26 Kasım 2009 Perşembe

8 saat endişeli bekleyiş...


Pembe yazıyorum...herşey pespembe olsun diye...

Dün canım babacığım 8 saat süren oldukça ağır bir operasyon geçirdi...
Sabah 08:00'de alındı, 16.00'da çıktı...ne zormuş beklemek...Aklıma geldikçe hala doluyor gözlerim...ameliyat öncesi gülerek ayrıldı bizden, kendine geldiğinde öyle bitkindi ki...5 ünite kan aldı...detayları malum yazamıyorum ama sanıyorum 15 gün sonra kemoterapide başlayacak...Gece 22:00'de gördüm yine, kardeşimle yanına girdik, aynı filmlerdeki gibi bir eliyle onun, bir eliyle benim ellerimi sıktı, çünkü çok bitkin, konuşamıyor...çok doluyum çok...isyan değil bu ama dayanamıyorum...Allah kimseyi canıyla uğraştırmasın...

CANIM BABAM...DUALARIM HEP SENİNLE...BİLİYORSUN SENİ ÇOK SEVİYORUM...
Acı tatlı kızın...

22 Kasım 2009 Pazar

6. AY KONTROLÜMÜZ ve bizden kısa kısa...

Aslında yazacak çok şey birikti...kafam her an bir yığın şey ile dolu...
Babam malum...Yarın bir MR çekimi ve sonrasında ameliyat...çok dillendirip gelişmeleri yazamıyorum, 13 yaşında bir kardeşim var...
2 haftadır kayınvalide ve küçük görümce bende...bazen iyi, bazen kötü:) Pazartesi dönüyorlar...
Yoğunluktan bir türlü yazamıyorum. Kuzumun bir sürü fotoğrafı makinada aktarılmak için bekliyor...
Ek gıdaya geçişimiz fırtınalarla devam ediyor, meyveye bayılıyor, yoğurdun çaresini Babymix Elmalı'da bulduk ama sebze olayımız tam bir fiyasko. Benim uslu, sakin kızımın nasıl bir cadıya döndüğünü sebze yedirmeye çalışırken görmek mümkün...anne sütü hala en favori besini, sünger gibi çekiyor maşallah ama nereye kadar yalnız anne sütüyle devam edebiliriz ki...artık yavaş yavaş çorba gibi besinlerle doymaya başlaması gerekmiyor mu? Sakin ol, yavaş yavaş alışacak, sakın zorlama diye kendimi telkin etmeye çalışıyorum ama endişelenmiyorum desem yalan olacak...
Geçen Cumartesi 6. ay kontrolümüz vardı. Kuzum 650 gr almış ve 7300 gr olmuş, açıkçası geçen iki ayda istikrarla aldığı 530'ar gr'dan sonra sevindik. Yalnız anne sütüyle maşallah dedik. Boyumuz 3 cm uzayıp 66,5 cm olmuş:) Hepatit B ve karma aşımızın tekrarları yapıldı bu ay ve inanamadık ama iki iğne yiyen bizim kızdan bır ıhhh sesi bile çıkmadı:) birde iki aşı arasında bir gülücük atıverdi ortaya:) doktorumuz bile 'maşallah, maşallah' demekten kendini alamadı:) Çok şükür aşılarımızdan sonra yine ateşimiz, huysuzluğumuz olmadı. Artık yoğurt çorbası, tarhana gibi çorbalara geçmemiz gerekiyormuş, biz yoğurdu, sebze çorbasını hallettik de bunlar kaldı dedim bende:)
Bu ay Ege Bahar'da birçok değişiklik farkediyorum. Artık bizimle çok güzel iletişim kuruyor...Dışarıda hiç zorluk çıkarmıyor, öyle meraklı ki, etrafı izlerken bizi gülümsetiyor:) Altını değiştirirken artık onu zaptedemiyorum, en sonunda onu öpüp koklarken ikimizde kahkahalarla gülüyoruz:) oyuncak dışında herşey onun oyuncağı:) artık onunda ayrı bir paket buzdolabı poşeti var:) sıkıldıkça veriyorum eline bir tane, hışır hışır oynuyor:) Kendi kendine 'tısss, tıssss' diye bir ses çıkarmaya başladı ki, duyduğumuz an babasıyla kopuyoruz:) bu ay bana iyice bağlandı, birinin kucağındaysa ve ben odadan çıkıyorsam başlıyor mızırdanmaya...benim kızım hala gecelerin uykusuz kızı:) bizim öyle bir rutinimiz olmadı ve korkuyorum ki olamayacak...Doktorumuza da danıştık, bir takım yöntemleri uygulayıp uygulamama hakkında sorular sorduk ve zamanla düzeleceğini, zorlamamız gerektiğini, uyuyamasa, uykusunu alamasa böyle bir gelişim gösteremeyeceğini söyledi. Peki dedik bizde:)
Bana gelince kah iyi kah kötüyüm...Şu zor dönemde iyi ki meleğim var ve beni avutuyor...onunla zaman nasıl geçiyor hiç anlamıyorum...o uyuyunca başlıyor düşünceler...bazen uyku tutmuyor, gözler doluyor...ama her sabah herşeyin çok güzel olacağı umuduyla uyanılıyor...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Kötüyüm...

Gece kalktım...sanki dün duyduklarım bir şakaydı...düşündüm, kendime gelmeye çalıştım...ne rüyaydı, ne de bir şaka...Umarım korktuğumuz kadar kötü değildir...Bugün birtakım tahliller yapılacak...Canım babam...görüntüde iyi ama çok hastaymış...

8 Kasım 2009 Pazar

Ek gıda durumlarımız...

Bu ay tadımlık denemelere başlayacaktık, tülbentten süzülen meyve suları, yoğurt, sebze püresi ve çorbası gibi. Valla tülbentten süzülen meyve sularını kaşıkla vermek pek zoruma gitti, bizim kız biberon almıyor zaten. Bende iki üç gün meyve suyunu verdikten sonra rendelediğim meyveleri püre olarak kaşık kaşık yedirmeye başladım, bebişiminde daha çok hoşuna gitti.

Beslenmemiz hala anne sütüyle devam ediyor, öğlen taze meyve rendelemeye gayret ediyorum, havuçtan pek hoşlanmıyor ama elma armut karışımına ilave edersem yiyor. Zaten elma ve armut karışımı favorisi:) yarım elma ile çeyrek yada yarıma yakın armutu rendeleyip karıştırıyorum, kuzuda afiyetle yiyor. Kavanoz mamalardan şeftali-elmayı ve kayısıyı çok seviyor hatta ağzını şapırdata şapırdata yiyor:) Yoğurt ise maalesef pek beğenilmedi:( 4-5 çay kaşığını zorla yediriyordum ki ara verdim. Bir haftadır mayalamıyorum tadını biraz unutsun bakalım. Aslında gelecek hafta doktor kontrolümüz var ve sebze çorbasına çoktan başlamamız gerekiyordu. Bu hafta deneyeceğim bakalım, umarım cadı sever....

Geçen hafta Milupa Anne Bebek Kulübü "İlk Kaşığım Seti" göndermiş bize. Kutunun içinde sütlü pirinçli muhallebi ve sütlü bisküvili gece mamasının numuneleri, iki tane bebek bezi, ek gıda notları, Nivea Baby'nin numuneleri, indirim kuponları ve çocukluk dönemi hastalıkları hakkında broşürler vardı. Ben bu broşürleri pek sevdim, "hastalık belirtileri, bulaşma yolları, hastalık nelere yol açabilir ve nasıl korunabiliriz" gibi konuları açıklamışlar. Teşekkürler Milupa:)
Geçenlerde sütlü pirinçli muhallebiyi denedik, 5-6 kaşık yedi, ardından bastı yaygarayı:) karnı çok acıkmıştı, memeyi zor yetiştirdik:)
Ege Bahar'a anne sütüyle beslendiğinden ve doktorlarında önerisiyle ilk beş ay su vermedik. Meyve püresi yemeye başladığından beri düzenli su içirmeye çalışıyorum ama biberon almadığından ve suyu kaşık kaşık verdiğimden çok zorlanıyorum, verdiğim suyu ağzının kenarından akıtıyor...
İşte şimdilik durum böyle...Haftaya Cumartesi doktor kontrolümüz var, bakalım neler neler değişecek...

5 Kasım 2009 Perşembe

Ohhh....nihayet buluştuk:)

Ohhh nihayet buluştuk, ohhh nihayet yazabiliyorum:)


Pazartesi Defne Nil ve annesi, Kiraz-Doruk'u, bizi ve Pastacı Rapunsel teyzemizi evlerinde ağırladılar:) Pek mutlu olduk hepimiz....


Ege Bahar en minikleri, Doruk tam bir paşazade, Defnecim kıpır kıpır bir bıcırık:)


Rapunsel teyzemiz sağolsun bizim bıcırları severken bizde bir iki lokma birşeyler atıştırabildik, bebişlere çok tatlı hediyeler getirmiş, çok sevindik, çok teşekkür ederiz...


Tabi bir yandan bu bebelerle uğraşırken, bir yandan sohbet etmeye çalıştık. Biri acıkır, biri kucak ister, birinin uykusu gelir derken günü bitirdik...


Pıtırcık teyze, ne iyi yaptın da bizi davet ettin:)


Ne iyi yaptık buluştuk, kaynaştık, tekrarlama dilekleriyle ayrıldık...



Bu iki hatunu çekerken Doruk paşa uyuyordu:)





aaaa, Doruk uyandı:)


Defne Nil ve Doruk...

Bu da giderayak şaşkın Doruk:)

2 Kasım 2009 Pazartesi

Tutamıyorum zamanı...

Son birkaç gün ne kadarda hızlı geçti..."Tutamıyorum zamanı" diye bir şarkı var ya, pek severim...zaman akıyor ama ben yazamıyorum, kızım maalesef izin vermiyor, yazmak için onun uyumasını beklemek zorundayım ve bu aralar uykuyu iyice unuttu. Daha 5 dk. önce uyudu ve saat şu an 00:17. Gerçi rekoru dün kırdık, uyuduğunda saat 02.00'yi gösteriyordu...gerçekten ne yapmam gerekiyor bilemiyorum, onu uyutana kadar çok yoruluyorum, aslında 22.00'den önce yatırmıyorum (çünkü faydası olmuyor) ama 2 gündür iyice azıttı. Acaba diş mi diyorum, eli sürekli ağzında, salyalar derya gibi coşmuş durumda ama bunun dışında bir huzursuzluğu yok, ağlama yok, kucağa alınıp dolaşınca gülümseme var:)
son birkaç güne gelince...29 Ekim'de kuzucum ilk Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı. Bağdat Caddesi'ndeki o kalabalığın içinde Ege Bahar'da vardı:) aslında o gün sabahtan beri dışarıdaydık, eve gelince arkadaşlarımız aradı, ısrarlara dayanamadık ve çıktık, Şaşkınbakkal'a kadar yürüdük ve kaç kalori alacağımızı hiç düşünmeden waffelları götürdük. Dönüş gidiş kadar hoş olmadı, yağmur bastırdı ve cadde trafiğe kapalı olduğundan takside bulamadık ve tabana kuvvet döndük. Ege Bahar ana kucağında babasına bağlı olarak geldi. Üstünü iyi giydirmiştim, başında şapkası da vardı ama ben üzerimdeki montuda onun bacaklarına örttüm. Allahtan kuzucum üşütmedi, bende kocişle bana sıcacık ballı süt yapıverdim yatmadan, turp gibiyiz çok şükür:)
Cuma benim kankamın annesine gittik kızımla. Lise 1'den beri en yakın arkadaşım...ikimizinde kocalar Fethiye'li:) tamamen tesadüf ama yani önceden bir tanışıklıkları yok. Evlenince 3 yıl önce Fethiye'ye yerleşti ve Ege Bahar'dan 49 gün büyük bir oğlu var. Sarp paşazade:) İnanılmaz hareketli bir bebek, Ege Bahar'la ikinci buluşmaları, ilk karşılaştıklarında kuzum 18 günlüktü. Aslında kankamla doyamadık birbirimize, iki lafın belini kıramadık valla bıcırlarla uğraşmaktan, öğlenden akşam 21.00'e kadar birlikteydik ama hep çoluk çocuk muhabbeti işte...ama aslında Sarp'ı görünce emekleme döneminden iyice tırsmaya başladım, kızcağız yerinde oturamıyor valla...Bugün akşam uçağıyla döndü yuvasına. Komik gelebilir ama biz hergün konuşuruz, birde bütün günü birlikte geçirince ayrılırken "hiç gitmemişsin, hep burdaymışsın gibi" dedim...
Cumartesi hep evdeydik, o ne yağmurdu öyle, hiç durmadı.çekirdek aile evde oturduk sıcacık. Aslında alışverişe gitmemiz lazımdı ama çok üşendik. Akşamüzeri pencerenin önünde yağmuru izleye izleye sütlü Türk kahvesi keyfi yaptık. Nerden içtiysem, acaba dedik bizim kız kafeinden mi uyumuyor? çünkü ben aylardır süt veriyorum diye kahve içmiyorum, çay haftada bir iki bardak belki. Kahveden kaynaklı olabilir mi acaba? sanmıyorum, öyle olsa bu gece niye böyle oldu:)
Bu aralar aynı Kirazım gibi kitapların içinde boğulmak istiyorum...yanına çay, kahve, kurabiye getiren olursa pek sevinirim...fonda da hafiften bir müzik olsun lütfen:)
Yarın bir aksilik çıkmazsa güzel bir gün olacak inşallah:) niye mi??? arkası yarınnnn:)