21 Temmuz 2011 Perşembe

güzel bir sabahla 32 oldum...

Dün sabah 32 oldum ben...harika bir sabahla merhaba dedim yeni yaşıma...Kızım ve sevdiğim erkenden kalkmışlar, pastayı hazırlamışlar. Ege Bahar yatağımın başına gelmiş "iyiki doğdun Öcemm" diyor...Daha güzel bir sabah olabilir mi diye düşünmeme gerek yok sanırım...Yaşlanmıyorum canım, büyüyorum sadece, büyüyorum çünkü bilmediğim hazlar, bilmediğim tatlar öğreniyorum hergün...mutluyum...Büyüdükçe hayatın bana verdiği zenginliğim git gide artıyor, kucağımdaki bebeğim "iyiki doğdun" diye uyandırıyor beni...çok şükür...


Annesini kaldırmış, pastaya koşmuş...


Bu bakışı unutmam mümkün değil...


32. yaşımın kahvaltısı:)

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Mutfakta biri mi var?



Bu da yaramazlık kaydı olsun...yaptığı işe öyle konsantre olmuş ki fotoğrafını çektiğimin farkında bile değil:) parmak ucunda duran minik ayaklarını yerim ben senin:)))

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ndeydik...

Pazartesi sabahı çalan telefonumu açtığımda okuldan arkadaşım Dilara capcanlı sesiyle haydi bugün çocuklarla beraber birşeyler yapalım dedi, biz dünden hazırız zaten,uzun süredir ufaklıkları götürmek istediğimiz Ataşehir'deki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi 'ne gitmeye karar verdik, daha önce Senem'in bloğunda da okumuştum,bu harika ortamı çok güzel anlatmıştı,bizim içinde bugüne kısmetmiş demek ki...Öğlen meyvelerimizi hazırlayıp çıktık yola,bizi bekleyen güzelliklere...


Dilara'nın oğlu Aras 4 ,Ege Bahar 2 yaşında,sanırım aralarındaki yaş farkı sebebiyle oyun şekilleri ve ilgi alanları farklı, dolayısıyla biraz denedikten sonra baktık ayrı tellerden çalıyorlar,ayrı ayrı takıldık bizde:)


Bahçeye girer girmez Ege Bahar ördeklerin olduğu havvuza koşturdu tabii ki:) biraz ördekleri izledikten sonra çocuk oyun alanına yöneldik.
Ardından çocuklar için tasarlanmış keşif bahçesine yöneldik, harika bir ortam çocuklar için, dün blogları okurken tesadüfen bu bölümün tasarımını sevgili Pino 'nun yaptığını öğrendim. Nasıl güzel bir ortam, herşey ahşaptan yapılmış, karakterler harika, renkler harika, oyuncaklar harika...O kadar güzel tasarlamış ki Pino ellerine,yüreğine sağlık, ne kadar çok çocuk eğleniyor sayesinde, çocuklar keşif bahçesinden ayrılmak istemiyor, Ege Bahar botanik bahçesinde geçirdiğimiz yaklaşık 3 saatlik zaman diliminin 2 saatini burada geçirdi, hiç çıkmak istemedi...




Keşif Bahçesi'nin girişi bile gel haydi diyor bence...




Ege Bahar yerdeki ayak izleriyle bir hayli oynadı...



Yerlerdeki tahta parçaları ona çok ilginç geldi,uzun uzun inceledi...






Ege Bahar dönerek eşleştirilen bu oyuncakları çok sevdi, dönen parçaların doğru eşleştirdiğinizde bir bitki çıkıyor karşınıza, her ne kadar doğru kök,gövde ve çiçeği bulamasa da parçaları döndürmek hoşuna gitti.











Köprülerden geçti...







Salyangozlara bindi...






Aynı resimleri eşleştirmeye çalıştı...




Arada ellerim kirlendi deyip çeşmeye koştu:)







Bilmece Duvarı'na gidip içlerinde çeşitli bitkileri tanıtan kapakları açtı,kapadı...




Pino'nun çizdiği kahramanları uzun uzun inceledi...




Solucan'ın yolculuğu daha pek ilgisini çekmese de annesi fotoğrafladı:)










Dilara teyzesi ve Aras'la tekrar bitkileri eşleştirdi...






Bitkilerden yapılmış labirente girdi...



Dilara teyzesiyle coştu...






















Zorlu yollardan geçti, geçince başardım diye bağırdı:)))


Arada ağaç kütüklerinin üzerinde dinlendi...






Gün sonu yorgunluğunu meyveyle giderdi....

Haftaya böyle keyifli bir günle başladık ve NGBB'ni sık sık ziyaret etmeye karar verdik...Çocuklar için çok güzel bir ortam,kesinlikle tavsiye ederim...Götürün bebelerinizi:)))

9 Temmuz 2011 Cumartesi

YİNE YENİDEN...

6,5 ay olmuş biz ara vereli...hep yazayım edeyim dedim ama uzunca bir süre bloglarda kapatılınca pek bir soğudum sanki...özledim ama...velhasıl burdayız işte,iyiyi kötüyü paylaşmak güzel,özlemek de güzel...


Ege Bahar bir hayli büyüdü bu zaman zarfında, artık tipik 2 yaş sendromu yaşayan bir çocuk, 26 aylık olacak 3 gün sonra. Bu yıl zor olacak, nasıl döneceğim işe, nasıl yoluna girecek herşey diye düşünürken okullar tatil oldu bile. Büyüdük kızımla ,birlikte büyüdük...Bazı sabahlar ben işe giderken birlikte ağladık, işe gitmek zorundayım anneciğim derken (onun deyimiyle ekmek kazanmak) bütün kuvvetimi topladım,kapıyı kapatınca yollarda ağladım bir süre ama hafta sonları doyasıya tadını çıkarmaya çalıştık tatil günlerimizin...Tatil dedim de Ege Bahar ilk yurtdışı seyahatini gerçekleştirdi bu dönemde.Yarıyıl tatilinde çokkkk uzaklara, Tayland'ın Samui adasına uçtuk kızımla. Ege Bahar 19 aylıktı ama bu tatilde büyüdüğünü gördüm, gidiş geliş toplamda 24 saate yakın uçak yolculuğu yaptı ama hiç sorun çıkarmadı kuzucum, 13 gün evden uzaklardaydık ama iyi ki geldik dedik sayesinde. Sonraki postlarda unutmamak için Samui tatilimizi yazmayı düşünüyorum.


Bahar bu yıl çok geç geldi ama Nisan itibariyle park sezonunu açtık, arada her çocuk gibi ufak kazalar atlatsa da park en mutlu olduğu yerlerden biri. Haftada 3-4 gün bize yakın olan Özgürlük Parkı veya Göztepe Parkı'na gitmek rutinlerimizden.


Ege Bahar 18 aydan itibaren rahatça konuşmaya başladı, şu an çenesi hiç durmuyor, artık bu kelimeyi nerde kullandık da öğrenmiş gibi sorular sormuyorum kendime, sünger gibi çocukların hafızaları,duyuyorlar ve anında kayıt ediyorlar, gerektiğinde de öyle güzel kullanıyorlar ki...


Bu yıl ben işteyken annem baktı kızıma, insan evlenip kendi yuvasını kurduktan sonra, ardından alıştığı yaşam biçimi değişince bir hayli zorlanıyor. Bu açıdan bu yıl benim için zor geçti, dengeleri kurmakta oldukça zorlandım, annemin de benim de tahammül edemediğimiz noktalar oldu ama yine de değerdi, daha dün eşimle konuşurken lafı geçti, bir kere bile gözüm arkada kalmadı, yüreğim hep rahattı, bu yönde korkularım, acabalarım olmadı, bir anne yüreği rahat bir şekilde yavrusunu bırakıp işe gidebiliyorsa daha ne olsun zaten...


Ağustos ayı itibariyle farklı bir döneme daha giriyoruz, Ege Bahar kreşe başlayacak. Şu an kreş araştırması yapıyoruz ,okullar açılmadan bir ay önce başlatalım da iyice alışsın istiyoruz ama kimbilir bizi ne gibi sürprizler bekliyor, umarım sorunsuz atlatabiliriz bu dönemi...


Ege Bahar'ın bebeklikten beri birlikte büüyüdüğü oyun grubu arkadaşları da pek tatlı oldular artık...Bu yıl birkaç ay katılamasakda halen grubumuz devam ediyor,bakalım bizim kreş olayı başlayınca ne olacak?


Kızım genellikle dış ortamlarda çok rahat bir çocuk, büyük küçük demeden herkesle kolaylıkla diyalog kurabiliyor,isteklerini ifade edebiliyor,bunda 9 aydan itibaren oyun grubu arkadaşlarıyla birlikte zaman geçirmesinin çok çok etkili olduğunu düşünüyorum,umuyorum ki bu kreşe uyumumuzu da kolaylaştıran bir etki olacak...


Çok şükür yemede içmede bir problemimiz yok, bu yemek problemini çözmede annemin emeğini unutamam,ben işe başlayınca annem bu durumu çok güzel düzene oturttu sağolsun. Ege Bahar bir balık delisi, haftada en az 3 gün balık yer, sevmediği meyve yok diyebilirim, bir yumurtadan pek haz etmez, onu da farklı biçimlere sokarak yutturuyoruz:) Makarna, pilav her çocuk gibi favorisi, süt içmiyor ama ben bile Ege Bahar kadar yoğurt yemiyorum...Aslında Ege Bahar büyüdükçe benim gelgitlerim azaldı, o büyürken ben de yavaş yavaş rahat olmayı öğrendim, canı yemek yemek istemiyorsa yeme o zaman demeye başladım, baktım ki öğlen yemiyorsa akşam bol bol yiyor, ben boşyere kendimi strese sokuyorum ne gerek var dediğim noktada işler yoluna girdi, ne ben ne kızım boş yere krizler yaşamıyoruz artık, kendi kararlarına saygı gösterilince uafacık bir çocuk bile nasıl mutlu oluyor...


Tabii bunların yanında 2 yaş sendromları hat safhada, misal dün akşam alışverişten geldikten sonra rahat etsin diye şortunu çıkarmak istedim, şortu tek ayağından çıkardığım anda kriz patladı, nasıl ağlıyor bizimki anlatamam, suçum şortu benim çıkarmam, o kendisi çıkaracakmış, tamam o zaman giydireyim tekrar sen çıkar kızım dedim, yok, aralıksız 45 dk. ağladı, hemde şort tek bacağında bekleyerek:)


Daha kimbilir yazacak neler birikti....gelecek gelecek, onlarda gelecek...yine yeniden bir merhaba olsun bu...Sevgiler....

21 Aralık 2010 Salı

ANNE OLDUKTAN SONRA...

Eskiden daha mı farklıydım ne? Aslında anne olduktan sonra birçok şey değişti hayatımda,öğrencilerle olan diyaloğumda buna dahildir. Gerçi öğrencilerime karşı çok katı, despot bir tavrım olmadı hiçbir zaman, yine de geçen haftalarda yaptığımız veli toplantısından sonra anneliğin insanı ne kadar değiştirdiğini daha iyi anladım. Eskiden rencide edici tarzda olmasa da velilere sınıfta huzursuzluk yaratan öğrencileri söyler, birlikte bu problemi halledelim derdim, oysa iki hafta önce yaptığımız toplantıda hiçbir sınıfta kimsenin çocuğu için incitici birşey söylememeye özellikle dikkat ettim. Toplantı sonrası öğrenciler sınıfta hocam bizi şikayet etmemişsiniz deyince "edemedim" dedim, "herkesin evladı çok kıymetli, bir öğretmeni Ege Bahar için beni mahçup edecek birşey söylese çok üzülürüm" dedim...Sınıflardaki sevinci bir görseniz, tepkiler aynen şöyle; "hocam siz annesiniz ya ondan, X hocanın çocuğu yok, çok sert o yüzden":) çakallar sizi dedim,çözmüşler olayı:)
Anne olduktan sonra anladım, herkesin yavrusu kalbinin en kıymetlisi.....

3 Aralık 2010 Cuma

hem beslerim,hem öperim:)

Aslında bu yazıdan önce Ege Bahar'ın geceyarısı uykusuzluktan kıvranırken inatla uyumadığı ve hatta salıncakta sallanmak istemesi, pastel boyalarla tanışıp ilk sanat çalışmalarına başlaması gibi yazmayı planladığım konular vardı. Bugün oyun grubu buluşmamızda çektiğim fotoğraflar herşeyin önüne geçti, sıcağı sıcağına hemen yazmalıyım dedim:)

Bugün oyun grubumuz fire vermedi, bebeciklerimizin hepsi şükür sağlıklı, hastalıklar bizi terketti:) Ege Bahar bugün ki buluşmada ilk önce biraz yalnız takıldı, Defne kuşumuzun çığlıkları Doruk ve Nisan'ı biraz korkuttu:) Bir ara Disney Playhouse'ı izlerken transa geçtiler, işte o zamanlarda baktım benim kız almış kaşığı Doruk'u besliyor, o da öyle güzel açıyor ki ağzını:) ardından bir kaşık bir öpücüğe döndü olay:) Buyrun görüntüler konuşsun:))))



Aç bakayım ağzını:)


Bir de öpücük vereyim:)


Hadi bakalım bir kaşık daha:)
Yalnız şimdiden roller paylaşılmış gibi, bizim kız klasik Türk hanımı, Doruk paşam da klasik Türk erkeği gibi olmuş:)



Birde toplu fotoğraf alalım dedik ama Defnecik meyveli yoğurt yiyordu:)

Seyhancım zahmet edip kahvaltı hazırladı bizlere, ardından sabah kahvemizi de içtik, daha ne olsun:) güzel, keyifli bir sabahtı velhasıl...teşekkür ederiz arkadaşım...

2 Aralık 2010 Perşembe

Biraz yazayım bari...

Kısa cümleler kuramıyorum ben, anlattıkça anlatırım, anlattıklarımın yetmediğini düşündüğümde sayfalarca yazarım...Bazen sınıftayken farkında olmadan kurduğum cümleler o kadar uzun oluyor ki öğrencilerimle hep beraber gülüşüyoruz:) Bloğuma da yazarken genelde yazılarım uzun oluyor(du). Gerçekten işe başladıktan sonra ihmal etmeye başladım,eve geldiğim andan itibaren pamuk hanımla koklaşma, oyun falan derken zaman geçiyor ve sadece readerdan arkadaşları takip edebiliyorum. Halbuki zaman hızla geçiyor ve unutulacak ne zamanlar yaşanıyor. Kısa kısa yazsam diyorum çoğu zaman, diyorum da bir de yapabilsem:) yok yok kara verdim kısa kısa da olsa yazacağım, söz uçar yazı kalır mantığıyla...
Ege Bahar'ım 10 gün sonra 19 aylık olacak. Artık istediklerinin farkında olan bir bebe var hayatımızda. Örneğin kahvaltısını kendisi yapıyor, kıyafetlerini dolabından kendisi seçiyor, meyve yemek istiyorsa mutfağa gidip alıyor, kitap okumamızı istiyorsa bunu anlatıyor, büyüdükçe tatlanıyor...
Bununla birlikte büyüdükçe inatlaşma dönemine girdi, istediğini ağlayarak yaptırmaya çalışıyor, bugüne kadar pek yapmadığım halde ara ara sesimi yükseltmeye başladım, nerede durması gerektiğini bilmesi gerekiyor ve her istediği babası,dedesi ve anneannesi tarafından yapılan kızımı bazen zaptedemiyorum. Yaramazlık genlerini babasından almış heralde:) sürekli sandalye ve koltuk tepelerinde, düşersin annecim dedikçe daha da uç noktalara çıkıyor, geçen hafta duvarda asılı olan oldukça büyük bir fotoğraf çerçevesini koltuğun kenarına çıkarak düşürüp paramparça etti, aklım gitti koca tahta çerçeve kafasına gözüne gelecek diye...
Bazen şaşkına dönüyorum, çocuklar bu dönemde herşeyi ne kadar çabuk öğreniyorlar...makyaj pamuklarını alıp yüzünü temizliyor, küpe takmaya çalışıyor, parfüm sıkmak istiyor, ayakkabılara bayılıyor...çok feminen bir bebe benim kızım:)
Son iki ayda bir yığın kelime öğrendi, en hoşumuza gideni, anne veya dayı okulda ne yapıyor kızım deyince öyle güzel "derç" diyor ki hepimiz kopuyoruz:)
Daha iki ay var ama sabırsızlıkla yarıyıl tatilini bekliyoruz, kocişle kafamızda ufaktan planlar yapmaya başladık, kızımızı alıp bir hayli uzaklara gitmeyi düşünüyoruz. Hayırlısı tabii ki, zaman ve şartlar neyi gösterir bilemiyorum şu an...
Biz bütün kurban bayramını Ege Bahar'ın hastalığı ile geçirdik, 9 günlük tatlde çalışırken yorulmadığım kadar yoruldum, ateş olayı beni çok korkutuyor, 3 gece ateşle boğuştuk,neredeyse 10 günde iyileşti kızım. Bu son hastalık 1,5 ayda üçüncü hastalığı oldu. Gerçi aradakini hafif geçirdi ama doktoru bağışıklık sistemiyle ve alerjiyle ilgili bir takım tahliller istedi, hafta başında sonuçları aldık, alerjik bir durumumuz yok çok şükür ama total immunoglobilin sayımız alt sınırda çıktı, 3 yaşına kadar vücut kendisi tamamlayacakmış, bir takım bağışıklık arttırıcı ilaçlar almaya başladık, 6 ayda bir kontrolü yapılacak. Biraz canım sıkıldı tabii ama Allah daha büyük dert vermesin,biraz daha sık hasta olabilirmişiz ama diyorum ya çok şükür neler var....
Geçen ayın başında gittiğim kitap fuarından Ege Bahar için aldığım birsürü kitap var, bu ara kitaplara bayılıyor, "papak papak" diye dolanıyor etrafta:) Başka bir yazı konusu olsun bizim kitaplarımızda. Ege Bahar'ın son hallerinden biraz fotoğraf koyup bitiriyorum...

Sarı şekerim...


Bunlar bayram sonu doktora gittiğimizde muayene olmadan önceki şebekliklerimiz:)

Ege Bahar hasta ve ateşli...

Fotoğraftaki kule oluşturulan küpler favorisi bu ara,pek seviyor... Kreasyon kendisine ait,etekde tişörtde biraz büyük:) onu giydirelim, bunu giydirelim dedik kandıramadık, eşofman falan giymek istemiyor, evde bile kokoş, hiç anasına çekmemiş:)