27 Mart 2013 Çarşamba

Bu aralar...





Yukarıdakileri okumak istiyorum ama gerçekten bu aralar bedenim dayanmıyor, akşamları oturduğum, uzandığım yerde sızıyorum. Ha şikayet etmiyorum, bu vakitsizlik kesinlikle benden kaynaklı, akşam Ege Bahar'ı uyuttuğumda vakit yaratabilirim aslında ama dediğim gibi akşamları uyku hep daha ağır basıyor. Böyle de değildim ben, bir iki yıldır gecede en az sekiz saat uyumazsam sersem gibi geziyorum. Zamanında üç dört saatlik uykuyla tam performans çalışırdım, beden yorgunluğu mu, bahar yorgunluğu mu bilemedim. Dün kitapçıya uğrayıp kendimi dürtmek için en üsttekini aldım. Alttaki ikisi 2 aydır sırada bekliyor.  

Bu aralar gündüzleri kafamı kaşıyacak vaktim yok aslında zira dönemin ilk sınav haftası başladı. Klasik sınıfa giripte kağıtları dağıtma dönemi yok artık, bilgisayar programları devreye girip okulun tüm öğrencileri karıştırılıp sınıflara dağıtılıyor, okulda otuz sınıf varsa her branş otuz dosya halinde her kademede okuyan öğrenci sayısına göre dosya hazırlıyor vs. vs.  Yoğun bir dönem yani, inşallah Nisan'ın ilk haftasıyla bu dönemi tamamlayacağız, ardından Mayıs ortasında aynı yoğunlukla bu yılı da kapatacağız.

Okulda bu kadar enerjik olup da evde kendime hiç zaman ayırmamam aslında kafamı kurcalıyor, canımı sıkıyor, Allahtan Ege Bahar'la elimden geldiğince uyutana kadar ilgileniyorum. Bir kenera attığım kendim oluyorum hep. Bu durumu biraz olsun giderebilmek amacıyla gittik karı koca bir spor merkezine kayıt olduk, on günü geçti hala bir kan tahlili yaptırıp da üyeliğimi başlatamadım. Bu hafta inşallah bu işi halledip haftaya spora başlamak istiyorum. Bakalım Ege Bahar'ı da burada yüzme derslerine başlatmayı düşünüyorum, havalar biraz ısınsında öyle başlasın artık diyorum.

Bu arada ilkbaharı çok özledim...Erik ağaçları falan çiçek açtı  ama bahar güneşi ılıtmadı daha etrafı. Mart martlığını yaptı valla, bugün öğle yemeğine giderken resmen içim dondu. 

 Böyle böyle geçiyor günler, böyle böyle bekliyoruz işte baharı....


20 Mart 2013 Çarşamba

Annemin mesleği...


Ege Bahar ve arkadaşları  bu ay okulda meslekleri tanıyorlar.

Her çocuk anne veya babasının mesleğini arkadaşlarına anlatıp paylaşımda bulunuyor.

 

Bizde böyle bir sunum hazırladık kızımla beraber.


Ben bu yaşta bunlar fazla mı diye düşünürken Ege Bahar'ın nasıl keyif aldığını görünce mutlu oldum. Sunumlarını mutlaka beraber hazırlıyoruz. Resimleri mutlaka o yapıştırıyor, stickerlar ile süslemeyi kafasına göre kendisi yapıyor ve sunumunu heyecanla okuluna götürüyor. 





İşte kızımın annesinin mesleği:) hem de çok sevdiği mesleği...

Tabii işin detayına girip branşlaştırmadık, hangi seviye olduğunu belirtmedik ama Ege Bahar bu sunumdaki resimleri görünce hemen "anne sen böyle öğretmen değilsin ama, Oğuz Berk dayım kadar ablaların abilerin öğretmenisin." diye ekledi.




İşte böyle...Bizim kız annesinin mesleğini okulunda keyifle anlatacak inşallah...

19 Mart 2013 Salı

19 Mart...






O kadar yıl oldu, bu kadar yıl oldu demeye gerek yok...
Her 19 Mart yüreğimi okşar, sıcacık yapar...

Canımsın...canım yavrumun bitanecik babacığısın...
Yüreğim hep yüreğinle sevdiğim...

18 Mart 2013 Pazartesi

Kıymetliler...


Mart'ın ilk yarısını da geride bıraktık.
Geçtiğimiz hafta



dayısıyla bol bol hasret giderdi Ege'm Bahar'ım kızım...


Büyürken yanında olan ömür boyu kıymetlidir ya...


Sağolsun Ege Bahar 17 aylıkken ben işe dönünce bir yıl annem baktı yavru kuşuma.  Düzenini bozdu evimizde kaldı koca bir yıl. Tabii kıymetlim Oğuz Berk'im de. Kızımın dayısıyla geçirdiği zamanlar hep aklında. Dayısı çok kıymetli onun için...

Ahh ahhh...bir de babacığım, kızımın birtanecik dedesi...Hiç ama hiç unutmuyor...Babamı, kıymetlimi kaybedeli bir buçuk yıl olacak neredeyse...hep dilinde, hep aklında. Nerede diyor hep, gidelim ona diyor...Çok uzakta diyorum, inşallah bir gün kavuşacağız diyorum. Nasıl anlatayım ölümü, yokluğu ve onun verdiği acıyı...



Dayısına sevgisi öyle büyük ki; şu an oturduğumuz 2+1 evimize  taşınınca çok hayıflandı; hani Obzerkimin (Oğuz Berk) odası diye...

Velhasıl aynı hafta iki kez kardeşceğizimi görmek bana da pek iyi geldi...



Bizim kız yazı çok özledi. Mayosunu giyip giyip salonun ortasında jimnastik yapıyor. Kızım üşürsün deyince çorabımı çıkarmadım ama diyor:)


Hafta içi ablacığım (kuzenim) önemli bir ameliyat atlattı. Çok şükür iyi şimdi. O da ayrı bir kıymetlimiz bizim için. Kardeşim değil kuzenim diyemem, kardeşim, canım, ablam...


Balımla gülümsüyoruz hayatın bize sunduklarına...o mutlu ya, huzurumuz yerinde ya şükrediyorum herşey için...


Hayat otuzundan sonra farklıdır derler ya...Çok farklı bakıyor insan hayata, yaşama...Hayatta çok isyankar olduğumu hatırlamıyorum zaten ama artık daha da bir olgunum sanki...Kıymetlilerim yanımda ya mutluluk avuçlarımın içinde, bunun farkındayım...ve Allah'ıma bana verdikleri için şükrediyorum...

3 Mart 2013 Pazar

Şubat'tan...

Mart ayı geldi de şu saatlerde  3. gününü yarıladık bile. Şubat 11'de biten yarıyıl tatilinin ardından iki üç haftada ancak adapte olduk rutinimize. Yani onbeş gün tatilden sonra onbeş yirmi günde adaptasyon süreci yaşıyoruz:)

Şubattan elimizde kalan bazı kareleri vakit geçmeden kaydedeyim dedim...


 
Haftasonları pek dışarı çıkmadan kahvaltı keyifleri yaptık. Bu bizim için bir lüks çünkü hafta içi asla böyle bir şansımız yok. Zira sabah 6 da kahvaltı pek keyifli olmuyor.



 
Şubat'ta nar zamanı geçmeden bol bol nar ayıkladım, yok yok saklamanın bir yöntemini bilmiyorum valla, bizim evde bir nar canavarı var, kaşığı unuttuysam bekleyemez, böyle elleriyle dalar olaya:)





Okuldan geldiğimiz bir gün banyodayım, makyajımı temizliyorum. Hergün ki rutin yani, eve gelir gelmez önce makyajımı temizler ve akşam yemeğinden bir iki saat önce Ege Bahar'a atıştıması için bir iki dilim bir şey, fındık ceviz gibi bir ara öğün hazırlarım. Bizim ki o gün nasıl acıktıysa artık ben banyodayken dolabı açmış, makarna tenceresini çıkarmış, dolaptan tabak, çekmeceden kaşığını almış, tabağına doldurmuş bir güzel yiyor. Kızım dur, soğuk soğuk yenmez, ısıtalım falan desem de o kendi işini kendi görmenin sevinciyle soğuk soğuk yedi makarnasını. Bende hemen fotoğrafladım o anı. Göz açıp kapayana kadar büyüyorlar işte...Aç kalınca başının çaresine bakacak kıvama gelmiş demek ki artık:)


Ödevlerimiz var bu aralar. Daha çok erken değil mi diye düşünüyorum zaman zaman ama amaç bir grubun önünde yani sınıf ortamında konuya dair bir iki cümle söyleyebilmelerini sağlamak tabii ki. Ege Bahar'ın hoşuna da gidiyor zaten ama bunun ilkokul zamanını düşünmek bile istemiyorum, benim zaten bütün gün işim yaz, çiz, hazırla, oku, anlat. Akşam yemeğin üzerine ödevimiz varsa resmen mız mız ilkokul çocuklarına dönüyorum, hazırlamak da bir şey değil de, üç buçuk dört yaşındaki bir çocuğun dikkatini konuya çekip yoğunlaştırmak bazen zorlaşabiliyor. Ege Bahar daha önce nesli tükenen hayvanlardan kelaynak kuşlarını sundu, geçenlerde ünlü müzisyenlerden Mozart'ı sundu. Hatta mozart'ın ünlü eserlerinden bir ikisinin ismini öğrenirken "Saraydan kız kaçırma" eserine "Saraydan prenses yakalama" deyince güldüğümüz hoş bir anımız oldu:) Üstteki ödevin konusu "Soğuk Gezegenler". Okulda uzay konusu işlenirken bizim payımıza bu düştü. Tabii çok soyut bir kavram çocuk için. Sürekli kafam çok karıştı deyip durdu hazırlanırken, git kızım "kafam çok karıştı" de o zaman okulda dedim, çocuğu zorlamanın bir anlamı yok çünkü. Yanlış da anlaşılmasın okul tabii ki üç buçuk yaşındaki bir çocuktan sunum beklemiyor, hani konuyla ilgili bir iki şey bilsin, ya da öğrenmeye bir başlangıç olsun amaçları.  



Bu kısım Ege Bahar uyumadan önce resimlerle gezegenleri ona anlattığım aşama. Tam şimarma günündeydi:) Üzerlerindeki oyuncaklar ödevi kolaylaştırmak için Ege Bahar'ın fikri. Mesela Miki'yi Mars'a koydu, evi orada dedi, Pluto'yu Plüton'a kodu ve isimleri çok benziyor dedi, zaten bu fikri Pluto'yu Plüton'a benzettikten sonra önerdi.




Bu da ödevinin son hali, yani o uyuduktan sonra yazıp çizip süslediğim hali.




 
Sürekli mutfakda benimle bir şeyler yapma derdinde. Kek yapılıyorsa uzmanı oldu artık. Hatta hangi bardağı ölçü olarak kullandığımızı çok iyi bildiğinden gidip hemen onu alıyor. Şeker, yağ, süt, kabartma tozu, vanilya vs.leri koymak ve blendırda çırpmak onun görevi. Tabii bende müdahale ediyorum ama asıl görevim karışımı kalıba döküp fırına vermek oluyor bu durumda. Yani hakikaten keklerde çok emeği var kızımın:)








Ufak ufak Şubat'tan not düşeceklerim böyle işte. Çok şükür afiyetteyiz...

6 Şubat 2013 Çarşamba

yarıyıl tatili bitmek üzereyken...

Ne çabuk geçiyor zaman...Hani ben bu tatilde bacaklarımı uzatıp, kahvemi elime alıp hergün yorgunluğun acısını çıkaracaktım. Okulların açılmasına şunun şurasında ne kaldı? Haftasonuda sınavlarda görevliyim. Tatil bitti yani:(

Neyse canım, çok şükür halimize. Ege Bahar'ın okulu tatil değildi aslında ama ben tatil olunca gitmedi desem yeridir. Tatilin en güzel tarafı bebeklik arkadaşları Nisan ve Defne Nil ile görüşebilmeleri oldu. Hepsi dört yaş civarında, diyorum ya zaman akıp gidiyor, ne ara dört oldu bu kızlar:)  Anneleri olarak bizler bu tatil içerisinde birbirimizde kahvaltı günleri organize ettik. Sanırım onlar için oyun günleri bizler için yeme içme günleri oldu bu buluşmalar:) Çok özlemişim bende Seyhancığımı ve Füsuncuğumu...Hem çocuklara hem bizlere iyi geldi bu hasret gidermeler...

Aşağıdaki fotoğraflar Seyhanlardaki ilk buluşmadan. Geçmiş doğumgünü için küçük bir kutlamada yaptık Defne kuşa. Bayıldım pozlarına, hepsi birer anı olacak hayatlarında...



Bal bunlar bal...


İyi ki doğdun Defne kızım...Nice güzel yıllara, yaşlara inşallah...Birlikte inşallah:)




Aşağıdaki üç fotoğraf  Füsunlardaki ikinci buluşmadan...


 



Çoluklu çocuklu:)



Aşağıdaki fotoğraflarda dün bizdeki buluşmadan...



Defne Nil'in minik kardeşi, Seyhan'ın ikinci yavrukuşu Zeynep Lal ilk defa geldi bize. Ege Bahar'ın kardeş isteği bu tatilde iyice arttı:)

 

Bu fotoğrafı çok beğendik biz, istesek böyle bir poz verdiremezdik:) Aniden çekilmiş güzel bir kare oldu.



Oyun zamanı...Piknik yapıyorlarmış...









Maşallah size...





Bir ip eğlenmeye yeter mi? Yeter yeter:)


Biri atlar diğeri ona ortam yaratır:)


iki çocuk, bir ip, iki sandalye = eğlence :)))




Seyhancığım, Zeynep Lal fıstığı ve ben...



Füsuncuğum, ben ve Seyhancığım...


Kızlar bu tatilin içinde sizlerle geçirdiğimiz günler Ege Bahar'a ve bana çok iyi geldi. Hasret giderdik...Uzatmama gerek yok, biliyorsunuz zaten; sizi çok seviyoruz...

25 Ocak 2013 Cuma

Tatil zamanı...


Çok şükür...Yerleştik evimize. Ne zormuş taşınmak ama ne keyifliymiş işler bitince yuvanda keyif yapmak...

Çok yoruldum bir aydır. Hem iş hem yeni taşınılan bir evde düzeni oturtmak hakikaten yordu beni. Allahtan her yeniliğe çok açık olan bir yavrumuz var da uyum sorunu yaşamadı ve bize de sorun yaşatmadı.

Bir de bu yorgunluğun üzerine bugün onbeş günlük tatile kavuştum ya çok mutluyum. Planlar yapılıyor yavaş yavaş, hem yeni yerleşmiş, oh be dedirten evin keyfi çıkarılacak, hem Ege Bahar için güzel aktiviteler planlanacak hem de bireysel olarak özlenenler görülecek ve dinlenilecek. Sığar mı onbeş güne acaba:) Sığdığı kadar artık...Sağlık bizimle olsun da inşallah yapabildiklerimiz bize yeter...

Bize ve tatilde olan herkese İyi Tatiller:)))