Ege Bahar'ın evde oyun halleri...
Kendisi rahatına çok düşkündür, biraz oturarak oynar, biraz yatarak.
Nadiren odasında oynar, ilk tercihi her zaman salondur.
Bir ara odasında oynaması için ısrarcı davranmış olsamda artık rahat bırakıyorum...
Sürekli salonda olmak istemesinin bizimle birlikte olma isteği olarak yorumluyorum.
Geçen seneydi sanırım, bir iş arkadaşımla sohbet halindeyken kızlarının kesinlikle salonda oynayamayacaklarından bahsetmişti. Odaları onların alanı olduğu için salonda oyun oynayamazlar demişti. Kesinlik ifadesi beni çok şaşırtmıştı ama saygı duyarım elbet, herkesin hayata, çocukluğa, çocuk büyütmeye karşı bakışı farklı, bu tür olaylar bence çok tartışmaya gelmeyecek kadar hassas ve kitaptan okuyarak öğrenilemeyeceği kanısındayım.
Geçenlerde de bir arkadaşımla sohbet ederken salonumuzun zaman zaman oyun bahçesi gibi olduğundan bahsediyordum. Kendisi de sırf bu yüzden daha büyük bir ev kiraladıklarından bahsetti, oturma odasında oyun oynuyorlarmış, salon gelen giden için her daim derli topluymuş. Herkesin kendi seçimi tabii ki ama bu eve geçmeden önce oldukça büyük bir evde oturuyorduk, üç odanın biri yatak odası, biri çocuk odası, diğeri de oturma odası olarak düzenlenmişti. Biz yine salonda oturuyorduk. Odanın biri sadece yatıya gelene hizmet veriyordu, o da yılda bir iki kez. Yani bir oda atıl haldeydi, hatta bir süre sonra resmen depo görevi görmeye başlamıştı. Bu evi alırken acaba sığar mıyız, iki oda az gelmez mi sorularını çok fazla düşünmedim, bir yatak odamız, bir çocuk odamız, birde salonumuz var. Evde yaşamın dolu dolu döndüğü yer salonumuz. Duruma göre oyuncaklar yerdedir, duruma göre masa ilaçlarla doludur, camın önündeki sehpamızda oyun hamurları bulunabilir, kızçem hasta olunca büyük koltuğumuz hasta yatağına dönüşebilir. Çat kapı gelebilecek olanda yalnız benim eşim dostum olabileceğine göre bir problem yok demektir.
Ahhh ahhh, insan gün be gün değişiyor, çocuktan önceki her daim toplu ben, ardından çocuklu hayata alışmaya çalışan ben ve şimdiki halim olan rahat anne ben...Bir kaç aydır bu moddayım, her şey yapabildiğim kadar, mükemmel olamayacağımı anlayalı çok oldu, bir zamanlar boşu boşuna yemişim kendimi. Şu an bu yazıları yazarken dağınık bir salonda ailece hafta sonumuzu yaşıyoruz, ben kendimi bugün hiç yormadım, çok daha pozitif ve enerji doluyum. Tabii ki bu "amannnn, banane..." halinde yaşıyorum demek değil, zaman olayını daha iyi kullanmaya başladım diyebiliriz aslında.
Bu yıllar geri gelmeyecek biliyorum;
tadını çıkarmak, anı birlikte yaşamak ve yavrulara doyasıya yaşatmak gerektiğine inanıyorum.
Evet şu an salonda halının üzerine kurulmuş balım ve babası beni Süper Doktor oynamak için bekliyorlar.
Görüşmek üzere:)))