Bebeğimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebeğimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2009 Pazar

Bende seni seviyorum bebeğim...




BENDE SENİ SEVİYORUM BEBEĞİM...Şaşkınken, ağlarken, gülerken..Her halinle...

20 Ağustos 2009 Perşembe

DOĞUM HİKAYEMİZ...


Bizim pamuk şekeri biraz aceleci davrandı ve yaklaşık 3 hafta erken olaraktan 37+1 de hastaneye koşturdu annesi ve babasını:) Dünyaya merhaba dediği gün işte böyleydi:)

Kociş doğumdan 2 gün önce Fethiye'ye kayınvalidemi almaya gitti. Nisan başında başlayan doğum öncesi iznimin 5 haftasını kullanmıştım, doğuma ortalama 3 hafta vardı ve ben evde beklemekten iyice sıkılır olmuştum. Hergün olmasa da iki günde bir yürüyüşe çıkıyor, yiyor içiyor, dönüştede genellikle bizim bıcırığa birşeyler alıyordum. Ama artık son günlerde iyice sabırsız olmuştum. doğum Usg'ye göre 31 Mayıs olarak görünüyordu. Burcu ikizler olan arkadaşlar alınmasınlar ama çok konuştum kızımla biraz erken gelde boğa burcu ol diye:))) neyse işte geri kalan dönemde hem yalnız kalmayım hem de ani birşey olursa yardımcı olabilecek birisi olsun diye kayınvalidem gelecekti. Kociş ve annesi 11 Mayıs gecesi uçağın biraz rötar yapmasıyla 23:30 gibi eve geldiler. 11 Mayıs gündüzü öğlen hastanede kontrolüm vardı, kociş olmadan gitmek biraz canımı sıkmıştı ama annesinin yaşı gereği tek başına uçakla gelmesinide istemedik. O gün NST kontrolümde herşey çok normaldi. Hatta doktorum "artık sen hiç korkma, 37+ olduk ya, yarın doğsa bişeycik olmaz" dedi. Bizim kız duymuş olacak ki yarın sabaha doğdu:)))

Neyse..ben hastaneden çıktıktan sonra karnım zil çaldığı için kendime bir ziyafet çekmeye karar verip acayip bir şekilde tıkındım:) ardından bizim semtin pazarına uğradım, ufak tefek taşıyabileceğim kadar tazecik sebze, meyve aldım, eve geldim, yarına birşeyler hazır olsun deyip iki üç çeşit yemek yaptım, yetmedi bir de üstüne ev süpürüp ardından duşa girdim...şimdi düşünüyorum da delirmiş olmalıyım....yorgunluğumu atıp biraz uzanmıştım ki (bu arada saat 23:30 gibi) bizimkiler kapıda göründü...Eeee hoşgeldiniz, nasılsın anne faslından sonra baktık ki saat 00:20 falan yatalım artık, kahvaltıda bol bol sohbet ederiz dedik. Dedik de ondan sonrası asıl hikaye zaten...

Saat 00:50 gibiydi sanırım...karnımda "tık" diye bir ses...tüm hamileliğim boyunca benden de ilk defa "ayyyy" diye bir ses:) sanki gazlı sıvı dolu bir şişenin basınca daha fazla dayanamayıp ağzındaki tıpayı atması gibi bir his...nasıl benzetme ama:) gerçekten başka bir şekilde anlatamıyorum o anı...kociş daha tam dalmamıştı, ne oldu diye sordu, yok birşey dedim...ama anormal birşey olduğunu farkettim.10 dk. kadar yatakta bekledim durdum. Sonunda içim rahat etmedi lavaboya gitmeye karar verdim. Ayağa kalkmamla beraber bacaklarımdan ılık bir sıvı akışı hissettim...Aman Allahım dedim kendi kendime,resmen buz gibi oldum o anda, biz daha doktorumla doğumun ne şekilde gerçekleşeceğini bile konuşmamıştık, normal istiyorduk ama gelecek haftaki muayeneden sonra karar verecektik. Kociş hemen kalktı tabiki. Ben tuvalete gittiğimde kanama başladığını farkettim ama suyun gelmesi böyle birşey değildir heralde diye düşündüm. çünkü az miktarda bir kanamam vardı. kendimi temizleyip toparlayıp yatağa doğru yol alıyordum ki...kocişin "ne yapıyorsun, hadi gidiyoruz" sesiyle kendime geldim. Tutturdum benim birşeyim yok, sabah gidelim doktora diye. Kayınvalidem hadi kızım bi gidin, birşey yoksa gelirsiniz dedi. Bu arada ben hala hastane çantamı hazırlamamıştım ama herşey birgün önceden ütülenmiş, katlanmış yani hazır bir şekilde masanın üzerindeydi. 5-10 dk. içinde hepsini çantaya yerleştirdim. Bu arada belimde ince bir sızının dışında en ufak bir ağrım yoktu. Hatta oyalandıkça oyalandım, kociş beklemekten bunaldı tam kapıdan çıkacakken ben acıktım deyip mutfağa girdim bir kekle, bir paket bisküviyi kaptım:))) Ben hazırlanırken kayınvalidem kocişe "oğlum kızın karnı iyice inmiş, ağrı kasıklarda da değil, belinde, muhtemelen bebek sabaha gelecek" demiş. Tecrübe işte:)

Arabaya bindiğimizde niye gidiyorsak, daha benim doğuma 3 haftam var, bu bir ara kanamadır, uykusuz da kaldık, tüh tüh vah vah gibi saçmasapan şeyler düşünüyor bir yandan da kekimi mideye indiriyordum:) hastaneye girdiğimizde sanırım saat 01:45 olmuştu. Ben rahat rahat yürüyerek içeri girdim, işlemlerimiz yapıldı, kadın doğum bölümüne kendim çıktım çünkü kendimi gayet iyi hissediyordum. Bizi burada bir hemşire karşıladı, ben onunla "aaa, biliyor musunuz ben öğlende burada NST'ye girdim, herşey normaldi" gibi laflarken nöbetçi doktor geldi. Durumu anlattım ve beni muayene odasına aldı, muayenede çok canım yandı, hatırlamak istemediğim anlardan birisi açıkçası. Elle muayene sonrası doktor bize "rahim ağzınız açık değil ama bebiğin başı çok aşağıda" dedi. NST'ye aldı ve 40-45 dk. bekledik. NST sonucu normadi ve kasılma yoktu. Ardından beni USG'ye aldı, bebeğin içinde bulunduğu sıvı miktarı normaldi ama hafif hafif su sızıyordu benden. Bana içinde indikatör bulunan bir ped verip 15 dk. yürümemi söylediler, peddeki sıvının göstereceği renk değişikliğine göre hastanede kalıp kalmayacağıma karar verilecek, eğer sızan amniyon sıvısı ise yatış işlemi gerçekleşecekti. Ben 15. dk.lık yürüyüşüme devam ederken ( bu arada sürekli bisküvi yiyip duruyorum)tekrar ufak çaplı bir kanama geçirdim. sızıntı halindeki sıvının amniyon sıvısı olduğu anlaşılıp yatışıma karar verildi. 03:00de kociş yatış işlemlerini yaptırdı, 03:05 de 320 no'lu odadaydım.

Saat 05:00'e kadar kociş uyukladı, ben ara ara dalıp uyandım. 05:00 gibi ciddi bi şekilde ağrılar gelmeye başladı. 05:30 da duramaz olmuştum. ağrı geliyor 30-40 sn sürüyor bu zaman zarfında dayanamayacak kadar canım yanıyor ve 2-3 dk. için rahatlıyordum. Sonra yine baştan aynı olaylar tekrarlanıyordu. İşin beni sinirlendiren tarafı kocişin son derece rahat davranmasıydı. Kim ona söylemişse yada nereden okumuşsa bilmiyorum ilk doğumlar 8-9 saat sürermiş, rahim ağzı bu sürede ancak tam açılırmış. Bizimki benim durumumu bu 8-9 saatlik sürenin başlangıcı kabul etti sanırım. O anlarda onu boğasım geldi:))) Sancım iyice artınca hemşire gelip NST cihazını takmaya uğraştı. O an onu da boğabilirdim, cihazı kendimden çekip çıkarıp hemen doktoru çağırmasını söyledim. Bu arada kocişte işin boyutunu anlamış olacak ki telaşlanmaya başlamıştı. Hemen bir tekerlekli sandalye getirip beni aldılar ve doğum odasına getirdiler. Oyyy...o anı unutamıyorum, kociş kapıda kalakaldı öylece...Odada gece benimle ilgilenen hemşire heralde benim çok mız mız bir hatun olduğumu düşündü ki, "Turkuazcım daha doğum başlamadı, böyle bırakırsan kendini o zaman ne yapacağız" gibisinden laflar gevelemeye çalışıyordu ama ben o sırada iyice kötüleşmeye başladım, kontrol masasına uzanmam gerekiyor ama ne mümkün, ben yerimden kıpırdayamıyorum...zorla muayene koltuğuna nasıl olduğunu hatırlayamadığım bir şekilde çıkarıldım ve nöbetçi doktor muayene etti. "rahim ağzı 4,5-5 cm. açılmış, doğum başlamış, hemen doktorunu arayın" dedi. Yani herkes lay lay lom şeklindeyken, ben yukarıda odamda sancılar çok feci derken rahim ağzı çoktan açılmaya başlamış. Bu arada saat 6:30 gibi olmuştu heralde. Ben doğumun başladığını duyunca ciyak ciyak "Doktorumu çağırın, ben epidural anestezi olacaktım yada beni hemen sezeryana alın" gibi bi dolu laf sayıyordum. Nöbetçi doktor kendi doktorumun arandığını, yolda olduğunu, anestezi doktorunun da epidural anesteziyi yapmak için çağrıldığını söyledi. Anestezi doktoru geldiğinde epidural için uygun pozisyon sağlandı ve işlem gerçekleşti. Bu kısım yazdığım kadar kısa gerçekleşmedi ama neyse:))) Anestezi yapıldığında rahim ağzı çoktan 7-8 cm.ye ulaşmış. Yani ben epidural anestezi yaptırdım ama normal doğum sancısını doya doya yaşadım:))) Nöbetçi doktor "Allah allah rahim ağzı ne kadar çabuk açıldı, daha saat 03:00 de birşey yoktu" diyor, hemşire "ayyy, ne kadar şanslısın doğum 2-3 saatte bitmiş olacak, Allah herkese böyle kolay doğum nasip etsin" falan diyordu. Bense "Allahım bu kolayıysa zoru nasıldır diye" düşünüyordum...Doktorum 07:30 gibi geldiğinde rahim ağzı tam açılmıştı ve epidural anestezi etki etmeye başlamıştı. Doktorum beni rahatlatmak için "aaa, Turkuaz daha dün öğlen birlikteydik, niye geldin yine" gibi cümleler söyledi. Bu arada ben eşimi çağırın diye debelenip duruyordum, nöbetçi doktor ne gerek var canım derken, kendi doktorum "evet biz Turkuazla öyle konuşmuştuk, hemen bir önlük giydirin eşide gelsin" dedi:))) eşim içeri girdiğinde artık bebişimizi görmemize çok az kalmıştı. Bundan sonrası kolay oldu, iki kere ıkınınca yavrucumun, minik kızımın, petekli balımın incecik sesini duydum...12 Mayıs Salı sabahı saat 07:53'de, tatlı kızımızı dünyaya gelişinde annesi ve babası olarak birlikte karşıladık:))) Allahım o nasıl bir rahatlama öyle anlatamam...derlerdi de anlayamazdım, doğum bittikten sonraki his muhteşem gerçekten:))) Bu arada benim suyum doğum gerçekleşirken geldi, bazı kişilerde olurmuş, kese yırtılmazmış da sızıntı yaparmış, benim sızıntılar gece çoktan başlamış ama kese doğum sırasında yırtıldığı için doğum kolay oldu...Epidural anestezi sayesinde dikiş atılırken hiç canım yanmadı. Bebişimin aspire işlemi tamamlanır tamamlanmaz kucağıma getirdiler, aynı filmlerdeki gibi, incecik sesi kokumu alır almaz kesildi. Yanımda boyu ve kilosu ölçüldü. Bizim prenses 3 hafta erken doğduğu için 2630 gr doğdu. Boyu ise 49 cm idi. Bundan sonra kızım babasıyla yeni doğan bebek odasına alınmış ve orada yapılan işlemlerden sonra cicileri giydirilmiş. Babası hepsini kameraya almış ben daha sonra izleyeyim diye:))) Şimdi ara ara izliyorum ve çok duygulanıyorum...Doğumdan yarım saat kadar sonra odama çıkarıldım. Hemen minik kuzumu getirdiler, nasıl acıkmış nasıl acıkmış anlatamam...emerken nasıl da yoruluyordu, iki üç çekişte horrrrrr uyumaya başlıyordu:))))

Benim doğumum çok ani, beklemediğimiz bir anda oldu ama iyiki de oldu:))) kızım bizi hiç bekletmeden geldi...Gece 04:00'den sonra annemlere ve ablama (kuzenim) haber verebildik ancak, ablam yakın olduğundan 07:00 gibi gelmiş, doğum odasının kapısında beklemiş, miniğimizin ilk sesini duymuş:) Annem ancak doğum sonrasına yetişebildi...Olsun herşey çok doğal bir şekilde gerçekleşti:) Normal doğum olduğu için biz bir gece hastanede kaldık. Eminim sezeryan olup yine çok çabucak toparlanan kişilerde vardır ama eğer benim gibi anesteziniz gecikmezse veya anestezi bile istemem diyebiliyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Doğumdan sonrası bir harika, sanki hiçbirşey yaşamamış gibi. Sadece birkaç gün dikişler acıyor o kadar.

Yukarıda fotoğrafı görülen papatya prensesimin dünyaya merhaba hikayesi böyle işte...Allah isteyen herkese bu güzel duyguyu yaşatsın inşallah...

18 Ocak 2009 Pazar

Yarın detaylı ultrasonumuz var!!!


Biraz önce okulla ilgili tüm işlerimi çok şükür bitirdim:))) okulda çıktılarını alıp, kontrol edince bu dönemi kapatmış olacağım:)))
Aslında içim kıpır kıpır...Bugün 22. haftamıza girdik ve yarın tatlı kızımızın detaylı ultrasonu var. Minik minik ellerine, kalbine, gözlerine, bütün organlarına bakılacakmış. Umarım anneciğiyle babacığına poposunu dönmez de güzel bir resim verir:)))
Yukarıdaki fotoğrafı internetten buldum. Bayıldım valla, daha ne modeller var...Öyle hayıflandım ki örgü bilmediğime, yoksa neler yapardım miniğime...Belki bu vesileyle öğrenirim diyeceğim ama annemde anlamıyor ki:))) Çok güzel danteller yapar, örgüye gelince klasik örgü modellerinin dışında olan bu tarz modelleri o da bilmiyor.
Neyse, İnşallah yarın herşey yolunda gider ve bebişimizden hayırlı, mutlu haberlerle döneriz...

5 Ocak 2009 Pazartesi

BİR BEBİŞ HİKAYESİ...

Bugün hamileliğimin 20. haftasına girmiş bulunuyorum. Her ne kadar uyuşuk kızımız "ben buradayım" hareketlerine başlamamış olsa da, büyüyen karnımın etkisiyle de artık hamileliğimi iyiden iyiye hissediyorum. Pes daha yeni mi hissediyorsun diye düşünenler olabilir tabi ki:))) Çok şükür problemsiz bir 20 hafta yaşadığım için bana hamile olduğumu bariz bir şekilde hissettirecek olaylar yaşamadım. Bir kere bile midem bulanmadı ve çıkarmadım, halsizlik, başdönmesi gibi sorunlarım olmadı. Bir iki kere yaşadığım şiddetli baş ağrımı saymazsak (ki yaklaşık 10 saat falan aralıksız sürdü, artan kan basıncından kaynaklanırmış) normal hayatım aynı şekilde devam etti. Bedensel değişikliklere gelince normal bir seyirde kilo alıyorum, hatta yarım kilo önden gidiyorum. 5,5 kilo aldım ama o kadar çabuk acıkıyorum ki Allah sonumu hayır etsin:))) Şunu isterim, ayyy şöyle ekşi ekşi bir erik olsa da yesem gibi aşerme durumları da yaşamadım. Her türlü tatlıyı, çikolatayı çok seven ben hep tuzlu yemeklere yöneldim. Dediğim gibi çok çabuk acıktığımdan hep doyurucu, besleyici özelliği olan gıdalara saldırdım:))) Karnım doysun da onu da, bunu da, şunu da yerim durumundaydım. Hiç birşeyden iğrenmedim, koku hassasiyeti yaşamadım. Bir ara hamile olduğumdan bile şüphelendim:)))
Duygusal değişikliklere gelince, şu ana kadar yine çok etkilendiğimi söyleyemem ama şu aralar bazı sabahlar aşırı sinirli ve gergin uyanabiliyorum.


Dediğim gibi Allah'a çok şükür bebişimiz bana hiç sorun yaşatmadı, umarım önümüzdeki zaman sürecinde de aynı şekilde devam ederiz. Şu an çocuk sahibi olan arkadaşlarımdan bazılarının hamilelik dönemlerini gördüğümde nasıl korktuğumu hatırlıyorum. Hamilelik dönemi ne zor birşeymiş, ben nasıl dayanırım diye düşünür dururdum ama gördüm ki söylenilenler doğruymuş ve herkesin hamilelik serüveni farklıymış. Gelecek aylarda ne düşünüyor olacağım bilemem ama şu an olmayan kıyafetlerimin dışında herşey çok keyifli, çok güzelll:))) Bir de bebişimizin hareketlerini hissedersem çok daha mutlu olacağım. Gerçi doktorum "ilk gebeliklerde hareketleri hissetmek 22. haftaya kadar uzayabilir" demişti ama ben sabırsızlanıyorum işte...


Eylül başı gibi hamile kaldım ve Allah nasip ederse Mayıs sonu gibi kucağımızda olacak kızımız. Yani en sevdiğim mevsim olan baharda:))) Ben şanslı insanlardanım istediğim an beklemeden hamile kaldım, Allah'tan isteyen herkese bekletmeden, hemen bu güzel duyguyu yaşatmasını diliyorum...


Aşağıdaki fotoğraf bizim ilk ultrason görüntümüz. 13 Ekim 2008 tarihli, bebişimiz 6,5 haftalık ve bir pirinç tanesi kadarcık:))




Hamilelik testimi (Beta-HCG) MedicalPark Göztepe Hastanesi'nde(24.09.2008), ilk ultrason kontrolümü Medipol Hastanesi'nde, daha sonrasında şimdiye kadar ki kontrollerimi Kadıköy Şifa Hastanesi'nde yaptırdım. İlk zamanlar çok dolaştım biliyorum ama artık içim çok rahat, doktorum çok tatlı ve ilgili bir insan. Zaten 2 senedir rutin kontrollerimi de kendisi yapıyordu ama hastane değiştirince onu bulmam biraz zaman aldı.

İkinci ultrason kontrolümüz 19.11.2008'de yapıldı, miniğimiz 12 haftalıktı ve o gün ilk defa bebeğimizin o muazzam taklalarına şahit olduk:))) Aman Allahım fırıldak gibi dönüp duruyordu anneciğinin karnında:))) ve çok şükür herşey yolundaydı. Doktorumuz 11-14 testini (ikili test) istedi ve sonucumuz 1/14.000 anormaliteyi gösteriyordu. Yani sonuç çok güzeldi:))) Bir de doktorumuz çok emin olmamakla birlikte bize bebeğimizin kız olabileceğini fısıldadı:)))


Üçüncü kontrolümüz 15.12.2008'de yapıldı. Hanımefendi sakladı kendini, yüzünü göstermedi...ama bu sefer ufak bir yanılma payıyla birlikte nazlı bir kız geliyor dedi doktorumuz:))) çokkkk sevindik, hep sağlıklı olmasını dilemiştim, kız-erkek hiç önemli değildi ama bi tarafım sessizce, gizlice hep kız diyordu zaten...16. haftadaydık ve üçlü test bu dönemde (16-18. haftalar) yapılıyormuş, doktorumuz bize artı ve eksilerini anlatıp tercihi bize bıraktı. İkili test %85 doğru sonuç veriyormuş, üçlü test daha eski bir yöntem olup tekbaşına yaklaşık %65 doğru sonuç veriyormuş. İkili testin ardından üçlü test de yapılıp değerler karşılaştırılınca %95 doğru sonuç alınıyormuş. Açıkçası ikili testin %85 duyarlılığının benim için yeterli olduğunu düşünüp üçlü testi yaptırmadım ben. Doktorumuz da bu durum da en azından üçlü testin içinde yer alan AFP miktarını ölçtürmemizi istedi ve onu yaptırdık. Çok şükür ki AFP sonucumuz da güzel çıktı...


Şimdi sırada dördüncü kontrolümüz var. 19.01.2009'da yapılacak olan bu kontrolde 22. haftamızda olacağız ve detaylı ultrason yapılıp miniğimizin bütün organlarının gelişimi izlenecek. Heyecanla bekliyoruz...


Bu arada dediğim gibi karnım gitgide büyüyor, sanki zaman çok hızlı akıyor, bir bakıcam bebiş kucağım da olacak diye düşündüğümden midir, yoksa zaten bir alışverişkolik olduğumdan mıdır bilemiyorum atıyorum kendimi bebek mağazalarına. Kendim için alışverişe çıkmaya bayılan ben artık sadece bebeşimize alayım da alayım istiyorum. Daha çok erken alma diyenler oluyor etrafımda, ama bana ne yaaaa...alcam işte diyorum:))) İşte aldıklarımızın bir kısmı aşağıda:))) Genellikle sarılı, yeşilli, beyaz üzerine karışık renkli kıyafetler tercih ediyorum. Neden mi??? Öyle hikayeler duydum ki kız sanılıp erkek doğan, erkek sanılıp kız doğan bebekler...Çok az ihtimalle de olsa hala olabiliyormuş...Bu nedenle detaylı ultrasonu da dört gözle bekliyorum:)))


Bu da babişinin kızına taaa Chicago'dan getirdiği yumuşacık battaniyesi...


İşte bizim şimdiye kadar ki hikayemiz böyle...Devamı gelecek:)))

31 Aralık 2008 Çarşamba

GÜLE GÜLE 2008 ve MUTLU YILLAR...


Yeni bir yılı hep beraber yeni umutlarla karşılıyoruz...herkesin gelen yıldan beklentisi farklı tabii. 2009 herkesin gönlünden geçenlerin gerçekleştiği, mutluluk dolu bir yıl olsun...

Bloğumu Ekim'den beri pek güncelleyemedim. Biraz canım istemedi, biraz da yoğun yaşadım bu zaman aralığını. İnşallah 2009'da daha çok ilgileneceğim bloğumla...

2008'e şöyle bir dönüp baktığımda görüyorum ki insan için olan birçok duyguyu yaşamışım;heyecanı, mutluluğu, acıyı, sevinci...

2008'de gezdim, gördüm, yedim, içtim, ağladım, güldüm...
2008 Mart'ta bloğumu açtım.
2008'de Hong Kong'u ve South Africa'yı (Cape Town) gördüm.
2008 Ekim'de bebeğimizin çoktan yola çıktığını öğrendik:)))
2008 Aralık'ta canım dedemi kaybettim...
Gördüm ki hayatın gerçeği bu...biri yola çıkarken, biri elveda diyor...

İş güç derken bir baktım ki çoktan bitmiş koca bir yıl...
Gelen yıl sevdiğim ve benim için çok özel, çok anlamlı...Bir pembe patikli katılacak ailemize:))) Allah nasip ederse Mayıs sonunda prensesimiz kucağımızda olacak...Heyecanla minik kızımızı bekliyoruz...
2008'in bu son günü gelen yıldan çok umutluyum...Canım kocacımla birlikte geçirdiğimiz 8 yıldan sonra bir minik katılacak aramıza ve 3 kişilik bir aile olacağız inşallah...
Neyse...Bir yeniyıl dileği yazacaktım ama uzadı işte yazım...Özlemişim bloğumu...
Aslında uzun uzun dilekler yazmaya gerek yok sanıyorum...
Herkes için güzelliklerle dolu bir yıl olmasını diliyorum...
Sevgilerimle...
Not: Fotoğraf internetten alınmıştır.