3 Eylül 2009 Perşembe

Hemanjiyom sorunumuz ve Prof.Dr.Agop KOTOĞYAN

Bebeğimin doğumuyla birlikte bizi tam 3,5 ay uğraştıran sorunumuz Hemanjiyom!
Hemanjiyom "damarsal tümör" demekmişşşş...hakkında çok şey öğrendik...

Miniğim doğduğu gün hastanede daha ilk alt değiştirmemde poposunun kenarında (popoyu iki kanat olarak düşünün, sol kanadın makata yakın kısmında) hafif pembemsi morumsu bir kızarıklık farkettim. Çapı yaklaşık 2,5-3 cm. kadardı. Doğumda meydana gelen bir kızarıklık yada morarma sanıp pek önemsemedim, ertesi gün hastanenin çocuk doktoru da ilk muayene sırasında heryerini kontrol ettiği halde uyarmadı bizi. Eve geldikten birkaç gün sonra bu kızarık bölgede toplu iğne başı büyüklüğünde minik minik açılmalar başladı. Biz tecrübesiz anne ve baba bunu pişik olarak algıladık ve "Allah Allah nasılda daha ilk günlerden çocuğun poposunu pişirmeye başladık???" şeklinde hayıflandık...kaç çeşit pişik kremi denedik, yok anacım geçmeyi hafiflemeyi bırak, o minik delikler birleşmeye başladı mı:(

Ben bepanthen, desitin, avene, yara pomatları vb. neler deniyorum ama yok geçmiyor birtürlü. Hatta yara içine doğru gittikçe oyulmaya başladı. ilk günler ağlamayan yavrum son birkaç gündür her alt değiştirmede ağlamaya başlamıştı...Kızım 12 günlükken soluğu çok ünlü bir hastanenin pediatri bölümünde aldık, doktorun tepkisi "12 günlük bebeği niye bana getirdiniz ki?" oldu, yavrumun poposunu görünce suratı ekşidi, tam kimyasal madde içeren ilaç veremeyeceğini, bebeğin daha çok küçük olduğunu söyleyip bir bitkisel pomad, bir de şu Mothercare'de de satılan meşhur Sudocrem'i verdi. Birde asla yeni doğanlar için olandan bile olsa ıslak bez, havlu gibi ürünler kullanmamamı tembihledi. Pomad iyileşmeyi sağlayacak, Sudocrem yaranın üzerini kaplayıp idrar ve kaka ile temasını önleyecekti. Oysa şimdi netten araştırınca görüyorum ki Sudocrem bir pişik kremi, bizim sorunumuz ise Hemanjiyom! yani sevgili doktor ben kadar anladı çocuğumun derdinden!!! oysa erken farkedilebilse belki bu kadar acı çekmeyecekti yavrum...Zaten ilk ay kontrolünden sonra hemen o doktoru bıraktık.

Yaranın ilk oluşmaya başladığı dönemde acı hissi yoktu heralde ki kızımız ağlamıyordu ama artık acı hissediyordu ve her alt değiştirmemizde katıla katıla ağlıyordu. Daha doğrusu beraber ağlıyorduk, dayanmak ne mümkün...Birkaç gün bu doktorun reçetesini denedikten sonra kocişle bu reçetenin bir işe yaramadığına karar verdik, ben yerimde duramıyorum tabiki hemen kendi jinekoloğumunda tavsiyesiyle bir dermatoloğa götürdük kızımızı. Bakar bakmaz teşhisi koydu ve biz o gün hemanjiyom kavramıyla tanışmış olduk...tedavinin uzun süreceğini ama güzel bakım yaparsak yaramızın kapanacağını söyledi. Tedaviden kastettiğim sadece açık yaranın kapanması, çünkü hemanjiyom kendiliğinden 1,5-2 yılda geçiyormuş. Tedavi olarak sabah akşam fizyolojik tuzlu su pansumanı ve sabah için bir, ara değiştirmeler için bir ve akşam için bir olmak üzere üç ayrı krem verdi. haftada birde kontrole çağırdı. Tedavi iyi gelmekle birlikte bir yerden yara kapanırken bir yerden sanki açılma yapıyordu. Ben iyice paniklemeye başlamıştım, bitaneciğim acı çekerken ben de iyice bunalıma girdim denilebilir. Bebişimiz yaklaşık kırk günlükken internetten yaptığım araştırmalara göre bir çocuk cerrahına götürmeye karar verdim. Yine çok iyi denilebilecek bir hastanenin çocuk cerrahına gittik. Hemanjiyom teşhisini doğruladı ama reçeteyi değiştirdi, o da ayrı birşeyler verdi ve hemanjiyom sorunu iç organlarda da görülebileceğinden (özellikle karaciğer ve dalak) tüm batın ultrasonografisi istedi. Ertesi gün sonucu alana kadar zaman nasıl geçti bilemiyorum...çok şükür minik kuzumun iç organlarında birşeyi yoktu. Zaten bu doktora internetten usg çekilmesi gerektiğini okuduğumdan gitmiştim ama yaranın 8-9 ayda geçeceğini söyleyince biraz umutsuzluğa düştüm, benim için bakmak hiç sorun değil tabiki, evladım o benim, ama 8-9 ay böyle acı çekeceğini duymak içimi yaktı adeta...Birkaç gün çocuk cerrahının reçetesini uyguladıktan sonra bir işe yaramadığını, eski tedavini daha iyi olduğunu anladım. Tabiki doktor değilim, bunu çok bilmişliğimden söylemiyorum, yaranın iyileşmesi veya daha da açılması öyle belli oluyor ki anlamamak imkansızdı.

Günler geçiyor ama kuzucumun yarası geçmiyordu ve ben artık iyice sıyırma durumuna gelmiştim. Birgün kendimi toparlamaya çalışıyorum, geçecek diye kendimi telkin etmeye çalışıyorum, diğer gün sürekli ağlıyordum. Birgün yine ağlak ağlak düşünürken ablam aradı ve Balıklı Rum Hastanesi'nin cildiye Bölümünde çok iyi bir doktor olduğunu söyledi, "Turkuaz bak bu doktor meşhur Kolsuz Agop'un öğrencisiymiş" dedi. Allah Allah kimmiş bu meşhur Kolsuz Agop acaba dedim kendi kendime...ben hiç duymamıştım. Öyleyse niye öğrencisine gideyim, Kolsuz Agop'u bulur ona giderim dedim. Onun hakkında Hürriyet'te yayınlanmış bir yazıyı ve orada da fotoğrafını görünce inşallah yaşıyordur Agop dedim:) (Allah upuzun ömürler versin ona) İnternetin faydaları işte, Ekşi Sözlükten hakkında okuduklarım öyle umutlandırdı ki beni o günü unutamıyorum gerçekten, hemen telefonunu da buldum yalnız bir sorun vardı ki randevu almak son derece zordu, yalnız ay başında randevu veriyorlarmış çünkü inanılmaz yoğun ki buna her gittiğimde şahit oldum. Neyse o gün Annem muayenehanesini aradı, anlatırken bile ağladığım için ve bizi hemen alabilmesi için sekretere durumu annem izah edecekti. Allah yardım etti Kolsuz Agop kendisi çıktı telefona, Günlerden Cumartesiydi, "bugün çok yoğunum evladım ama Pazartesi getirin bebeği bakayım" demiş. Nasıl mutlu oldum anlatamam, ağlaya ağlaya kocişi aradım ve bir saat içinde olan gelişmeleri aktardım. Kociş "Turkuaz kaç tane doktora gittik ama çok istiyorsan gidelim" dedi. 29 Haziran Pazartesi saat 12:30 randevusunu iple çektim :)

Prof.Dr.Agop KOTOĞYAN...yani Kolsuz Agop...hemen bebeğimizin muayenesini yaptı ve hemanjiyomu kendisinin geçiremeyeceğini, onun kendiliğinden yaklaşık iki yılda geçeceğini, yaranın ülserleşmiş olduğunu, geçeceğini ama biraz zaman alacağını söyledi. Benim halimi de görünce "hiç üzülme tamam mı kızım, yarası geçecek, büyüyecek, istemeye gelecekler bu tatlı yavruyu, kimse almazsa ben torunuma alırım" dedi...böylede babacan bir insan...benim gözler şıpır şıpır bu arada...

Eczanede hazırlanacak olan özel bir solüsyon, yine eczanede hazırlanan dört ayrı kremin karışımı halinde bir krem ve bir de ayrı bir krem yazdı reçetesine. her alt değiştirmede önce solüsyonu, ardından karışım kremimizi uyguladık. Diğer kremide haftada bir gün yalnız başına kullandık. Yavrum daha ilk günlerden ağlamayı kesti. Onbeş gün sonra kontrole gittiğimizde yaramızın üçte biri kapanmıştı, Kolsuz Agop beni motive de etmek için "Aferin kızım sana, harika bakmışsın yavruya" dedi. Ben öğretmeninden aferin almış çocuklar gibiydim onun yanında. Her onbeş günde bir kontrollerimize devam ettik, hatta üçüncü gidişimizde muayene ederken yaranın gitgide kapandığını görünce mutluluktan annemin yanağından öptü:))) sizinle mutlu olan bir insan adeta...

Son kontrolümüze yaklaşık bir hafta önce gittik. Önce Allah'ın izniyle Kolsuz Agop kızımın yarasını 1,5 ayda iyileştirdi, onu ağlamaktan kurtardı:))) İnanın çoğu kez altını değiştirirken aklıma geliyor ve "Allah uzun ömürler versin" diye dua ediyorum kendisine. 41 yıl Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde hizmet vermiş, nice doktorlar yetiştirmiş...Kendisi hakkında yapılan yorumları okurken birçok cildiye doktorunun çok çok zor durumlarda "bunu Kolsuz Agop bile iyileştiremez" dediğini görünce öyle inandım ki bizi de mutlu edeceğine...evet vizitesi biraz tuzlu ama kesinlikle değer...Herkese gözüm kapalı tavsiye ederim kendisini. Allah razı olsun, sağlıklı upuzun ömürler versin ona...

NOT:

Prof.Dr.Agop KOTOĞYAN

Tel: 0212 219 16 56-57

Adres: Halaskargazi cad. Koket apt. no:263

kat:4 d:9 Osmanbey / Şişli

12 yorum:

pelince dedi ki...

çok geçmiş olsun...bazen hiç beklemediğin bir yerdende şifa buluyor insan... kıyamam kuzuya,öp benim yerime de annesi...

turkuaz kıyılar dedi ki...

teşekkürler pelincim...aynen öyle, herşey Allah'ım lütfen yardım et diye dua ettiğim bir anda gelişti. İsmini duymam, araştırmam, randevu almamız bir saat içinde gerçekleşti. Allah kimsenin evladına dermansız dert vermesin...öperim tabiki Pelin teyzesi, bizde seni çok öpüyoruz...

Başak dedi ki...

ben de şıpır şıpır okudum yazdıklarını.çok geçmiş olsun.Allah bir daha hastalık göstermesin tatlı ege'ye

Adsız dedi ki...

turkuaz su an gozlerimden yaslar akıyor, tutamadım kendimi okuyunca biliyormusun.
yawrum neler yasamiş, hele siz...
cok uzuldum ya, hic boyle bişey duymamiştim,
cok cok gecmiş olsun minigime.
operim

nazo dedi ki...

Oyy oyy neler yaşamışsınız :( İyi ki ciddiye almışsın canım.. Bir daha canı yanmasın minik kuzunun..

anneCan dedi ki...

Turkuaz ,çok çok geçmiş olsun..Aras'ın göz kapağında kırmızı bir leke vardı bizde hemanjiyom sanmış,çok korkmuştuk..Sonra bunun çok yaygın br olay olduğunu gördük ve çoğu zaman tamamen iyileştiğini..
Çok şükür senin tatlı kızında iyileşmiş..

Seyhan dedi ki...

çoook geçmiş olsun, acil şifalar , bizim kız bişik olduğunda her alt değiştirmede ağlarken bende ağlardım sudocremle geçirdik biz hep anne işte dayanamıyor..ama geçti gitti sizinkide geçecek belki daha uzun sürecek ama geçecek, tekrar acil şifalar allah dermansız dert vermesin.. sevgiler

turkuaz kıyılar dedi ki...

Teşekkürler Başakcım, Allah hiçbirimizin yavrusuna çaresiz hastalık vermesin...

Kirazcım şimdilik geçti çok şükür, ağlamalar bitti yani:) öperim tatlım...

Nazocum çok teşekkür ederim, Allah birdaha yaşatmasın...

Yenianne haklısın, insan başına gelmeyince bilmiyor bazı şeyleri, o kadar çok hemanjiyom vakası ile karşılaştık ki bu olaydan sonra, vücudun heryerinde olabiliyormuş ve oldukça yaygınmış. Özellikle kız çocuklarında. Erkeklere göre 5 kat daha fazla görülüyormuş. Evet canım çok şükür Egem Baharım iyileşti...

Seyhancım çok teşekkür ediyorum, Allah minik yavrularımızı korusun...sevgiler:)

a.y. dedi ki...

Merhabalar:) Çok geçmiş olsun. Çok üzücü şeyler yaşamışsınız umarım güzel kızınız ve siz bir daha hiç bir sıkıntı yaşamazsınız. Umarım sizin gibi bir annesi olduğu için ne kadar şanslı olduğunu kızınız hiç bir zaman unutmaz tıpkı sizin ona sahip olmaktaki şansınızı hiç unutmayacağınız gibi elbette:))

uFuK dedi ki...

Merhabalar,

Öncelikle dünyalar tatlısı kızınıza geçmiş olsun. Agop Hocayı da, sizin sayfanızı da tesadüfen buldum. Ben de ekşi sözlük'ten biraz araştırmıştım, randevu almanın çok zor olduğunu falan yazıyorlardı. Bugün aradım (31.03.2010) ve bana 3 gün sonrasına (02.04.2010) randevu verdiler. İnanın şu anda hastalığım iyileşmiş gibi hissediyorum. Adres ve telefon bilgileri için teşekkür eder, eşiniz ve kızınızla mutlu ve sağlıklı bir yaşam dilerim...

Adsız dedi ki...

yazdıklarını ağlayarak okudum... benimde kızım şuan 3,5 aylık ve bende aynı şeyleri yaşıyorum.. antalyadayım rica etsem kullandığın ilaçları alabilirmiyim.. çok çaresizim lütfen.. doktoru aradım ama ulaşamıyorum.. yardımcı olursan sevinirim...

Unknown dedi ki...

benimde kızım 3,5 aylık ve bizde aynı şeyleri yaşıyoruz..kızım artık hiç durmadan ağlıyo.. her türlüilacı denedim.. antalyadayım ..kullandığınız ilaçların isimlerini alabilirmiyim.. yardımcı olursanız sevinirim lütfennnn....