yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2014 Pazar

Okul biter...





Cuma günü karneler alındı, tatile merhaba dendi...
Öğretmenleri nasıl da güzel hazırlamış gelişim raporlarını...
Herkesin en sevdiği renge göre hazırlanmış,
bizim kız mor, koyu pembe ve kırmızıyı seçmiş....




9 Eylül günü öğretmenimiz bahçede karşılamıştı yavrularımızı...
Dedi ki;
 "Çocuklarımı bahçede aldım, bahçede teslim edeyim istedim."
Allah razı olsun,
çocuklarımızı, bizleri bir kez olsun gücendirmedi, üzmedi.








Kelebekler sınıfı




Teşekkürler ediyoruz Gönül öğretmenimize...
Eylül'de sağlıcakla kavuşmak dileğiyle...


Herkese yavrularıyla beraber sağlık dolu, mutlu bir yaz tatili dileklerimle...

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Tatil dediğin bitti gitti...

Mesleğimden dolayı çok şükür uzun bir yaz tatilim var, ama eşimin işi gereği ailecek şehir dışında en fazla 10-12 gün kadar tatil yapabiliyoruz. Bu sene 10 günlük tatilimizi ikiye bölerek ilk yarısını Köyceğiz'de, ikinci yarısını Fethiye'de geçirdik. Aile bireyleriyle, özellikle Ege Bahar'ın kuzenleriyle dolu dolu geçen sakin bir tatil yaptık. 

Fotoğraflarla kısa kısa notlarla hemen  bu tatili özetleyip kayıtlara ekleyeyim istedim.


Ege Bahar halasının ikiz çocuklarından Hüseyin abisiyle Köyceğiz'de...

Bu aralar Hüseyin diyor başka bir şey demiyor:) Biliyor tabii işini, kimin her dediğini yapacağını...




Burada da eşim yeğeni, Hüseyin'in ikizi Hasan'la...



Köyceğiz-Haziran 2013



Anne kız ne mi yapıyoruz?



Ege Bahar'ın halasının bahçesinde dalından portakal topluyoruz. Ben portakal yalnızca kışın olur sanırdım ama birde yaz portakalı varmış böyle. Kahvaltı için tazecik sıkıp sıkıp vitamin partisi yaptık:)



Eniştemizin aldığı bu rüzgar gülü uçtu uçtu İstanbul'a kadar geldi:)



Ege Bahar Fethiye'de bir diğer halasının kızları, 7 yaşındaki ikiz kuzenleri Aleyna ve İlayda ile çok güzel zaman geçirdi ama doyamadı. Sabahtan yatana kadar çılgınlar gibi çığlıklar ata ata oynadılar. Ocaklığın başında bazlamaları, gözlemeleri, ızgaraları keyifle yediler, hakikaten keyifle yiyen çocuğun yanında yemeyende yiyormuş gördük:)

Bu arada ilk defa tatilde eşimle akşamları başbaşa dışarı çıkabildik, açıkçası bu bizim tercihimiz değil, Ege Bahar'ın tercihi oldu, bizi değil kuzenlerini tercih etti:) Büyüdü artık, anneyi babayı değil, eğlenceyi seçiyor artık:)


Tabii ki Fethiye denilince akla Ölüdeniz gelir, Belcekız gelir...
Ege Bahar burada her yıl olduğu gibi Belcekız Plajı'nda...

Genellikle Fethiye'ye Temmuz, Ağustos gibi geldiğimizden deniz suyu iyice ısınmış olurdu, bu yıl Haziran'da gittiğimiz için deniz suyu soğuk geldi bana, üç beş derecelik sıcaklık farkının beni ne kadar etkilediğini, Ege Bahar'ı ise hiç etkilemediğini bizzat gördüm:)


Belcekız-Haziran 2013


Belcekız-Haziran 2013


Belcekız-Haziran 2013


Belcekız-Haziran 2013



Belcekız-Haziran 2013



Belcekız-Haziran 2013



Belcekız-Haziran 2013


Belcekız-Haziran 2013


Belcekız-Haziran 2013


Deniz sonrası bile parka gidecek enerjimiz vardı...



Akşamları babaannemizin balkonundan Fethiye'de gün batımı böyle seyredaldık...



Yine her yıl olduğu gibi Ölüdeniz tekne turuna katıldık...

Bu bloğun ismindeki Turkuaz nereden geliyor belli değil mi?
Bu Turkuaz Kıyılar'ın berraklığı, rengi insanı hayran bırakıyor...


Burası Darboğaz Koyu...

Gemiler Koyu'na çok yakın bir koy, Gemilerden kara yoluyla bu koyun tepesine ulaşıp, 10-15 dakikalık bir yürüyüşle de ulaşılabiliyormuş.



Darboğaz Koyu-Haziran 2013



Darboğaz Koyu-Haziran 2013



Darboğaz Koyu-Haziran 2013


Darboğaz Koyu-Haziran 2013


Darboğaz Koyu-Haziran 2013


St Nicholas Adası-Haziran 2013


St Nicholas Adası-Haziran 2013


Tekneyle Gemiler Adası (St Nicholas Adası) önünde ilerlerken Babadağ muhteşem heybetiyle bize bakıyor... 


Kaptan kim?




Tabii ki Ege Bahar...
O bir dümen delisi:)
Ne zaman tekne turuna çıksak illaki o dümenin başına geçilecek:)



Bu tatilde Antalya tatimizde olduğu gibi eşimin çocukluk arkadaşlarından birinin 10 aylık kızıyla tanıştık.

Aybüke bebek...

Ege Bahar yine abla modunda dolaştı ortada, kucağından hiç indirmek istemedi.



Çocukluk arkadaşları kızlarıyla...


On gün göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Neyse ki sabahları koşa koşa kızı okula bırakma, işe yetişme hallerine bir süre ara verdik.

Şu an içimde sabahları dilediğim saatte kalkmanın huzuru var:)

On günlük tatilimiz bitmiş olabilir ama Eylül'de iş başı yapıncaya kadar bana her gün tatil:)


7 Eylül 2012 Cuma

Yazdan kalma -2-


Bunlar da Ege Bahar'ın bu yaz arkadaşlarıyla geçirdiği günlerden bir kaç kare...


Haziran 2012



 Ege Bahar ve Nehir - Haziran 2012


Ege Bahar ve Aras - Haziran 2012


Haziran 2012




Ege Bahar İyi Cüceler 'de bir kitap okuma etkinliğinde. (Ağustos 2012)



 Ege Bahar ve Nisan İyi Cüceler'de...


Ege Bahar ve Ateş Deniz - Ağustos 2012

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Tatilden...3...:Kabak Koyu

Bu yıl tatilimizin içinde yer alan noktalardan biri de Fethiye'ye 12 km. mesafede bulunan Kabak Koyu oldu. Aslında iki yıl önce de Kabak Köyü'ne bir gezi yapmıştık ama Ege Bahar o dönem çok küçük olduğu için koya inmeyi tercih etmemiştik ki bu yıl bile koya kadar babasının omzunda gitmesine rağmen yürüyerek 1 saatte ancak koya varabildik.

Kabak Koyu'na ya kendi aracınızla ya da Fethiye merkezden kalkan ve Ölüdeniz'e uğradıktan sonra Faralya Köyü'e (Kelebekler Vadisi'nin üzerinde yer alan köy) giden dolmuşlarla ulaşabilirsiniz. Zaten Faralya'dan 4 km. sonra Kabak Köyü'ne ulaşıyorsunuz. Köye vardıktan sonra patika bir yoldan yaklaşık 1 saat yürüyerek vadiyi iniyorsunuz, bu süre tabii sizin hızınızla alakalı, köylüler 45 dk.da inersiniz demişlerdi ama bizim koya inişimiz 1 saati buldu.

Koya gitmek için bir diğer alternatif de tekne kiralamak olabiliyor.




Yukarıdaki iki fotoğraf Faralya Köyü'ne varmadan tepeden Kelebekler Vadisi'nin koyundan görüntüler. Daha geniş bir alanı çekmek isterdim ama uçurum kenarından ancak bu kadar görüntü yakalayabildim.


Köye vardıktan sonra tepeden koyun görüntüsü bu şekilde. Yakın gibi görünüyor ama dediğim gibi 1 saat aralıksız yürüdük. Bunun birde çıkışı var tabii:)




Daha yakın plandan koyun görüntüsü.


Kabak Köyü'nde meyveler öyle doğal yetişiyor ki, yukarıdaki fotoğraf yolda çokça rastladığımız mısır incirleri, ben mısır incirini çok severim, bu mevsimde bal gibi olurlar, ama kabuğunu soyarken dikenlerine dikkat etmek gerekiyor. Tabii yemekten görüntülemeyi unuttuğumuz bal gibi üzümler, incirlerde var. Yani patika yolu inmeniz için lazım olan enerjiyi doğa size en güzeliyle sunuyor:)


Bu da benim patikayı inerken çektiğim çileyi anlatan bir detay:) Ben yaptım siz yapmayın:)

Aslında köyü ve iniş yolunu daha önce görmüştüm ama aniden karar verip gittiğimiz için hazırlıksızdım, sıcaktan kavrulan Fethiye'ye normelde bir terlik ve bir sandaletten başka birşey götürmem. O gün sıcaklık neredeyse 42 dereceydi, tepeden aşağı inerken o sıcakta ayaklarım ter içinde kaldı, yolun toprağı da olaya eklenince bu terlikler beni mahvetti:) ayaklarım sürekli kayınca bir kere düştüm, bir kaç kere de düşme tehlikesi atlattım. Allahtan bizim yeğenler de yanımızdaydı da onların desteği ile ellerini tutarak aşağıya kadar inebildim. Komik gelebilir ama sıcaklık azalınca akşam tepeye tırmanış bana daha kolay geldi. En azından ayaklarım kaymıyordu.

Özet: Kabak Koyu'na inmek istiyorsanız terlikle gitmeyin:)

Trekkinge uygun bir spor ayakkabı ile gitmekte fayda var. Zaten koyda konaklama ile ilgili kampların sitelerini incelediğinizde bu tarz hatırlatmaları görüyorsunuz. Yani Kabak Koyu öyle şıpıdık parmak arası terliklerinizle gidilecek bir yer değil, son derece doğal bir bölge, denize ulaşmak istiyorsanız önünüzde taş, toprak, kaya dolu bir parkur var. Zaten koya indiğinizde etrafınızdaki insanlara baktığınızda herkesin doğanın güzelliğini yaşamaya geldiğini farkediyorsunuz. Etrafınızda plajlarda salınan süslü püslü bayanlardan yok, terkkingden dönmüş ve serinlemek için kendini denize atan, yoga için ayrılmış platformda yoga yapan, eline sadece kitabını ve havlusunu alıp gelmiş insanlar var. Şezlong, şemsiye gibi alıştığınız konforlarda yok. İyiki de yok, koy olabildiğince doğal...



Patika yoldan inerken bir 5 dk. dinlendik. Düşmüştüm de:) Ege Bahar'da bu arada enerji topluyor:)


Bunlar patika yolun bitiminde düzlüğe ulaştığımızda kamp alanlarıyla ilgili tabelalar. Bu tahta tabelalar çok hoşuma gitti.




Bunlar da koya yakın bir bölgede bulunan, yeni yapılmış bungalovlar. Henüz açılmamış bir kampa aitler ama denize yakın alanda bulunan bungalovlar da bu tarz. Hatta daha salaş olanları da var. Zaten daha farklı bir yapılaşmaya da izin yok. Koyda elektrikte yok, akşamları sadece dalga sesi ve kendinizle, sevdiklerinizle başbaşasınız yani.

Ayrıca buraya gelirken ihtiyacınız olan şeylere bir sırt çantası (günlük düzenlenen trekking turları için), spor ayakkabı, böcek sokmalarına karşı bir ilaç ve sineklerden korunmak için bir sprey eklemeyi unutmamak gerekiyor.


Koyda şirin bir balıkçı teknesi...


Yukarıdaki platform yoga için ayrılmış. Özellikle dikkatimi çekti, Kabak Koyu'na yoga için yurtdışından gelen çok turist vardı. Bu bölgeye özel yoga tatili programları da varmış.


Kabak Koyu'nun neşeli güzeli...


Sahildeki bungalovlar.


İşte Kabak Koyu'nun plajının görüntüsü.

Belirttiğim gibi şezlong, şemsiye falan yok. Fotoğrafta görüldüğü gibi tahtalardan yapılmış, üzerinde hasırlar bulunan gölgelikler var. Güneşten korunmak için bunların dışında bir şey yok.


Günbatımına yakın, plajdan ayrılmadan çektiğimiz son fotoğraflardan. Zaten insanı bunaltmayan, çok kalabalık olmayan plaj neredeyse boşalmıştı.

Yaşanmış değişik ve güzel bir günün  yüzümüzdeki gülümseyişiyle, doğanın güzelliği ve dalga sesleriyle bu huzuru bırakıp dönüş için yola koyulduk...