15 Nisan 2013 Pazartesi

Şaka gibi...




Tarih 1 Nisan 2013,

Ege Bahar benden sütlaç istediği için mutfaktayım, bu arada o da salonda. Bir ara yanıma geldi ve küçük makasını istedi. Kendi deyimiyle faaliyet yapacakmış. Sürekli yaptığı bir iş olduğu için verdim. Zaten sütlaçda piştiği için yanına gidiyordum. Çöpe süt kutusunu atarken en üstte bir tutam saç görünce önce bir iki saniye anlam veremedim. Bir anda aklım başıma geldi. Bizim küçük tilkiyi yanıma çağırıp bu nedir diye sorduğumda "önemli değil anne, onlar kuş tüyü" yanıtını aldım. Öyle üzüldüm ki gözlerim doldu, Allah korusun kendisine zarar verebilirdi. Birde hala saçları hiç kesilmedi, en uçtaki saçları hala bebeklik saçları. Sonrasında aramızda geçen konuşmada oyun oynarken kuaför olduğunu, saçları çok uzadığından rahatsız olduğunu ve kestiğini söyledi. Allahtan düzgün bir şekilde kahkül halinde kesmiş de düzelttirmemize gerek kalmadı. Salonda da bir tutam saç buldum, kıyamadım, birleştirdim, kurdele ile bağladım. Ege Bahar'a bir süre evde makas kullanmak yasak, yalnızca okulda kullanacak. Ne kadar üzüldüğümü ve yaptığı bu hareketle kendisine zarar verebilme ihtimali olduğunu anlattım. Bu nedenle güvenimi kazanana kadar bir süre makas kullanamayacağını ve bunun nedenini anlatınca sakince kabullendi. 

Dayıya mı çekti nedir, küçük kardeşimde beş yaşındayken saçlarını dibinden kesmişti:)

Bizim kız erkenden 1 Nisan şakası yapmaya başladı galiba... Şimdi bu minik tutam ileride ona teslim edilmek üzere çerçevelenecek. Belki ileride baktıkça yüzünde tatlı bir tebessüm yaratacak...

12 Nisan 2013 Cuma

Pembe aşkına...





Pembe aşkına!!!

Anne kız pembelendik...

Bu aralar herşeyimiz aynı olsun isteğinde. Bunlar onun seçimi.

Hava bir açıyor bir kapatıyor...Ha ısındı ha ısınacak şeklinde beklemedeyiz.

Biz pembelendik, içimiz kıpır kıpır...

Bahar hadi gel ve gitme artık...

Herkese pespembe bir bahar diliyoruz...

Not: Beğenenler için pembişlerimiz H&M'den.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Ev hali...



Bizim kızın ev halinden:)

İş güç derken bazen kendi haline bırakıyoruz elbette...

Mutfaktayım,


merak ediyorum ne yapıyor diye, o farketmeden bakıyorum;



Almış eline kitabını, çıkartmaları çıkarıp dilediği gibi yapıştırıyor, keyifleniyor, keyiflendikçe kıkırdıyor...

Dayanamayıp fotoğraf çektiğimin farkında bile değil...




O kendi işine devam ediyor, ben kendi işime dönüyorum.

O keyifli ya bende keyifleniyorum...

8 Nisan 2013 Pazartesi

Pazar günümüz...


Dün kahvaltıdan sonra evde miskinlik yapıp dinleniriz diye düşünürken (ki bir önceki gün çok yorulmuştuk) bir anda kemdimizi sokakta bulduk. Ege Bahar uzun zamandır İyi Cüceler 'e gitmek istiyordu. Haydi o zaman deyip yola çıktık. Okuma saatinde keyifle kitabı dinledikten sonra Poyrazlı Günler bloğunun yazarı ve Handykids'in kurucusu sevgili Nihal'in Handykids tanıtım etkinliğine de katıldık.

Etkinliğe katılan tüm çocuklar tesadüfen kızdı. Kız kıza takıldılar yani:) Etkinlikten sonra kısacıkta olsa Nihal'le sohbet etme imkanı bulduk. Kendisiyle tanışmaktan çok memnun oldum. Sevgili Nihal'in ve çok sevdiğimiz kitapçımız İyi Cüceler'in sayesinde keyifli bir zaman dilimi geçirdik. Teşekkür ederiz...



İlk olarak poşetlerden çıkan kesilmiş parçaları tutkalla yapıştırarak şirin bir kız yaptılar.





İşte Ege Bahar'ın kızı:)


Ardından tatlı bir kedi yaptılar.




İşte bu da Ege Bahar'ın kedisi.



İyi Cüceler'den ayrıldıktan sonra Göztepe Parkı'na geçtik. Saat 17.30 dan sonra hava resmen tersine döndü. Hava serinlediği için parkta çok kalamadık. Bir süre önce bu parkın yanıbaşında otururken şimdi uzaklaşmış olmak Ege Bahar'ı biraz üzdü sanırım ki parktan zar zor ayrıldık. Sürekli dilinde eski evimize taşınalım isteği var şu aralar.

Parkta uzunca bir süredir yenileme çalışmaları vardı. Gördüğüm kadarıyla bitme aşamasına az kalmış. Açıkçası peysaj çalışmaları harika olmuş. Biz bayıldık ama hava o kadar soğumuştu ki daha fazla kalamadık. Bir kaç kare fotoğraf çekip yola koyulduk.






Gemiye tırmanıyor.






O kadar hoş ki yetişkinler bile tepesinde:)



Bizimkiler Titanik'te:)

 

İstanbul'da lale zamanı, heryer lalelerle kaplı...



Her ülke kendi kültürel mirasını öne çıkarmak adına her fırsatı değerlendirirken bizde böyle görüntüler tartışmalara yol açıyor. Açıkçası bu anlamda öne çıkan şeylere karşı değilim. Çok da hoşuma gitti.





Ege Bahar parktaki bu akvaryumlara bayıldı. Belli oluyor değil mi:)

Bu hafta sonu dolu dolu geçti bizim için. Bahar Cumartesi günü geldim diye göz kırptı, Pazar günü kaçıp gitti.

Herkese keyifli bir hafta dileklerimizle....

7 Nisan 2013 Pazar

Tarihi Yarımada'da Cumartesi...


Havaların ısınmasını dört gözle beklerken dün ılık bahar havasını görünce her bahar en az bir kez yaptığımız Tarihi yarımada gezimizi gerçekleştirdik.

Güzel havada Cumartesi günü trafiğini düşününce araçla değil toplu taşımayla gitmeye karar verdik ve  Ege Bahar ilk kez metroya binmiş oldu. Ardından vapur sefası yaptı.

Mısır Çarşısıyla başlayan gezimiz Çemberlitaş, Sultanahmet, Gülhane Parkı şeklinde devam etti.

Ailece keyifli bir Cumartesi geçirdik...

Az laf bol fotoğrafla kaydedelim...


















Sultanahmet Meydanı...


Sultanahmet Camii dış avlusu...























Sultanahmet Camii dış avlusunda...


Karahindiba  yani hüf çiçekleri delisi kızım...











Sultanahmet Meydanı...





Gülhane Parkı...



Bugün pazar...Keyifli pazarlar...

31 Mart 2013 Pazar

mutfak delisi...




Havanın tezgaha konduğunu görür görmez sandalyeyi çekip geliyor. "Bu benim işim değil mi anne?" diyor, iş biraz uzuyor tabii ama önemli olan şevkini kırmamak...



Tanıştırayım mutfaktaki yamağım olur kendisi:) 

Bir on sene sonra görürüm ben onu, mutfağa uğrar mı acaba:)

30 Mart 2013 Cumartesi

DeNgE...


Hayatın dengesini kurmayı bilmiyor daha...Büyükler biliyor mu acaba???


Maymunları birbirine takıp dengeyi sağladıkça, ağacı aşağı düşürmedikçe ondan mutlusu yok...


"Anne anneee!" diye bağırıp beni çağırıyor. "Bak! nasıl dengesini sağladım" diyor ve kıkırdıyor.


Bir tane bir tane daha ekliyor...


Dengeyi sağlarsa mutlu oluyor...herkes gibi...



   Hayatın dengesini sağlamak biraz daha zor ama umarım onu da başarır...

Fotoroman gibi oldu bu yazı:) Sonunu da uyduralım bari;

Bazen dengeleri sağlamanın en güzel yolu gözlerini kapamaktır. Herşey gözüne gözüne batmayacak, arada kapatacaksın gözlerini...