Nasıl bir gaflete düşüp gittiysek bilemiyorum; üstelik sabahtan akşama fıldır fıldır dolaşmak için değil, sadece akşam üzeri her zaman ki noktada güzel manzarasını seyrederek denize karşı bir kahve yudumlayıp dönmek için...
Bayramın ikinci günü akşam üzeri 17.00 den sonra Büyükada'ya geçtik. İki üç saati zor edip eve döndük, kalabalığı anlatmak için kelime bulamıyorum, hadi kalabalık neyse de Büyükada'nın çöp dolu sokaklarını, o çöp kokularını anlatmak için hiç bir şey bulamıyorum...İnsanımızın hali tam bir hayal kırıklığı...
Ada yolunda Ege Bahar...
Adaya gidipde dondurma yenilmeden dönülmez. Dondurmanın albenisine diyecek yok, üstelik iki külah dondurma yiyeceğim diye uzun kuyruklara giriyorsunuz. Fakat yıllardır vazgeçemediğim Büyükada'nın o meşhur dondurmacısının bile eski tadını kaybettiğini gördüm. Daha geçen seneye kadar bile türk kahveli dondurmasının üzerine tanımam dediğim yerdi ama o enfes tad maalesef kaybolmuş...Ya da bu çılgın kalabalığa ancak bu kadar yetiştirilebilmiş.
Neyse...Güne dair en tatlı görüntüler aşağıdakiler olsa gerek...
Yummm...yummm...yummm...
Görüntü şahane ama...
Bir kere daha anladım ki şehirde kaldıysan bayramda evinden çıkma...
Otur oturduğun yerde...
Hafta içi uygun bir günü değerlendir, tadı damağında kalsın; hem yaşadığın güzel günün hem de dondurmanın:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder