11.Ayımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11.Ayımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2010 Perşembe

oradan, buradan, şuradan, Ege Bahar'dan...

Buradayım canım, gitmedik bir yere:) Günler akıp gidiyor, ben okuyor ama yazamıyorum, elim klavyeye gitmiyor birtürlü.

Birde Nurturia'ya sardım şimdi sormayın valla:)

Bu aralar bebekle ilk defa uzaklara gideceğimiz için valiz hazırlama telaşındayım, unutmamak için liste halinde yazıyorum, yolculuk ay sonu inşallah, kızım biraz baba toprağında debelenip, turkuaz kıyılara merhaba dedikten sonra çekirdek aile olarak Bodrum'da sefa yapacağız üç dört gün. Daha zaman var ama bir şey unutmayayım istiyorum. Bebek valizi hazırlamak hem zevkliymiş hem yükü bir hayli arttırıyormuş:)

Üstteki fotoğraf marina tarafından Fethiye'nin genel görüntüsü. Görünen antik tiyatronun üstündeki yolu soldan takip edince kocişin çocukluğunun geçtiği eve varıyoruz. Kayınvalidemler hala bu evde oturuyor ve bence Fethiye'nin en güzel manzarasına sahip evlerinden biri. Uyanır uyanmaz Şövalye Adası, marina, kordon ayaklarının altında....

Evin arka tarafından Kral Amintas'ın mezarı ve etrafındaki kaya mezarları böyle görünüyor.

Burası benim vazgeçemediğim Ölüdeniz'im...Az kaldı, Nisan'da o turkuaz sularına giremesem de kuzucuğumla gelip kıyıdan tadına varacağız. İnşallah yazın Ege Bahar'da o turkuaz sularla buluşacak....

Sadece Ölüdeniz mi? tabi ki hayır, Faralya, Kayaköy, Gemile, Kargı, Yanıklar, Karagözler biz geliyoruzzzz, oleyyyyyy:)
Neyse biraz Ege Bahar'a ve geçtiğimiz günlere dönersek;


Cumartesi Ege Bahar'ın doktor kontrolü vardı. 10. ayımız bitti, 11. aydan gün almaya başladık. Boy 72 cm, kilo 8900 gr çıktı. Gelişimi gayet iyi dedi ama yine kulağında hafif bir enfeksiyon varmış, biraz sıvı toplanmış ve kızarmış. Hemen 3 günlük bir antibiyotik reçetelendi. Bu antibiyotik reçeteye yazılır yazılmaz acayip canım sıkılıyor...Pazar ilaca başladık ve ben akıllı anne 2,5 cc yerine 1,25 cc vermişim ilk dozu, dolayısıyla Salı bitecek olan antibiyotiği doktorumuzu arayıp sorarak Çarşamba sabahı da verdik ve dün akşamüzeri tekrar kontrole gittik. Çok şükür hepsi geçmiş ve bu sabah 2,5 cc daha koruma amaçlı verip antibiyotik kısmını umuyorum uzunnnnn süreliğine kapatacağız.

Dün canımı sıkan bir olay oldu. Ege Bahar'la halının üzerinde oynarken iki dakikalığına içeri geçtim, yanına geldiğimde salon kapısının girişine kadar gelmiş, gözleri sulanmış, kızarmış...anlayamadım iki dakikada nasıl oldu, boğazına birşey kaçtı sandım. Etrafta boğazına kaçacak birşey olmadığına emin olduğum halde hemen kucaklayıp elimle göğsünden destekleyerek aşağı doğru hafifçe eğimlendirdim. Biraz tükürük ve çok az yediği meyvelerden çıkardı ve gülmeye devam etti:) ardından çıkıp doktora gidince durumu anlattım, ciğerlerinin nefes alıp verme hızı aynı, yok bir şey annesi dedi ama ben ya ufacıkda olsa bir şey bronşlarına falan gitmiş midir ki diye akciğer grafisi istedim. Çekim odasına süt veriyorum diye beni almadılar, kuzucum babasıyla girdi, biraz ağladı ve ben dışarıdan sesini duydukça fena oldum, kapıdan çıkışında törenle karşıladım sanki...neyse çok şükür ki hiçbir şey yutmamış bizim kuzu. Hep diyorum ki, Ege Bahar yüzünden tuvalete bile gidemiyorum, bundan sonra gitmemeye devam, korkulu rüya görmektense uyanık kalmak iyidir....

Bu aralar Ege Bahar biraz dillendi:) acıktığında kendine has bir tonlamayla "meme" diyor:) sanki biraz cümlenin başında anne de diyor ama bence:) ellerini açıp kapayarak ve ellerine bakarak çok güzel gel diyor, artık en iyi yaptığı şey güle güle, öyle bir sardırdı ki odadan odaya geçerken bile güle güle yapıyor:) dedesini görünce hemen dede diyor, babbabba da yakında direkt "baba"ya dönecek heralde.

Çok şükür yeme olayı iyice düzene girdi. Zaten kahvaltı, meyve ve yoğurtta problem yoktu, tavuk ve balığa bayılıyor, artık hangi çorbayı yaparsam içiyor. Rahatladım ya, dünya varmış...önemli olan acıktığında yedirmek, zaten ben yemeğini hazırlarken hareketlerinden acıktığı belli oluyor, mammmammmm diye sayıklamalar, verdiğim kaşıktan sonra hemen ağzını açmalar durumu özetliyor:)

Bu arada her duruma atlayan hatunlara resmen gıcık oluyorum. Geçen Pazartesi Ege Bahar'la Selamiçeşmeye doğru gezmeye çıktık. Tabi ki kulağında enfeksiyon olduğu için kulaklıklı beresini giydirdim. Doktor hiç üşümesin, Allah korusun enfeksiyon boğaz altına geçerse çok zor olur bizim için demişti. Üşütmemek için montunu giydirdikten sonra bebek arabasının örtüsünü çıtçıtlayıp, üzerini örttüm ve öyle çıkardım. Yolda hatunun biri yanındaki kadına dönüp "ayyyy...yavrum yazık, paket olmuş, paket" dedi. Turkuaz'ın zaten canı sıkkın, hiç vakit kaybetmeden arkama döndüm, "kulak enfeksiyonu geçiriyor, boğaz ve ciğerlerde enfeksiyona dönüşmemesi için üşümemesi gerekiyor, ama bu çocuğunda temiz havaya ihtiyacı var, anlatabildim mi????" dedim. İyi ki de dedim, içimde kalırsa çatlarım. Kadın "aaa, geçmiş olsun...." dedi. Yaaa insanlar neden her duruma bir yorum yapma gereği duyarlar bilemiyorum. Yolda daha hiç kimsenin çocuğuna bakıp yorumda bulunmadım. Annesi başında, bana ne??? Ha niye bu kadar doluyum, bir kere daha aynı değil ama benzer bir durum yaşadım ve böyle insanlar beni boğuyor....
Biz böyleyiz işte. Cumartesi kısmetse kuaföre gitmeyi düşünüyorum, imaj değişikliği yapacağım:) Benim imaj değişikliğim biraz kestirip yeni bir model verdirmekten ibaret. Pazar günü kahvaltıya kalabalık bir misafir grubumuz var. Menü oluşturmak, hazırlanmak lazım. Allahtan kuzenim gelip yardım edecek, zaten gelecek olanlarda onun çok sevdiğim arkadaşları. Aralarında birde 6 aylık hamiş var:)
Açan güneşten midir bilmem, içim kıpır kıpır...mutluyum:)