Mart'ın ilk yarısını da geride bıraktık.
Geçtiğimiz hafta
dayısıyla bol bol hasret giderdi Ege'm Bahar'ım kızım...
Büyürken yanında olan ömür boyu kıymetlidir ya...
Sağolsun Ege Bahar 17 aylıkken ben işe dönünce bir yıl annem baktı yavru kuşuma. Düzenini bozdu evimizde kaldı koca bir yıl. Tabii kıymetlim Oğuz Berk'im de. Kızımın dayısıyla geçirdiği zamanlar hep aklında. Dayısı çok kıymetli onun için...
Ahh ahhh...bir de babacığım, kızımın birtanecik dedesi...Hiç ama hiç unutmuyor...Babamı, kıymetlimi kaybedeli bir buçuk yıl olacak neredeyse...hep dilinde, hep aklında. Nerede diyor hep, gidelim ona diyor...Çok uzakta diyorum, inşallah bir gün kavuşacağız diyorum. Nasıl anlatayım ölümü, yokluğu ve onun verdiği acıyı...
Dayısına sevgisi öyle büyük ki; şu an oturduğumuz 2+1 evimize taşınınca çok hayıflandı; hani Obzerkimin (Oğuz Berk) odası diye...
Velhasıl aynı hafta iki kez kardeşceğizimi görmek bana da pek iyi geldi...
Bizim kız yazı çok özledi. Mayosunu giyip giyip salonun ortasında jimnastik yapıyor. Kızım üşürsün deyince çorabımı çıkarmadım ama diyor:)
Hafta içi ablacığım (kuzenim) önemli bir ameliyat atlattı. Çok şükür iyi şimdi. O da ayrı bir kıymetlimiz bizim için. Kardeşim değil kuzenim diyemem, kardeşim, canım, ablam...
Balımla gülümsüyoruz hayatın bize sunduklarına...o mutlu ya, huzurumuz yerinde ya şükrediyorum herşey için...
Hayat otuzundan sonra farklıdır derler ya...Çok farklı bakıyor insan hayata, yaşama...Hayatta çok isyankar olduğumu hatırlamıyorum zaten ama artık daha da bir olgunum sanki...Kıymetlilerim yanımda ya mutluluk avuçlarımın içinde, bunun farkındayım...ve Allah'ıma bana verdikleri için şükrediyorum...