31 Ağustos 2010 Salı

Biraz da benden...

Annelik sonsuz mutluluk, biraz da inceden yürek sızısı galiba...
İşe başladım ya, bu aralar pek bir karışığım:) Ha ben kendime söz verdim, hiç vicdan azabı duymayacağıma dair...Kuzum emin ellerde zaten, ah ne yapıyor şimdi, birisi onunla ilgileniyor mu derdim yok çok şükür...annem öyle güzel bakıyor ki ona, daha apartman kapısına geldiğimde balkonun açık kapısından gelen kahkaha seslerini duyuyorum:)
Daha öğrencilerimiz başlamadı ama bu hafta biraz haylaz olanların sınavlarını yapıyoruz, yani ders yetiştirme dönemi olmadığı için arkadaşlarımla sohbetler ediyor, özlem gideriyorum bu aralar...Mesela bugün felsefe öğretmeni olan iki arkadaşımla öyle hoş bir sohbete dalmışım ki saatin farkına varmamışım. Gelirken evimizin yakınlarına açılan yeni bir markete uğradım, ya insan tek başına rahat rahat alışveriş yapmayı bile özlüyormuş:) Ege Bahar doğduğundan beri plansız yaşadım ben, yani her günüm aynı olduğu için plan yapmaya gerek kalmıyordu:) Yarın için planım var ama, işten çıkınca kendime birşeyler almak için bir iki yere uğrayıp, ilk atandığım okuldan çok sevdiğim bir arkadaşımla buluşacağım. Yani eskisi kadar rahat rahat istediğim kadar oturup sohbet etmesem de bir kahve içip, özlem giderecek kadar zaman ayırmaya başladım kendime.
Bu yıl okula başlamak için pek bir hevesliyim. Aslında öğrenciler aynı, okul aynı, ama ben 17 aydır uzağım bu ortamdan. Okul hareket demek, enerjisiz bile olsan enerji demek:) Bazen herşeyden bıktığın anda bile sınıfa bir girersin, o gün ders öyle güzel geçer ki tadına doyulmaz...Öğrencinin biri bir şey söyler, hep beraber gülüşülür veya anlarlar bir derdin olduğunu, hiç üstüne varmazlar, yormazlar seni...Hani kızgın kızgın "öğrenci milleti işte" diyenler vardır ya, severim ben bu öğrenci milletini. Özlemişim işte ben bunları...
Niye mi yazıyorum bunları? hani vicdan azabı duymayacağım dedim ama bir yerlerde bir sızı hissediyorum sanki...Bu yeni sürece alışmak Ege Bahar için ne kadar zorsa benim için de öyle aslında. Herşey yolunda ama özlüyorum onu, alışabilmek için zırt pırt aramıyorum ama aklımın bir köşesinde hep o var...Eve geldiğimde yüzündeki gülücüğü tarif edecek kelime bulamıyorum...Kollarını boynuma doluyor ve sıkıyor...dudaklarımdan öpüyor...İşten gelirken aldığım kitabını açıp siyah penguenleri gösterip, onları karga sandığı için "gakkk, gakkk" diye bana gösteriyor...Bugün ne yapmış kızım deyince kendince bir şeyler anlatıyor...annesi onu öpmelere doyamıyor...
Meleğim şimdi uyuyor...annesi biraz karışık:) hem eski düzenine dönmeye çalışıyor, hem özlemeyi doyasıya yaşıyor. Bu yeni süreç bir süre sonra doğal bir süreç olacak ama anne biraz zorlanıyor galiba. Düşünüyor anne; acaba babalar böyle bir dönemden geçiyor mu??? babalar hep mutlu, bunun sırrı ne acaba, eksik olan LTH' ları mı???
Durum bundan ibaret işte, iki ucu .oklu değnek derler ya öyle, evde olursun yeter, yoruldum dersin, işe gidersin özledim dersin. Neyse ki lohusalık misali geçici olduğunun farkındayım. Söz verdim kendime, ikimiz hatta üçümüz için en doğrusu bu; vicdan azabı yok, anne mutlu, çocuk mutlu olacak...

5 yorum:

Adsız dedi ki...

hep soyluyorum ya, cok sanslisin, allah saglik versin, annen bakiyor kuzuya.
icin rahat,
sen de rahat ol e mi?
operim

nehirineylemleri dedi ki...

Ben de umarım seneye döneceğim öğrencilerime:)

ŞEKER dedi ki...

hayırlı olsun canım..
umudunu kırmak istemem ama ne yazık ki o vicdan azabı hep seninle olaak..
ama her şeyin iyi olması için dua etmek en iyisi..

Hande dedi ki...

benim annem de öğretmendi..
ve beni 40 günlükken bırakıp dönmek zorunda kalmış..
ve bana da anneannem bakmış..
sen ve ege bahar daha şanslısınız bu konuda üzülme..

Makeupbyfun dedi ki...

Özlemcim okul temposu bir başlasın, ne kaygı kalıcak ne bir şey, sanki hep çalışıyomuş gibi hissedeceksin. Ege Bahar en küçük zamanlarını annesiyle geçirdi, çok şanslıydı. Herşey daha güzel olucak ikiniz içinde öptüm.