17 Kasım 2010 Çarşamba

oturmayın,bayramda gezmeye gidilir:)

Bizim kız sabırsız, kendisi giyindiyse kimseyi beklemeye tahammülü yoktur. Nasıl giyindik çıktık anlatamam...Bu ağlayış bir kapıya, bir salona şeklinde 5-10 dk. devam etti...Anlamı çabuk gidelim demekti. Bizde kızımızı dinledik, çabuk olduk, büyük anneanneye,büyük teyzeye bayram ziyaretine gittik:)
Herkese mutlu,huzurlu bayramlar....

12 Kasım 2010 Cuma

1,5

Petekli balım bugün 1,5 oldu:)
18 aylık Ege Bahar fırından börek bile aşırıyor:) daha neler neler yapıyor, neler neler söylüyor...yazacağım inşallah...
Fotoğraflar bugünden,18 aylık Ege Bahar'dan...












10 Kasım 2010 Çarşamba

gözlerim de yüreğim de nemli nemli...

Ben bir öğretmenim...Gencecik pırıl pırıl beyinlerin, kalplerin bozulmaması için,yarınları için, gösterdiğin yolda ışığınla yürüyüp elimden ne geliyorsa yapacağım...söz veriyorum...
Her 10 Kasım'da olduğu gibi tören sırasında aktı gözyaşlarım...Biz onu hep özlüyoruz, bu yalnızca 10 Kasım'a has bir şey değil, sadece onu kaybettiğimiz gün daha bir hüzünleniyoruz, yokluğunu çok daha derinden hissediyoruz...
Burada uzun uzun anlatmayacağım ama bugün yaşadığım bir olaydan sonra yüreğime aktı gözyaşlarım...Tek diyebileceğim herkes öğretmen olmasın...onu anlayamayan zihniyete şaşıyorum...hayretler içinde kalıyorum...
Sen nur içinde yat Atam...Bugün anneannesi kızıma "En büyük Türk ATATÜRK" demiş...Ata Ata diye bütün gün söylemiş...Saygı duruşunu öğrenmiş...9'u 5 geçe İlk defa saygı duruşuyla seni anmış...Yolunda yavrular yetiştiren öyle çok anne var ki...Ege Bahar'ın bu yolda yanında çok arkadaşı var...Sana minnettarız...Rahat uyu...Mekanın cennet olsun....

5 Eylül 2010 Pazar

akıp giden bir NEHİR...

Nehir...melek kuzu...Gökyüzünün bir yıldızı da sensin...kayıp gittin ama ışıltın her zaman hepimizin yüreğini aydınlatacak...Ailen ve sen bizlere öyle bir hayat dersi verdiniz ki..mücadeleyi, umudu, güçlü olmayı gün gün öğrettiniz bize...Küçük kuzum orada çok mutlu ol emi...Allah anneciğine,babacığına, ablacığına dayanma gücü ve sabır versin...Sen yüreğimizin ta içindesin bebeğim...

31 Ağustos 2010 Salı

Biraz da benden...

Annelik sonsuz mutluluk, biraz da inceden yürek sızısı galiba...
İşe başladım ya, bu aralar pek bir karışığım:) Ha ben kendime söz verdim, hiç vicdan azabı duymayacağıma dair...Kuzum emin ellerde zaten, ah ne yapıyor şimdi, birisi onunla ilgileniyor mu derdim yok çok şükür...annem öyle güzel bakıyor ki ona, daha apartman kapısına geldiğimde balkonun açık kapısından gelen kahkaha seslerini duyuyorum:)
Daha öğrencilerimiz başlamadı ama bu hafta biraz haylaz olanların sınavlarını yapıyoruz, yani ders yetiştirme dönemi olmadığı için arkadaşlarımla sohbetler ediyor, özlem gideriyorum bu aralar...Mesela bugün felsefe öğretmeni olan iki arkadaşımla öyle hoş bir sohbete dalmışım ki saatin farkına varmamışım. Gelirken evimizin yakınlarına açılan yeni bir markete uğradım, ya insan tek başına rahat rahat alışveriş yapmayı bile özlüyormuş:) Ege Bahar doğduğundan beri plansız yaşadım ben, yani her günüm aynı olduğu için plan yapmaya gerek kalmıyordu:) Yarın için planım var ama, işten çıkınca kendime birşeyler almak için bir iki yere uğrayıp, ilk atandığım okuldan çok sevdiğim bir arkadaşımla buluşacağım. Yani eskisi kadar rahat rahat istediğim kadar oturup sohbet etmesem de bir kahve içip, özlem giderecek kadar zaman ayırmaya başladım kendime.
Bu yıl okula başlamak için pek bir hevesliyim. Aslında öğrenciler aynı, okul aynı, ama ben 17 aydır uzağım bu ortamdan. Okul hareket demek, enerjisiz bile olsan enerji demek:) Bazen herşeyden bıktığın anda bile sınıfa bir girersin, o gün ders öyle güzel geçer ki tadına doyulmaz...Öğrencinin biri bir şey söyler, hep beraber gülüşülür veya anlarlar bir derdin olduğunu, hiç üstüne varmazlar, yormazlar seni...Hani kızgın kızgın "öğrenci milleti işte" diyenler vardır ya, severim ben bu öğrenci milletini. Özlemişim işte ben bunları...
Niye mi yazıyorum bunları? hani vicdan azabı duymayacağım dedim ama bir yerlerde bir sızı hissediyorum sanki...Bu yeni sürece alışmak Ege Bahar için ne kadar zorsa benim için de öyle aslında. Herşey yolunda ama özlüyorum onu, alışabilmek için zırt pırt aramıyorum ama aklımın bir köşesinde hep o var...Eve geldiğimde yüzündeki gülücüğü tarif edecek kelime bulamıyorum...Kollarını boynuma doluyor ve sıkıyor...dudaklarımdan öpüyor...İşten gelirken aldığım kitabını açıp siyah penguenleri gösterip, onları karga sandığı için "gakkk, gakkk" diye bana gösteriyor...Bugün ne yapmış kızım deyince kendince bir şeyler anlatıyor...annesi onu öpmelere doyamıyor...
Meleğim şimdi uyuyor...annesi biraz karışık:) hem eski düzenine dönmeye çalışıyor, hem özlemeyi doyasıya yaşıyor. Bu yeni süreç bir süre sonra doğal bir süreç olacak ama anne biraz zorlanıyor galiba. Düşünüyor anne; acaba babalar böyle bir dönemden geçiyor mu??? babalar hep mutlu, bunun sırrı ne acaba, eksik olan LTH' ları mı???
Durum bundan ibaret işte, iki ucu .oklu değnek derler ya öyle, evde olursun yeter, yoruldum dersin, işe gidersin özledim dersin. Neyse ki lohusalık misali geçici olduğunun farkındayım. Söz verdim kendime, ikimiz hatta üçümüz için en doğrusu bu; vicdan azabı yok, anne mutlu, çocuk mutlu olacak...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Biz bugünlerde...

Biz bugünlerde yavaş yavaş büyümenin tadını çıkarıyoruz...
Ege Bahar herşeyi anlıyor artık, birlikte keyifle geçirdiğimiz zamanlar gitgide artıyor. Artık alışverişte kızım bana yardım ediyor, aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi annesi ayakkabı almaya gittiğinde ona seçenekler bile sunuyor kuzum:)


Bu aralar yazın sonu yaklaşıyor diye hergün parklara atıyoruz kendimizi. Yürümeye başladığından beri parklar kurtarıcımız oldu, salıyorum çimlere kah yaprak, kah kozalak inceliyor:)
Buyrun bol bol park fotoğrafına:)


şaşkın ördek:)








aaa, kozalak bulmuş....










Ne kadar da ciddi yürüyor civcivim, çok önemli bir iş yapıyor:)






Şimarmaya bak sen:)

Aşağıdaki fotoğraf Nurturia annelerinin Özgürlük Parkı buluşmasından, o gün Ege Bahar babasını uğurlayacağı için çok kalamadık ama yine de çok keyif aldık...23 Nisan buluşmasından tanıdığımız anne ve bebelere yenilerini ekledik:)


Annem geldiğinden beri Ege Bahar'ın yeme içme durumu pek düzene girdi maşallah, ya bana naz yapıyordu, ya da bu iş biraz tecrübeyle alakalı:)

Ayın 26'sında yaz tatilimiz bitti ve görev başı yaptık. İlk günkü toplantıdan sonra arkadaşlarla kahve içmeye gittim, kendim için zaman ayırmayalı o kadar uzun zaman olmuş ki çok keyif aldım...Hatta hızımı alamadım, ertesi akşam oyun grubumuzun anneleri olarak bebeleri bırakıp dışarıya çıktık, hoş vakit geçirdik, ama bir türlü bizim bıcırları konuşmadan duramadık:)

İşe başlamadan bir gün önce Ege Bahar'a güzel bir anı olsun diye fotoğraf stüdyosuna götürdük. 250-300 poz fotoğrafı çekildi, fotoğraf seçimi için sabırsızlıkla bu Çarşamba'yı bekliyoruz ama albüm için o kadar poz arasından nasıl seçim yapacağız bilemiyorum...İlerde kızıma göstereceğim bak bu güne kadar hergün seninleydim diyeceğim:)


Günler böyle akıp gidiyor işte...ekleyelim dedik...

17 Ağustos 2010 Salı

mutluluk...




Uzun söze, başka şeyler aramaya gerek var mı???

Benim için en yalın, en duru hali bu...