26 Temmuz 2010 Pazartesi

TATİL DE BİTTİ, HASTALIK DA:)

15 günlük tatilimizden Cuma günü evimize döndük...Ne tatildi ama...ilk haftası mükemmel, ikinci haftası biraz zorlu geçti. Şöyle bir özet geçersem aşağıda merkezinin fotoğrafı görülen Kaş'taydık ailecek. Ne kadar doğru bir seçim yaptığımızı gidince anladık ve hiç pişman olmadık. Yorulmuşuz sazlı cazlı tatil beldelerinden, Kaş iyi geldi bize, zaten burası için bir hafta ayırmıştık, doya doya yetti, çok büyük bir yer olmadığı için aman gezemedik, göremedik dediğimiz bir yeri kalmadı.
Bizi zorlayacağını düşündüğüm zamanlar kolay oldu aslında, şöyle ki Dalaman'a uçak bileti bulamadığımızdan(ki Dalaman Kaş arası 2-saat), önce Antalya'ya uçtuk, oradan sahil şeridinden 4 saatlik bir yolculuk yaptık, açıkçası Ege Bahar'ı nasıl zaptedeceğimizi düşünüyordum ama kuzum hiç zorlamadı bizi aksine herkesle diyalog halinde ve hayatından pek memnundu.
Kaş o kadar sakin ki gerçekten dinlenebildik. Planımız bir haftalık Kaş tatilinden sonra Patara'ya yakın bir belde olan Kumluova'da 2 gün Ege Bahar'ın halasını ziyaret edip, ardından Fethiye'de babaannede 3 gece geçirip, sonra Kıbrıs'a uçmaktı. Gel gör ki herşey planlandığı gibi olmuyor. Kaş'da geçirdiğimiz güzel zamanlar bitip Kumluova'ya gittiğimiz gün Ege Bahar rahatsızlandı, burnu akmaya başladı, ateşi 38'e çıktı, üzerine iki azı dişi birden şişti. Yani Kumluova ziyaretimiz bunların üzerine birde buram buram sıcakla birleşince kabus oldu. Doktorumuzu arayıp birkaç ilaca başladık ve olay hafifledi ama Fethiye'de çok daha zor zamanlar geçirdik. Sanıyorum Kaş'da çıktığımız Kekova tekne turunda Ege Bahar'ı üşüttük. Çok dikkat etmeme rağmen sanıyorum koruyamamışım:( Fethiye'den İstanbul'a yola çıkacağımız gün 39,7'yi gördük. Aklım başımdan gitti, bu ateş olayı beni çokkkk korkutuyor, orada da hastaneye götürdük ama içim rahat etmedi, İstanbul'a geldiğimizde uçaktan iner inmez doktorumuza koştuk. Kulak İltihabı başlamış, hafif bir farenjiti de varmış, Cuma'dan beri ilaçlara devam, hafta sonu toparladık sayılır, bugün çok daha iyiyiz maşallah...
Nisan'da çıktığımız 3 haftalık tatilimizde bu kadar zorlanmamıştım, bahar en güzel mevsim galiba, çocukla yaz tatilinden korktum valla, hem tatil hem hastalık derken yeme içme düzenimizde bozuldu tabii ki. Daha iki gündür yavaş yavaş normale dönüyor. Sadece beni emerek 15 gün geçirdi desem yeridir, doğal olarak kilo da verdi, geçen bir buçuk ayda öyle güzel bir düzen oluşturmuştuk ki 750 gr alan çocuk 400 gr vermiş. Çok canım sıkıldı ama ne yapalım iyi olsun herşey normale döner zaten....
Çok uzattım, tatilimizin ilk haftasından güzel anların fotoğrafları aşağıda. İkinci hafta fotoğraf makinasının nerede olduğunu bile bilemiyordum:) Bu arada pırıl parlayan, bembeyaz bir azı dişimiz var artık:)


Kaş manzarası...


Antalya-Kaş arası otobüste şebeklik anları:)

Kaş'da park keyfi:)


Kaş'ın meşhur Uzunyol Caddesi'nde baba kız....

Sizin ağzınızı yerim ben:)



Bunlar da Kaş sokaklarında anneli kızlı pozlar:)


Otel bahçesinde Ege Bahar'lı zamanlar...

Tekneyle Limanağzı Plajı'na giderken...

Limanağzı Plajı'nda hamak sefası:)

Yazmalı boncuğum:)

Deniz yorgunu:)



Sormayın pek önemli işleri var, çok meşgul bu aralar:) Bu meşguliyet anları Kaputaş Plajı'ndan...
Baba kız Kaputaş'ta turkuaz kıyılarda...



Kaputaş Plajı anıları....


Sanki çok yiyormuş gibi menüyü elinden bırakmıyor:)

Kaş sokaklarında civcivimle...



Kaş-Kekova tekne turunda ...teknenin balböcüğü:)
yine tekne yorgunu:) teknede öğle uykusu keyfi...

Kaş Eleksi Koyu'ndan tatlı anlar...Su kuşum denizi çokkkkk sevdi.....

Kumluova'da sıcaktan kendinden geçen bir Ege Bahar....

Ege Bahar Kumluova'da kuzenleriyle:)

Fethiye'de ailece bir akşam yemeği....

Ege Bahar ve orkinosu:)
Öyle böyle bu tatilde bitti işte, bunlarda bize kalan tatlı anlar oldu....

1 Temmuz 2010 Perşembe

Gülmece:)



Bizim ki oyuncak falan oynamıyor, oyuncakları süzgeçler, tahta kaşıklar veya mutfaktaki herhangi bir şey olabilir, iki gün öncede karpuza taktı, babası da iyice bir yıkadıktan sonra salonun orta yerine getirdi ve doya doya oyna kızım dedi:) bir taraftan izledim, bir taraftan düşündüm; Allahın karpuzuna bak, ben kızımı yaklaşık 14 ayda bu kadar ettim,
Ege Bahar 10 kg, Karpuz 14 kg :)))

25 Haziran 2010 Cuma

Ege Bahar'dan Haziran görüntüleri...

Evet eskisi kadar çok yazamıyorum, bunda büyüyen kuzucuğumun paçamdan ayrılmamasının payı büyük:) ya da iki haftadır yanımda olan annemin olayı biraz ele almasıyla yağmur çamur demeden kendimi birkaç saatliğine sokağa atmamın...Yağmur çamur mu dedim ben:) Haziran'dayız değil mi??? bir haftadır nasıl bir hava bu anlayamadım, her gün yağmur, gök gürültüsü, gerçi nankörlük etmemem lazım, yapış yapış sıcaklardan sonra bana iyi geldi, Ege Bahar'ı bir iki saat, hatta iki üç saat annemle başbaşa bırakıp, alışverişe, yürüyüşe falan çıkıyorum, geldiğimde daha kapıdayken boynuma sarılıyor kuzum, o an öyle tatlı oluyor ki, öyle güzel kahkahalar atıyor ki bıcırım doya doya sarılıyoruz birbirimize...

Bu arada yazamadığım ne çok şey var aslında, hey bloggg! ücretsiz iznim bitti, işe döndüm:) 15 Haziran'da resmi olarak işe başladım, geçen pazartesi kurul toplantımız vardı, sanki hiç ayrılmamışım, hiç yabancı gelmedi ortam, halbu ki 14 aydır işyerime bir kere bile uğramadım. Giderken kuzumdan ayrılması biraz zor oluyor, hayır zaten sorunu o değil ben çıkarıyorum, bir türlü ayrılamıyorum, giderken ilk yarım saat kendimi yedikten sonra kendime geliyorum. 18 Temmuz'da resmi olarak yaz tatiline çıkıyoruz ama allahtan bizim müdür o kadar uzatmayacak bu sınav dönemini, inşallah ayın 10'una kadar bitirmiş olacağız. Sonra ver elini tatil:) Datça ve Kaş'a gitmeyi düşünüyoruz bu yaz ama kesinleştirmedik daha, Ege Bahar'la berrak sularda oynaşmaya az kaldı yani...
Neyse efendim, başlık neydi, ben neler anlattım, buyrun bakalım Haziran güzeline:)))











20 Haziran 2010 Pazar

sarı papatya'nın babası'na...


Uzun uzun yemeğini yediremediğini, altını değiştiremediğini, ilacını içiremediğini ve bunun gibi şeyleri yapamadığını sayamayacağım şimdi:) itiraf etmeliyim ki hamilelikten önce "anneler bakar, babalar sever" dediğinde şaka yapıyorsun sanmıştım:) şimdi kendini savunmak için "ama karıcım, sen yaptığında o da psikolojik olarak daha rahat ediyor" diyorsun ya, gülüyoruz ya hep beraber, olsun diyorum o zaman, kızımın bu kadar iyi bir oyun arkadaşı olamaz, onu bu kadar güldürebilen hiç kimse olamaz diyorum...bu kadar coşkulu "babaaaa" diye çığlıklar atarken, senin ona bakarken gözlerinin içi parlarken ben hep şükrediyorum...
Kızımın babası....Babalar günün kutlu olsun...Seni çokkkkk seviyoruz.....
Not: Hediyen çerçevelenmiş bir minik ayak ve el baskısı olacaktı, masandaki fotoğrafların yanında yer alacaktı, yanında değilken bakıp mutlu olacaktın ama kuzu parmak boyasından çok korktu, ne yaptıysam olmadı, çok ağladı, bir daha ki sefere inşallah....

8 Haziran 2010 Salı

Toddler Shopping yazımız...

Selamlar..
Sevgili Kisd Ege Bahar'ın gardrobu için cevaplamamızı istemiş. Gerçi bir hafta kadar oldu ama şimdi fırsat bulabildim. Teşekkürler Kisd'im, önden bir giriş yapıp, hemen cevaplıyorum...
Bu kıyafet konusu benim zayıf tarafım sanırım. Ege Bahar doğmadan da böyleydi, dayanamaz neredeyse her hafta bir parça birşey alırdım. Şimdi hepsi elimde patladı o ayrı, hiçbir şeyimin içine sığamıyorum da:) ama hiçbir zaman marka takıntım olmadı. Eğer iş kıyafetim değilse pazardan da giyerim, mağazadan da. Çok kaliteli olan kıyafetlerime asla sezonda para vermem, mutlaka sezon sonu indirimini beklerim. Şu aralar vücudumun doğumdan sonraki halini beğenemediğimden hiçbir şey almıyorum desem yeridir. 3-4 kilo verirsem eski ama yepyeni kıyafetlerime girerim sanırım. Aslında bu dönemde kıyafete çok fazla para dökmeden de gayet rahat giyinebileceğimi öğrendim, hem her gün ne giysem derdin de olmuyor:) Ege Bahar doğduğundan beri kendime ya 3 ya 4 parça kıyafet almışımdır. Tabii bundan karlı çıkan kuzucuğum oluyor:) ama yavaş yavaş bu konuda da kendimi törpülemeye başladım. Mesela bu yaz için Ege Bahar'ın kıyafet ihtiyacı kalmadı. Sağolsun arkadaşlarımız, ailemiz doğumgününde yağdırmışlar, bizde biraz alışveriş yapınca ihtiyacı kalmadı. Kendime söz verdim, devir tutumluluk devri, bundan sonra ihtiyacı oldukça alacağım. Bu yaz giyeceği badilerini geçen sene sezon sonu indirimlerinden almıştım. Hatta bu kış biterken gelecek kış için de uzun kollu badilerini ve atlet badilerini de sezon sonu indiriminden aldım. Dolabımızın kullanılmayan bir bölümü ileri de giyebileceği kıyafetlerden oluşuyor. Eğer fiyatı uygunsa, indirimdeyse alıp koyuyorum. Mesela C&A'dan 12 liraya, Andy Wowo'dan yine 12 liraya alıp attığım kışlık pantolonları var. Panço'nun sezon sonu indiriminden 30 liraya kot ceket, 50 liraya kışlık mont almıştım. Aslında bu fiyatlar çok ucuz değil bence ama sezonda bir kot ceketin 90 liraya, bir kışlık montun 110-120 liraya satıldığını görünce alıp koyayım bir kenara diyor insan. Neyse ki bu kış için mont ihtiyacımız falan kalmadı. Mothercare'in her ayın 15'inde bazı ürünlerde yaptığı %50 indirime vaktim oluyorsa bakıyorum. Birde Boyner'in ay sonundaki kelebek günlerine denk gelebilirsem güzel şeyler bulabiliyorum. Şimdiye kadar kullandığımız markalar genellikle Mothercare, M&S, Kanz, Fuar Baby ve Chicco oldu. Yazlık kıyafetleri alırken LCW'nin ne kadar uygun fiyatlı olduğunu keşfettim. Eğer düğün, yemek, davet gibi şık bir yere gidilecekse İdil Baby'nin elbiselerine bayılıyorum, biraz fiyatlı ama çok kaliteli bence. Ha bu arada benim şu meşhur Salı pazarında ve evimizin yakınındaki Selamiçeşme semt pazarında gittikçe uğradığım iki tezgahım var. Salı pazarındakine Disney'in, Zara'nın ve başka markaların ihraç fazlası malları geliyor, denk gelince süper oluyor, tane 5 lira, 7,5 lira civarında. Bizim semt pazarındaki teyze ise Gap'in ihraç fazlası mallarını getiriyor. Ege Bahar'ın geçen kış giydiği uzun kollu penyelerin çoğunu bu teyzeden tanesi 5 liraya aldım:) Birde kociş sağolsun iş için Newyork'a gittikçe Pay Half'dan, Tayland'da Tesco'dan çok hoş kıyafetler getiriyor. Fiyatlara bakınca Türkiye'nin bu konuda çok çok pahalı olduğunu anlıyorum.
Şimdi sorular ve cevaplar...
1. Nasıl giydiriyorsunuz?
Özel bir yere gitmiyorsak kış boyunca rahat hareket edebileceği penye badiler ve eşofman altları giydirdim. Şimdilerde de kısa kol badiler ve şortlar ya da şu şort gibi dize kadar uzun olan tulumlardan giydiriyorum. Çokça eteği ve elbisesi olmasına rağmen hepsinin gereksiz olduğunu ve rahat edemediğini de anlamış oldum. Bence bir iki parça etek ve elbise yeterli, abartmamak lazım ben bir yere giderken bile çok az tercih ediyorum.
2. Marka mı? Pazar mı? Semt butiği mi? Nerelerden alışveriş yapıyorsunuz bebelere?
Yukarıda da yazdım ya, cevabım hepsi:) Bence marka olarak Zara ve M&S hoş. Gap'i pazardaki teyzeden alıyorum:) Mothercare'i tercih etme nedenim Ege Bahar'ın içinde bulunduğu ayların kıyafetlerinin tam olması, hiç beden yönünden zorlanmıyorum. C&A hem uygun fiyatlı, hem de çok şirin. bunların dışında Panço, Kanz, Chicco'yu tercih ediyorum. Ama kesinlikle indirimde:)
3. Haftada 3-5 defa makine döndüren çamaşır canavarlarının cicilerini ütülüyor musunuz?
İlk 6 ay ütüledim, sonra pes ettim. Tabii ki ütülemiyorum. Ege Bahar yaklaşık 1-1,5 aydır kesinlikle benim veya bir başkasının elinden yemek yemek istemiyor. Yemek saatlerinde serbest, kendisi kafasına göre takılıyor:) dolayısıyla günde neredeyse 3-4 kez alt üst değiştiriyorum. 2 günde bir çamaşırları yıkanıyor. Ütülersem eve bir ütücü tutmam lazım. Dolayısıyla ütülemiyorum. Ama dışarı çıkarken ütülemeden giydiremeyeceğim kıyafetleri her zaman dolabında ütülü olarak hazırdır.
4. Terlik mi, sandalet mi?
Şimdilik sandalet tabi ki, Benim kız hala sıralıyor da:) Bu yaz terlik giyemez zaten. Sandaletlerini Zara'dan aldık, çok memnunuz, gladyatör sandaletlerden:) Deriden yapılmış olduğu için bir tane de Nike'dan almayı düşünüyorum, şu önü kapalı olanlardan olsun ki denizde, kumsalda rahatça giyinebilsin.
5. Şapka sorun mu? Nasıl çözüyorsunuz?
Evet sorun:( hemen çıkarıyor kafasından. 2 tane şapkası var, biri bağcıklı, diğeri bağcıksız. Bağcıksız olan resmen elimde kaldı. Diğerini bağlayıp öyle çıkarıyorum.
6. Malum deniz mevsimi açıldı, mayo kullanıyor musunuz?
Valla bazı mağazalarda kız çocuklar için satılan bikinileri görünce içim gidiyor:) çok şirinler. Ama ufacık bebeleri bikini ipleri ile sıkmak bana çok saçma geliyor. O nedenle almayı düşünmüyorum. Mayo bebek bezi kullanmak bana daha mantıklı geliyor.
İşte böyle...Sanıyorum artık herkes bu konuda mimlendi. Herkese sevgiler...