Biz aslında anne baba çocuk olarak tam bu saatlerde Los Angeles'a inecektik. Ay başında sevgilinin iş için Los Angeles'a gideceğini öğrendiğimde içim gitmişti, 4 günlük bir seyahat olmasına rağmen ah keşke kızımız ve bende ona eşlik edebilsek diye iç geçirdim ama beni bekleyen onca sınıf varken, iş güç varken bunun olamayacağı belliydi. Sonra birden benim ameliyat durumum ortaya çıktı ve ameliyat sonrası verilen 10 günlük rapor umutlarımı biraz yeşertti, hala gözümün içi kıpkırmızı ama ağrılar artık çok azaldığı için Hollywood, Beverly Hills, Disneyland, Universal Studios hayalleri kurmaya başladım. Hem Ege Bahar'ın bile vizesi varken bu fırsatı kaçırmamalıydık, Disneyland'da nasıl eğleneceğini düşündükçe iyice heyecanlanmaya başlamıştım.
Dün öğlen biletleri almadan hastaneye babama gittik, bir anda çok şiddetli ağrılar başlamış, sindirim problemi tekrarlamış, bağırsaklar işlevini tam olarak yerine getiremediğinden vücutta şişlikler başlamış. Babacığım çok sıkıntıdaydı, son zamanlarda iyi gibiydi aslında, hoş artık ne zaman iyi ne zaman kötü olacağı da hiç belli olmuyor...Odadan koridora çıktığımızda "ben gelemem" dedim sevdiğime. O da çok sevinmişti gelme ihtimalimize ama babam o haldeyken oralarda gezmenin onunla olmaktan daha güzel olamayacağını gördüm...
Sabah kocişkoyu uğurladım, Ege Bahar'ı kreşe bıraktım, babamı aradım, çok şükür daha iyiymiş bir önceki güne göre, zeytin istedi benden, hem siyah iri iri, etli olanlardan, hem de kırmızı biberli yeşil zeytinlerden, limon getirmeyi de unutma dedi. Hemen aldım koştum hastaneye, yiyemiyor ki aslında, 2 ay oldu katı gıda almayalı vücuduna, katı gıda yerse bağırsakta tıkanma yapıyor, hortumlarla çıkarılıyor içinden sindiremediği parçalar, üç kez yaşadık daha önce. Çok özlemiş zeytini babam, aslında neleri özlemedi ki...sadece ağzında çiğneyip tadını alıyor, sonra posasını çıkarıyor. Nasıl sevindi ama anlatamam, nasıl özlemiş, İkişer üçer tane çiğnedi her ikisindende, sağol evladım dedi, Allah razı olsun dedi, bundan güzel mutluluk olur mu, ahhhh dedim keşke dünyaları versem sana keşke...Seni seviyorum babam dedim eve dönerken, yarın gelirken birşey istersen ara olur mu dedim...Bende seni seviyorum kızım benim dedi, el salladı arkamdan...
Dönerken kuzucuğumu kreşten aldım, eve gelince zeytinyağlı kereviz pişirdim, yavruyu doyurdum, banyosunu yaptırdım, yatakta kudurduk, hopladık, zıpladık, yatmadan bugün dönerken aldığım yeni kitabını okuduk ve pek sevdik. Bir iki saat evvel kaldım kendimle başbaşa, yaptım sert bir kahve, maillerimi okudum, biraz fotoğraf yükledim falan derken unutmadan yazayım dedim babacığımın zeytin özlemini...Yüreğimin acısını anlatamam, babam kayıyor sanki avuçlarımdan, ama bugün yaşadıklarımdan sonra içim nasıl huzurlu anlatamam, böyle bir fırsat bir daha olur mu bilemem ama umrumda bile değil, sadece sevgili sağlıcakla dönsün, mutlulukla sarılalım inşallah diyorum...Şu saatlerde uçak inmiş olmalı, yatmadan haber bekliyorum kocişkodan.
Babacığımın yiyemediği zeytinin huzuru bir ömür yeter bana....
2 yorum:
gözlerim doldu okurken..
ne yaptin sen özlemcigim oturdum agliyorum canim. ne desem bilmiyorum, tek bilmeni istedigim seni cok cok ama cok iyi anliyorum. gececek bugnler.
ilkay
Yorum Gönder