aktivite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aktivite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2014 Salı

Sömestre tatilinden kalanlar; renklerle mutluluk...

    

Pazar gecesi "Offf, koskoca tatil bitti gitti" diye mızmızlanırken bugün okuldaki ikinci gün bitti bile.

Herşey başlayana kadar işte, iki gün geçti gitti, geriside hayırlısıyla su gibi akar gider inşallah...

Sömestre tatilinin sonuna doğru çektiğim fotoğrafları bilgisayara aktarınca hadi bunlardan bir iki post yazayım dedim.

Buyrun ilki renklerle mutluluk... 





Bu düzgün, kaymak gibi taşlar Ölüdeniz Belcekız plajından...

Yaz tatili dönüşünde koca bavullardaki yüklerimiz yetmezmiş gibi torba dolusu taşları da yüklenip gelmiştik. Hadi taş mı taşıdın derler ya, bizim kızçe evde boyasın diye hakikaten taş taşıdım:)

Sonra bu taşlar evde yer kaplamasın diye depoya kaldırdım, göz önünde olmayınca unutmuşum haliyle ama tatilde aklımıza gelince çok işe yaradılar.




Önce denge oyunu oynadık birlikte, sonra parmak boyalarıyla zevkine göre boyadı.



  










İşini ciddiyetle yapan kızım:)




Bu capcanlı renklerin mutlulukla bir ilgisi olmalı... 







Kızımın eserleri... 








 Tek fırça yetmez:)








Boyaların sihirli gücü yüzdeki bu tatlı gülümseme heralde...

12 Temmuz 2013 Cuma

Renkler...




Kızımla evdeyiz...

Evde yaz tatili halleri yani...

Sıkılıyor bütün gün evde, ancak akşam üzeri çıkıyoruz, yerinde duramıyor haliyle, öyle ki bütün yıl okulda yapmaktan bıkmış usanmıştır dediğim boyalara sardı bu ara.

Evet evet benim hiç haz etmediğim parmak boyalarına:)

Kendi aktivitesini kendi buldu; okulunun önündeki çam ağaçlarının kozalaklarından toplamıştık sene içinde, daha doğrusu kendisi azimle toplamıştı boyarım diye. Aklına geliverdi birden, çıkarıverdi kozalaklarını, ardından boyalarını aldı. Evde miskin miskin oturan beni bile hareketlendirdi capcanlı renkler...
  





  


  


  


  


  



İçimizi açan, bizi keyiflendiren renkler... 



Bunlar da Ege Bahar'ın elinden renklenen mini mini kozalaklar... 

8 Nisan 2013 Pazartesi

Pazar günümüz...


Dün kahvaltıdan sonra evde miskinlik yapıp dinleniriz diye düşünürken (ki bir önceki gün çok yorulmuştuk) bir anda kemdimizi sokakta bulduk. Ege Bahar uzun zamandır İyi Cüceler 'e gitmek istiyordu. Haydi o zaman deyip yola çıktık. Okuma saatinde keyifle kitabı dinledikten sonra Poyrazlı Günler bloğunun yazarı ve Handykids'in kurucusu sevgili Nihal'in Handykids tanıtım etkinliğine de katıldık.

Etkinliğe katılan tüm çocuklar tesadüfen kızdı. Kız kıza takıldılar yani:) Etkinlikten sonra kısacıkta olsa Nihal'le sohbet etme imkanı bulduk. Kendisiyle tanışmaktan çok memnun oldum. Sevgili Nihal'in ve çok sevdiğimiz kitapçımız İyi Cüceler'in sayesinde keyifli bir zaman dilimi geçirdik. Teşekkür ederiz...



İlk olarak poşetlerden çıkan kesilmiş parçaları tutkalla yapıştırarak şirin bir kız yaptılar.





İşte Ege Bahar'ın kızı:)


Ardından tatlı bir kedi yaptılar.




İşte bu da Ege Bahar'ın kedisi.



İyi Cüceler'den ayrıldıktan sonra Göztepe Parkı'na geçtik. Saat 17.30 dan sonra hava resmen tersine döndü. Hava serinlediği için parkta çok kalamadık. Bir süre önce bu parkın yanıbaşında otururken şimdi uzaklaşmış olmak Ege Bahar'ı biraz üzdü sanırım ki parktan zar zor ayrıldık. Sürekli dilinde eski evimize taşınalım isteği var şu aralar.

Parkta uzunca bir süredir yenileme çalışmaları vardı. Gördüğüm kadarıyla bitme aşamasına az kalmış. Açıkçası peysaj çalışmaları harika olmuş. Biz bayıldık ama hava o kadar soğumuştu ki daha fazla kalamadık. Bir kaç kare fotoğraf çekip yola koyulduk.






Gemiye tırmanıyor.






O kadar hoş ki yetişkinler bile tepesinde:)



Bizimkiler Titanik'te:)

 

İstanbul'da lale zamanı, heryer lalelerle kaplı...



Her ülke kendi kültürel mirasını öne çıkarmak adına her fırsatı değerlendirirken bizde böyle görüntüler tartışmalara yol açıyor. Açıkçası bu anlamda öne çıkan şeylere karşı değilim. Çok da hoşuma gitti.





Ege Bahar parktaki bu akvaryumlara bayıldı. Belli oluyor değil mi:)

Bu hafta sonu dolu dolu geçti bizim için. Bahar Cumartesi günü geldim diye göz kırptı, Pazar günü kaçıp gitti.

Herkese keyifli bir hafta dileklerimizle....

25 Haziran 2012 Pazartesi

Balkonda puzzle günleri


Haziran ayının başında kreşten aldık Ege Bahar'ı. Geçen Ağustos'tan beri her sabah bir koşuşturma halinde kreşe gitti zaten, yazı birlikte geçirelim istiyoruz. Haziran'ın ilk haftası okuldaki öğrencilerinde pek azının gelmesi nedeniyle benimde beraber okula geldi, liseli oldu yani:) Okullar kapandığından beri zamanı birlikte geçiriyoruz. Bazen krizler yaşasakda memnunuz halimizden. Bu ara puzzle sevdası sardı kızımızı, artık kaç kutu oldular bilemiyorum. Bizim balkonumuz öğleden sonraları pek ferah oluyor, babası evdeyse o da bize katılıyor, ailecek balkon keyfi yapıyoruz. Biz çayımızı yudumlarken Ege Bahar'da puzzle yapıyor.






Fotoğraflardan da görüldüğü gibi puzzle yaparken pür dikkat kendisi, bitirene kadar kafasını kaldırmıyor desem yeridir:)


Balkonsuz bir ev düşünemiyorum ben, havaların gidişatına göre Mayıs itibariyle bizim kahvaltımız, çay saatimiz, boş vaktimiz, Ege Bahar'a kitap okuma zamanlarımız balkonda geçer. Bu evden taşınınca en çok balkonumuzu özleyeceğim ben galiba. İstanbul'da yeşilin bu kadar az olduğu bir zamanda ağaçların gölgesinde, yeşilin içinde bir balkonumuz var. Dolayısıyla bize de bu şekilde tadını çıkarmak kalıyor.

3 Kasım 2011 Perşembe

Aktivite zamanı...

Aslında Ege Bahar kreşe başladığından beri evde pek aktivite yapmıyoruz, zaten pek aktivite annesi sayılmam ama yine de ufak tefek şeyler yapıyorduk. Örneğin bazen beni çıldırtma noktasına getirsede Ege Bahar seviyor diye bütün sabrımı toplayıp parmak boyasıyla çalışmasını sağlıyordum. Neyse ki kreşle beraber evin koltukları, halıları parmak boyasından nasibini almıyor artık:) Ege Bahar kreşte küçük grupta bile değil, 2008 doğumlular küçük grubu oluşturuyor, Ege Bahar gibi 2009 doğumlulur hafta içi hergün ve tam zamanlı gittikleri halde play grupta yer alıyorlar. Play grupta serbest zaman etkinlikleri daha fazla zaman alsada yine de günde bir aktivite yapılıyor; oyun hamurları, parmak boyaları, yapıştırma teknikleri vs gibi. Kreşte bunlarla haşır neşir olduğundan evde sarılıp koklaşmayı, hoplayıp zıplamayı tercih ediyoruz, zaten zamanımız da ancak buna elveriyor. Yine de bizim kız hafta sonları gibi, hastalık zamanları gibi bütün gün evdeyse bazen ne yapacağımı şaşırıyorum; oyun hamuru oynuyoruz, kitap okuyoruz, şarkılar söylüyoruz, kendi seçtiği boncuklarla minicik bileğine boynuna bilezikler, kolyeler yapıyoruz. Bazen bunlar yetmiyor, mızmızlık başlayınca alıyorum bir A4 kağıt, çiziyorum en uyduruğundan bir resim, veriyorum eline elişi kağıdını, makası, yapıştırıcıyı. Nasıl mutlu nasıl o anda anlatamam, önce bir "yuppiiii" diyor, sonra oturuyor sehpanın başına. İşi bitene kadar da pek ciddi çalışıyor:)

Dün akşam üzeri mızmızlık başlayınca koca bir elma çizdim kağıda, hikayenin gerisi fotoğraflarda...


 Kreşten deneyimli, resmin üzerine yapıştırıcıyı sürüyor,

 minik parmaklar küçük elişi kağıdı parçalarını özenle yapıştırmaya başlıyor,





 ciddiyete dikkat:)

 kağıtlar bitip yetmeyince anne biraz daha kesiyor, bizim ki hemen atlıyor ben de kesebilirim diye:)



 Anne "aaa, çok güzel olmuş" deyince, "bitmedi daha, yaprakları var" diyor,





"İşte bitti" diyor...

 Anne minik ellerden çıkan bu elmaya bayılıyor:)

Bizim kız kısa bir süre sonra eserinin bitmediğine karar veriyor, kapıyor bir Caillou çıkartması yapıştırıyor elmanın yanına, sonra Caillou'nun tek başına orada olmasına içi elvermiyor heralde, kitaptaki koca çıkartma sayfasındaki onca çıkartmanın arasından anneyi gözüne kestiyor ve onu da elmanın yanına yapıştırıyor.

Güzel bir aktivite zamanı böyle bitiyor:)