Dün akşamüzerine kadar ailece keyif yaptıktan sonra hafif yağan yağmura aldırmadan dışarı çıktık. Her birimiz kendi şemsiyelerimizi aldık, sokak müziği yapanları keyifle seyrettik, kızımla kendimize ciciler aldık, akşam yemeği için balıklarımızı aldık ve eve döndük. Ben yemekte balık olmasının rahatlığıyla (bizde balıkları mutlaka evin erkeği pişirir) çamaşırları yerleştirme, havluları değiştirme işine girişmişken yavrukuşumuz çoktan oyun hamurlarıyla oynamaya dalmıştı. Salondan koşa koşa odasına geldi, oyuncak tenceresinin kapağını aldı ve yine koşa koşa salona döndü, dönüyor derken babası mutfaktan ben banyodan nasıl fırladık bilemiyorum. "Burnum burnum" diye çığlık çığlığa bağırıyordu. Kucağıma aldım ama korkudan br türlü kafamı yüzüne çeviremedim. Ayağı takılmış ve salondaki sehpaya burnunu çok sert bir şekilde çarpmış. Kafasını omzuma yasladım, içimden bu kadar canı yanacak kadar kuvvetli vurduğuna göre kesin burnu kanayacak diye düşündüm. Aynı düşündüğüm gibi bir iki dakika içinde kan burnundan ılık ılık akmaya başladı. Bayağı zor durdurduk kanını. Burnu şişti. O ağladı ben ağladım...
15-20 dk. sonra kendimize geldikten sonra içimiz rahat etmedi,kırık veya çatlak olabilir diye kalktık acil servise götürdük. Tahmin ettiğimiz gibi çocuk cerrahı hemen burun filmi istedi. Kanama ve şişme olduğu için kırık olma olasılığından bahsetti. Arkamı döndüm ağladım ağladım, bir yandan da dua ettim. Radyolojiye indiğimizde profilden tutmak gerektiğini ve 5 sn. kadar kıpırdamadan durması gerektiğini söylediler. Elinde hala bırakmadığı oyun hamuru vardı. Aldım elime hamuru, babası profilden tutarken bak kızım, kafanı hiç oynatma, sana önce tabak sonra vazo yapacağım dedim. Ben yaptım o da hiç kıpırdamadan durdu. Ben vazo yapana kadar film çoktan çekilmişti. Radyoloji uzmanı filmi eline alıp incelediğinde kırık görünmüyor ama doktorumuz bir incelesin dediğinde biz mutluluktan havalara uçtuk zaten. Doktoru kırık olmadığını söyleyip gece için bir iki önemli noktayı belirttikten sonra evimize geldik. Balık falan yiyemedik tabii ki. Ucuz atlattığımız bir ev kazasının ardından şaşkınlık, üzüntü ve mutluluk birbirine karışmıştı. Gece bilinç ve bulantı takibi için bayağı geç yattı, ara ara uyandı ağladı. Zor bir geceydi, şu an yorgunluktan hala uyuyor yavrum.
Çok şükür...Şu an şiş ama kırıksız bir burnu var...Kendimi ne kadar sorguladığıma hiç değinmeyeceğim. Bir anda ayağı takıldı, babası evde olmasaydı mutfakta da olabilirdim diye düşünsem de yine de çamaşırına başlayacağım şimdi diye çok iç geçirdim.
Çok şükür Allah korktuğumuza uğratmadı...

5 yorum:
başlığı gördüm ya kalbim sıkıştı vallahi, sonunu zor getirdim. çok geçmiş olsun Egebahar'a o panik hali canlandı gözümde. Sen kendini suçlama olacaksa önüne geçemezsin. Senin gözünün önünde olur da öyle baka kalırsın, insanın eli ayağı tutuluyor böyle zamanlarda. Çok şükür ucuz atlatmışsınız. Aklıma bizim burna boncuk sokma olayı geldi. Aman ne fena şeyler ömürden ömür gidiyor vallahi. Yeniden geçmişolsun canım öperim küçük burnundan
Çok gecmis olsun, benim bile icim gitti :( Allah beterinden saklasın. Ama kendini üzme inan gözümüzün önündeyken bile oluyor, adı üstünde kaza.
Sağol Seyhancım, çok şükür ağrısı da azaldı artık, hakikaten ömrümden ömür gitti...bizde öpüyoruz canım...
Baharcım teşekkürler,amin, Allah beterinden korusun...Haklısın tabii ki kaza bu ama diğer tarafta annelik devreye giriyor galiba:) öpüyorum...
Çok geçmiş olsum,umarım şimdi daha iyidir. Ben de olsam kendimi sorgulardım ama şu da bir gerçek ki her daim yanlarında olamıyoruz. Allah daha büyüğünden korusun Egebahar'ı
Özlemcim yeni gördüm ben bunu çok üzüldüm okurken inşallah kırılmamıştır dedim durdum içimden, çok şükür, çok büyük geçmiş olsun...
Yorum Gönder