6 Şubat 2014 Perşembe

Biraz Ege'lendik...



Geçen hafta ortası uçtuk gittik Fethiye'ye, babaanne evine. Bu hafta başıda döndük. Üç dört günü hem ailemize hem de gezmeye paylaştırdık.

Ege Bahar ikiz kuzenleriyle iyi vakit geçirdi, çocuğa çocuk lazım işte...




İlayda~Ege Bahar~Aleyna




Eşimde aralarına katılmış, mutluluk katlanmış, anı olmuş...





Bu ağaçlar bizim için çok kıymetli,




Ege Bahar 10 aylıktı Fethiye'ye ilk gittiğinde, babası da hemen beş tane okaliptus fidanı alıp dikti onun adına. Üçü çevredeki keçiler tarafından yok edilmiş olsa da ikisi artık kendilerini kurtardı. Bu gidişimizde ne kadar uzadıklarını görünce hayli şaşırdık. Ege Bahar her gidişimizde ağaçlarına koşup benim ağaçlarım bunlar diyor:)







Çevre gezilerimizde böyle alışık olmadığı görüntüler karşısına çıkınca çok mutlu oluyor ve heyecanlanıyor küçük kızım...




Orman yollarında yürüyüşler yaptık, çam ormanlarında bol bol oksijen aldık...




Anılarımıza yeni anılar ekledik...







Biz Ölüdeniz'e de Kayaköy'e de genellikle Fethiye-Likya yolunu takip ederek orman içinden gideriz, bu sefer yine aynı yoldan başlayıp, iki üç kilometre ilerleyince sağa ayrılan ayrı bir yolu takip ettik. Açıkçası merak ettik yolun devamının nereye çıkacağını, bir şekilde yine Kayaköy'e çıktık ama fotoğraftaki gibi güzel manzaralar gördük, fotoğraflamadan geçmedik.




İstikamet Kayaköy (Karmylassos)...




Kayaköy'de Ege Bahar...








Ah Kayaköy...

Nedir sende bu kadar yüreğime dokunan, her gelişimde uğramadan gidememem...

Bana verdiğin hüzün mü yoksa hala dimdik ayakta duruşun mu bilemedim...

İkisi de galiba...

Ben sana gelmeyi hep çok seviyorum...


















Anne kız Kayaköy hatırası...









Bir diğer vazgeçemediğim; turkuaz kıyıların en güzeli o, Ölüdeniz~Belcekız...




Yazın ayrı güzel, kışın ayrı güzel...
Her daim kristal gibi, pırıl pırıl, tertemiz...





Neredeyse denize atlayacaktı, zor tuttuk:)

Şimdilerde yazın buradan topladığımız taşları boyarken, bu gidişimizde bulduğumuz tek deniz boncuğumuza gözbebeğimiz gibi bakıyoruz...






Denizde taş sektirmeden dönülür mü?
Dönülmez tabii ki...

Üç dört güne ne güzel zamanlar sığdırdık...
Artık kısmet ya bahara ya da yaza kaldı.

İşte böyle, biz biraz Ege'lendik...
Kendimize geldik, gözümüz gönlümüz açıldı..

28 Ocak 2014 Salı

Evde tatil durumları...


İki gündür evde anne kız takılıyoruz.
Birinci yarıyıl döneminde çok yorulmuş olacağız ki evde bir oraya bir buraya uzanma durumlarından pek şikayetçi değiliz. Hatta dün ana kız bir güzel öğle uykusu çekmişiz ki yaklaşık iki buçuk yıldır yaşamadığımız bu durum bize pek garip ve eğlenceli geldi:)

Aslında dört beş günlüğüne de olsa turkuaz kıyılarımıza bir gidip gelme düşüncemiz var, hem bir kaç gün kafa dinleriz hem de özlediklerimize kavuşuruz diyoruz da oralardaki hava muhalefetlerinin yani çılgın yağmurlar döneminin geçmesini bekliyoruz. Zaten DMİ'den takip ettiğim kadarıyla yarın Ege'de hava açacak gibi, ben bavulları hazırlayayım, her an yola çıkabiliriz. 

Evde tatil çok güzel...
Hiç bir şey yapmadan yayılma modundayım. Hiç de pişmanlık duymuyorum, bu tatilde kendimi aman şu iş kaldı, bunu da yapayım durumuna sokmayacağım, kararlıyım.

Ege Bahar iki gündür cıncık boncuk işleriyle meşgul, halının üzerine oturup bilezik, kolye gibi kızsal süs püs yapıyor kendisine, bende gereken yerde yardımcı oluyorum.

Haftasonu akşam üzeri Ege Bahar'ı annemden almaya giderken Kadıköy'de Nezih Kitapevi'ne uğradım, niyetim tatilde keyif alabileceği, zaman geçirirken eğleneceği bir kaç parça hediye almaktı. Orada gördüğüm bir kaç çeşit craft setin içindeki cıncık boncuk sayısının azlığına karşın fiyatlarının tavan yapmış olması hemen fikrimi değiştirip Bahariye'deki takı malzemeleri satan birkaç dükkana yönelmemi sağladı.




Bu rengarenk boncukları gördüğü an ne kadar sevindi anlatamam...




Üstelik tüm bu malzemeleri ithal craft setlerin  neredeyse yarı fiyatına aldım.




Şimdilik pek mutlu...
Hem dinleniyor, hem eğleniyor...














 Bunlar da ilk ürünleri:)



Bu gün bileziklerini de yapacağız.

Evde tatil ne kadar da renkli değil mi:)


27 Ocak 2014 Pazartesi

Biraz da tatil...

Biraz da tatil yapıp dinlenelim artık değil mi ama...

Hakikaten on iki, on üç yıldır bir dönem sonunun, not ortalaması hesaplarının beni bu kadar bunalttığını hiç hatırlamıyorum. Eylül ayında yapılan son yönetmelik değişikliği ile performans notlarının hesaplanması tam bir keşmekeşe dönüştü. Bu işi usulüne uygun yapan da  var yapmayan da.  Aman elimde her şey için bir kanıtım olsun, aman kimsenin hakkı kimseye geçmesin mantığı tabii ki en doğrusu, bu mantıkla son hafta uyumadım desem yeridir, bağışıklık sistemim duruma isyan etti doğal olarak. Haftasonu da sabahtan akşama açıköğretim sınavlarının mesaisi olunca bugün tavan yapmış kronik sinüzitimle, burnum akarak, başım çatlayarak da olsa tatile merhaba dedim.


 Cuma günü yarıyıl tatilinin başlaması dışında Ege Bahar ve bizim içinde ayrı bir heyecandı aslında. Çocuklar topluca iki üç şarkılık bir program hazırlamış bizler için. Öğretmenleri dönem sonu için gelişim raporlarını hazırlamış el yapımı dosyaların içine, sınıfın adı da kelebekler olunca kelebeklerle süslemiş dosyaları. Gerisi benim için mutluluktan zırıl zırıl zırlama dakikaları. Böyle zamanlarda tutamıyorum kendimi, onlar şarkılarını söylerken ben gözyaşlarıma hiç hakim olamadım...


Sınıfın kapısındaki bu görselle karşılandık.
Üzerindeki her bir kalp, her bir yıldız ve yapıştırılan her bir sticker 25 minik kalbin elinden çıkmış...



İşte benim miniciğim şarkı söylerken...







Kızım ve öğretmeni...
Çok seviyoruz Gönül öğretmenimizi...
Geçirdiğimiz bir dönem boyunca hep olmasını istediğimiz gibi sarıp sarmaladı yavrularımızı...
Daha ilk gün "çocuklarım gelmiş benim" deyişi kulaklarımda...
Allah razı olsun...


Bizim yavruların dönem sonu gelişim raporları...




Okuldan ayrılmadan hemen önce...


Sanki on beş gün erken kalkmaya paydos der gibi geldi bana:)

Herkese iyi tatiller!!!

17 Ocak 2014 Cuma

Kırmızı~Beyaz




Baktıkça gülümsüyorum...
Kırmızı ve beyazı bir arada çok severim...
Mağazalarda yılbaşına özgü o harika hediyelik eşyaların satıldığı günlerde YKM'den aldım bu mumlukları.




Alırken de amacım mumluk olarak kullanmak değildi.
Makyaj kalemlerimi birine, fırçalarımı diğerine koyarsam hem makyaj çantasına göre daha kolay ulaşacağımı hem de daha şirin görüneceğini düşünmüştüm.




Bir ara Paşabahçe'den aldığım bu kuşlu, minik mandalları da kenarlarına iliştirince çok hoşuma gitti...






  Nasıl olmuş? Ben gördükçe gülümsüyorum...
Herkese mutlu haftasonları...

16 Ocak 2014 Perşembe

İyi ki doğdun canım kardeşim...



Geçtiğimiz Cumartesi (11 Ocak) benim kıymetlimin, küçük kardeşimin doğumgünüydü...
18 oldu...
Dün gibi doğumu, gözlerim buğulanıyor,
az değil 17 yaşındaydım aramıza katıldığında...

Üniversiteyi Ankara'da okumayı çok istememe rağmen gidememe sebebimdir o, 6 aylıktı tercihlerimi yaparken, onun bebekliğini kaçıracak olma durumu mu yoksa İstanbul mu diye sorduğumda kendime kardeşim ağır bastı tabii ki...

Ne iyi etmişim, hepsi film gibi hatırımda...

İyi ki doğmuş, Allah iyi ki vermiş onu bize...



Kardeşim diye değil, nasıl olgundur, nasıl candır anlatamam...




Ege Bahar'ın da kıymetlisi o, birtanecik dayısı, Obzerk'i...( küçükken Oğuz Berk diyemezdi Obzerk derdi)





Canlarım...


 





Nice nice yaşlarını kutlayacağın, kutlayacağımız çok güzel yaşların olsun canım kardeşim...
18 yaşın, ömrün sağlık dolu olsun, herşey gönlünce olsun ablacığım...