4 Ağustos 2011 Perşembe

Küçücük mutluluklar...

Küçücük ellerinin balıkla buluşması böyle mutlu etti yavrumu...Heyecan,tanıma,keşfetme,mutlu olma...hepsi beş dakikanın içinde yaşandı.

Hep böyle küçük mutluluklarla dolu olsun hayatın meleğim...









02.08.2011, Mazı Köyü-Bodrum

1 Ağustos 2011 Pazartesi

HUZUR...

Bir tatlı huzur almaya geldik Bodrum Bodrum'dan...


Özellikle yaz aylarında dolup taşan yerler boğuyor bizi...Bodrum'un curcunasına inat merkeze sadece bir saat uzaklıkta bir sahil köyündeyiz. Kalabalık yok, gürültü yok, dalga sesleri, gün batımının muhteşemliği, dalından yenilen ama doyulamayan incirler,üzümler var...Ege Bahar'la yavru balıkları izleyip sevinç çığlıkları atmak var...Anne,baba ve çocuk huzur doluyuz. An itibariyle buradayız...

21 Temmuz 2011 Perşembe

güzel bir sabahla 32 oldum...

Dün sabah 32 oldum ben...harika bir sabahla merhaba dedim yeni yaşıma...Kızım ve sevdiğim erkenden kalkmışlar, pastayı hazırlamışlar. Ege Bahar yatağımın başına gelmiş "iyiki doğdun Öcemm" diyor...Daha güzel bir sabah olabilir mi diye düşünmeme gerek yok sanırım...Yaşlanmıyorum canım, büyüyorum sadece, büyüyorum çünkü bilmediğim hazlar, bilmediğim tatlar öğreniyorum hergün...mutluyum...Büyüdükçe hayatın bana verdiği zenginliğim git gide artıyor, kucağımdaki bebeğim "iyiki doğdun" diye uyandırıyor beni...çok şükür...


Annesini kaldırmış, pastaya koşmuş...


Bu bakışı unutmam mümkün değil...


32. yaşımın kahvaltısı:)

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Mutfakta biri mi var?



Bu da yaramazlık kaydı olsun...yaptığı işe öyle konsantre olmuş ki fotoğrafını çektiğimin farkında bile değil:) parmak ucunda duran minik ayaklarını yerim ben senin:)))

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ndeydik...

Pazartesi sabahı çalan telefonumu açtığımda okuldan arkadaşım Dilara capcanlı sesiyle haydi bugün çocuklarla beraber birşeyler yapalım dedi, biz dünden hazırız zaten,uzun süredir ufaklıkları götürmek istediğimiz Ataşehir'deki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi 'ne gitmeye karar verdik, daha önce Senem'in bloğunda da okumuştum,bu harika ortamı çok güzel anlatmıştı,bizim içinde bugüne kısmetmiş demek ki...Öğlen meyvelerimizi hazırlayıp çıktık yola,bizi bekleyen güzelliklere...


Dilara'nın oğlu Aras 4 ,Ege Bahar 2 yaşında,sanırım aralarındaki yaş farkı sebebiyle oyun şekilleri ve ilgi alanları farklı, dolayısıyla biraz denedikten sonra baktık ayrı tellerden çalıyorlar,ayrı ayrı takıldık bizde:)


Bahçeye girer girmez Ege Bahar ördeklerin olduğu havvuza koşturdu tabii ki:) biraz ördekleri izledikten sonra çocuk oyun alanına yöneldik.
Ardından çocuklar için tasarlanmış keşif bahçesine yöneldik, harika bir ortam çocuklar için, dün blogları okurken tesadüfen bu bölümün tasarımını sevgili Pino 'nun yaptığını öğrendim. Nasıl güzel bir ortam, herşey ahşaptan yapılmış, karakterler harika, renkler harika, oyuncaklar harika...O kadar güzel tasarlamış ki Pino ellerine,yüreğine sağlık, ne kadar çok çocuk eğleniyor sayesinde, çocuklar keşif bahçesinden ayrılmak istemiyor, Ege Bahar botanik bahçesinde geçirdiğimiz yaklaşık 3 saatlik zaman diliminin 2 saatini burada geçirdi, hiç çıkmak istemedi...




Keşif Bahçesi'nin girişi bile gel haydi diyor bence...




Ege Bahar yerdeki ayak izleriyle bir hayli oynadı...



Yerlerdeki tahta parçaları ona çok ilginç geldi,uzun uzun inceledi...






Ege Bahar dönerek eşleştirilen bu oyuncakları çok sevdi, dönen parçaların doğru eşleştirdiğinizde bir bitki çıkıyor karşınıza, her ne kadar doğru kök,gövde ve çiçeği bulamasa da parçaları döndürmek hoşuna gitti.











Köprülerden geçti...







Salyangozlara bindi...






Aynı resimleri eşleştirmeye çalıştı...




Arada ellerim kirlendi deyip çeşmeye koştu:)







Bilmece Duvarı'na gidip içlerinde çeşitli bitkileri tanıtan kapakları açtı,kapadı...




Pino'nun çizdiği kahramanları uzun uzun inceledi...




Solucan'ın yolculuğu daha pek ilgisini çekmese de annesi fotoğrafladı:)










Dilara teyzesi ve Aras'la tekrar bitkileri eşleştirdi...






Bitkilerden yapılmış labirente girdi...



Dilara teyzesiyle coştu...






















Zorlu yollardan geçti, geçince başardım diye bağırdı:)))


Arada ağaç kütüklerinin üzerinde dinlendi...






Gün sonu yorgunluğunu meyveyle giderdi....

Haftaya böyle keyifli bir günle başladık ve NGBB'ni sık sık ziyaret etmeye karar verdik...Çocuklar için çok güzel bir ortam,kesinlikle tavsiye ederim...Götürün bebelerinizi:)))

9 Temmuz 2011 Cumartesi

YİNE YENİDEN...

6,5 ay olmuş biz ara vereli...hep yazayım edeyim dedim ama uzunca bir süre bloglarda kapatılınca pek bir soğudum sanki...özledim ama...velhasıl burdayız işte,iyiyi kötüyü paylaşmak güzel,özlemek de güzel...


Ege Bahar bir hayli büyüdü bu zaman zarfında, artık tipik 2 yaş sendromu yaşayan bir çocuk, 26 aylık olacak 3 gün sonra. Bu yıl zor olacak, nasıl döneceğim işe, nasıl yoluna girecek herşey diye düşünürken okullar tatil oldu bile. Büyüdük kızımla ,birlikte büyüdük...Bazı sabahlar ben işe giderken birlikte ağladık, işe gitmek zorundayım anneciğim derken (onun deyimiyle ekmek kazanmak) bütün kuvvetimi topladım,kapıyı kapatınca yollarda ağladım bir süre ama hafta sonları doyasıya tadını çıkarmaya çalıştık tatil günlerimizin...Tatil dedim de Ege Bahar ilk yurtdışı seyahatini gerçekleştirdi bu dönemde.Yarıyıl tatilinde çokkkk uzaklara, Tayland'ın Samui adasına uçtuk kızımla. Ege Bahar 19 aylıktı ama bu tatilde büyüdüğünü gördüm, gidiş geliş toplamda 24 saate yakın uçak yolculuğu yaptı ama hiç sorun çıkarmadı kuzucum, 13 gün evden uzaklardaydık ama iyi ki geldik dedik sayesinde. Sonraki postlarda unutmamak için Samui tatilimizi yazmayı düşünüyorum.


Bahar bu yıl çok geç geldi ama Nisan itibariyle park sezonunu açtık, arada her çocuk gibi ufak kazalar atlatsa da park en mutlu olduğu yerlerden biri. Haftada 3-4 gün bize yakın olan Özgürlük Parkı veya Göztepe Parkı'na gitmek rutinlerimizden.


Ege Bahar 18 aydan itibaren rahatça konuşmaya başladı, şu an çenesi hiç durmuyor, artık bu kelimeyi nerde kullandık da öğrenmiş gibi sorular sormuyorum kendime, sünger gibi çocukların hafızaları,duyuyorlar ve anında kayıt ediyorlar, gerektiğinde de öyle güzel kullanıyorlar ki...


Bu yıl ben işteyken annem baktı kızıma, insan evlenip kendi yuvasını kurduktan sonra, ardından alıştığı yaşam biçimi değişince bir hayli zorlanıyor. Bu açıdan bu yıl benim için zor geçti, dengeleri kurmakta oldukça zorlandım, annemin de benim de tahammül edemediğimiz noktalar oldu ama yine de değerdi, daha dün eşimle konuşurken lafı geçti, bir kere bile gözüm arkada kalmadı, yüreğim hep rahattı, bu yönde korkularım, acabalarım olmadı, bir anne yüreği rahat bir şekilde yavrusunu bırakıp işe gidebiliyorsa daha ne olsun zaten...


Ağustos ayı itibariyle farklı bir döneme daha giriyoruz, Ege Bahar kreşe başlayacak. Şu an kreş araştırması yapıyoruz ,okullar açılmadan bir ay önce başlatalım da iyice alışsın istiyoruz ama kimbilir bizi ne gibi sürprizler bekliyor, umarım sorunsuz atlatabiliriz bu dönemi...


Ege Bahar'ın bebeklikten beri birlikte büüyüdüğü oyun grubu arkadaşları da pek tatlı oldular artık...Bu yıl birkaç ay katılamasakda halen grubumuz devam ediyor,bakalım bizim kreş olayı başlayınca ne olacak?


Kızım genellikle dış ortamlarda çok rahat bir çocuk, büyük küçük demeden herkesle kolaylıkla diyalog kurabiliyor,isteklerini ifade edebiliyor,bunda 9 aydan itibaren oyun grubu arkadaşlarıyla birlikte zaman geçirmesinin çok çok etkili olduğunu düşünüyorum,umuyorum ki bu kreşe uyumumuzu da kolaylaştıran bir etki olacak...


Çok şükür yemede içmede bir problemimiz yok, bu yemek problemini çözmede annemin emeğini unutamam,ben işe başlayınca annem bu durumu çok güzel düzene oturttu sağolsun. Ege Bahar bir balık delisi, haftada en az 3 gün balık yer, sevmediği meyve yok diyebilirim, bir yumurtadan pek haz etmez, onu da farklı biçimlere sokarak yutturuyoruz:) Makarna, pilav her çocuk gibi favorisi, süt içmiyor ama ben bile Ege Bahar kadar yoğurt yemiyorum...Aslında Ege Bahar büyüdükçe benim gelgitlerim azaldı, o büyürken ben de yavaş yavaş rahat olmayı öğrendim, canı yemek yemek istemiyorsa yeme o zaman demeye başladım, baktım ki öğlen yemiyorsa akşam bol bol yiyor, ben boşyere kendimi strese sokuyorum ne gerek var dediğim noktada işler yoluna girdi, ne ben ne kızım boş yere krizler yaşamıyoruz artık, kendi kararlarına saygı gösterilince uafacık bir çocuk bile nasıl mutlu oluyor...


Tabii bunların yanında 2 yaş sendromları hat safhada, misal dün akşam alışverişten geldikten sonra rahat etsin diye şortunu çıkarmak istedim, şortu tek ayağından çıkardığım anda kriz patladı, nasıl ağlıyor bizimki anlatamam, suçum şortu benim çıkarmam, o kendisi çıkaracakmış, tamam o zaman giydireyim tekrar sen çıkar kızım dedim, yok, aralıksız 45 dk. ağladı, hemde şort tek bacağında bekleyerek:)


Daha kimbilir yazacak neler birikti....gelecek gelecek, onlarda gelecek...yine yeniden bir merhaba olsun bu...Sevgiler....

21 Aralık 2010 Salı

ANNE OLDUKTAN SONRA...

Eskiden daha mı farklıydım ne? Aslında anne olduktan sonra birçok şey değişti hayatımda,öğrencilerle olan diyaloğumda buna dahildir. Gerçi öğrencilerime karşı çok katı, despot bir tavrım olmadı hiçbir zaman, yine de geçen haftalarda yaptığımız veli toplantısından sonra anneliğin insanı ne kadar değiştirdiğini daha iyi anladım. Eskiden rencide edici tarzda olmasa da velilere sınıfta huzursuzluk yaratan öğrencileri söyler, birlikte bu problemi halledelim derdim, oysa iki hafta önce yaptığımız toplantıda hiçbir sınıfta kimsenin çocuğu için incitici birşey söylememeye özellikle dikkat ettim. Toplantı sonrası öğrenciler sınıfta hocam bizi şikayet etmemişsiniz deyince "edemedim" dedim, "herkesin evladı çok kıymetli, bir öğretmeni Ege Bahar için beni mahçup edecek birşey söylese çok üzülürüm" dedim...Sınıflardaki sevinci bir görseniz, tepkiler aynen şöyle; "hocam siz annesiniz ya ondan, X hocanın çocuğu yok, çok sert o yüzden":) çakallar sizi dedim,çözmüşler olayı:)
Anne olduktan sonra anladım, herkesin yavrusu kalbinin en kıymetlisi.....