Büyükada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Büyükada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2014 Pazartesi

Ada sefası...


Cuma günü karne alınır ve karne çocuğuna sorulur;
"Ne yapmak istersin, nereye gidelim Ege Bahar?"
"Adaya gidelim, geçen yazdan beri gitmiyoruz."
Eee hadi o zaman deyip yola çıkılır...

 

 



 




Vapurda en çok kıç tarafını severim:)
Hava mis, deniz mis, biz mis:)











Ahhh bir sohbet, bir sohbet...
O anlattı, ben anlattım,
adalardan ada seçti, bu günkü yarışı Büyükada kazandı:)
İyi de oldu,
 Büyükada'ya hafta içi gidilir, yoksa perişan olursun kalabalıkta. Karar verdik adalar bu yaz tek tek gezilecek,
 bakalım yılın adası hangisi olacak:)










Bir dondurmanın yüzünde yarattığı mutluluk ne kadar saf...




"Baba ne olur bisikletimi de adaya götürelim..." dedi,
olur mu, olmaz mı derken baktık yanımıza almışız zaten:)
Çok da rahat ettik valla, tepesinden hiç inmedi desem yeridir,
yokuşlarda görüntü böyle olsa da genelde bizde rahat rahat yürüdük.




Evet Büyükada o güzelim evleriyle, köşkleriyle de meşhur,
ama ben böyle hafif boyası dökülmüş,
hatta



böyle eski, boyasız evlerden de etkileniyorum...
Kim bilir ne yaşanmışlıklar var içlerinde...

 


Kendi bi lokma ama lokmaları nasıl yutuyor anlatamam:)



 










Canlarım, bitaneciklerim...




 



Deniz kokulu, Ege kokulu güzel kızım...
Bu yaz herşey çok güzel olsun tamam mı:)

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Bayramdan; bir dondurma hikayesi...


 
Nasıl bir gaflete düşüp gittiysek bilemiyorum; üstelik sabahtan akşama fıldır fıldır dolaşmak için değil, sadece akşam üzeri her zaman ki noktada güzel manzarasını seyrederek denize karşı bir kahve yudumlayıp dönmek için...

Bayramın ikinci günü akşam üzeri 17.00 den sonra Büyükada'ya geçtik. İki üç saati zor edip eve döndük, kalabalığı anlatmak için kelime bulamıyorum, hadi kalabalık neyse de Büyükada'nın çöp dolu sokaklarını, o çöp kokularını anlatmak için hiç bir şey bulamıyorum...İnsanımızın hali tam bir hayal kırıklığı...
 


Ada yolunda Ege Bahar...



 


Adaya gidipde dondurma yenilmeden dönülmez. Dondurmanın albenisine diyecek yok, üstelik iki külah dondurma yiyeceğim diye uzun kuyruklara giriyorsunuz. Fakat yıllardır vazgeçemediğim Büyükada'nın o meşhur dondurmacısının bile eski tadını kaybettiğini gördüm. Daha geçen seneye kadar bile türk kahveli dondurmasının üzerine tanımam dediğim yerdi ama o enfes tad maalesef kaybolmuş...Ya da bu çılgın kalabalığa ancak bu kadar yetiştirilebilmiş.

Neyse...Güne dair en tatlı görüntüler aşağıdakiler olsa gerek...



 





Yummm...yummm...yummm...

 







 



Görüntü şahane ama...

Bir kere daha anladım ki şehirde kaldıysan bayramda evinden çıkma...

Otur oturduğun yerde...

Hafta içi uygun bir günü değerlendir, tadı damağında kalsın; hem yaşadığın güzel günün hem de dondurmanın:)

30 Eylül 2011 Cuma

Eylül bitmeden...

Bu yıl Eylül tabiri caizse mis gibiydi, bu güzel zamanları havadan bozmadan değerlendirmeye çalıştık.
 İlk grup fotoğraflar Büyükada'dan...





Ege Bahar adaya bayıldı, özgürce koştu,eğlendi...


Büyükada'nın en güzel evlerinden biri...


Bizim kız faytona inatla at arabası diyor, e haksız mı ama:)


 
Kesilmiş bir ağacın kütüğüne çıktı,

 sonra babasını çağırdı,


kızım bana bak diyorum ama gözü babada:)


Bembeyaz evlerde hayat da bembeyaz mı acaba?


 Bu aralar aşkımız çok büyük...


doyamıyoruz birbirimize...


gözümüz başkasını görmüyor:)


Babası gibi, mısır delisi...


 Bakma yan yan, biliyoruz akşam oldu:)

Bundan sonrası Sultanahmet Camiisinin bahçesinde ve Sultanahmet Meydanı'nda geçen bir günden...



Tarihi taşların arasında bir oynadı bir oynadı...





Ağacın şekli pek ilginç geldi, "tutiyim Özlem tutiyim" dedi ve mutlu sona erişti:)


 Akşam oldu, oyuncağı da kaptı, vapura binmeden son pozunu böyle verdi...