Detaylı ultrasona girdiğimden beri bu deniz kabuğu gibiyim. Kabuğuma çekildim ama içim, düşüncelerim bu kabuğun içi gibi pespembe...Hemen yazamadım, kötü haberler aldığımdan değil ama ufak birşey canımı sıktı, o gece çok bunaldım, ertesi gün hep pozitif düşünmeye başladım...
Pazartesi hastanede tam saatinde ultrasona girdim. Bizim cadı döndü yine poposunu, kol, bacak, beyin, beyincik ve bir sürü organı görülüyor ama kalbi ve yüzü pozisyonundan dolayı incelenemiyor, doktor 20-25 dk. baktı sonra da yarım saat sonra tekrar bakacağız dedi. Ok dedik, birşeyler atıştırmaya gittik, yarım saat sonra tekrar ultrasona girdim, bu defa duruşu kalbini incelemeye yetti ama yüzünü dönmedi yine benim nazlı kızım. Rapor yazılabilmesi için dudak, burun kemiği ve göz gibi kısımlara da bakılması gerekiyor, artık üçüncü girişimde daha fazla inat etmedi ve doktorumuz bebeişimizin gayet sağlıklı olduğunu açıkladı:))) Fakat son kontrolde durup durup dikkatlice birşeyler dinledi ve monitörden izledi, bu tabi ki benim ve kocişin gözünden kaçmadı. Rapor yazmak için doktorumuz bizi odasına aldığında 26. haftada beni tekrar görmek istediğini söyledi. Açıklaması "annesi bebeğinizin herşeyi çok normal, gelişimi gayet güzel, fakat her iki uterin arter doppler tetkikinde direnç mevcut" oldu. Ben doğal olarak biraz daha açıklamasını istedim, o da, gebelerde her iki rahim atardamarının da sahip olduğu direncin 20-21. hafta civarında azalması gerektiğini ama bende direncin aynı devam ettiğini, bunun benim gebeliğime has bir durum olabileceğini ve kişiye bağlı olarak bu direncin düşmesinin 23. veya 25. haftaya kadar uzayabileceğini söyledi. Fakat 26. haftadan sonra aynı direnç devam ederse bu bebekte gelişme geriliğine, erken doğuma veya preeklampsiye neden olabilirmiş...Bu nedenle raporunda 26. haftada bir kez daha detaylı ultrasonografi önerdi. O an onun anlatışıyla biraz rahatlayıp raporu kendi doktoruma götürdüm, o da aynı öneride bulundu ama çok korkulacak bir durum olmadığını, düzenli tansiyon takibiyle ve düzenli kontrollerle aşılabileceğini söyledi. Zaten kesin bir tanı olmadığından bir iki hafta içinde düzelebileceğini tekrar tekrar söyledi.
3-4 saat hastanede kalmanın vermiş olduğu sıkıntıyla hemen çıkmak istedim, karnım çok acıkmıştı, kocişle birşeyler yedikten sonra, Capitol'e gittik, biraz bebişe biraz bana birşeyler alıp kafamı dağıttım ama eve gelince sinirlerim bozuldu, raporu okuyup okuyup ağlamaya başladım...Benim bebişimin herşeyi normalken, noluyor bu uterin arterlerime diye:))) Neyse o gece pek rahat uyuyamadım ama ertesi gün eğer çok ciddi acil bir durum olsaydı bu adam beni 4 hafta sonra değil, birkaç gün içinde görmek isterdi diye düşünmeye başladım.
Şimdi daha iyiyim, kabuğuma çekilmiştim ama dediğim gibi hep pembe düşündüm. Yine de şu an çok soru var kafamda, acaba ikinci detaylı ultrasonumu başka bir doktora mı inceletsem, 26. haftaya kadar beklemeden önümüzdeki günlerde başka bir doktora mı gözüksem vs. vs.
Miniğim de öyle tatlı ki bu aralar, annesi sabahları onun hareketlerine uyanıyor ve ona benim yüzümden birşey olursa diye çok korkuyor ama hep pembe düşünüyor...Bunları yazarken de gözleri doluyor...
Bunların dışında yarın okullar tatile giriyor, bugün karnelerimiz basıldı ve sınıf öğretmeni olduğumuz sınıflardaki öğrenciler için görüşlerimizi karnelerine yazdık. Herşeyimiz hazır, yarın öğleden önce dağıtıp tatile gireceğiz inşallah...
Dün ve bugün okulda sayılı öğrenci vardı, öğleden sonra okuldan çıktık, okuldaki en yakın iki arkadaşımın birinin evinde üçümüz yemek keyfi yaptık. Menümüzde humus, kısır, patates kızartması, makarna, içli köfte, aşure vardı. Daha ne olsun değil mi:))) Eve vardığımızda hepimiz öyle açtık ki deli gibi yedik. Öyle doldurmuşum ki midemi akşam yemek yiyemedim:)))
İşte böyleydi son birkaç günüm...Kafa karışık ama düşünceler hep pespembe...