17 Eylül 2009 Perşembe
...
başlık ne olsun bilmiyorum...
10 Eylül 2009 Perşembe
Bir kek hikayesi:)

8 Eylül 2009 Salı
Rota virüs aşısı olalım mı???
Arkadaşlar Ege Bahar bu ayın 12'sinde 4. ayını dolduruyor. Ben mi doktorlardan çok şey bekliyorum bilmiyorum ama doğum sonrası kontrolümüzü yapan doktoru saymazsak bu ikinci doktorumuz. Memnun muyuz??? ehhh işte. Tavsiyelerse çokkkk iyi olduğunu söylüyor. Niye mi bana yetmiyor? Ben ilk defa anne oldum, tecrübesiz olduğum noktalar var tabi ki, benim çocuğumun doktorundan beklediğim bana yeri geldiğinde yol göstersin, seçimlerde herzaman siz bilirsiniz deyip kendini geri plana atmasın, ek gıdaya geçiş döneminde ne vereceğim hakkında bilgilendirsin, Sağlık Bakanlığı'nın rutin olarak uygulamadığı özel aşıları hatırlatsın, yararını zararını söylesin yani bana bir yol göstersin. Elbette ben de sürekli okuyorum, araştırıyorum ama birkaç çocuk büyütmedim ki ben...Yeri geldiğinde gece gündüz demeden rahatlıkla arayabileceğim bir doktor olmalı...Özellikle Anadolu yakasında Bostancı-Kızıltoprak arasında tavsiye edebileceğiniz bir doktor varsa çok iyi olur bizim için. Önerilerinizi bekliyorum arkadaşlar...7 Eylül 2009 Pazartesi
rüyalarım bile garipleşti:)
Ne alaka ya, rüyamda kendimi, kocamı, çocuğumu, anamı, babamı,arkadaşlarımı görmek varken ben Yaprak Dökümü'nün Necla ve Leyla'sını görüyorum...hemde tüm rüya boyunca onları barıştırmak için debelenip duruyorum ve sonunda başarıyorum:))) Oysa bu diziden o kadar sıkılmıştım ki ben, ta geçen sezonun başında izlemeyi bırakmıştım. Geçen hafta bu sezonun ilk bölümü yayınlandığında şöyle bir bakayım dedim, herşey aynı, sanki bir yıl izlemeyen ben değilim, istesem kaldığım yerden devam edebilirim:) Zaten kocişin tepkisi de herzamanki gibiydi; "Turkuaz ne çok boş vaktin var, bırak şu ağlak diziyi yaa..." :) 3 Eylül 2009 Perşembe
Hemanjiyom sorunumuz ve Prof.Dr.Agop KOTOĞYAN
Miniğim doğduğu gün hastanede daha ilk alt değiştirmemde poposunun kenarında (popoyu iki kanat olarak düşünün, sol kanadın makata yakın kısmında) hafif pembemsi morumsu bir kızarıklık farkettim. Çapı yaklaşık 2,5-3 cm. kadardı. Doğumda meydana gelen bir kızarıklık yada morarma sanıp pek önemsemedim, ertesi gün hastanenin çocuk doktoru da ilk muayene sırasında heryerini kontrol ettiği halde uyarmadı bizi. Eve geldikten birkaç gün sonra bu kızarık bölgede toplu iğne başı büyüklüğünde minik minik açılmalar başladı. Biz tecrübesiz anne ve baba bunu pişik olarak algıladık ve "Allah Allah nasılda daha ilk günlerden çocuğun poposunu pişirmeye başladık???" şeklinde hayıflandık...kaç çeşit pişik kremi denedik, yok anacım geçmeyi hafiflemeyi bırak, o minik delikler birleşmeye başladı mı:(
Ben bepanthen, desitin, avene, yara pomatları vb. neler deniyorum ama yok geçmiyor birtürlü. Hatta yara içine doğru gittikçe oyulmaya başladı. ilk günler ağlamayan yavrum son birkaç gündür her alt değiştirmede ağlamaya başlamıştı...Kızım 12 günlükken soluğu çok ünlü bir hastanenin pediatri bölümünde aldık, doktorun tepkisi "12 günlük bebeği niye bana getirdiniz ki?" oldu, yavrumun poposunu görünce suratı ekşidi, tam kimyasal madde içeren ilaç veremeyeceğini, bebeğin daha çok küçük olduğunu söyleyip bir bitkisel pomad, bir de şu Mothercare'de de satılan meşhur Sudocrem'i verdi. Birde asla yeni doğanlar için olandan bile olsa ıslak bez, havlu gibi ürünler kullanmamamı tembihledi. Pomad iyileşmeyi sağlayacak, Sudocrem yaranın üzerini kaplayıp idrar ve kaka ile temasını önleyecekti. Oysa şimdi netten araştırınca görüyorum ki Sudocrem bir pişik kremi, bizim sorunumuz ise Hemanjiyom! yani sevgili doktor ben kadar anladı çocuğumun derdinden!!! oysa erken farkedilebilse belki bu kadar acı çekmeyecekti yavrum...Zaten ilk ay kontrolünden sonra hemen o doktoru bıraktık.
Günler geçiyor ama kuzucumun yarası geçmiyordu ve ben artık iyice sıyırma durumuna gelmiştim. Birgün kendimi toparlamaya çalışıyorum, geçecek diye kendimi telkin etmeye çalışıyorum, diğer gün sürekli ağlıyordum. Birgün yine ağlak ağlak düşünürken ablam aradı ve Balıklı Rum Hastanesi'nin cildiye Bölümünde çok iyi bir doktor olduğunu söyledi, "Turkuaz bak bu doktor meşhur Kolsuz Agop'un öğrencisiymiş" dedi. Allah Allah kimmiş bu meşhur Kolsuz Agop acaba dedim kendi kendime...ben hiç duymamıştım. Öyleyse niye öğrencisine gideyim, Kolsuz Agop'u bulur ona giderim dedim. Onun hakkında Hürriyet'te yayınlanmış bir yazıyı ve orada da fotoğrafını görünce inşallah yaşıyordur Agop dedim:) (Allah upuzun ömürler versin ona) İnternetin faydaları işte, Ekşi Sözlükten hakkında okuduklarım öyle umutlandırdı ki beni o günü unutamıyorum gerçekten, hemen telefonunu da buldum yalnız bir sorun vardı ki randevu almak son derece zordu, yalnız ay başında randevu veriyorlarmış çünkü inanılmaz yoğun ki buna her gittiğimde şahit oldum. Neyse o gün Annem muayenehanesini aradı, anlatırken bile ağladığım için ve bizi hemen alabilmesi için sekretere durumu annem izah edecekti. Allah yardım etti Kolsuz Agop kendisi çıktı telefona, Günlerden Cumartesiydi, "bugün çok yoğunum evladım ama Pazartesi getirin bebeği bakayım" demiş. Nasıl mutlu oldum anlatamam, ağlaya ağlaya kocişi aradım ve bir saat içinde olan gelişmeleri aktardım. Kociş "Turkuaz kaç tane doktora gittik ama çok istiyorsan gidelim" dedi. 29 Haziran Pazartesi saat 12:30 randevusunu iple çektim :)
Prof.Dr.Agop KOTOĞYAN...yani Kolsuz Agop...hemen bebeğimizin muayenesini yaptı ve hemanjiyomu kendisinin geçiremeyeceğini, onun kendiliğinden yaklaşık iki yılda geçeceğini, yaranın ülserleşmiş olduğunu, geçeceğini ama biraz zaman alacağını söyledi. Benim halimi de görünce "hiç üzülme tamam mı kızım, yarası geçecek, büyüyecek, istemeye gelecekler bu tatlı yavruyu, kimse almazsa ben torunuma alırım" dedi...böylede babacan bir insan...benim gözler şıpır şıpır bu arada...
Eczanede hazırlanacak olan özel bir solüsyon, yine eczanede hazırlanan dört ayrı kremin karışımı halinde bir krem ve bir de ayrı bir krem yazdı reçetesine. her alt değiştirmede önce solüsyonu, ardından karışım kremimizi uyguladık. Diğer kremide haftada bir gün yalnız başına kullandık. Yavrum daha ilk günlerden ağlamayı kesti. Onbeş gün sonra kontrole gittiğimizde yaramızın üçte biri kapanmıştı, Kolsuz Agop beni motive de etmek için "Aferin kızım sana, harika bakmışsın yavruya" dedi. Ben öğretmeninden aferin almış çocuklar gibiydim onun yanında. Her onbeş günde bir kontrollerimize devam ettik, hatta üçüncü gidişimizde muayene ederken yaranın gitgide kapandığını görünce mutluluktan annemin yanağından öptü:))) sizinle mutlu olan bir insan adeta...
Son kontrolümüze yaklaşık bir hafta önce gittik. Önce Allah'ın izniyle Kolsuz Agop kızımın yarasını 1,5 ayda iyileştirdi, onu ağlamaktan kurtardı:))) İnanın çoğu kez altını değiştirirken aklıma geliyor ve "Allah uzun ömürler versin" diye dua ediyorum kendisine. 41 yıl Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde hizmet vermiş, nice doktorlar yetiştirmiş...Kendisi hakkında yapılan yorumları okurken birçok cildiye doktorunun çok çok zor durumlarda "bunu Kolsuz Agop bile iyileştiremez" dediğini görünce öyle inandım ki bizi de mutlu edeceğine...evet vizitesi biraz tuzlu ama kesinlikle değer...Herkese gözüm kapalı tavsiye ederim kendisini. Allah razı olsun, sağlıklı upuzun ömürler versin ona...
NOT:
Prof.Dr.Agop KOTOĞYAN
Tel: 0212 219 16 56-57
Adres: Halaskargazi cad. Koket apt. no:263
kat:4 d:9 Osmanbey / Şişli


