bu yıl okuldaki üçüncü yılına merhaba dedi...

Maşallah deyip, dilimi ısırıyorum; çok keyifle gidiyor yeni okuluna, öğretmen formasyonunun ve deneyiminin ne kadar önemli olduğunu biliyorduk tabii ki ama yaşayarak da görmüş olduk.




Tabii bende yeniden öğrencilerime kavuştum...
 Her Mayıs Haziran döneminde şu an hissettiğim duyguların tam tersi biçimde tatil diye zıplarken bu aralar sabahları işe çok keyifle gidiyorum...

Tatildeyken yayıldıkça yayılıyorum, iş başladığı halde daha düzenli daha disiplinli herşey; haftasonu planlanmış, Cuma iş dönüşü akşamdan çamaşır, ütü halledilmiş oluyor. Kahvemi bile daha düzenli içiyorum desem yeridir:)))

Yaş ilerledikçe beğeniler ne kadar da değişiyor;
ahhh sonbahar...seni seviyorum...