Yok yok daha iki numaraya cesaret edemedik:)
Ege Bahar'ın yanında kucağımda oturan minik yavru, eşimin çocukluk arkadaşının kızı Ecem.
Okulların kapandığı gün atladık uçağa, iki günlüğüne Antalya'ya özlediğimiz dostlarımızı görmeye gittik.
Ecem 19 aylık ama Ege Bahar'la çok iyi anlaştılar, Ege Bahar ne kadar büyümüş bir kez daha gördüm...
Ege Bahar iki gün abla modunda dolaşsa da bazen de bizi hiç paylaşmak istemediğini gözlemledim.
Birlikte Ecem'in doğum fotoğraflarına bakıyorlar:)
İlk günümüzün tamamını Antalya sokaklarında bebelerimizle dolaşarak geçirdik.
Karaoğlan Parkı'nda...
,
Çocukluk arkadaşları kızlarıyla...
Kaleiçi'nin güzel evlerinden biri...
Kaleiçi'nde baba kız...
Meydan'a çıkan, kokoreççilerin hemen arkasında yer alan ve yalnızca yaya trafiğine açık olan sokağın bu şekilde süslenmesi çok hoş olmuş...
İlk günün sonunda akşam yemeğimizi Lara'da bulunan Kanatçı Ali Asker 'de yedik. Seçtiğimiz herşey oldukça lezzetli olmasına rağmen (kalabalıktan da olsa) servisin çok geciktiğini belirtmeliyim.
İkinci gün Tahtalı Dağı'nın eteklerinde yer alan Çakırlar köyüne gittik. Gözleme ve bazlama eşliğinde köy kahvaltısı sunan sayısız mekandan birini tercih ettik.
Babalar gününü burada kutladık...
Dalından koparılmış tazecik dutlar yedik...
Yine dalından şeftali yedik...
Çok sevdiğimiz dostlarımız ve tatlı kızları...
Betül, Mevlüt, Ecem...
Çakırlar Köyü'nde adım başı böyle bir mekana rastlıyorsunuz. Bir de pazar meydanı denilen bir bölümü var, burada da doğal köy ürünlerini almanız mümkün.
Öğleden sonra ancak biten kahvaltı keyfimizden sonra Konyaaltı Atatürk Parkı içinde yer alan şirin cafelerden birine gittik. Falezlerin üzerinden Akdeniz'in güzel mavisini seyrederek sohbetlere daldık...
Antalya hatırası...
Ecem ve Betül...
Tabii ki arada kuzular için park eğlencesini unutmadık.
Fotoğrafını çekmemişim ama Antalya'nın Korkuteli ilçesine ait meşhur yanıksı dondurması nı da tattık ve tadına doyamadık. Keçi sütünün pişirilmesi sırasında hafif yakılması sonucu dondurmanın tadına eklenen o yanık tadının bu kadar güzel olabileceğini hiç düşünmemiştim. Biz sadesini yedik, kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ediyorum, çikolatalısı falan da var dediler ama madem hafif yanmış sütten yapılıyor, tadını da en iyi sadesi hissettirir diye düşündük. Ya buradan ya buradan ya da buradan yenmeliymiş, öyle tavsiye aldık. Hepsi de Antalya'nın en eski en köklü pastaneleriymiş.
Antalya Havaalanı'ndayız ve artık evimize dönüyoruz...
Antalya'dan Havaalanı hatırası:)
































