30 Haziran 2012 Cumartesi

Fenerbahçe Parkı'nda sabah...



Çarşamba sabahı uyandığımızda gece yağan yağmurun etkisiyle hava bir hayli serinlemişti. Gökyüzü bulutlu olsada kahvaltımızı Fenerbahçe Parkı'nda yapmak istedik. Bir çırpıda peynir, zeytin, domates vs. kaplara konarken bir yandan da termos için sıcak suyu hazırladım. Simitçiden sokak simitlerimizi de alınca açık havada harika bir kahvaltı yaptık. yaz yağmurundan ne olacak zaten, deniz kenarında olduğumuz için biraz rüzgar vardı tabii ki ama her zaman sabahtan masaları dolu olan Fenerbahçe Parkı o kadar sakin ve huzurluydu ki anlatamam. Kahvaltıyı homini gırtlak götürmekten masamızın fotoğrafını çekememişim:) Kahvaltı sonrasının fotoğraflarına buyrun... 


Bir an gökyüzünden yere doğru süzülen martının ağzında çırpınan bir zargana balığı gördük. Martı iki üç hamlede zarganayı canlı canlı mideye indirdi.

Biz masada kahvelerimizi yudumlarken Ege Bahar'ın çığlık atarak bize doğru koştu. Kucaklayıp ne olduğunu sorduğumuzda bizi olay mahalline götürdü:) Aşağıdaki fotoğrafta onu korkutan canlıya bakıyorlar.


Ne mi görmüş bizim kız?  Bir tırtıl:) İlk kez bir tırtıl gördü Ege Bahar.
Heralde bize doğru koşmadan çok yakından bakmış olacak ki üzerindeki tüyleri kastederek "dikenleri var onun" deyip durdu. Ona kelebeklerin nasıl oluştuğunu anlatarak olayı tatlıya bağladık. İşte bizim tırtıl:)




Sabah sporu yani yakalamaca:)


Denizdeki yosunlara bakıyorlar.

 





Masalarda oynayarak, denizi izleyerek, kedileri besleyerek, tırtılları keşfederek öğlene kadar güzel bir sabah geçirdik. Günün geri kalanında hava açtı zaten, yani biz sabah serinliğinin keyfini çıkarmış olduk.


Hiç yorum yok: