20 Haziran 2010 Pazar

sarı papatya'nın babası'na...


Uzun uzun yemeğini yediremediğini, altını değiştiremediğini, ilacını içiremediğini ve bunun gibi şeyleri yapamadığını sayamayacağım şimdi:) itiraf etmeliyim ki hamilelikten önce "anneler bakar, babalar sever" dediğinde şaka yapıyorsun sanmıştım:) şimdi kendini savunmak için "ama karıcım, sen yaptığında o da psikolojik olarak daha rahat ediyor" diyorsun ya, gülüyoruz ya hep beraber, olsun diyorum o zaman, kızımın bu kadar iyi bir oyun arkadaşı olamaz, onu bu kadar güldürebilen hiç kimse olamaz diyorum...bu kadar coşkulu "babaaaa" diye çığlıklar atarken, senin ona bakarken gözlerinin içi parlarken ben hep şükrediyorum...
Kızımın babası....Babalar günün kutlu olsun...Seni çokkkkk seviyoruz.....
Not: Hediyen çerçevelenmiş bir minik ayak ve el baskısı olacaktı, masandaki fotoğrafların yanında yer alacaktı, yanında değilken bakıp mutlu olacaktın ama kuzu parmak boyasından çok korktu, ne yaptıysam olmadı, çok ağladı, bir daha ki sefere inşallah....

8 Haziran 2010 Salı

Toddler Shopping yazımız...

Selamlar..
Sevgili Kisd Ege Bahar'ın gardrobu için cevaplamamızı istemiş. Gerçi bir hafta kadar oldu ama şimdi fırsat bulabildim. Teşekkürler Kisd'im, önden bir giriş yapıp, hemen cevaplıyorum...
Bu kıyafet konusu benim zayıf tarafım sanırım. Ege Bahar doğmadan da böyleydi, dayanamaz neredeyse her hafta bir parça birşey alırdım. Şimdi hepsi elimde patladı o ayrı, hiçbir şeyimin içine sığamıyorum da:) ama hiçbir zaman marka takıntım olmadı. Eğer iş kıyafetim değilse pazardan da giyerim, mağazadan da. Çok kaliteli olan kıyafetlerime asla sezonda para vermem, mutlaka sezon sonu indirimini beklerim. Şu aralar vücudumun doğumdan sonraki halini beğenemediğimden hiçbir şey almıyorum desem yeridir. 3-4 kilo verirsem eski ama yepyeni kıyafetlerime girerim sanırım. Aslında bu dönemde kıyafete çok fazla para dökmeden de gayet rahat giyinebileceğimi öğrendim, hem her gün ne giysem derdin de olmuyor:) Ege Bahar doğduğundan beri kendime ya 3 ya 4 parça kıyafet almışımdır. Tabii bundan karlı çıkan kuzucuğum oluyor:) ama yavaş yavaş bu konuda da kendimi törpülemeye başladım. Mesela bu yaz için Ege Bahar'ın kıyafet ihtiyacı kalmadı. Sağolsun arkadaşlarımız, ailemiz doğumgününde yağdırmışlar, bizde biraz alışveriş yapınca ihtiyacı kalmadı. Kendime söz verdim, devir tutumluluk devri, bundan sonra ihtiyacı oldukça alacağım. Bu yaz giyeceği badilerini geçen sene sezon sonu indirimlerinden almıştım. Hatta bu kış biterken gelecek kış için de uzun kollu badilerini ve atlet badilerini de sezon sonu indiriminden aldım. Dolabımızın kullanılmayan bir bölümü ileri de giyebileceği kıyafetlerden oluşuyor. Eğer fiyatı uygunsa, indirimdeyse alıp koyuyorum. Mesela C&A'dan 12 liraya, Andy Wowo'dan yine 12 liraya alıp attığım kışlık pantolonları var. Panço'nun sezon sonu indiriminden 30 liraya kot ceket, 50 liraya kışlık mont almıştım. Aslında bu fiyatlar çok ucuz değil bence ama sezonda bir kot ceketin 90 liraya, bir kışlık montun 110-120 liraya satıldığını görünce alıp koyayım bir kenara diyor insan. Neyse ki bu kış için mont ihtiyacımız falan kalmadı. Mothercare'in her ayın 15'inde bazı ürünlerde yaptığı %50 indirime vaktim oluyorsa bakıyorum. Birde Boyner'in ay sonundaki kelebek günlerine denk gelebilirsem güzel şeyler bulabiliyorum. Şimdiye kadar kullandığımız markalar genellikle Mothercare, M&S, Kanz, Fuar Baby ve Chicco oldu. Yazlık kıyafetleri alırken LCW'nin ne kadar uygun fiyatlı olduğunu keşfettim. Eğer düğün, yemek, davet gibi şık bir yere gidilecekse İdil Baby'nin elbiselerine bayılıyorum, biraz fiyatlı ama çok kaliteli bence. Ha bu arada benim şu meşhur Salı pazarında ve evimizin yakınındaki Selamiçeşme semt pazarında gittikçe uğradığım iki tezgahım var. Salı pazarındakine Disney'in, Zara'nın ve başka markaların ihraç fazlası malları geliyor, denk gelince süper oluyor, tane 5 lira, 7,5 lira civarında. Bizim semt pazarındaki teyze ise Gap'in ihraç fazlası mallarını getiriyor. Ege Bahar'ın geçen kış giydiği uzun kollu penyelerin çoğunu bu teyzeden tanesi 5 liraya aldım:) Birde kociş sağolsun iş için Newyork'a gittikçe Pay Half'dan, Tayland'da Tesco'dan çok hoş kıyafetler getiriyor. Fiyatlara bakınca Türkiye'nin bu konuda çok çok pahalı olduğunu anlıyorum.
Şimdi sorular ve cevaplar...
1. Nasıl giydiriyorsunuz?
Özel bir yere gitmiyorsak kış boyunca rahat hareket edebileceği penye badiler ve eşofman altları giydirdim. Şimdilerde de kısa kol badiler ve şortlar ya da şu şort gibi dize kadar uzun olan tulumlardan giydiriyorum. Çokça eteği ve elbisesi olmasına rağmen hepsinin gereksiz olduğunu ve rahat edemediğini de anlamış oldum. Bence bir iki parça etek ve elbise yeterli, abartmamak lazım ben bir yere giderken bile çok az tercih ediyorum.
2. Marka mı? Pazar mı? Semt butiği mi? Nerelerden alışveriş yapıyorsunuz bebelere?
Yukarıda da yazdım ya, cevabım hepsi:) Bence marka olarak Zara ve M&S hoş. Gap'i pazardaki teyzeden alıyorum:) Mothercare'i tercih etme nedenim Ege Bahar'ın içinde bulunduğu ayların kıyafetlerinin tam olması, hiç beden yönünden zorlanmıyorum. C&A hem uygun fiyatlı, hem de çok şirin. bunların dışında Panço, Kanz, Chicco'yu tercih ediyorum. Ama kesinlikle indirimde:)
3. Haftada 3-5 defa makine döndüren çamaşır canavarlarının cicilerini ütülüyor musunuz?
İlk 6 ay ütüledim, sonra pes ettim. Tabii ki ütülemiyorum. Ege Bahar yaklaşık 1-1,5 aydır kesinlikle benim veya bir başkasının elinden yemek yemek istemiyor. Yemek saatlerinde serbest, kendisi kafasına göre takılıyor:) dolayısıyla günde neredeyse 3-4 kez alt üst değiştiriyorum. 2 günde bir çamaşırları yıkanıyor. Ütülersem eve bir ütücü tutmam lazım. Dolayısıyla ütülemiyorum. Ama dışarı çıkarken ütülemeden giydiremeyeceğim kıyafetleri her zaman dolabında ütülü olarak hazırdır.
4. Terlik mi, sandalet mi?
Şimdilik sandalet tabi ki, Benim kız hala sıralıyor da:) Bu yaz terlik giyemez zaten. Sandaletlerini Zara'dan aldık, çok memnunuz, gladyatör sandaletlerden:) Deriden yapılmış olduğu için bir tane de Nike'dan almayı düşünüyorum, şu önü kapalı olanlardan olsun ki denizde, kumsalda rahatça giyinebilsin.
5. Şapka sorun mu? Nasıl çözüyorsunuz?
Evet sorun:( hemen çıkarıyor kafasından. 2 tane şapkası var, biri bağcıklı, diğeri bağcıksız. Bağcıksız olan resmen elimde kaldı. Diğerini bağlayıp öyle çıkarıyorum.
6. Malum deniz mevsimi açıldı, mayo kullanıyor musunuz?
Valla bazı mağazalarda kız çocuklar için satılan bikinileri görünce içim gidiyor:) çok şirinler. Ama ufacık bebeleri bikini ipleri ile sıkmak bana çok saçma geliyor. O nedenle almayı düşünmüyorum. Mayo bebek bezi kullanmak bana daha mantıklı geliyor.
İşte böyle...Sanıyorum artık herkes bu konuda mimlendi. Herkese sevgiler...

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Yaz geldi, hoş geldi...

offfff...çok sıcak...
Ege Bahar'ın kolları isilik...
Hatunum cıbıl cıbıl dolanmak istiyor, üzerinde bir tek bez varken ondaan mutlusu yok, kıkır kıkır sağa sola atıyor kendini:)

Kokoş kızım sandaletlerle merhaba dedi ayakkabılara:) Babası görür görmez bunları giymeli dedi ve Ege Bahar sandaletlendi:)


Az kaldı kuzum, denize, güneşe, kuma...


Ne yemiş acaba bu cadı? dondurma olabilir mi:)



Anneannesinin aldığı bu salıncağa bayılıyor. Günde kaç sefer sallanıyor bilmiyorum artık:)

20 Mayıs 2010 Perşembe

İyi ki doğdun Ege Bahar...


Yukarıda bir doğumgünü güzeli var:)
Geçen Pazar (16.05.2010) Ege Bahar'ımızın doğumgününü sevdiklerimizle beraber kutladık. Aslında bizimle birlikte olmasını istediğimiz başka dostlarımız da vardı ama mekan olarak evimizi tercih edince kişi sayısını yaklaşık 20 kişiyle sınırlandırmak zorunda kaldık. Eğlendik mi, hem de çok:) uzun uzun yazmaya gerek yok, fotoğraflar yeterli sanırım:)

Pastamız sevgili Pastacı Rapunsel 'den. Tasarlayan sevgili kocişko:) Pastanın bir tarafı, deniz (Ege), bir tarafı Bahar...İnşallah ilerde bir teknemiz olursa adı Ege Bahar olacak:) Kuzuyla balık tutacağız Turkuaz kıyılarda...
Misafirlerimiz pastamızı çok beğendiler. Keserken gerçekten kıyamadım:)
Bunlarda Rapucuğumun bize hediye ettiği 1 yaş kurabiyelerimiz. Misafirlerimize dağıtmadan fotoğraf çekmeyi unutmuşum, bunlar bize kalanlar:)


Bunları ben gelen misafirlerimiz için hazırladım. Marakaslar Ege Bahar'ın yaklaşık 6. ayından beri elinden düşürmediği oyuncaklarından. Öyle çok seviyor ki hala ilgisi devam ediyor, onları sallarken bir taraftan da kendini sallıyor:) Bir şekercide görünce çok beğendim, misafirlerimiz için Ege Bahar'a has çok güzel bir hediye olacağını düşündüm ama fiyatlarını duyunca "ben ne güne duruyorum" deyip bir hafta önce Eminönü'nün yolunu tuttum. Marakasları, çikolatalı badem şekerlerini, tülleri, kurdelaları tek tek aldım, bir gece Ege Bahar uyuduktan sonra hepsini hazırladım. Renkli fon kartonlarını da şekilli makaslarla kesip, üzerlerine "Ege Bahar 1 yaşında" yazıp stickerlarla süsledim. Herkes rengarenk marakaslarımızı çok beğendi, bende anne eli değdiği için pek mutlu oldum:)

Pastamızı kesmeden önce çekirdek aile olarak biz:)


Annenin babaya bakışındaki anlam: "ben doğurdum ona göre!" :)

Aile büyüklerimiz...
Kızımın ilk arkadaşları Defne, Nisan ve tatlı anneleri...
Ege Bahar, Nisan, Defne...
Ege Bahar'ın anne ve babasının arkadaşları...
Eşimin iş arkadaşları...
Kızımız pastasını tadarken...
Parti kızı ve babası:)
Gün sonu yorgunu anne-kız:)
Sevdiklerimizle birtanecik kızımızın doğumgününü pek keyifle kutladık...Bizimle olan, olmak isteyip gelemeyen herkese çok teşekkür ederiz...
Anneciğim, bitanecik sarı papatyam...Nice yaşlarını hep böyle sevdiklerimizle karşılamak dileğiyle...İyi ki varsın, iyi ki bizim canımız, mutluluğumuzsun...Sağlıklı, mutlu çok güzel bir ömrün olsun kelebeğim...SENİ ÇOK SEVİYORUZ....

13 Mayıs 2010 Perşembe

Kiraz Sevdası'na ithafen...

Pek bir severim kirazı, en sevdiğim meyvedir diyebilirim hatta. Ege Bahar'da bana mı çekti ne:) bu fotoğraflar kuzunun ilk kiraz yediği anlardan. Çok sevdi, yetiştiremedim desem yeridir yani. Unutmadık, kirazdan küpeler de yaptık kulaklarına:)

Çok sevdiğimiz Kiraz Sevdası teyzesine ithaf olunur:)


12 Mayıs 2010 Çarşamba

Ege Bahar 1 yaşında!!!

Geçen yıl bugün, bu saatlerde şaşkın bir yeni anneydim...Ne yapacağını bilmeyen ve iç sesine kulak verirse başaracağına inanan...
Bir yıl geçti, kızımız bugün 1 yaşına girdi. Artık iyice dillenen, kıpır kıpır bir bıcır var hayatımızda...
Uzun muydu, evet uzundu bu 1 yıl ama kısa mıydı, evet kısaydı. Anlatamadım ama anneler anlamıştır beni. Şimdi öyle tatlı bir varlık var ki hayatımızda, öğrendikleriyle, gün be gün gelişimiyle bizi heyecanlandıran...
Bugünün en güzel anı sabah 07:50 idi. Doğduğu saatte (dakikası dakikasına) uyanan, hemen emmeye başlayan, 1 yaşına girmiş kuzumla açtım gözlerimi...
Ailemiz ve arkadaşlarımızla doğumgünü kutlamamız Pazar günü olacak ama biz bu sabah kahvaltıdan sonra çekirdek aile olarak balkonumuzda kutladık kızımızın doğumgününü...
Allah sağlıklı, neşeli, başarılı bir hayat versin anneciğim sana...Nice yaşlarını bugün ki gibi hep beraber, neşe içinde karşılayalım...İyi ki varsın, iyi ki hayatımızdasın güzel yavrum...Seni çok çokkkk kocaman çokkk seviyoruz:)))
Bunlarda tam 1 yaşındaki Ege Bahar görüntüleri...


Hımmm...daha önce hiç görmedim, bu da neymiş yahu?



Kaşla göz arasında bir el attım,


Ellerime ne oldu yahu:)


Masayı da cilaladım:)))

Doğum günümmüş bugün, oleyyyy, iyi ki doğdum:)))

6 Mayıs 2010 Perşembe

Yazmadan geçen zamanı nasıl toparlasam:)

Kısacık kısacık yazdığım son iki yazıyı saymazsak 1,5 ay olmuş yazmayalı. Bu zaman zarfında 2 defa Turkuaz Kıyılar'a gidip geldik, ilki 27 Mart-13 Nisan arasıydı. Eve döndükten 10 gün sonra bir arkadaşımızın düğünü için tekrar gittik. İkisinden de çok hoş anılarla döndük. İlki Ege Bahar'ın sosyalleşmesi açısından çok faydalı oldu, eşimin ailesi kalabalık bir aile, hala, amca, yeğen oldukça fazla. Ortam o kadar farklı geldi ki kuzucuğuma resmen dillenip döndü:) Ne yapsın evde bütün gün ikimiz yalnızız, bizimki de kalabalığı görünce coştu. Bunun dışında Ege Bahar bu tatilde doğayla tanıştı, kayınvalidemin bahçesindeki köpekler, kediler, tavuklar, horozlar ona çok değişik geldi. Komşuların keçileri, yeni doğmuş oğlaklar, yumurtadan yeni çıkmış civcivler Ege Bahar'ın olduğu kadar benim içinde ilkti:) Her günümüzü, hoş olan her anı görüntülemeye çalıştık ve yaklaşık 1000 fotoğrafla döndük. Turkuaz Kıyılar'ın eşsiz görüntüsünde fotoğraflarımız daha bir güzel oldu. Kabak koyu ve köyü, Faralya, İncirköy, Üzümlü, Ölüdeniz, Kayaköy...doyamadık gezmeye. Bu ilk tatil benim için çocukla tatile gitmek anlamında süper bir deneyim oldu, yeme içme düzeninin yanında bir bebek kalabalıkta nasıl değişir çok iyi tecrübe ettim:)

İkinci gidişimizde ise bir köy düğününü an be an yaşadık:) Kız evinden gelin alma, bahçede verilen düğün yemeği, kesilen kurbanlar, coşkuyla oynanan zeybekler benim için yine bir ilkti. Akşam salon düğünü de yapıldı ama ben köy düğünü kısmına gerçekten doyamadım...

Söylediğim gibi her anı uutmamak adına fotoğraflamaya gayret ettim. Bundan sonraki yazılarımda bölüm 1, bölüm 2 şeklinde anlatmaya çalışacağım.

Bu arada iki tatil arasında bir 23 Nisan yaşadık ki harikaydı. Nurturia anneleri olarak Sevgili Damla'nın organize ettiği harika bir gün geçirdik. Ege Bahar çimlerde yuvarlandı adeta:) İlk 23 Nisan'ının bu kadar keyifli geçmesi beni çok mutlu etti.

Bunun dışında "artık ben büyüyorum" diyen bir bebek var hayatımda. Son bir aydır dediğim dedik, inatçı, ses tonumdan herşeyi gayet iyi anlayan, istekleri bana çok güzel ifade eden bir Ege Bahar var. Yürümesine sanırım az kaldı, sıralamanın son haddinde, açılmadık dolap, kurcalanmadık yer bırakmıyor artık. Bulamaç kahvaltı yapmak istemiyor, elleriyle döke saça kendi yemek istiyor, evdeyse kucağa alınmak istemiyor çünkü keşfedecek çok şey var vs. vs.

Ege Bahar 6 gün sonra 1 yaşına girecek, kendi farkında değil ama annesi pek bir heyecanlı:)

Şimdilik böyle bir başlayayım dedim, hemen Ege Bahar'ın tatil fotoğraflarından biriyle noktalıyorum. Devamı gelecek:)