Doğum Hikayemiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğum Hikayemiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2009 Perşembe

DOĞUM HİKAYEMİZ...


Bizim pamuk şekeri biraz aceleci davrandı ve yaklaşık 3 hafta erken olaraktan 37+1 de hastaneye koşturdu annesi ve babasını:) Dünyaya merhaba dediği gün işte böyleydi:)

Kociş doğumdan 2 gün önce Fethiye'ye kayınvalidemi almaya gitti. Nisan başında başlayan doğum öncesi iznimin 5 haftasını kullanmıştım, doğuma ortalama 3 hafta vardı ve ben evde beklemekten iyice sıkılır olmuştum. Hergün olmasa da iki günde bir yürüyüşe çıkıyor, yiyor içiyor, dönüştede genellikle bizim bıcırığa birşeyler alıyordum. Ama artık son günlerde iyice sabırsız olmuştum. doğum Usg'ye göre 31 Mayıs olarak görünüyordu. Burcu ikizler olan arkadaşlar alınmasınlar ama çok konuştum kızımla biraz erken gelde boğa burcu ol diye:))) neyse işte geri kalan dönemde hem yalnız kalmayım hem de ani birşey olursa yardımcı olabilecek birisi olsun diye kayınvalidem gelecekti. Kociş ve annesi 11 Mayıs gecesi uçağın biraz rötar yapmasıyla 23:30 gibi eve geldiler. 11 Mayıs gündüzü öğlen hastanede kontrolüm vardı, kociş olmadan gitmek biraz canımı sıkmıştı ama annesinin yaşı gereği tek başına uçakla gelmesinide istemedik. O gün NST kontrolümde herşey çok normaldi. Hatta doktorum "artık sen hiç korkma, 37+ olduk ya, yarın doğsa bişeycik olmaz" dedi. Bizim kız duymuş olacak ki yarın sabaha doğdu:)))

Neyse..ben hastaneden çıktıktan sonra karnım zil çaldığı için kendime bir ziyafet çekmeye karar verip acayip bir şekilde tıkındım:) ardından bizim semtin pazarına uğradım, ufak tefek taşıyabileceğim kadar tazecik sebze, meyve aldım, eve geldim, yarına birşeyler hazır olsun deyip iki üç çeşit yemek yaptım, yetmedi bir de üstüne ev süpürüp ardından duşa girdim...şimdi düşünüyorum da delirmiş olmalıyım....yorgunluğumu atıp biraz uzanmıştım ki (bu arada saat 23:30 gibi) bizimkiler kapıda göründü...Eeee hoşgeldiniz, nasılsın anne faslından sonra baktık ki saat 00:20 falan yatalım artık, kahvaltıda bol bol sohbet ederiz dedik. Dedik de ondan sonrası asıl hikaye zaten...

Saat 00:50 gibiydi sanırım...karnımda "tık" diye bir ses...tüm hamileliğim boyunca benden de ilk defa "ayyyy" diye bir ses:) sanki gazlı sıvı dolu bir şişenin basınca daha fazla dayanamayıp ağzındaki tıpayı atması gibi bir his...nasıl benzetme ama:) gerçekten başka bir şekilde anlatamıyorum o anı...kociş daha tam dalmamıştı, ne oldu diye sordu, yok birşey dedim...ama anormal birşey olduğunu farkettim.10 dk. kadar yatakta bekledim durdum. Sonunda içim rahat etmedi lavaboya gitmeye karar verdim. Ayağa kalkmamla beraber bacaklarımdan ılık bir sıvı akışı hissettim...Aman Allahım dedim kendi kendime,resmen buz gibi oldum o anda, biz daha doktorumla doğumun ne şekilde gerçekleşeceğini bile konuşmamıştık, normal istiyorduk ama gelecek haftaki muayeneden sonra karar verecektik. Kociş hemen kalktı tabiki. Ben tuvalete gittiğimde kanama başladığını farkettim ama suyun gelmesi böyle birşey değildir heralde diye düşündüm. çünkü az miktarda bir kanamam vardı. kendimi temizleyip toparlayıp yatağa doğru yol alıyordum ki...kocişin "ne yapıyorsun, hadi gidiyoruz" sesiyle kendime geldim. Tutturdum benim birşeyim yok, sabah gidelim doktora diye. Kayınvalidem hadi kızım bi gidin, birşey yoksa gelirsiniz dedi. Bu arada ben hala hastane çantamı hazırlamamıştım ama herşey birgün önceden ütülenmiş, katlanmış yani hazır bir şekilde masanın üzerindeydi. 5-10 dk. içinde hepsini çantaya yerleştirdim. Bu arada belimde ince bir sızının dışında en ufak bir ağrım yoktu. Hatta oyalandıkça oyalandım, kociş beklemekten bunaldı tam kapıdan çıkacakken ben acıktım deyip mutfağa girdim bir kekle, bir paket bisküviyi kaptım:))) Ben hazırlanırken kayınvalidem kocişe "oğlum kızın karnı iyice inmiş, ağrı kasıklarda da değil, belinde, muhtemelen bebek sabaha gelecek" demiş. Tecrübe işte:)

Arabaya bindiğimizde niye gidiyorsak, daha benim doğuma 3 haftam var, bu bir ara kanamadır, uykusuz da kaldık, tüh tüh vah vah gibi saçmasapan şeyler düşünüyor bir yandan da kekimi mideye indiriyordum:) hastaneye girdiğimizde sanırım saat 01:45 olmuştu. Ben rahat rahat yürüyerek içeri girdim, işlemlerimiz yapıldı, kadın doğum bölümüne kendim çıktım çünkü kendimi gayet iyi hissediyordum. Bizi burada bir hemşire karşıladı, ben onunla "aaa, biliyor musunuz ben öğlende burada NST'ye girdim, herşey normaldi" gibi laflarken nöbetçi doktor geldi. Durumu anlattım ve beni muayene odasına aldı, muayenede çok canım yandı, hatırlamak istemediğim anlardan birisi açıkçası. Elle muayene sonrası doktor bize "rahim ağzınız açık değil ama bebiğin başı çok aşağıda" dedi. NST'ye aldı ve 40-45 dk. bekledik. NST sonucu normadi ve kasılma yoktu. Ardından beni USG'ye aldı, bebeğin içinde bulunduğu sıvı miktarı normaldi ama hafif hafif su sızıyordu benden. Bana içinde indikatör bulunan bir ped verip 15 dk. yürümemi söylediler, peddeki sıvının göstereceği renk değişikliğine göre hastanede kalıp kalmayacağıma karar verilecek, eğer sızan amniyon sıvısı ise yatış işlemi gerçekleşecekti. Ben 15. dk.lık yürüyüşüme devam ederken ( bu arada sürekli bisküvi yiyip duruyorum)tekrar ufak çaplı bir kanama geçirdim. sızıntı halindeki sıvının amniyon sıvısı olduğu anlaşılıp yatışıma karar verildi. 03:00de kociş yatış işlemlerini yaptırdı, 03:05 de 320 no'lu odadaydım.

Saat 05:00'e kadar kociş uyukladı, ben ara ara dalıp uyandım. 05:00 gibi ciddi bi şekilde ağrılar gelmeye başladı. 05:30 da duramaz olmuştum. ağrı geliyor 30-40 sn sürüyor bu zaman zarfında dayanamayacak kadar canım yanıyor ve 2-3 dk. için rahatlıyordum. Sonra yine baştan aynı olaylar tekrarlanıyordu. İşin beni sinirlendiren tarafı kocişin son derece rahat davranmasıydı. Kim ona söylemişse yada nereden okumuşsa bilmiyorum ilk doğumlar 8-9 saat sürermiş, rahim ağzı bu sürede ancak tam açılırmış. Bizimki benim durumumu bu 8-9 saatlik sürenin başlangıcı kabul etti sanırım. O anlarda onu boğasım geldi:))) Sancım iyice artınca hemşire gelip NST cihazını takmaya uğraştı. O an onu da boğabilirdim, cihazı kendimden çekip çıkarıp hemen doktoru çağırmasını söyledim. Bu arada kocişte işin boyutunu anlamış olacak ki telaşlanmaya başlamıştı. Hemen bir tekerlekli sandalye getirip beni aldılar ve doğum odasına getirdiler. Oyyy...o anı unutamıyorum, kociş kapıda kalakaldı öylece...Odada gece benimle ilgilenen hemşire heralde benim çok mız mız bir hatun olduğumu düşündü ki, "Turkuazcım daha doğum başlamadı, böyle bırakırsan kendini o zaman ne yapacağız" gibisinden laflar gevelemeye çalışıyordu ama ben o sırada iyice kötüleşmeye başladım, kontrol masasına uzanmam gerekiyor ama ne mümkün, ben yerimden kıpırdayamıyorum...zorla muayene koltuğuna nasıl olduğunu hatırlayamadığım bir şekilde çıkarıldım ve nöbetçi doktor muayene etti. "rahim ağzı 4,5-5 cm. açılmış, doğum başlamış, hemen doktorunu arayın" dedi. Yani herkes lay lay lom şeklindeyken, ben yukarıda odamda sancılar çok feci derken rahim ağzı çoktan açılmaya başlamış. Bu arada saat 6:30 gibi olmuştu heralde. Ben doğumun başladığını duyunca ciyak ciyak "Doktorumu çağırın, ben epidural anestezi olacaktım yada beni hemen sezeryana alın" gibi bi dolu laf sayıyordum. Nöbetçi doktor kendi doktorumun arandığını, yolda olduğunu, anestezi doktorunun da epidural anesteziyi yapmak için çağrıldığını söyledi. Anestezi doktoru geldiğinde epidural için uygun pozisyon sağlandı ve işlem gerçekleşti. Bu kısım yazdığım kadar kısa gerçekleşmedi ama neyse:))) Anestezi yapıldığında rahim ağzı çoktan 7-8 cm.ye ulaşmış. Yani ben epidural anestezi yaptırdım ama normal doğum sancısını doya doya yaşadım:))) Nöbetçi doktor "Allah allah rahim ağzı ne kadar çabuk açıldı, daha saat 03:00 de birşey yoktu" diyor, hemşire "ayyy, ne kadar şanslısın doğum 2-3 saatte bitmiş olacak, Allah herkese böyle kolay doğum nasip etsin" falan diyordu. Bense "Allahım bu kolayıysa zoru nasıldır diye" düşünüyordum...Doktorum 07:30 gibi geldiğinde rahim ağzı tam açılmıştı ve epidural anestezi etki etmeye başlamıştı. Doktorum beni rahatlatmak için "aaa, Turkuaz daha dün öğlen birlikteydik, niye geldin yine" gibi cümleler söyledi. Bu arada ben eşimi çağırın diye debelenip duruyordum, nöbetçi doktor ne gerek var canım derken, kendi doktorum "evet biz Turkuazla öyle konuşmuştuk, hemen bir önlük giydirin eşide gelsin" dedi:))) eşim içeri girdiğinde artık bebişimizi görmemize çok az kalmıştı. Bundan sonrası kolay oldu, iki kere ıkınınca yavrucumun, minik kızımın, petekli balımın incecik sesini duydum...12 Mayıs Salı sabahı saat 07:53'de, tatlı kızımızı dünyaya gelişinde annesi ve babası olarak birlikte karşıladık:))) Allahım o nasıl bir rahatlama öyle anlatamam...derlerdi de anlayamazdım, doğum bittikten sonraki his muhteşem gerçekten:))) Bu arada benim suyum doğum gerçekleşirken geldi, bazı kişilerde olurmuş, kese yırtılmazmış da sızıntı yaparmış, benim sızıntılar gece çoktan başlamış ama kese doğum sırasında yırtıldığı için doğum kolay oldu...Epidural anestezi sayesinde dikiş atılırken hiç canım yanmadı. Bebişimin aspire işlemi tamamlanır tamamlanmaz kucağıma getirdiler, aynı filmlerdeki gibi, incecik sesi kokumu alır almaz kesildi. Yanımda boyu ve kilosu ölçüldü. Bizim prenses 3 hafta erken doğduğu için 2630 gr doğdu. Boyu ise 49 cm idi. Bundan sonra kızım babasıyla yeni doğan bebek odasına alınmış ve orada yapılan işlemlerden sonra cicileri giydirilmiş. Babası hepsini kameraya almış ben daha sonra izleyeyim diye:))) Şimdi ara ara izliyorum ve çok duygulanıyorum...Doğumdan yarım saat kadar sonra odama çıkarıldım. Hemen minik kuzumu getirdiler, nasıl acıkmış nasıl acıkmış anlatamam...emerken nasıl da yoruluyordu, iki üç çekişte horrrrrr uyumaya başlıyordu:))))

Benim doğumum çok ani, beklemediğimiz bir anda oldu ama iyiki de oldu:))) kızım bizi hiç bekletmeden geldi...Gece 04:00'den sonra annemlere ve ablama (kuzenim) haber verebildik ancak, ablam yakın olduğundan 07:00 gibi gelmiş, doğum odasının kapısında beklemiş, miniğimizin ilk sesini duymuş:) Annem ancak doğum sonrasına yetişebildi...Olsun herşey çok doğal bir şekilde gerçekleşti:) Normal doğum olduğu için biz bir gece hastanede kaldık. Eminim sezeryan olup yine çok çabucak toparlanan kişilerde vardır ama eğer benim gibi anesteziniz gecikmezse veya anestezi bile istemem diyebiliyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Doğumdan sonrası bir harika, sanki hiçbirşey yaşamamış gibi. Sadece birkaç gün dikişler acıyor o kadar.

Yukarıda fotoğrafı görülen papatya prensesimin dünyaya merhaba hikayesi böyle işte...Allah isteyen herkese bu güzel duyguyu yaşatsın inşallah...