ev oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2014 Cumartesi

Evde oyun halleri...






Ege Bahar'ın evde oyun halleri...
Kendisi rahatına çok düşkündür, biraz oturarak oynar, biraz yatarak.
Nadiren odasında oynar, ilk tercihi her zaman salondur.




Bir ara odasında oynaması için ısrarcı davranmış olsamda artık rahat bırakıyorum...

Sürekli salonda olmak istemesinin bizimle birlikte olma isteği olarak yorumluyorum.

Geçen seneydi sanırım, bir iş arkadaşımla sohbet halindeyken kızlarının kesinlikle salonda oynayamayacaklarından bahsetmişti. Odaları onların alanı olduğu için salonda oyun oynayamazlar demişti. Kesinlik ifadesi beni çok şaşırtmıştı ama saygı duyarım elbet, herkesin hayata, çocukluğa, çocuk büyütmeye karşı bakışı farklı, bu tür olaylar bence çok tartışmaya gelmeyecek kadar hassas ve kitaptan okuyarak öğrenilemeyeceği kanısındayım.

Geçenlerde de bir arkadaşımla sohbet ederken salonumuzun zaman zaman oyun bahçesi gibi olduğundan bahsediyordum. Kendisi de sırf bu yüzden daha büyük bir ev kiraladıklarından bahsetti, oturma odasında oyun oynuyorlarmış, salon gelen giden için her daim derli topluymuş. Herkesin kendi seçimi tabii ki ama bu eve geçmeden önce oldukça büyük bir evde oturuyorduk, üç odanın biri yatak odası, biri çocuk odası, diğeri de oturma odası olarak düzenlenmişti. Biz yine salonda oturuyorduk. Odanın biri sadece yatıya gelene hizmet veriyordu, o da yılda bir iki kez. Yani bir oda atıl haldeydi, hatta bir süre sonra resmen depo görevi görmeye başlamıştı. Bu evi alırken acaba sığar mıyız, iki oda az gelmez mi sorularını çok fazla düşünmedim, bir yatak odamız, bir çocuk odamız, birde salonumuz var. Evde yaşamın dolu dolu döndüğü yer salonumuz. Duruma göre oyuncaklar yerdedir, duruma göre masa ilaçlarla doludur, camın önündeki sehpamızda oyun hamurları bulunabilir, kızçem hasta olunca büyük koltuğumuz hasta yatağına dönüşebilir. Çat kapı gelebilecek olanda yalnız benim eşim dostum olabileceğine göre bir problem yok demektir.

Ahhh ahhh, insan gün be gün değişiyor, çocuktan önceki her daim toplu ben, ardından çocuklu hayata alışmaya çalışan ben ve şimdiki halim olan rahat anne ben...Bir kaç aydır bu moddayım, her şey yapabildiğim kadar, mükemmel olamayacağımı anlayalı çok oldu, bir zamanlar boşu boşuna yemişim kendimi. Şu an bu yazıları yazarken dağınık bir salonda ailece hafta sonumuzu yaşıyoruz, ben kendimi bugün hiç yormadım, çok daha pozitif ve enerji doluyum. Tabii ki bu "amannnn, banane..." halinde yaşıyorum demek değil, zaman olayını daha iyi kullanmaya başladım diyebiliriz aslında.  


 Bu yıllar geri gelmeyecek biliyorum;
tadını çıkarmak, anı birlikte yaşamak ve yavrulara doyasıya yaşatmak gerektiğine inanıyorum.





Evet şu an salonda halının üzerine kurulmuş balım ve babası beni Süper Doktor oynamak için bekliyorlar.

Görüşmek üzere:)))


24 Temmuz 2013 Çarşamba

Bu yaz günler böyle geçiyor...

Temmuz başı Fethiye'den döndüğümüz için artık yaz sonuna kadar evdeyiz. Gün nasıl başlıyor nasıl bitiyor anlayamıyorum ama evde olmak, sabah işe koşturmamak, sabah sıcacık yatağından çocuğu kaldırmamak kesinlikle çok güzel.

Bu yaz günler çok şükür güzel geçiyor. Kışın günlerin kısalığından yapamadığımız bir sürü durum var günlük hayatımızda. İnşallah ara ara bu başlıkla bu yaz neler yapıyoruz yazacağım.



Ege Bahar'da çoğu çocuk gibi su delisi.
Hergün havuza gitse pek memnun olacak ama benim bünyeme bu kadarı fazla olduğundan bu yaz gün aşırı üç dört saatimiz havuzda geçiyor.

 






Evdeysek bir bakıyorum odasına girmiş ve manzara aşağıdaki gibi:)



Sürekli okuduğumuz kitapların bazı bölümlerini ezberlemiş. Kitabı eline alıyor, okur gibi bıdı bıdı cümleleri söylüyor yada sayfadaki resme göre hikayeyi özetliyor.



Bu sıcak günler için pek manalı bir kitap seçmiş bizim kız:)

Kitabın ipaddeki versiyonunu sık sık açtığı için neredeyse ezberlediği bu kitabı almış eline cümle cümle tekrarlıyor.




Kışın yatmadan önce her akşam düzenli bir iki kitap okuma alışkanlığımızı bir süreliğine rafa kaldırdık. Tabii ki yine kitap okumaya devam ediyoruz ama gündüz saatlerinde, öğle yemeğinden önce ya da sonra yada tekrar isterse akşamüzeri okuyoruz kitaplarını.

Yatmadan önce yaza özel bir yatakta kudurma zamanı kendiliğinden hayatımıza girdi:) Kışın sabah işe yetişme, çocuğun uykusunu alması düşüncesi, sabah onu kreşe yetiştirme, ertesi günün ders hazırlıkları gibi durumlar daha disiplinize davranmamıza neden oluyor. Açıkçası on ay boyunca asker gibi sabahın köründe kaldırmak zorunda kaldığım çocuğuma yazın evde olmam dolayısıyla daha esnek davranıyorum. Akşam yatmadan yatakta bir koklaşma hoplama zıplama gibi hallerden oluşan, on onbeş dakikalık bir kudurma seansımız var. Sabahta dilediği saatte (ki bu 10.00'u buluyor) kalkıyor.





Bazen de iki üç kişilik grup oyunları oynuyoruz.

 Yukarıdaki oyun "kirpi gözlemi oyunu" adlı, Meraklı Minik dergisinin geçmiş sayılarında çıkan bir oyun. Klasik, zar atılarak çıkan rakama göre adım adım ilerlediğiniz, kirpili dairelere ulaştığınızda dairenin yanındaki kadar kirpi kartı topladığınız bir oyun. Basit ama tam yaşlarına göre.



Tabii ki kız olan Ege Bahar'ın piyonu, erkek olan annenin piyonu:)






Valla zarı atarken bir strateji mi belirliyor diye düşünmeden edemedim:)



Uyanık geçinip arada hile de yapıyor mu? Evet:)
Ama yemezler üzgünüm:)




Oyunun galibi kim?

Bu sefer Ege Bahar...

Ama her defasında biliyor ki kim hakettiyse o kazanıyor...

Şimdilik bu yaz böyle geçiyor. Arada anne kız alışverişe çıkıyoruz, ev içi farklı faaliyetler yapıyoruz, birlikte sebze ayıklıyoruz, mutfakta beraber zaman geçiriyoruz derken günler geçiyor. Onları da ayrı postlarda kaydedeceğim inşallah...