Bir hayli olmuş yazmayalı...
Okullar kapanalı 3 hafta olmuş olabilir ama bizler karneden sonra onbeş gün daha mesaiye devam ettiğimiz için tam bir haftadır tatilim. Okul bitmeden hemen tası tarağı toplayıp gideceğim desemde bu bir haftayı evde geçirmek çok iyi geldi. Evden burnumu çıkarasım yok. Neyse iki ay tatiliz, canımız ne zaman isterse uçarız bir yerlere. Tabii benim evden burnumu çıkarasım yok ama yavruları evde tutmak bir hayli zor. Genellikle akşam üzerleri sitenin havuzundayız, eğer canımız park bahçe istiyorsa onu da eksik bırakmıyoruz, çimene, yeşile, hoplamaya, zıplamaya akıyoruz...
İlk haftayı böyle bitirirken park bahçe fotoğraflarıyla süslenmiş bir post olsun bu da...
Çocuk olmak...
Ne güzel şey...
Ağzın kulaklarında, coşkuyla gülebilmek...
ve tabii ki bu duyguları bir ömür yaşayabilmek için
çocuk ruhlu kalabilmek de çok güzel şey...
Çocuk olmak...
tanımadan, ön yargısız, etiketlemeden, hiç konuşmadan
hep birlikte coşkuyla gülebilmek, eğlenebilmek...
Büyümek...
Maalesef bazen etiketlenmek, bazen etiketlemek...
Yüzüne gülenin ardından söylediklerini duyduğunda inanamamak, politik kişiliklere bakakalmak,
ama artık çocuk olamamak...
Çocuklarla mutlu olmak,
akıp giden zamanın farkına varamasan da büyümelerine şahit olmak...
İkinci dönemin sonuna doğru yaşadığım bir takım sağlık problemlerinden sonra evde geçirebildiğim şu tatil günleri için Allah'a şükürler olsun...
Sağlık en büyük şükür sebebi, gerisi boş.
Yavrum yanımda, sevdiklerim yanımda,
bazen insanlara çok sert gelebiliyor ama üzenleri, kıranları tek tek çıkarıyorum hayatımdan.
Çünkü sağlıklı olabilmenin en kolay formülü mutlu olmak...
Böyle böyle işte...
Bu sarı kızla tüm gün birlikte olmanın tadını çıkarıyorum bu aralar:)
Bazen karşılıklı olarak birbirimizi anlayamadığımızı düşünsek de:)
akşam uyku vakti geldiğinde,
karanlık odasında birbirimizi ne kadar sevdiğimizi fısıldıyoruz:)