hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2013 Perşembe

Hasta bir kedi gördüm sanki...






Yılın ilk hastalığına Pazar gecesi hoşgeldin dedik.
Sabaha kadar ateş düşmez mi diye sorsalar düşmez derim artık. Çok ağır bir boğaz enfeksiyonu geçirdi Ege Bahar. Pazartesi sabahı yarı baygın, 40 derece ateşle acilde bulduk kendimizi. En ufak bir kırgınlık, belirti göstermeden bir anda ateşle başladı enfeksiyon. Şurupla çok yol alamayacağımızı düşünen doktorumuz enjeksiyonla daha kolay atlatacağımızı belirtince her gün sabah akşam hastane yollarına düştük. Çok şükür ikinci gün itibariyle ateşi 37,8-38,5 arasında gidip geldi. İğne ağır enfeksiyonlarda en etkili yöntem ama o iğneleri yaptırıp bitirene kadar göbeğimiz çatladı desem yeridir. İğnelerimiz bitti, antibiyotiğe şurup şeklinde devam ediyoruz, Nasonex ise her zaman ki gibi ilaçlarımızın baştacı.

Çalışan anne olmanın en büyük zorluğu bu zamanlarda ortaya çıkıyor. Pazartesi sabahı öğlene kadar izin alıp çocuğumu hastaneye götürüp öğleden sonra paşa paşa işime döndüm. Sağolsun üç gün annem destek oldu ama onunda doktor kontrolleri, ultrason çekimi falan olunca Ege Bahar bugün okuluna döndü. Tam iyileşemedi ama şükür ayağa kalktı, keyfi yerinde. Okulunu çok özlemiş, bu hafta okulda bir yığın etkinlik vardı, kaçırdığı için ağladığı gün bile oldu.

Bense aynı zaman aralığında ciddi hasta olmama rağmen (kronik sinüzitim azdı yine) ayakta atlatmaya çalıştım. Çocuğun hastaysa tadıyla hasta bile olamıyorsun yani:)




Kedi maskesine gelince Okuldaki en sevdiği etkinliklerden biri olan "ahşap boyama atölyesi"nde kendi elleriyle boyamış. Maskesinin ardına saklanınca onu tanımamış gibi davranmamızı istiyor sürekli:)





Aralık ayıda geldi de gidiyor bile...
İlk yarısı bitti sayılır...
Yılın bu dönemini çok severim aslında, hastalık falan derken
ilk yarısının hakkını pek veremedik...
Kısmet diğer yarısına inşallah...

30 Eylül 2012 Pazar

Hastalık günleri...


Fotoğraf okulların açıldığı ilk günün sabahından, yani neredeyse iki hafta öncesinden ve neredeyse ancak düzeldi kızım. Okulların açıldığı gün işe gidemedim zaten, ateşli ateşli göndermedim çocuğumu tabii ki ama ertesi gün toparlanmış gibi gördüğüm için okula gönderdim. İş dönüşü aldığımda bir şeyi yok gibiydi. Yolda uyudu zaten. Eve girer girmez "kulağım" diye bağırması ve gözlerinden süzülen yaşlar hala gözlerimin önünde. Eyvah dedim, yine orta kulak iltihabı. Doktorunu nasıl aradım, nasıl Pendik'e kadar götürdüm hatırlamıyorum. Çok canı yanıyordu yavrumun.

Yani yine orta kulak iltihabı atlattı Ege Bahar. Yine iğnelerle düzeldi. Bugün kontrolü vardı, çok şükür kulaklar normale dönmüş. Alerjik akıntı zaman zaman devam ediyor. Üç hafta burun spreyine, bir ay antihistaminik şuruba devam edeceğiz. Haftaya doktorunun önerisiyle grip aşısı yaptıracağız. Daha önce hiç yaptırmamıştık, umarım bu kış faydasını görürüz.

Hastalık günleri zor geçiyor tabii ki ama bunlar dert değil, Allah şifasız hastalık vermesin...böyle böyle büyüyecekler...Keyfimiz yerinde,çok şükür iyiyiz, çok şükür...

24 Ocak 2012 Salı

çok şükür...orta kulak iltihabı bitti...






Çok şükür...niye mi? bir orta kulak iltihabıyla uğraştık ki, ağrısı, iğnesi derken helak olduk hergün hastanelerde. Gitmek gelmek değil tabii ki mesele ama her gün yedi iğneden kalanların hesabını kuzuya anlatmak zor.
15 gün önce burun akıntısı ve şiddetli öksürükle başladı hikaye, her zaman ki gibi griple boğuşuyoruz sandım, bir hafta belirtilerde bir değişiklik olmadı ama halsizlik gitgide arttı. Ayın onüçünde iş çıkışı çocuk doktoruna yetiştirdim yavruyu, öksürük devam ettiği için ciğerlerden korkuyordum ama alt solunum yolları temiz çıktı, aman ne iyi diye düşünürken yarıyıl tatili için bir hayli uzun bir uçuş planladığımızı doktorla paylaşınca hem giderken hem gelirken koruyucu olması bakımından üç günlük bir antibiyotik reçetesiyle çıktık. O hafta sonu antibiyotik kullandığımız halde ateş 39 civarında seyredince endişelenmeye başladım. Pazartesi sabahı yavrumu kreşe bırakıp işe gidemedim, Okulların son haftası, karneler yazılacak vs vs. Teknolojinin ilerlemesi bazen ne kadar kolaylaştırıyor herşeyi. Aldım mazeret iznimi, kaldım yavrumun yanında, okulla ilgili bütün işlerimide gece internetten hallettim. Pazartesi akşamüzeri kbb uzmanında aldık soluğu, zaten bir süre önce çocuk doktoruna gitmekten tamamen vazgeçmiş olan biz niye cumadan kbb uzmanına gitmedik bilemiyorum. Aslında pazar gecesi kulaktan ateş ölçeri kullanırken ateşölçeri kulaktan çıkardığımda hafif ıslandığını görünce olayı tahmin etmiştim ben. Kamerayla sağ kulağa bakıldığında iyice kızardığını ve zarın çok gerginleştiğini gördük, sol tarafta ise (akıntının olduğu taraf) durum vahimdi, daha önce üç-dört kere kızımı kbb uzmanına götürmüştük ama böyle bir görüntüyü hiç görmemiştik. İltihap tabakası karnıbahar gibi öbek öbek birbirinin üzerine yığılmış, kulak zarı zor görünüyordu. Orta kulak iltihabı sol kulağı tamamen kaplamış, sağ kulakta ise enfeksiyon başlangıç halindeydi. Doktorumuz 10  günlük bir antibiyotik şurup yazacakken tadının bir önce kullandığımız ilaçtanda daha kötü olduğunu belirtti, o ilacı bile zor içirmiştik, hatta bir iki kez kusmuştu, o halde yedi gün iğne olacak dedi doktorumuz, hem ne kadar aldı, içti mi içmedi mi derdi de olmaz dedi. Bunun dışında bir kaç ilaç daha yazdı. 10 gün kadar da uçmamalı dedi, kulak zarı çok gergin olduğundan iniş ve kalkışta basınca dayanamayıp patlayabilirmiş, kanama olabilirmiş, dahası bu durum işitme kaybına bile yol açabilirmiş. Kızımızdan önemli değil tabii ki tatil. Evde keyif yaparız dedik bizde, üçüncü iğneden sonra gözleri açıldı resmen, dün yedinci iğneden sonra kontrolü vardı, kulak tertemiz olmuş çok şükür. İkibuçuk yaşında ilk iğnelerini oldu yavrum, bugüne kadar birkaç kez kulakla ilgili sıvı toplanması, zar matlaşması, esneklik kaybı gibi problemler yaşadık ama en ciddisi buydu. Göndermiyorum kreşe falan, 10 gün uzak kalsa 10 gün mikrop almaz modundayım, anne kız baba dipdibe günler geçiriyoruz:) malum tatile gideceğiz diye eşimde kış iznini bu döneme almıştı.
Bu arada annem aynı hafta safra kesesi ameliyatı oldu, çok şükür onsekiz yıl sonra karar verdi de olabildi, ameliyat fobisi ne demek çok iyi gördük. Safra kesesindeki taşlar nedeniyle annem ikişer üçer yıl arayla tam üç kez pankreatit atağı geçirdi ve her defasında 15-20 gün hastanede kaldı. Ameliyattan bir süre önce ERCP denilen bir sistemle karaciğer-safra yollarından taşlar temizlendi, ardından 15-20 gün sonra ameliyat gerçekleşti. Maşallah iyi şimdi.
Biz tatili sömestirin ikinci haftasına erteleyelim o zaman derken okulların kapanmasına iki gün kala okullarda akıllı tahta ve tablet pclerle eğitim öncesi seçilen pilot okullardan olmamız dolayısı ile sömestirin ikinci yarısı hizmetiçi eğitim kapsamında eğitimde olacağımız açıklandı. Çok fazla tırmalama yani Özlem dedim kendime bu sefer.
Evde bol bol oyun oynuyoruz bu aralar, iki koca bebek, bir yavru:) salon, odalar, koridorlar, her yer oyuncak...
İyiyiz ya, birlikteyiz ya, çok şükür...

24 Ağustos 2011 Çarşamba

yutkunamıyorum bile...

Aslında günlerdir içime akıyor yaşlarım..Yutkunamıyorum bile..

Babam gözümün önünde eriyor...Tatilden gelmemizin ertesinde ameliyata alındı yine, biz giderken birşeyi yoktu, 20 günde bir kemoterapi devam ediyordu ama alınan kemoterapiler hiçbir işe yaramadığı gibi bu illet ilerledikçe ilerlemiş. Su bile içemiyor, sindirim yok, bağırsaklar çalışmıyor. Sadece serumla takviye yapılıyor...

Yaklaşık iki yıl önce yapılan ameliyat ve ardından alınan kemoterapi seansları sonrası nasıl toparlanmıştı ,asla umutsuz değildim ama son birkaç aydır yemek yemek istemiyordu, akciğer ve karaciğer metastasını duyunca yıkılmıştım zaten, tekrar kemoterapi falan derken yarıda kesildi herşey, kan değerleri düştü. Doktorlar umutsuz..Buraya dönüpde baktığımda hatırlamamak için hiç yazmadım bunları. Hergün Ege Bahar'ı kreşe bırakıp hastaneye koşuyorum, annemde babama üzüntüsünden hastanede yatıyor artık, tansiyon 25, pankreatit tekrarladı..Hergün babama gidip iyi olacaksın diyorum, bilmiyor ki ne kadar ilerlediğini..Diyor ki Ege Bahar'ın ilkokula başladığını göreyim yeter..

Babam...Seni çok seviyorum...dua ediyorum hep senin için...uyuyamıyorum geceleri...biz sensiz ne yaparız? Ege Bahar "Aynak" sız (Ayhan) nasıl büyür?


İçime akıyor yaşlarım...yutkunamıyorum bile...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

TATİL DE BİTTİ, HASTALIK DA:)

15 günlük tatilimizden Cuma günü evimize döndük...Ne tatildi ama...ilk haftası mükemmel, ikinci haftası biraz zorlu geçti. Şöyle bir özet geçersem aşağıda merkezinin fotoğrafı görülen Kaş'taydık ailecek. Ne kadar doğru bir seçim yaptığımızı gidince anladık ve hiç pişman olmadık. Yorulmuşuz sazlı cazlı tatil beldelerinden, Kaş iyi geldi bize, zaten burası için bir hafta ayırmıştık, doya doya yetti, çok büyük bir yer olmadığı için aman gezemedik, göremedik dediğimiz bir yeri kalmadı.
Bizi zorlayacağını düşündüğüm zamanlar kolay oldu aslında, şöyle ki Dalaman'a uçak bileti bulamadığımızdan(ki Dalaman Kaş arası 2-saat), önce Antalya'ya uçtuk, oradan sahil şeridinden 4 saatlik bir yolculuk yaptık, açıkçası Ege Bahar'ı nasıl zaptedeceğimizi düşünüyordum ama kuzum hiç zorlamadı bizi aksine herkesle diyalog halinde ve hayatından pek memnundu.
Kaş o kadar sakin ki gerçekten dinlenebildik. Planımız bir haftalık Kaş tatilinden sonra Patara'ya yakın bir belde olan Kumluova'da 2 gün Ege Bahar'ın halasını ziyaret edip, ardından Fethiye'de babaannede 3 gece geçirip, sonra Kıbrıs'a uçmaktı. Gel gör ki herşey planlandığı gibi olmuyor. Kaş'da geçirdiğimiz güzel zamanlar bitip Kumluova'ya gittiğimiz gün Ege Bahar rahatsızlandı, burnu akmaya başladı, ateşi 38'e çıktı, üzerine iki azı dişi birden şişti. Yani Kumluova ziyaretimiz bunların üzerine birde buram buram sıcakla birleşince kabus oldu. Doktorumuzu arayıp birkaç ilaca başladık ve olay hafifledi ama Fethiye'de çok daha zor zamanlar geçirdik. Sanıyorum Kaş'da çıktığımız Kekova tekne turunda Ege Bahar'ı üşüttük. Çok dikkat etmeme rağmen sanıyorum koruyamamışım:( Fethiye'den İstanbul'a yola çıkacağımız gün 39,7'yi gördük. Aklım başımdan gitti, bu ateş olayı beni çokkkk korkutuyor, orada da hastaneye götürdük ama içim rahat etmedi, İstanbul'a geldiğimizde uçaktan iner inmez doktorumuza koştuk. Kulak İltihabı başlamış, hafif bir farenjiti de varmış, Cuma'dan beri ilaçlara devam, hafta sonu toparladık sayılır, bugün çok daha iyiyiz maşallah...
Nisan'da çıktığımız 3 haftalık tatilimizde bu kadar zorlanmamıştım, bahar en güzel mevsim galiba, çocukla yaz tatilinden korktum valla, hem tatil hem hastalık derken yeme içme düzenimizde bozuldu tabii ki. Daha iki gündür yavaş yavaş normale dönüyor. Sadece beni emerek 15 gün geçirdi desem yeridir, doğal olarak kilo da verdi, geçen bir buçuk ayda öyle güzel bir düzen oluşturmuştuk ki 750 gr alan çocuk 400 gr vermiş. Çok canım sıkıldı ama ne yapalım iyi olsun herşey normale döner zaten....
Çok uzattım, tatilimizin ilk haftasından güzel anların fotoğrafları aşağıda. İkinci hafta fotoğraf makinasının nerede olduğunu bile bilemiyordum:) Bu arada pırıl parlayan, bembeyaz bir azı dişimiz var artık:)


Kaş manzarası...


Antalya-Kaş arası otobüste şebeklik anları:)

Kaş'da park keyfi:)


Kaş'ın meşhur Uzunyol Caddesi'nde baba kız....

Sizin ağzınızı yerim ben:)



Bunlar da Kaş sokaklarında anneli kızlı pozlar:)


Otel bahçesinde Ege Bahar'lı zamanlar...

Tekneyle Limanağzı Plajı'na giderken...

Limanağzı Plajı'nda hamak sefası:)

Yazmalı boncuğum:)

Deniz yorgunu:)



Sormayın pek önemli işleri var, çok meşgul bu aralar:) Bu meşguliyet anları Kaputaş Plajı'ndan...
Baba kız Kaputaş'ta turkuaz kıyılarda...



Kaputaş Plajı anıları....


Sanki çok yiyormuş gibi menüyü elinden bırakmıyor:)

Kaş sokaklarında civcivimle...



Kaş-Kekova tekne turunda ...teknenin balböcüğü:)
yine tekne yorgunu:) teknede öğle uykusu keyfi...

Kaş Eleksi Koyu'ndan tatlı anlar...Su kuşum denizi çokkkkk sevdi.....

Kumluova'da sıcaktan kendinden geçen bir Ege Bahar....

Ege Bahar Kumluova'da kuzenleriyle:)

Fethiye'de ailece bir akşam yemeği....

Ege Bahar ve orkinosu:)
Öyle böyle bu tatilde bitti işte, bunlarda bize kalan tatlı anlar oldu....