Bu yıl tatilimizin içinde yer alan noktalardan biri de Fethiye'ye 12 km. mesafede bulunan Kabak Koyu oldu. Aslında iki yıl önce de Kabak Köyü'ne bir gezi yapmıştık ama Ege Bahar o dönem çok küçük olduğu için koya inmeyi tercih etmemiştik ki bu yıl bile koya kadar babasının omzunda gitmesine rağmen yürüyerek 1 saatte ancak koya varabildik.
Kabak Koyu'na ya kendi aracınızla ya da Fethiye merkezden kalkan ve Ölüdeniz'e uğradıktan sonra Faralya Köyü'e (Kelebekler Vadisi'nin üzerinde yer alan köy) giden dolmuşlarla ulaşabilirsiniz. Zaten Faralya'dan 4 km. sonra Kabak Köyü'ne ulaşıyorsunuz. Köye vardıktan sonra patika bir yoldan yaklaşık 1 saat yürüyerek vadiyi iniyorsunuz, bu süre tabii sizin hızınızla alakalı, köylüler 45 dk.da inersiniz demişlerdi ama bizim koya inişimiz 1 saati buldu.
Koya gitmek için bir diğer alternatif de tekne kiralamak olabiliyor.
Yukarıdaki iki fotoğraf Faralya Köyü'ne varmadan tepeden Kelebekler Vadisi'nin koyundan görüntüler. Daha geniş bir alanı çekmek isterdim ama uçurum kenarından ancak bu kadar görüntü yakalayabildim.
Köye vardıktan sonra tepeden koyun görüntüsü bu şekilde. Yakın gibi görünüyor ama dediğim gibi 1 saat aralıksız yürüdük. Bunun birde çıkışı var tabii:)
Daha yakın plandan koyun görüntüsü.
Kabak Köyü'nde meyveler öyle doğal yetişiyor ki, yukarıdaki fotoğraf yolda çokça rastladığımız mısır incirleri, ben mısır incirini çok severim, bu mevsimde bal gibi olurlar, ama kabuğunu soyarken dikenlerine dikkat etmek gerekiyor. Tabii yemekten görüntülemeyi unuttuğumuz bal gibi üzümler, incirlerde var. Yani patika yolu inmeniz için lazım olan enerjiyi doğa size en güzeliyle sunuyor:)
Bu da benim patikayı inerken çektiğim çileyi anlatan bir detay:) Ben yaptım siz yapmayın:)
Aslında köyü ve iniş yolunu daha önce görmüştüm ama aniden karar verip gittiğimiz için hazırlıksızdım, sıcaktan kavrulan Fethiye'ye normelde bir terlik ve bir sandaletten başka birşey götürmem. O gün sıcaklık neredeyse 42 dereceydi, tepeden aşağı inerken o sıcakta ayaklarım ter içinde kaldı, yolun toprağı da olaya eklenince bu terlikler beni mahvetti:) ayaklarım sürekli kayınca bir kere düştüm, bir kaç kere de düşme tehlikesi atlattım. Allahtan bizim yeğenler de yanımızdaydı da onların desteği ile ellerini tutarak aşağıya kadar inebildim. Komik gelebilir ama sıcaklık azalınca akşam tepeye tırmanış bana daha kolay geldi. En azından ayaklarım kaymıyordu.
Özet: Kabak Koyu'na inmek istiyorsanız terlikle gitmeyin:)
Trekkinge uygun bir spor ayakkabı ile gitmekte fayda var. Zaten koyda konaklama ile ilgili kampların sitelerini incelediğinizde bu tarz hatırlatmaları görüyorsunuz. Yani Kabak Koyu öyle şıpıdık parmak arası terliklerinizle gidilecek bir yer değil, son derece doğal bir bölge, denize ulaşmak istiyorsanız önünüzde taş, toprak, kaya dolu bir parkur var. Zaten koya indiğinizde etrafınızdaki insanlara baktığınızda herkesin doğanın güzelliğini yaşamaya geldiğini farkediyorsunuz. Etrafınızda plajlarda salınan süslü püslü bayanlardan yok, terkkingden dönmüş ve serinlemek için kendini denize atan, yoga için ayrılmış platformda yoga yapan, eline sadece kitabını ve havlusunu alıp gelmiş insanlar var. Şezlong, şemsiye gibi alıştığınız konforlarda yok. İyiki de yok, koy olabildiğince doğal...
Patika yoldan inerken bir 5 dk. dinlendik. Düşmüştüm de:) Ege Bahar'da bu arada enerji topluyor:)
Bunlar patika yolun bitiminde düzlüğe ulaştığımızda kamp alanlarıyla ilgili tabelalar. Bu tahta tabelalar çok hoşuma gitti.
Bunlar da koya yakın bir bölgede bulunan, yeni yapılmış bungalovlar. Henüz açılmamış bir kampa aitler ama denize yakın alanda bulunan bungalovlar da bu tarz. Hatta daha salaş olanları da var. Zaten daha farklı bir yapılaşmaya da izin yok. Koyda elektrikte yok, akşamları sadece dalga sesi ve kendinizle, sevdiklerinizle başbaşasınız yani.
Ayrıca buraya gelirken ihtiyacınız olan şeylere bir sırt çantası (günlük düzenlenen trekking turları için), spor ayakkabı, böcek sokmalarına karşı bir ilaç ve sineklerden korunmak için bir sprey eklemeyi unutmamak gerekiyor.
Koyda şirin bir balıkçı teknesi...
Yukarıdaki platform yoga için ayrılmış. Özellikle dikkatimi çekti, Kabak Koyu'na yoga için yurtdışından gelen çok turist vardı. Bu bölgeye özel yoga tatili programları da varmış.
Kabak Koyu'nun neşeli güzeli...
Sahildeki bungalovlar.
İşte Kabak Koyu'nun plajının görüntüsü.
Belirttiğim gibi şezlong, şemsiye falan yok. Fotoğrafta görüldüğü gibi tahtalardan yapılmış, üzerinde hasırlar bulunan gölgelikler var. Güneşten korunmak için bunların dışında bir şey yok.
Günbatımına yakın, plajdan ayrılmadan çektiğimiz son fotoğraflardan. Zaten insanı bunaltmayan, çok kalabalık olmayan plaj neredeyse boşalmıştı.
Yaşanmış değişik ve güzel bir günün yüzümüzdeki gülümseyişiyle, doğanın güzelliği ve dalga sesleriyle bu huzuru bırakıp dönüş için yola koyulduk...