Ekincik Koyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekincik Koyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2014 Pazartesi

Tatilden biraz biraz, Vol 5: Köyceğiz notları - Ekincik Koyu



Tatil notlarıyla ilgili son yazım ilk defa gittiğimiz, Ekincik Köyü'ne bağlı Ekincik Koyu ile ilgili olacak.


Köyceğiz'den Ekincik'e gitmek için Kordon'dan yola çıkıp, Sultaniye Kaplıcaları'na doğru giden güzergahı takip etmeniz gerekiyor. Birkaç köy ilerledikten sonra Köyceğiz'i Ekincik'e bağlayan orman yoluna çıkıyorsunuz. 


Köyceğiz'den 45-50 dk kadar süren yol boyunca çam ormanlarının arasında muhteşem göl manzarasıyla ilerliyorsunuz.


 Maalesef yol çok virajlı olduğu için yolda aracı durdurup fotoğraf çekemedim ama bazı görüntüleri resmen hafızama kazıdım.





İşte burası Ekincik Koyu.



Ekincik'in oldukça uzun bir kumsalı var. Bir iki küçük motel tarzı işletmenin dışında genellikle çadır tatili yapan ailelerin tercih ettiği bir koy. Çadırlar öyle basit, küçük çadırlar değil, bildiğin iki odalı, salonlu cinsten çadırlar:) Ya da bunların yerine biraz daha konforlu olayım diyorsanız bildiğiniz tır konteynırlarını yerden biraz yükseltip şirin evcikler haline dönüştürmüşler, onları kiralıyabiliyorsunuz. Ben Ege Bahar'ın peşinde koştururken yine fotoğraf çekmeyi unutmuşum, ancak bu kadar anlatabiliyorum. Ekincik'in öyle müdavimleri var ki, mesela orada tanıştığımız bir aile kesintisiz 28 yıldır Ekincik'te tatil yapıyormuş, öyle ki kamp bölgesini işletenler onların geldiği tarihi otomatik bilir, başka rezervasyon almazmış. Yine de benim fikrim bu muazzam koyun  kampçılar tarafından bozulduğu yönünde. Tabii kampçılarda günübirlik gelenlerin etrafı kirlettiğini düşünüyordur muhtemelen ama yine de böyle bakir kalması gereken doğal güzelliklerin etrafında bu şekilde kalınmamalı, böyle bölgelerde ciddi bir denetim olmalı diye düşünüyorum.






Hadi kızım simetri olsun , geç ortaya diyorum ama o bir gece evvel sürprizle gelen babasına kavuşmanın şımarıklığını yaşıyor aynı anda:)






Dört böcüğün arasında bir çiçeğim var:)





Kumsal freezbe oynamak için çok uygun, akşamüzeri kampçılardan ve günübirlik gelenlerden hemen iki takım kurulup voleybol oynanıyor.





 


Ege Bahar Ekincik'te freezbe oynamaya doydu.








Kumsala imzamızı da attık:)



Sanıyorum çam ormanlarının içinde doğal bir bölge olduğundan bol bol arı var, zaten doğal ürünler satan bir iki yerde çam balı görüyorsunuz, Ekincik'e gelirken geçtiğimiz orman yollarında da birkaç bölgede fazlaca kovan gördük. Sabah yola çıkarken belki gece kalırız diye düşünmüştük ama bölgeye özgü bir akrep türünün zaman zaman kampçıları soktuğunu duyunca vazgeçtik, zira en yakın tam teşekküllü hastane yaklaşık 2-2,5 saat uzaklıkta. Beş yaşında bir çocukla göze alamadım açıkçası, gelir bizi bulur böyle saçma sapan haller deyip yola çıktık.

Koyun her iki ucu daha temiz, kampların hemen önündeki bölgeler yerine buralar tercih edilmeli. Su kristal gibi, açıldıkça masmavi denizin içinden çıkmak istemiyorsunuz. Çocuklu aileler için uygun zira aşırı dalgalı bir denizi yok, çocuklar kıyıda rahatça oynayabiliyor.




Biz Ekincik'i akşam bu manzarayla bıraktık.

Yola çıktıktan kısa bir süre sonra hava karardı. Karanlıkta mis gibi çam ormanının kokusunu içimize çekerek Köyceğiz'e vardık.



Bizim tatil postlarımız bitti artık, gerçek hayata döneli çok oldu zaten, 1 Eylül'de göreve başladım. Sabah geç kalkmalar, uzun, keyifli kahvaltılar bitti. Neyse özlemek güzeldir, yazı özleyelim ki tadını daha çıkaralım değil mi? Hem bu arada ben sonbaharı da özlemişim, Eylül en sevdiğim aylardan biri, yağmurun en sevdiğim zamanları...ama bademciklerim tetikte, bir iki gündür hafiften sinyal veriyorlar, elmalı tarçınlı çay içmeye başladıysam yaz bitmiştir zaten. Diyeceğim o dur ki; güneş yüzünü biraz biraz göstermeye devam etsede sonbahar gelmiş şehrime.

 O zaman hoşgeldin Eylül, hoşgeldin Sonbahar...