mekan önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekan önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Bu yaz günler böyle geçiyor...

Bu yaz günler böyle geçiyor başlığının dördüncü yazısı...



Daha çok kapalı havuzdayız artık...








Neden bilmem kapalı havuzu daha bir sevdi sanki...





Bu yaz neredeyse haftada bir gittiğimiz bir çay bahçesi var...
Seviyoruz burayı. Maltepe istasyona yakın. Hani eski bir dizi vardı "Mahallenin Muhtarları" diye. Orada Temel'in kahvesi vardı ya ondan elli yüz metre ilerde. Simitlerimizi hemen yanındaki tarihi fırından alıp gidiyoruz, sıcacık elma çayıyla yiyoruz.

 


Ege Bahar arada tutturuyor; "Haydi çay yerine gidelim." diye...

Herkes tavla, scrabble, falan oynuyor, bizde artık puzzle götürüyoruz. Biz çayımızı içerken bizim kızda puzzle tamamlıyor.









Ege Bahar'ın deyimiyle "çay yeri" olan bu mekana bu yaz bayağı gittik aslında. Yazmasam olmazdı. İnternet adresi falan yok, küçük bir çay bahçesi neticede. Ama kocaman ağaçların gölgesinde, sıcak yaz günleri için tadına doyulmuyor. Yeri çok basit, Maltepe'de Temel'in kahvesinin sokağında:)

30 Haziran 2013 Pazar

Kısacık, mutlu bir Antalya kaçamağı...



Yok yok daha iki numaraya cesaret edemedik:)
Ege Bahar'ın yanında kucağımda oturan minik yavru, eşimin çocukluk arkadaşının kızı Ecem.

Okulların kapandığı gün atladık uçağa, iki günlüğüne Antalya'ya özlediğimiz dostlarımızı görmeye gittik.


Ecem 19 aylık ama Ege Bahar'la çok iyi anlaştılar, Ege Bahar ne kadar büyümüş bir kez daha gördüm...
Ege Bahar iki gün abla modunda dolaşsa da bazen de bizi hiç paylaşmak istemediğini gözlemledim.





Birlikte Ecem'in doğum fotoğraflarına bakıyorlar:)

İlk günümüzün tamamını Antalya sokaklarında bebelerimizle dolaşarak geçirdik.


Karaoğlan Parkı'nda...



,










Çocukluk arkadaşları kızlarıyla...









Kaleiçi'nin güzel evlerinden biri...



Kaleiçi'nde baba kız...



Meydan'a çıkan, kokoreççilerin hemen arkasında yer alan ve yalnızca yaya trafiğine açık olan sokağın bu şekilde süslenmesi çok hoş olmuş...



İlk günün sonunda akşam yemeğimizi Lara'da bulunan Kanatçı Ali Asker 'de yedik. Seçtiğimiz herşey oldukça lezzetli olmasına rağmen (kalabalıktan da olsa) servisin çok geciktiğini belirtmeliyim.

İkinci gün Tahtalı Dağı'nın eteklerinde yer alan Çakırlar köyüne gittik. Gözleme ve bazlama eşliğinde köy kahvaltısı sunan sayısız mekandan birini tercih ettik.





Babalar gününü burada kutladık...


Dalından koparılmış tazecik dutlar yedik...






Yine dalından şeftali yedik...






Çok sevdiğimiz dostlarımız ve tatlı kızları...

Betül, Mevlüt, Ecem...


Çakırlar Köyü'nde adım başı böyle bir mekana rastlıyorsunuz. Bir de pazar meydanı denilen bir bölümü var, burada da doğal köy ürünlerini almanız mümkün.





Öğleden sonra ancak biten kahvaltı keyfimizden sonra Konyaaltı Atatürk Parkı içinde yer alan şirin cafelerden birine gittik. Falezlerin üzerinden Akdeniz'in güzel mavisini seyrederek sohbetlere daldık...



Antalya hatırası...


Ecem ve Betül...


Tabii ki arada kuzular için park eğlencesini unutmadık.



Fotoğrafını çekmemişim ama Antalya'nın Korkuteli ilçesine ait meşhur yanıksı dondurması da tattık ve tadına doyamadık. Keçi sütünün pişirilmesi sırasında hafif yakılması sonucu dondurmanın tadına eklenen o yanık tadının bu kadar güzel olabileceğini hiç düşünmemiştim. Biz sadesini yedik, kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ediyorum, çikolatalısı falan da var dediler ama madem hafif yanmış sütten yapılıyor, tadını da en iyi sadesi hissettirir diye düşündük. Ya buradan ya buradan ya da buradan yenmeliymiş, öyle tavsiye aldık. Hepsi de Antalya'nın en eski en köklü pastaneleriymiş.


Antalya Havaalanı'ndayız ve artık evimize dönüyoruz...


Antalya'dan Havaalanı hatırası:)

22 Haziran 2013 Cumartesi

Atlarla tanışma...


Evimize taşınalı neredeyse 6 ay dolacak. Yarım sene az değil:)

Fakat insan yıllarca aynı semtte oturunca taşınalı altı ay geçse de daha yeni taşınmış gibi hissediyor kendini.

Zamanla eski semtimizin hareketli haline duyduğum özlem azaldı açıkçası. Bunda en büyük etken  işten çıkınca 6-7 dakikada evde olmak durumunun güzelliği olsa gerek. Anadolu yakasında oturup Anadolu yakasında çalıştığım halde günde yaklaşık iki saatimi yolda geçiriyordum. Şimdi eve gelişim 10 dakikayı bulursa trafik vardı diyorum:)

Neyse bir diğer etkense çevremizin doğallığı diye düşünüyorum. Mesela şimdi üst komşumunda tavsiyesiyle doğal keçi ve inek sütü alabileceğim bir aile buldum. Tatile bir gidip gelelim de düzenli olarak çiğ süt almayı düşünüyorum. Kaynatıp mis gibi ev yoğurdu mayalayacağım inşallah...

Bu bölgede bahardan beri ara ara gittiğimiz bir mekan var. Evimize 2 km. İsmi Çiftlik Restaurant, Marmara Eğitim Köyü'nün hemen yanında. Bahçesinde oğlak, tavşanlar, ördekler falan var. Bazen yemeğe bazen de çay kahve içmeye gidiyoruz. Ege Bahar bu mekanı çok seviyor, her yer çimen, üstelik içinde çocuk parkı da var. Aslında mekan kır düğünleri için tasarlanmış ve bu konsepte uygun geniş bir bölümü var. İnternet sitesinden okuduğum kadarıyla 20 dönümlük bir alan ve düğün için ayrılan alanın dışında restaurant ve cafe hizmeti veren genişçe bir bölümü var.

Mekan haftasonları açık büfe kahvaltı hizmeti veriyor, menüde ızgaralar, kebaplar gibi yiyecekleri tercih edebileceğiniz gibi eti ve mangalı buradan alıp bahçesinde ayrılmış aile alanlarında kendi keyfinize göre pişirebiliyorsunuz. Fiyatlar et-mangal olayında biraz pahalı geldi bana ama menü fiyatları normal seviyede.

Birde Pony Clup bölümü var ki Ege Bahar bayılıyor. Atların bulunduğu ve binicilik dersleri alanların ya da keyfiyeten ata bineceklere hizmet veren bir bölüm. Daha çok çocuklar tercih ediyor. Ege Bahar'da bir kaç seferdir ata binmek istiyordu, iki hafta önce kadar yine gittiğimizde hadi bakalım bir deneyelim dedik. Hakikaten seyis amcasının dediklerini olduğu gibi uyguladı, zira atın üzerinde duruş şekli falan önemliymiş. Biz şimdilik derslere başlayamıyoruz çünkü altı yaş gibi başlamak uygunmuş ama atları sevmesi ve alışması için seyis amcasının da önerisiyle ayda bir iki kez onbeş yirmi dakika gibi götürmeye karar verdik.

İşte fotoğraflarla bu mekanda geçirdiğimiz bir gün...



Resimdeki tavşanı bulunuz:) vallahi çok hızlı...














Oğlak besliyorlar...
Aslında Ege Bahar kendisi besliyordu ama oğlak zıplarken küçük boynuzları bizim kıza gelince önce bir kıyameti kopardı sonra babası bu şekilde tekrar alışmasını sağladı.






Dalından kirazlar...


Arakçı tilki:)





Ata binen bir kız çocuğunu izliyor...





Bizim yavru ilk kez ata binecek, hazırlık yapılıyor.













20 dakikalık turu başarıyla tamamladı.
İnerken de atının başını sevgiyle okşadı...











Şehir içinde kalabalık mekanlara alternatif, doğal bir ortam. Haftasonları kalabalık oluyormuş, biz rahat edelim diye hep hafta içi gidiyoruz, tavsiye ederiz...