el işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2014 Salı

Mart'ta Şubat'tan kalanlar...


İlkbahar'ın ilk ayı olan Mart gelmiş de ilk haftayı yarılamış bile...

Bense Şubat ayından fotoğrafları düzenlerken eklemediğim fotoğraflarıda kaydedeyim istedim.






Sömestre tatilinde Ege Bahar,  Defne ve Nisan...
Klasik yarıyıl tatili oyun grubu buluşması bizde yapıldı.
Dün gibi oysa emekledikleri, yürümeye başladıkları zamanlar...
Nasıl da büyüdüler...
Maşallah...




Biz yarıyıl tatilinde ne kuleler, ne şatolar inşa ettik...




Bu benim eserim diyor, nasıl da gururla sahipleniyor...

Seviniyorum...

Yaptıklarını, emek verdiklerini, başka emek verenleri önemsesin
istiyorum...

Kibir boyutunda bir kendini beğenmişlik değil tabii ki anlatmak istediğim ama en önce verdiği emeğin kıymetini kendisi bilsin ki başkaları da bilsin, önemsesin, değer versin...






Hani Şubat'ta Bodrum'a gitmiştik ya ,
ordan işte bu boncuklular...





Yazın anne kız boncuklu boncuklu takılacağız artık...
Nazarlar, kem gözler uzak dursun hepimizden...







 Okuldan yakın bir arkadaşım yarıyıl tatilinde Londra'daydı.

Her teneffüs sonrası dudaklarımdaki ruju veya lip balmı tazelediğimden olsa gerek, bu güzellikleri kapmış oralardan  bana getirmiş.

Sağolsun pek sevindirdi beni,
 Maybelline'in Türkiye'ye neden getirmediğini bir türlü anlamadığım ürünlerinden Baby Lips serisi.



Bakarken gülümsüyorum zira bu sepetten ayrı bir yazı çıkar da, yine de şimdi anlatayım;

Benim annem elişlerinde pek bir hamarattır, bakarak çıkaramayacağı örnek yoktur heralde, o yıllarca dantel yaparken ben hep burun kıvırdım, Allah inandırsın bir kere bile nasıl yapıldığını merak etmedim, şimdilerde bana ne olduysa bir merak bir merak:) 

Heralde bir ay oluyor bu yumakları, tığları alalı, anneme öğretmesini istediğimi söyleyince sen zevkine göre ipliklerini falan al, bir ara başlarız demişti. Ege Bahar hastalanıp okula gidemeyince annem bakmak için bize geldi, fırsat bu fırsat deyip okul dönüşü bir heves sepetimi de aldım ve koştum eve. Yine hevesle yumaklarımı yerleştirdim içine. Gerisi bu kadar kolay olmadı:)



Dedim ya bugüne kadar hiç merak etmedim, zincir denilen olayı bile bilmem. Neyse zinciri öğrendim öğrenmesine de, ardından motifler devreye girince, trabzan, dolgu falan deyince ben çuvalladım:)

Annem arka arkaya, on zincir çek, ikli trabzan yap, şimdi dolgu yapıyoruz falan deyince resmen kafam döndü,

dedim ki, anne acaba ben ders anlatırken şu an hissettiklerimi hisseden öğrenciler var mıdır? 

"Getir ben sana integral çözeyim, ya da dörtyüz bilmem kaç glikozit bağı içeren glikojenden ne kadar ATP üretilebileceğini hesaplayayım ama bana trabzan deme ne olur..." deyince annem koptu:) 

Ya bu iş çok ciddi kafa işiymiş deyince iyice bir güldü bana:)

E ne güzel oldu aslında, gülümseyerek bakabileceğimiz bir anıya dönüştü benim yeteneksizliğim:)

Hakikaten bazı işler yetenek meselesi, bu iş bana bir zor geldi, bir zor geldi anlatamam. Tabii zamansızlıkta söz konusu...
Annem iki gece kaldı, biz toplamda iki saat ders çalışamadık:)
 Ama pes etmiş değilim, şimdilik sepetimi kaldırdım, rahat bir zamanımda azimle başaracağim inşallah...

Sepette üst üste dizilmiş küçük motiflerde benim değil annemin elinden çıktı tabii ki...




Mart'ın ilk haftasonunu, ta Şubat ortasında balkonumuzda zamansız açmış bu güzellikle karşıladık.

 Mor sümbülümüzün çiçekleri yavaş yavaş dökülmeye başlayınca kalanını kahvaltımıza ortak ettik...

Mart'a onun mutfağımızı dolduran mis kokusuyla başladık...
Mis kokulu bir Mart diliyorum hepimize...

Not: Masadaki dantel annemin güzel ellerinden bana yadigar...

21 Nisan 2013 Pazar

Ben yaptım, ben yaptım:) Gökkuşağı tütü...


Okan Bayülgen'in Pınar Beyaz reklamındaki seslendirmesi geliyor aklıma, gülümsüyorum:)
Hani "Ben buldum, ben buldum!" diye sonlanan reklam.

Tam da o moddayım yani, "Ben yaptım, ben yaptım!" şeklinde dolaşıyorum. Ege Bahar için hazırladığım tütü gülümsetiyor beni. Nedeni 34 yıllık ömrü hayatımda iğne ipliği acaba kaç defa elime aldım, kaç defa bir ürün ortaya çıkardım diye düşününce ortaya çıkıyor.

İnsanın hiç bir şeyi yapamayacağına inanmıyorum da galiba ben pek elişleri ile uğraşmaktan haz etmiyorum, zaman konusunda da pek sabırlı değilim. Fakat söz konusu Ege Bahar olunca dün öğleden sonra başına oturduğum tütünün bitişi akşamı buldu.

Kaç zamandır tütü istiyor benim yavru. Belki bir aydır mağaza mağaza dolaştık, gördüklerimiz bir türlü içime sinmedi, üç beş parça tül kullanılarak yapılmış basit şeylerin fiyatlarını görünce önce internetten bu işi yapan kişilere sipariş vereyim diye düşündüm, el emeği tütülerin görüntüleri harikaydı ve fiyatlarını hakediyorlardı bence. Bir iki model arasında kalmışken kızımın giyeceği tütüyü ben hazırlayabilir miyim acaba diye düşündüm ve bir anda karar verdim.

Biraz internetten nasıl yapılacağı ile ilgili araştırma, biraz alış verişle tütü yapmaya hazırdım artık.

 

Biraz fazla kendime güvenmiş olmalıyım ki bir değil iki üç tütüye yetecek kadar kristal tül aldım, motivasyonumu Ege Bahar sağladı, bana verdiği sipariş benim için oldukça kabarıktı:)

Gökkuşağı tütü, kırmızı tütü ve fuşya tütü (onun deyimiyle parlak pembe) olmak üzere üç tütü istiyordu.


İşe başlamadan evvel kumaşları koltuğa yığdım, işin en zor kısmı ölçüye göre tülleri kesmek. Nerden baksan iki üç saatimi aldı, tabii acemilik var, sürekli yapanlar bütün işi muhtemelen 2 saatte başlayıp bitiriyorlardır diye düşünüyorum.


Ve işte sonuç:)

Mutlu yavru dolayısıyla onun mutluluğuyla yorgunluğunu unutan anne...



O ilk hevesini yaşayana kadar üzerinden çıkaramadım, üzerine kurdele ve pullarla süsleme yapacaktım ama bir süre ara vermek zorunda kaldım.










Defalarca poz verdi, dakikalarca döndü, dansetti:)


Verdiğim emeğe değdi yani...



İşim bittiğinde ortalık tam bir çıfıt çarşısıydı, her yerden iplik, kurdele, pul, boncuk, tül fırlıyordu desem yeridir. Tüllerin kullanmadığım kısımları da böyle bir yığın oluşturmuştu. Pek heveslendim ben böyle işlere, çalışırken pek mümkün görünmesede yaz tatilinde becerebilirsem eğer bu parçalardan tişörtleri üzerine çiçekler, güller falan işlemeyi düşünüyorum.



Bu da gökkuşağı tütümüzün son hali. Ege Bahar'ın üzerinden çıkarabilmeyi başardıktan sonra kurdelelerle, boncuklarla ve pullarla süslemesini tamamladım. Yapıştırma ile yapmayı tercih etmedim, düşerse çirkin görünür diye tek tek diktim.



Ege Bahar çok mutlu, tütüsünü doğumgünü için istiyordu ama yarın okullarında 23 Nisan partisi var ve pek sabredemeyecek sanırım. Okuldaki eğlencede giyinmek istiyor. Giysin, mutlu mutlu eğlensin. Annesi nasıl olsa kırmızısını ve parlak pembesini de yapacak ona:)