31 Aralık 2008 Çarşamba

GÜLE GÜLE 2008 ve MUTLU YILLAR...


Yeni bir yılı hep beraber yeni umutlarla karşılıyoruz...herkesin gelen yıldan beklentisi farklı tabii. 2009 herkesin gönlünden geçenlerin gerçekleştiği, mutluluk dolu bir yıl olsun...

Bloğumu Ekim'den beri pek güncelleyemedim. Biraz canım istemedi, biraz da yoğun yaşadım bu zaman aralığını. İnşallah 2009'da daha çok ilgileneceğim bloğumla...

2008'e şöyle bir dönüp baktığımda görüyorum ki insan için olan birçok duyguyu yaşamışım;heyecanı, mutluluğu, acıyı, sevinci...

2008'de gezdim, gördüm, yedim, içtim, ağladım, güldüm...
2008 Mart'ta bloğumu açtım.
2008'de Hong Kong'u ve South Africa'yı (Cape Town) gördüm.
2008 Ekim'de bebeğimizin çoktan yola çıktığını öğrendik:)))
2008 Aralık'ta canım dedemi kaybettim...
Gördüm ki hayatın gerçeği bu...biri yola çıkarken, biri elveda diyor...

İş güç derken bir baktım ki çoktan bitmiş koca bir yıl...
Gelen yıl sevdiğim ve benim için çok özel, çok anlamlı...Bir pembe patikli katılacak ailemize:))) Allah nasip ederse Mayıs sonunda prensesimiz kucağımızda olacak...Heyecanla minik kızımızı bekliyoruz...
2008'in bu son günü gelen yıldan çok umutluyum...Canım kocacımla birlikte geçirdiğimiz 8 yıldan sonra bir minik katılacak aramıza ve 3 kişilik bir aile olacağız inşallah...
Neyse...Bir yeniyıl dileği yazacaktım ama uzadı işte yazım...Özlemişim bloğumu...
Aslında uzun uzun dilekler yazmaya gerek yok sanıyorum...
Herkes için güzelliklerle dolu bir yıl olmasını diliyorum...
Sevgilerimle...
Not: Fotoğraf internetten alınmıştır.

8 Aralık 2008 Pazartesi

Kurban Bayramı'nız Mübarek Olsun...


Tüm İslam Alemi'nin mübarek Kurban Bayramı'nı kalpten kutluyorum...
Hepimize sevdiklerimizle, mutlulukla, sağlıkla, huzurla geçireceğimiz nice güzel bayramlar diliyorum....

5 Ekim 2008 Pazar

İÇİMİZ YANIYOR...

Nasıl bir zalimlik bu...nasıl bir vicdansızlık...

15 gencecik evladımız gitti...
Artık haberleri izleyemiyorum...yüreğim acıyor, içim yanıyor gencecik insanların cenazelerini görünce...
"Terörle mücadelemiz aynı kararlılıkla devam edecektir" şeklinde yapılan açıklamaları ise artık duymak istemiyorum...
Ne yapacaksanız yapın artık!!!

İdam cezası mı getirirsiniz, istihbaratınızı daha işler hale mi getirirsiniz!!! yoksa başka çözümler mi bulursunuz bilmiyorum ama ARTIK SABRIMIZ KALMADI!!! Bitirin bu lanet terörü...

Bir evlat kolay mı yetiştiriliyor...Ben burada hıçkırıklara boğulurken, o ana babalar, eşler, evlatlar, kardeşler, dedeler, nineler nasıl dayansın bu acıya...

Bu kalleşliği yapanlar insan olamazlar...İnsan sevgisi, kardeşlik nedir bilemezler... çok merak ediyorum aşağıdaki görüntüleri izlediklerinde mutluluktan kadeh mi tokuşturuyorlar acaba???

Bu minicik yavrunun babasızlığının,

Bu babanın,


Bu anaların evlat acısının,

Bu dedenin torun acısının hesabını kim verecek...
İşbirliği yapmaya çalıştığımız birçok devletin tarihten gelen bir kuyruk acıları olduğunu unutmayalım lütfen...Bu adi örgüt o ülkeler tarafından destekleniyor. Bugün ülkemizde de okunan bazı dergilerin yurtdışı yayınlarında, dağlara çıkıp çoluk çocuk demeden vatandaşlarımızı, evlatlarımızı, askerlerimizi öldürmeye programlanmış kadınlar "Amazon Kadınları", "Özgürlük Savaşçısı" diye tanıtılıyorlar. Bizim askerimizin giremediği o kamplara nasıl oluyorsa Avrupalı gazeteciler röportaja gidebiliyorlar.
İsyanımız, acımız çok büyük...ama göğsümüz vatan sevgisiyle dopdolu...Evlatlarını kaybetmiş o yüce aileler...biliyorum...ateş düştüğü yeri yakıyor...ama inanın bizim de içimiz yanıyor...Allah sabırlar versin...başımız sağ olsun...

Bu asil bayrak sonsuza kadar dalgalanacak...
Aziz şehitlerimiz hepimiz sizlere minnettarız...Rahat uyuyun...
"VATANSIZLARA İNAT, VATAN SAĞOLSUN!!!"...
NOT: Fotoğraflar http://www.şehitlervegaziler.gov.tr/ adresinden alınmıştır.

30 Eylül 2008 Salı

Nice mutlu bayramlara...

Sevdiklerinizle şeker tadında bayramlar geçirmenizi diliyorum...
Ramazan Bayramınız mübarek olsun...

20 Eylül 2008 Cumartesi

SONBAHAR...


Meğer ben ne çok özlemişim sonbaharı...
Bir yaz çocuğu olduğumdan mıdır bilemiyorum ama en sevdiğim mevsim yazdır. İncecik ve rahat giyinebilirsin, bir de parmak arası şıpıdık terliklerin de varsa senden mutlusu yoktur. Denizin mavisiyle, güneşin sıcaklığıyla doya doya kucaklaşırsın. Ohh bee,tatildesindir:))) Bu nedenle her yaz tatili bitiminde biraz üzülürüm ben ama okulların açılmasıyla birlikte (nasıl bir uyumsa anlayamam) daha ilk günden hemen alışırım yoğun bir şekilde çalışmaya, sonbahara ardından da kışa...Yine gelecek o güzel yaz umuduyla...
Hep böyle düşünürüm aslında ama bugün sonbaharı çok özlediğimi anladım. Birkaç gündür hastayım, üşütmüşüm, baktım ki geçmiyor ve kendime iyi bakmam lazım, iki gündür oruç tutamıyorum. Günüm adaçayı, ıhlamur, papatya çayı gibi şifa kaynaklarını tüketmekle geçiyor. Açıyorum radyoyu, alıyorum elime fincanımı ve farkediyorum sonbaharı ne çok özlediğimi...Hep hüzünlü mevsim derler ama bence huzur dolu bir mevsim...Ben daha yeni görebiliyorum...gitgide olgunlaşıyor muyum ne:)))
Fotoğraftaki gibi bir evimiz olmasını hayal ediyorum...Tahtadan yapılmış bir ev, bir fincan sıcacık çay, dost kokulu kitaplar, sarı kızıl yapraklar...Bahçede tatlı bir köpek ve biraz da yağmur...
Not: Fotoğraf www.kaliteliresimler.com adresinden alınmıştır.

8 Eylül 2008 Pazartesi

Zil çaldı!!! haydi bakalım sınıflara:))) oğlum sus konuşma:)))
Öğretmenler olarak bu yıl için tüm hazırlıklarımızı bitirdik.
Artık öğrencilerimizle beraber sınıflarımıza girmenin vakti geldi.
2008-2009 eğitim öğretim yılı bugün başlıyor. Tüm öğretmen, öğrenci ve anne babalar için hayırlı bir yıl olmasını diliyorum...

5 Eylül 2008 Cuma

ANTALYA...KALEİÇİ...KOKOREÇ...

Balböcüğüm işi nedeniyle 31 Ağustos-3 Eylül arası Antalya'da olacaktı. Okulların açılmasına bir hafta kala "bu benim son fırsatım" deyip takıldım peşine:))) Tabi o hep çalıştı, ben hep dinlendim. Canım benim tüm yorgunluğuna rağmen, kalan zamanlarında birde benimle gezdi.

Kocişde bende Antalya'yı çok severiz. Şehir dışında Aspendos, Perge ve Phaselis en sevdiğimiz yerler. Hele ki Phaselis'e ayrı bir zaafım vardır. İlk defa orada araba kullanmıştım:))) Öyle sakin, öyle huzur verici bir atmosferi var ki, huzur dolup dönüyorum her seferinde. Bu nedenle Antalya'ya her gidişimizde ufak bir Phaselis kaçamağı yapmaya çalışıyoruz.. Ama bu sefer kociş iş, ben tatil yapınca kaçamadık yakın bölgelere. Bizde kocişin de boş olduğu zamanları şehir merkezinde değerlendirdik. Hatta şehir merkezindeki Mermerli Restaurantın hemen altındaki küçük plajda (kolajda fotoğrafı var) şıpıdık şıpıdık yüzdük...
Kolajdaki tüm fotoğraflar ve bu fotoğraflardaki o güzelim evler Kaleiçi ve çevresinden. Şehir içinde Kaleiçi'nin o güzelim sokakları, Kaleiçi Mermerli Restaurant, Yat limanının üstündeki cafeler, ve dönerciler çarşısındaki Şampiyon Kokoreç favorilerimiz arasında. İstanbul'da kokoreçi genellikle ızgara domatesle karıştırıp servis yapıyorlar. Biz sadece kekikle lezzetlendirilmiş halde seviyoruz ve İstanbul'da sade yemiş olsam o lezzeti bir türlü bulamıyorum. Meşhur olan olmayan tüm kokoreççiler tarafımızdan denenmiştir:))) Zaten Şampiyon kokoreç bir çözüm bulmuş kendince; menüde kokoreç ve İstanbul usulü kokoreç diye iki alternatif var. Fethiye'de de kokoreç çok sevilir ve gayet lezzetli yapılır ama ben yine de Antalya'yı bu konuda tek geçerim.
Offf...Tam da Avrupa Birliği kriterlerini uygulamaya çalışan ülkemde ne çok kokoreç dedim:))) Sevmeyen ve tiksinenlerden çokkkk özür dilerim ama Avrupa Birliği bile vazgeçiremez beni bu lezzetten....