kardelen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kardelen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2011 Çarşamba

Pınar...


Bugün son ders saatimde 9. sınıflardan birindeyim, ders Sağlık Bilgisi, konu sağlık kavramı, Dünya Sağlık Örgütü'nün verdiği sağlık kavramını tartışıyoruz, Dünya Sağlık Örgütü diyor ki; sağlık, kişinin hem bedenen, hem ruhen, hem de sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasıdır. Bu tanım üzerinden Türkiye'yi, Türk insanının sağlık durumunu yorumluyoruz hep beraber. Tanımın ruhsal yönden iyilik haline geldiğimizde çocuklar halkın büyük çoğunluğunun sağlıklı olmadığını ifade ediyor, konu aile içi geçimsizliklere, ekonomik sıkıntılara, geçim derdine, Ülkemizin doğu kesimlerinde kadınların durumuna geliyor.Bir öğrencim diyor ki "ama hocam insanlarda hallerine bakmadan çocuk yapıyorlar, bizim mahallede bir aile var, ne işleri ne güçleri var, üç tanede çocuk yapmışlar, çocuklar sefil gibiler, birinin yüzü yanmış, hallerine biz acıyoruz ama kendileri bunu bile bile bir sürü çocuk yapıyorlar". "Bu kadar ön yargılı olmayın diyorum, hayatı sadece kendi yaşantınız gibi algılamayın, Doğuda da bir kadının bazen 12-13 çocuğu oluyor, bir sorun bakalım böyle olmasını ister mi, acaba söz hakkı var mı, acaba doğum kontrol yöntemlerini biliyor mu, bir şans verilseydi okumak ister miydi?" diyorum. Ardından sınıftaki öğrencilerin kaç kardeşlerinin olduğunu soruyorum, beş kişi tek çocuk, bir kişi dört kardeş, bir kişi üç kardeş,sınıfın geri kalanı iki kardeş. Birden biri biz yedi kardeşiz diyor, sınıfta hafiften de olsa bir gülüşme, bir şekilde konuyu başka bir tarafa bağlıyorum, biz hararetli bir şekilde konuya devam ederken zil çalıyor. Ben kapıdan çıkarken arkamdan bir öğrenci koşuyor, yedi kardeş olduklarını söyleyen öğrencim. Ders bitmiş, çıkıp evime gideceğim ama bir çırpıda bir sürü şey anlatıyor bana, daha dokuzuncu sınıf olduğu için isimlerini bilmiyorum tabii ki, adını soruyorum "Pınar" diyor. Devam ediyor; "hocam ben de okula gönderilmeyen kız çocuklarından biriydim, biz 6 sene önce Van'dan buraya geldik, ben 9-10 yaşlarındaydım, daha hiç okula gitmemiştim, köyümüzde okul yoktu, iki abim ilçede yatılı okuyordu, babam beni göndermedi, İstanbul'a gelince bir komşumuz ön ayak oldu ve beni okula yazdırdı, ben okula 3. sınıftan başladım, o yıl hem okumayı öğrendim hem 3. sınıfa devam ettim." Nasıl kibar konuşuyor bir görseniz, telaffuzu o kadar düzgün ki, gözleri doluyor arada...Kendisinden küçük dört kardeşi daha var, babası inşaat işçisi, annesi ev hanımı. Acaba nasıl idare ediyor yedi çocuğu birden diye düşünüyorum. Pınar üç yıllık SBS ortalamasına göre 466 puan alarak okulumuzun yabancı dili İngilizce olan sınıflarından birine yerleşmeye hak kazanmış pırıl pırıl bir öğrenci. Bu şartlarda bir anadolu lisesi kazanmış, şartlar farklı olsaydı nasıl olurdu acaba? Yüzü daha bir olgun diğerlerine göre, yaşıtlarının derdi şu marka ayakkabı, bu marka telefonken o hayatın gerçeklerinin farkında. Aynı kararlılıkla devam et Pınarcım, mutlaka çok iyi yerlere geleceksin dedim...Vedalaşırken bazen ruhsal olarak kendimi hiç iyi hissetmiyorum, arada bir konuşabilir miyiz? dedi. Ne zaman istersen seni dinlerim dedim...
Dünyada bütün çocukların aynı şartlara sahip olamaması içimi acıttı, bizler çocuklarımızın üzerine titrerken yedi kardeş olup da bu şartlarda yaşamanın nasıl bir durum olduğunu anlamaya çalıştım, aynı sınıfta özel okuldan gelmiş öğrencilerin arasında onun kendisini nasıl hissedeceğini düşündüm...ama onun başarısı, azmi beni mutlu etti, daha önünde 4 yıllık bir lise süreci var ama ben ona daha şimdiden inandım ve elimden geldiğince destekçisi olacağım...
Akşam oldu hala aklımda...Adı Pınar...o da bir kardelen...