30 Eylül 2012 Pazar

Okuldan kareler...


Bu hafta öğretmeni Ege Bahar'ın okuldaki zamanlarından bazı kareleri paylaştı bizimle...

Kendi yaptıkları kuklalarla gösteri yapıyorlar...


Bu hafta değerler eğitiminde konuları "toplum içinde yemek yerken uyulması gereken kurallar" mış. 

Ege Bahar köpüklerle öyle eğlenmiş ki defalarca anlattı:)

 

 

Arkadaş Partisi :)

Hastalık günleri...


Fotoğraf okulların açıldığı ilk günün sabahından, yani neredeyse iki hafta öncesinden ve neredeyse ancak düzeldi kızım. Okulların açıldığı gün işe gidemedim zaten, ateşli ateşli göndermedim çocuğumu tabii ki ama ertesi gün toparlanmış gibi gördüğüm için okula gönderdim. İş dönüşü aldığımda bir şeyi yok gibiydi. Yolda uyudu zaten. Eve girer girmez "kulağım" diye bağırması ve gözlerinden süzülen yaşlar hala gözlerimin önünde. Eyvah dedim, yine orta kulak iltihabı. Doktorunu nasıl aradım, nasıl Pendik'e kadar götürdüm hatırlamıyorum. Çok canı yanıyordu yavrumun.

Yani yine orta kulak iltihabı atlattı Ege Bahar. Yine iğnelerle düzeldi. Bugün kontrolü vardı, çok şükür kulaklar normale dönmüş. Alerjik akıntı zaman zaman devam ediyor. Üç hafta burun spreyine, bir ay antihistaminik şuruba devam edeceğiz. Haftaya doktorunun önerisiyle grip aşısı yaptıracağız. Daha önce hiç yaptırmamıştık, umarım bu kış faydasını görürüz.

Hastalık günleri zor geçiyor tabii ki ama bunlar dert değil, Allah şifasız hastalık vermesin...böyle böyle büyüyecekler...Keyfimiz yerinde,çok şükür iyiyiz, çok şükür...

7 Eylül 2012 Cuma

Yazdan kalma -2-


Bunlar da Ege Bahar'ın bu yaz arkadaşlarıyla geçirdiği günlerden bir kaç kare...


Haziran 2012



 Ege Bahar ve Nehir - Haziran 2012


Ege Bahar ve Aras - Haziran 2012


Haziran 2012




Ege Bahar İyi Cüceler 'de bir kitap okuma etkinliğinde. (Ağustos 2012)



 Ege Bahar ve Nisan İyi Cüceler'de...


Ege Bahar ve Ateş Deniz - Ağustos 2012

6 Eylül 2012 Perşembe

Yazdan kalma -1-

Eylül 6 oldu...

Hala yazlık elbiseler ve sandaletlerle dolaşsak da yaz bitti aslında. 30 yaşıma kadar "en sevdiğim mevsim yaz" diyen ben bir kaç senedir sonbahar tutkunu oldum. İlkbaharda nasıl ruhum doğa gibi kıpır kıpır oluyorsa, sonbaharda da bir o kadar dinginleşiyor, sakinliyor, huzur doluyorum.

Sonbaharın keyfini doyasıya yaşarken, kuzucuğumun yazdan kalan görüntülerini unutmadan kaydedeyim istedim.




Göcek-Ağustos 2012






Fethiye/Kordon- Ağustos 2012


Ölüdeniz/Belcekız Plajı - Ağustos 2012


Fethiye - Babaanne evinde minik köpeciği Zilli ile - Ağustos 2012



Muğla Dalaman Havalimanı-1-


Muğla Dalaman Havalimanı-2-

Havalimanı fotoğrafları 1 ve 2 diye ayrılmış görüldüğü üzere. Niye mi? 1'de uçağı kaçırmış olan aile, 2'de nihayet eve dönebilmeyi başaracak. Bu büyük bir başarı mı? Bizce evet, neden mi? Tatile giderken İstanbul'dan kalkacak uçağı zaten kaçırmıştık, hadi bu neyse de dönüşte de Dalaman'dan kalkan uçağı kaçırınca 2 numaralı Dalaman dönüşümüzde eve dönebilmeyi garantilemeyi biz başarı saydık:) Ne oldu, nasıl oldu vallahi de anlayamadık, bugüne kadar asla böyle bir şey yaşamamıştık, İstanbul'da trafik bizi mahvetti, Fethiye'de de basiretimiz bağlandı ve pek rahat hareket ettik galiba. Neyse çok şükür sağ salim döndük yuvamıza:)


  Eve Dönüş






Fenerbahçe Parkı-Ağustos 2012

3 Eylül 2012 Pazartesi

Eylül geldi, okul yolu göründü...


Eylül geldi...
Sevdiğim bir ay Eylül...
Okula dönmek demek, tatilin bitmesi demek, sonbahar demek, sıcacık kahve eşliğinde dostlarla sohbet demek benim için...

Bugün 3 Eylül... Resmi olarak tatilim bugün bitti, yeni eğitim öğretim yılının hazırlıkları için bugün göreve başladık, toplantının ardından yıllık ders yüküne göre dağılımları inceledim, bu hafta yıllık planların hazırlanması ve zümre toplantıları ile geçecek, yıllık ders yüküne göreyse benim için yoğun bir eğitim-öğretim yılı olacak anlaşılan. Hayırlısı artık, özledim zaten sınıflarımı, öğrencilerimi...

Tek okullu olan ben değilim tabii ki...
Yavru kuşum da on gün önce yeni okuluna başladı.

Ege Bahar'ın en sevdiğim özelliklerinden biri yeniliklere karşı çok pozitif yaklaşması, uyum sorunu yaşamaması ve eskiyi aramaması. Yeni okuluna başaladığı ilk gün eve dönüş yolunda "artık benim yeni bir okulum, yeni arkadaşlarım ve yeni bir öğretmenim var" dedi. Eski okulundan bahsetmiyor bile. Aslında diğer okulunu da seviyordu, galiba değişiklik hoşuna gidiyor:)


Apartmanın bahçesindeki çam ağacının yere düşen kozalaklarını neredeyse her gün bıkmadan toplayıp okuluna götürüyor. Faaliyet yaparken boyamak için kullanabilirlermiş:)






Şimdilik okul ve öğretmeninden memnunuz, Ege Bahar'ın keyfi yerinde, herhangi bir sorun yok gibi, yine de herşey çok yeni tabii ki, umarım gelecek günlerde de böyle pozitif konuşabiliriz.






Okullar ve öğretmenler öğrencileriyle 17 Eylül'de buluşacak inşallah ama okul yolu bana ve Ege Bahar'a çoktan göründü bile...

Herkesle beraber bizde hayırlı, güzel bir yıl geçiririz inşallah...

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Tatilden...3...:Kabak Koyu

Bu yıl tatilimizin içinde yer alan noktalardan biri de Fethiye'ye 12 km. mesafede bulunan Kabak Koyu oldu. Aslında iki yıl önce de Kabak Köyü'ne bir gezi yapmıştık ama Ege Bahar o dönem çok küçük olduğu için koya inmeyi tercih etmemiştik ki bu yıl bile koya kadar babasının omzunda gitmesine rağmen yürüyerek 1 saatte ancak koya varabildik.

Kabak Koyu'na ya kendi aracınızla ya da Fethiye merkezden kalkan ve Ölüdeniz'e uğradıktan sonra Faralya Köyü'e (Kelebekler Vadisi'nin üzerinde yer alan köy) giden dolmuşlarla ulaşabilirsiniz. Zaten Faralya'dan 4 km. sonra Kabak Köyü'ne ulaşıyorsunuz. Köye vardıktan sonra patika bir yoldan yaklaşık 1 saat yürüyerek vadiyi iniyorsunuz, bu süre tabii sizin hızınızla alakalı, köylüler 45 dk.da inersiniz demişlerdi ama bizim koya inişimiz 1 saati buldu.

Koya gitmek için bir diğer alternatif de tekne kiralamak olabiliyor.




Yukarıdaki iki fotoğraf Faralya Köyü'ne varmadan tepeden Kelebekler Vadisi'nin koyundan görüntüler. Daha geniş bir alanı çekmek isterdim ama uçurum kenarından ancak bu kadar görüntü yakalayabildim.


Köye vardıktan sonra tepeden koyun görüntüsü bu şekilde. Yakın gibi görünüyor ama dediğim gibi 1 saat aralıksız yürüdük. Bunun birde çıkışı var tabii:)




Daha yakın plandan koyun görüntüsü.


Kabak Köyü'nde meyveler öyle doğal yetişiyor ki, yukarıdaki fotoğraf yolda çokça rastladığımız mısır incirleri, ben mısır incirini çok severim, bu mevsimde bal gibi olurlar, ama kabuğunu soyarken dikenlerine dikkat etmek gerekiyor. Tabii yemekten görüntülemeyi unuttuğumuz bal gibi üzümler, incirlerde var. Yani patika yolu inmeniz için lazım olan enerjiyi doğa size en güzeliyle sunuyor:)


Bu da benim patikayı inerken çektiğim çileyi anlatan bir detay:) Ben yaptım siz yapmayın:)

Aslında köyü ve iniş yolunu daha önce görmüştüm ama aniden karar verip gittiğimiz için hazırlıksızdım, sıcaktan kavrulan Fethiye'ye normelde bir terlik ve bir sandaletten başka birşey götürmem. O gün sıcaklık neredeyse 42 dereceydi, tepeden aşağı inerken o sıcakta ayaklarım ter içinde kaldı, yolun toprağı da olaya eklenince bu terlikler beni mahvetti:) ayaklarım sürekli kayınca bir kere düştüm, bir kaç kere de düşme tehlikesi atlattım. Allahtan bizim yeğenler de yanımızdaydı da onların desteği ile ellerini tutarak aşağıya kadar inebildim. Komik gelebilir ama sıcaklık azalınca akşam tepeye tırmanış bana daha kolay geldi. En azından ayaklarım kaymıyordu.

Özet: Kabak Koyu'na inmek istiyorsanız terlikle gitmeyin:)

Trekkinge uygun bir spor ayakkabı ile gitmekte fayda var. Zaten koyda konaklama ile ilgili kampların sitelerini incelediğinizde bu tarz hatırlatmaları görüyorsunuz. Yani Kabak Koyu öyle şıpıdık parmak arası terliklerinizle gidilecek bir yer değil, son derece doğal bir bölge, denize ulaşmak istiyorsanız önünüzde taş, toprak, kaya dolu bir parkur var. Zaten koya indiğinizde etrafınızdaki insanlara baktığınızda herkesin doğanın güzelliğini yaşamaya geldiğini farkediyorsunuz. Etrafınızda plajlarda salınan süslü püslü bayanlardan yok, terkkingden dönmüş ve serinlemek için kendini denize atan, yoga için ayrılmış platformda yoga yapan, eline sadece kitabını ve havlusunu alıp gelmiş insanlar var. Şezlong, şemsiye gibi alıştığınız konforlarda yok. İyiki de yok, koy olabildiğince doğal...



Patika yoldan inerken bir 5 dk. dinlendik. Düşmüştüm de:) Ege Bahar'da bu arada enerji topluyor:)


Bunlar patika yolun bitiminde düzlüğe ulaştığımızda kamp alanlarıyla ilgili tabelalar. Bu tahta tabelalar çok hoşuma gitti.




Bunlar da koya yakın bir bölgede bulunan, yeni yapılmış bungalovlar. Henüz açılmamış bir kampa aitler ama denize yakın alanda bulunan bungalovlar da bu tarz. Hatta daha salaş olanları da var. Zaten daha farklı bir yapılaşmaya da izin yok. Koyda elektrikte yok, akşamları sadece dalga sesi ve kendinizle, sevdiklerinizle başbaşasınız yani.

Ayrıca buraya gelirken ihtiyacınız olan şeylere bir sırt çantası (günlük düzenlenen trekking turları için), spor ayakkabı, böcek sokmalarına karşı bir ilaç ve sineklerden korunmak için bir sprey eklemeyi unutmamak gerekiyor.


Koyda şirin bir balıkçı teknesi...


Yukarıdaki platform yoga için ayrılmış. Özellikle dikkatimi çekti, Kabak Koyu'na yoga için yurtdışından gelen çok turist vardı. Bu bölgeye özel yoga tatili programları da varmış.


Kabak Koyu'nun neşeli güzeli...


Sahildeki bungalovlar.


İşte Kabak Koyu'nun plajının görüntüsü.

Belirttiğim gibi şezlong, şemsiye falan yok. Fotoğrafta görüldüğü gibi tahtalardan yapılmış, üzerinde hasırlar bulunan gölgelikler var. Güneşten korunmak için bunların dışında bir şey yok.


Günbatımına yakın, plajdan ayrılmadan çektiğimiz son fotoğraflardan. Zaten insanı bunaltmayan, çok kalabalık olmayan plaj neredeyse boşalmıştı.

Yaşanmış değişik ve güzel bir günün  yüzümüzdeki gülümseyişiyle, doğanın güzelliği ve dalga sesleriyle bu huzuru bırakıp dönüş için yola koyulduk...