evde yaz tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evde yaz tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2014 Salı

Temmuz'dan kalanlar...



Temmuz 2014'den  bazı kareleri unutmadan kaydedelim...




Ege Bahar ve Emel...





Emel benim okuldan can arkadaşlarımdan...

Zorda kaldığımda ya da seminer dönemi gibi dönemlerde Ege Bahar'ı okula götürdüğümde can kurtaranım o benim...

Ege Bahar için Emel okuldaki diğer teyze durumundaki öğretmen arkadaşlarımdan farklı, zira Emel'in hem benim hem kendinin arkadaşı olduğunu söylüyor:)

E pek tabii Emel çocukları çok seven kişiliğinin yanında braştan da kazanıyor ki kendisi beden eğitimi öğretmeni. Ege Bahar öğretmenler odasında sıkılıyorsa hemen devreye girer; okulun halı sahaları, kapalı spor salonu, masa tenisi raketleri kullanımına sunulur. Ege Bahar'da ona resimler yapar, mektuplar yazar, evine davet eder. Aralarında bir aşk durumu var yani:)

 İşte yukarıdaki fotoğraflar Emel'imin bize geldiği bir günden,
Temmuz başından iki güzel kare...






Ege Bahar-Temmuz 2014





Ege Bahar-Temmuz 2014





Ege Bahar ve Nil...





Ege Bahar ve Aras...





Zorlu langırt maçını kim kazandı acaba?





İkiside mutlu, berabere bitti:)





Ege Bahar-Temmuz 2014
Heybeliada vapurunda






Heybeliada yolunda heybe ne demek onu öğrendi:)





Anne-kız
Temmuz 2014,
Heybeliada yolunda










Heybeliada Parkı'nda...














Temmuz boyu tam bir su kuşu oldu Ege Bahar,
Havuza, suda oynamaya doyamadı.





Tarihede not atalım;
31 Temmuz 2014 günü çocuk havuzunda da olsa kollukları attı, dalarak üç dört metre yüzmeye başladı.





Havuz dinlencesi:)






Bu ve alttaki fotoğraftaki resimleri beni üzdüğü bir zamandan sonra odasına kapanıp yapmış,

 ilki tahtaya çizildiği için fotoğraflandı, 
ikincisini kağıda yapmış, hemen anılar dosyasına kaldırıldı tabii ki,

başımızda masmavi bulutlar, anne-kız, kalp ve güneş...
Daha nasıl anlatsın özrünü...





 Burada da ikimiz, kalp ve gülen yüzler...
Mutluluk bu işte...
Çok şükür, binlerce şükür...


Temmuz'dan biraz biraz bunlar kaldı elimizde...

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tatil günleri...




Bir hayli olmuş yazmayalı...

Okullar kapanalı 3 hafta olmuş olabilir ama bizler karneden sonra onbeş gün daha mesaiye devam ettiğimiz için tam bir haftadır tatilim. Okul bitmeden hemen tası tarağı toplayıp gideceğim desemde bu bir haftayı evde geçirmek çok iyi geldi. Evden burnumu çıkarasım yok. Neyse iki ay tatiliz, canımız ne zaman isterse uçarız bir yerlere. Tabii benim evden burnumu çıkarasım yok ama yavruları evde tutmak bir hayli zor. Genellikle akşam üzerleri sitenin havuzundayız, eğer canımız park bahçe istiyorsa onu da eksik bırakmıyoruz, çimene, yeşile, hoplamaya, zıplamaya akıyoruz...
İlk haftayı böyle bitirirken  park bahçe fotoğraflarıyla süslenmiş bir post olsun bu da...





 



 



Çocuk olmak...
Ne güzel şey...
Ağzın kulaklarında, coşkuyla gülebilmek...

ve tabii ki bu duyguları bir ömür yaşayabilmek için
çocuk ruhlu kalabilmek de çok güzel şey...

 




 


 
Çocuk olmak...
tanımadan, ön yargısız, etiketlemeden, hiç konuşmadan
hep birlikte coşkuyla gülebilmek, eğlenebilmek...




 


 
Büyümek...




Maalesef bazen etiketlenmek, bazen etiketlemek...
Yüzüne gülenin ardından söylediklerini duyduğunda inanamamak, politik kişiliklere bakakalmak, 
ama artık çocuk olamamak...





Çocuklarla mutlu olmak,
akıp giden zamanın farkına varamasan da büyümelerine şahit olmak...



 
İkinci dönemin sonuna doğru yaşadığım bir takım sağlık problemlerinden sonra evde geçirebildiğim şu tatil günleri için Allah'a şükürler olsun...
Sağlık en büyük şükür sebebi, gerisi boş.
Yavrum yanımda, sevdiklerim yanımda,
bazen insanlara çok sert gelebiliyor ama üzenleri, kıranları tek tek çıkarıyorum hayatımdan.
Çünkü sağlıklı olabilmenin en kolay formülü mutlu olmak...


 



Böyle böyle işte...
Bu sarı kızla tüm gün birlikte olmanın tadını çıkarıyorum bu aralar:)

Bazen karşılıklı olarak birbirimizi anlayamadığımızı düşünsek de:)
akşam uyku vakti geldiğinde,
 karanlık odasında birbirimizi ne kadar sevdiğimizi fısıldıyoruz:)

 


3 Eylül 2013 Salı

Bu yaz günler böyle geçiyor...


"Bu yaz günler böyle geçiyor" başlığının beşinci ve sanırım son yazısı...

Geçen hafta uçağa atlayıp Fethiye'ye, babaanne evine uçtuk. Anne kız tatilin son günlerini değerlendirelim dedik. Malum önümüzde uzun bir kış var.


En büyük halamızın 23 yaşındaki kızı Ebru ablası, bir küçük halanın 20 yaşındaki ikiz oğulları Hasan ve Hüseyin abileri benden çok ilgilendiler kızımla. Küçük halasının 7 yaşındaki ikiz kızları Aleyna ve İlayda arkadaş oldular kızıma. Ben ne mi yaptım? İlk defa gerçekten olabildiğince özgür bıraktım kızımı, peşi sıra gezmedim, bahçede dilediği gibi, kahkahalarla suların içinde oynarken bende kahkahalara boğuldum. Hala çocukları abla ve abileri sayesinde gündüz uykusunun tadını çıkardım. Ege Bahar'sa daha benim bile çıkmadığım evin karşısındaki dağın yarısına kadar Hüseyin abisinin omzunda çıkmış, dağdaki doğal ağaçlardan incirler yemiş. Niye miş'li geçmiş zamanla yazdığıma gelince o sırada anne kişisi olarak yine uykuya yenik düşmüşüm:) Vel hasıl iş başı öncesi iyi dinlendim şu dört beş günde.


Köylü pazarından alınmış tazecik pazıyla ve babaannemizin tavuklarının günlük yumurtaları ile yaptığımız pazılı yumurtanın, mangalda pişirilen tavukların, kayınvalidemin taze börülcenin içiyle yaptığı yöresel yemeğin, bazlamanın, yağlı yufkanın tatları hala damağımda...


Bu dört beş günlük tatilde çok fotoğraf çekmedim ama elimdeki kareler Ege Bahar'ın mutluluğunu anlatıyor bence...



Bahçeli evin avantajları say say bitmez...

Bir defa çocuk özgür, sıkılmıyor, televizyonun başında saatlerini değil dakikasını geçirmiyor, koşuyor, zıplıyor, hareket ediyor, enerjisini boşaltıyor...




Bizim evde bu büyük eğlenceyi yaşamak ne mümkün...











Ha tabii birde damacanadan içilmeyen su var...

Kız Gölü'nden gelen buz gibi ve tertemiz suyu hortumdan içen Ege Bahar'a bugünlerde maalesef İstanbul'da şehir şebeke hattından gelen suyun niçin içilemediğini anlatıyorum...

O soruyor ben anlatıyorum, o soruyor ben anlatıyorum, o soruyor.......

12 Temmuz 2013 Cuma

Renkler...




Kızımla evdeyiz...

Evde yaz tatili halleri yani...

Sıkılıyor bütün gün evde, ancak akşam üzeri çıkıyoruz, yerinde duramıyor haliyle, öyle ki bütün yıl okulda yapmaktan bıkmış usanmıştır dediğim boyalara sardı bu ara.

Evet evet benim hiç haz etmediğim parmak boyalarına:)

Kendi aktivitesini kendi buldu; okulunun önündeki çam ağaçlarının kozalaklarından toplamıştık sene içinde, daha doğrusu kendisi azimle toplamıştı boyarım diye. Aklına geliverdi birden, çıkarıverdi kozalaklarını, ardından boyalarını aldı. Evde miskin miskin oturan beni bile hareketlendirdi capcanlı renkler...
  





  


  


  


  


  



İçimizi açan, bizi keyiflendiren renkler... 



Bunlar da Ege Bahar'ın elinden renklenen mini mini kozalaklar...