okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2014 Pazar

Okul biter...





Cuma günü karneler alındı, tatile merhaba dendi...
Öğretmenleri nasıl da güzel hazırlamış gelişim raporlarını...
Herkesin en sevdiği renge göre hazırlanmış,
bizim kız mor, koyu pembe ve kırmızıyı seçmiş....




9 Eylül günü öğretmenimiz bahçede karşılamıştı yavrularımızı...
Dedi ki;
 "Çocuklarımı bahçede aldım, bahçede teslim edeyim istedim."
Allah razı olsun,
çocuklarımızı, bizleri bir kez olsun gücendirmedi, üzmedi.








Kelebekler sınıfı




Teşekkürler ediyoruz Gönül öğretmenimize...
Eylül'de sağlıcakla kavuşmak dileğiyle...


Herkese yavrularıyla beraber sağlık dolu, mutlu bir yaz tatili dileklerimle...

30 Mayıs 2014 Cuma

Anaokulu Etkinliği; Aile Katılımı


7 Mayıs'da kızımın okulunda aile katılımı etkinliğindeydim.

Nisan ve Mayıs aylarını kapsayan bu aile katılımı etkinliklerinde bizim sınıfımızın velileri çocuklara çoğunlukla çeşitli materyallerle oyuncaklar yaptırdılar. Tabii bu da ayrı bir yaratıcılık gerektiriyor ya da bir yerden, bir fikirden faydalanacaksanız bile en azından bir ön araştırma, malzeme temin etme gibi durumları doğuruyor. Ben bu elişi konularında çok da harika sayılmam:)

Mikroskopla tanışma başlıklı postumda da belirttiğim gibi Ege Bahar sınıflarına geldiğimde mikroskop getirmemi istemişti. Bende hem farklılık olur, hem de çocukların ilgisini çeker diye düşündüm ve bizim konumuz belli oldu.




Her çocuk için bir mikroskop boyama şablonu, bir de renklendirilmiş halde mikroskobun kısımlarını anlatan bir görsel hazırladım.




Ege Bahar sınıf arkadaşları için sticker almayı unutmadı tabii ki:)
Kızlar için çiçekler, erkekler için taşıtlar bizzat kendisi tarafından seçildi.





Bende kızımın arkadaşları için yine temasını kendi seçtiği Minnie ve Mickey figürlü kurabiyeleri hazırladım.

 



Klasik şeker hamurlu kurabiye tarifiyle un, pudra şekeri, tereyağ ve yumurtadan ibaret kurabiyelerimiz çok lezizdi.




Kurabiyelerimizde pişip paketlenince kaptım mikroskopumu da koştum yirmibeş canavarusun heyecanla beklediği sınıfa:)

İtiraf etmek gerekirse bende pek heyecanla gittim,
hergün ortalama 200-250 öğrenciye hitap eden ben bu bücürlerin karşısında olayı çevirebilecek miyim diye endişelenmeden edemedim:)

Sınıfa girip selamlaştığımızda, "Nasılsınız çocuklar?" diye sorduğumda, hep bir ağızdan "iyiyizzzz" diye bağırdıkları anı hatırladıkça hala gülümsüyorum.

Küçük yaş grubu öğretmeni olmak çok farklı olmalı. Hiç gizlileri, saklıları yok; misal bizim evde kim hasta, eve kim geldi, gitti, ne aldık, ne sattık hepsini biliyor Gönül öğretmenimiz. Çünkü çocuk kalbi tertemiz, ard niyet yok, içindeki dışında. İnsanoğlu büyüdükçe çekiyor ruhunu, elini eteğini insanlardan, kötüyü görüyor, inciniyor, incitiyor, çoğunlukla içindekiyle dışındaki farklı oluyor. Biz de buna büyüme diyoruz maalesef...

Neyse konuyu dağıtmadan devam edeyim,

İlk önce hepsiyle Biyoloji bilimi nedir, çalışma konuları nelerdir gibi konuları soru cevap halinde tartıştık. Ardından Klasik bir ışık mikroskobunda bulunan temel kısımları adları ile öğrendik. Gözümüzle baktığımız bölümü sorduğumda "oküler" diye cevap verirlerken öyle tatlılardı ki...

Ardından bireysel olarak preparat incelediler. Bakteri kültürü hazırlamak çocuklarla uygun olmayacağından hazır preparatlardan tek hücreli canlılar seçtik. Paramesyum preparatları pembe ve mor boyayla boyandıkları için pek tabii bayıldılar:) Ardından bitki gövdelerinden alınmış örnekleri incelediklerinde neredeyse bir saati tamamlamıştık.










 



Mikroskopta preparat incelemeyi tamamladıktan sonra herkes boyalarını çıkardı ve mikroskop boyama şablonunu boyadı.

 


 




 



Ege Bahar her arkadaşına sticker hediyesini verdikten sonra heyecanla tepsisini aldı ve tek tek kurabiyelerini ikram etti.



 


Anne kız böyle bir anımız oldu.
Bu günü el birliğiyle atlattık:)

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Çanakkale...


Ege Bahar'la beraber okulumuzun Çanakkale Şehitlikleri'ne yaptığı geziye katılalı tam 1,5 ay olmuş...

Gidebilir miyiz, o kadar yol otobüs dolusu gençle ve yanımdaki minikle nasıl geçer, hava da pek bozuk olacakmış gibi binbir düşünce kafamda dolanırken, haydi hayırlısı deyip 10 Nisan akşamı yola koyulduk. Çocukla seyahatte ilk tercihim her zaman uçaktır, zira babaanneye, halalar, amcalar ve bir çok akraba araba ile en az 13 saatlik uzaklıkta oturduklarından bugüne kadar çocukla karayolunu hiç tercih etmedik. Molalarla beraber İatanbul-Çanakkale arasının 7 saat süreceğini bilerek, bir deneyelim bakalım dedim.

Çanakkale Şehitlikleri kızımın en çok görmesini istediğim bölgelerdendi;
vatan, millet gibi çok çok önemli olan konularda biz ne verirsek onu alacaklar yüreklerine, haksız mıyım???

Gece yarısından sabah altıya kadar, yol boyunca şakır şakır yağan yağmur beni ürkütse de çıkmıştık yola bir kere. Sabah Eceabat'a varmak üzereyken yağmur bir kesildi inanamadık ve hatta ve hatta meteorolojinin beklenen sonuçlarına inat, Çanakkale tüm gün mis gibi, pırıl pırıl bahar havasıyla bizleri konuk etti:)

Sabah yedide Eceabat'ta başlayan gezimiz akşamüzeri noktalandı ve gece yarısı tekrar İstanbul'a döndük.

Bakalım neler görmüşüz?





Çanakkale Şehitler Abidesi alanı bahçesinde büyük şairimiz, İstiklal Marşı'mızın yazarı, büyük insan Mehmet Akif Ersoy'un dizeleri...
Duygulanmamak mümkün mü?

Onun "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın..." sözleri hep aklımda ve yüreğimde...





Çanakkale Şehitliklerine en son 6 yıl önce gitmiştim.
Şehitler Abidesi alanında bir hayli değişiklikler olmuş. Abide olanca haşmetiyle yerinde tabii ki ama bahçede yeni düzenlemeler yapılmış.

 

 




 


Öğrencilerimle...




 



Güzel öğrencilerim...

 



 



Ege Bahar Şehitler Abidesi'nin bahçesinde...

 


Ertuğrul Koyu'ndaki İngiliz Mezarlığı ve içinde yer aldığı köy.
İngilizler bu şehitliğe V.Beach adını vermişler.




 























Ege Bahar'a elimden geldiğince, onu ürkütmeyecek şekilde gezdiğimiz yerlerde yaşananları anlattım, zaten rehberimizin anlattıklarını bir bir o da dinledi, bu günden ona bir hatıra olsun diye yörenin kadınlarının el emeği olarak adımbaşı satılan örgü bebeklerden birini aldık. Umarım hep saklar ve bu günü hep hatırlar...




Çanakkale'de beni en etkileyen yerlerden...
Anzak Koyu...



Anzak Koyu- Hain Tepe





Anzak Koyu'nda öğrencilerim...


Anzak Koyu'nda Ege Bahar...




11.04.2014
Anne kız Anzak Koyu'nda...


 




 



 



Fotoğrafları seçemedim, hepsi birbirinden güzel ve anlamlı anılar olacak kızıma...



 






Anzak Şehitliği - Arıburnu





anı kaydetmek...
Bir öğretmen arkadaşım çekmiş.
çok sevdim çokkk...

 




 


Yüreği büyük Atatürk...
Anzak Şehitlerinin annelerinin yüreğine, acısına su serpmiş...

İnsanın okuyunca boğazı düğüm düğüm oluyor,
yüreğinin büyüklüğüne şaşırıyor,
milletce böyle bir lidere, kurucuya sahip olmanın gururunu yaşıyor...

 Atamız diyor ki;

Those heroes who shed blood and lost their lives, you are now lying in the soil of a friendly country.
 Therefore rest in peace.There is no difference between the Johnnies and the Mehmets to us where they lie side by side in this country of ours.
You, the mothers who sent their sons from far away countries wipe away you tears,
your sons are now lying in our bosoms and are in peace.
After having lost their lives on this land they become our sons as well.

Dünya okusun duysun istiyorum, Atamız 18 Mart 1934'de diyor ki;

"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın bağrında bulunuyorsunuz.
 Huzur ve barış içinde uyuyun.
 Sizler Mehmetçikler ile yan yana, koyun koyunasınız.
 Uzak diyarlardan evlatlarını bu savaşa gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz.
Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır.
 Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim çocuklarımız olmuşlardır."





Conk Bayırı'ndan.
Atamızın düşmanı gözetlediği bölgeden manzara...
Ege Denizi, Suvla koyu ve Tuz Gölü...




Tabii ki 57. Alay Şehitliği, Akbaş Şehitliği, Fransız Şehitliği gibi daha pek çok yeri gezdik bir günün içerisinde fakat Ege Bahar'la ancak bu kadar anı yakalayabildim.

Yorgun çocuğum Conk Bayırı'ndan yola çıkınca Tekirdağ'a kadar gözlerini açamadı, kucağımda uyudu kaldı ama yorgunluğuna değdi tabii ki, hemen geri dönüşler alınmış, okulda arkadaşlarına ve öğretmenine Çanakkale ile ilgili ne anladıysa anlatmış...

Ahh, Çanakkale...
Anlatmakla olmaz,
 görülmeli, yaşanmalı, hissetmeli...