7 Nisan 2013 Pazar

Tarihi Yarımada'da Cumartesi...


Havaların ısınmasını dört gözle beklerken dün ılık bahar havasını görünce her bahar en az bir kez yaptığımız Tarihi yarımada gezimizi gerçekleştirdik.

Güzel havada Cumartesi günü trafiğini düşününce araçla değil toplu taşımayla gitmeye karar verdik ve  Ege Bahar ilk kez metroya binmiş oldu. Ardından vapur sefası yaptı.

Mısır Çarşısıyla başlayan gezimiz Çemberlitaş, Sultanahmet, Gülhane Parkı şeklinde devam etti.

Ailece keyifli bir Cumartesi geçirdik...

Az laf bol fotoğrafla kaydedelim...


















Sultanahmet Meydanı...


Sultanahmet Camii dış avlusu...























Sultanahmet Camii dış avlusunda...


Karahindiba  yani hüf çiçekleri delisi kızım...











Sultanahmet Meydanı...





Gülhane Parkı...



Bugün pazar...Keyifli pazarlar...

31 Mart 2013 Pazar

mutfak delisi...




Havanın tezgaha konduğunu görür görmez sandalyeyi çekip geliyor. "Bu benim işim değil mi anne?" diyor, iş biraz uzuyor tabii ama önemli olan şevkini kırmamak...



Tanıştırayım mutfaktaki yamağım olur kendisi:) 

Bir on sene sonra görürüm ben onu, mutfağa uğrar mı acaba:)

30 Mart 2013 Cumartesi

DeNgE...


Hayatın dengesini kurmayı bilmiyor daha...Büyükler biliyor mu acaba???


Maymunları birbirine takıp dengeyi sağladıkça, ağacı aşağı düşürmedikçe ondan mutlusu yok...


"Anne anneee!" diye bağırıp beni çağırıyor. "Bak! nasıl dengesini sağladım" diyor ve kıkırdıyor.


Bir tane bir tane daha ekliyor...


Dengeyi sağlarsa mutlu oluyor...herkes gibi...



   Hayatın dengesini sağlamak biraz daha zor ama umarım onu da başarır...

Fotoroman gibi oldu bu yazı:) Sonunu da uyduralım bari;

Bazen dengeleri sağlamanın en güzel yolu gözlerini kapamaktır. Herşey gözüne gözüne batmayacak, arada kapatacaksın gözlerini...

27 Mart 2013 Çarşamba

Bu aralar...





Yukarıdakileri okumak istiyorum ama gerçekten bu aralar bedenim dayanmıyor, akşamları oturduğum, uzandığım yerde sızıyorum. Ha şikayet etmiyorum, bu vakitsizlik kesinlikle benden kaynaklı, akşam Ege Bahar'ı uyuttuğumda vakit yaratabilirim aslında ama dediğim gibi akşamları uyku hep daha ağır basıyor. Böyle de değildim ben, bir iki yıldır gecede en az sekiz saat uyumazsam sersem gibi geziyorum. Zamanında üç dört saatlik uykuyla tam performans çalışırdım, beden yorgunluğu mu, bahar yorgunluğu mu bilemedim. Dün kitapçıya uğrayıp kendimi dürtmek için en üsttekini aldım. Alttaki ikisi 2 aydır sırada bekliyor.  

Bu aralar gündüzleri kafamı kaşıyacak vaktim yok aslında zira dönemin ilk sınav haftası başladı. Klasik sınıfa giripte kağıtları dağıtma dönemi yok artık, bilgisayar programları devreye girip okulun tüm öğrencileri karıştırılıp sınıflara dağıtılıyor, okulda otuz sınıf varsa her branş otuz dosya halinde her kademede okuyan öğrenci sayısına göre dosya hazırlıyor vs. vs.  Yoğun bir dönem yani, inşallah Nisan'ın ilk haftasıyla bu dönemi tamamlayacağız, ardından Mayıs ortasında aynı yoğunlukla bu yılı da kapatacağız.

Okulda bu kadar enerjik olup da evde kendime hiç zaman ayırmamam aslında kafamı kurcalıyor, canımı sıkıyor, Allahtan Ege Bahar'la elimden geldiğince uyutana kadar ilgileniyorum. Bir kenera attığım kendim oluyorum hep. Bu durumu biraz olsun giderebilmek amacıyla gittik karı koca bir spor merkezine kayıt olduk, on günü geçti hala bir kan tahlili yaptırıp da üyeliğimi başlatamadım. Bu hafta inşallah bu işi halledip haftaya spora başlamak istiyorum. Bakalım Ege Bahar'ı da burada yüzme derslerine başlatmayı düşünüyorum, havalar biraz ısınsında öyle başlasın artık diyorum.

Bu arada ilkbaharı çok özledim...Erik ağaçları falan çiçek açtı  ama bahar güneşi ılıtmadı daha etrafı. Mart martlığını yaptı valla, bugün öğle yemeğine giderken resmen içim dondu. 

 Böyle böyle geçiyor günler, böyle böyle bekliyoruz işte baharı....


20 Mart 2013 Çarşamba

Annemin mesleği...


Ege Bahar ve arkadaşları  bu ay okulda meslekleri tanıyorlar.

Her çocuk anne veya babasının mesleğini arkadaşlarına anlatıp paylaşımda bulunuyor.

 

Bizde böyle bir sunum hazırladık kızımla beraber.


Ben bu yaşta bunlar fazla mı diye düşünürken Ege Bahar'ın nasıl keyif aldığını görünce mutlu oldum. Sunumlarını mutlaka beraber hazırlıyoruz. Resimleri mutlaka o yapıştırıyor, stickerlar ile süslemeyi kafasına göre kendisi yapıyor ve sunumunu heyecanla okuluna götürüyor. 





İşte kızımın annesinin mesleği:) hem de çok sevdiği mesleği...

Tabii işin detayına girip branşlaştırmadık, hangi seviye olduğunu belirtmedik ama Ege Bahar bu sunumdaki resimleri görünce hemen "anne sen böyle öğretmen değilsin ama, Oğuz Berk dayım kadar ablaların abilerin öğretmenisin." diye ekledi.




İşte böyle...Bizim kız annesinin mesleğini okulunda keyifle anlatacak inşallah...

19 Mart 2013 Salı

19 Mart...






O kadar yıl oldu, bu kadar yıl oldu demeye gerek yok...
Her 19 Mart yüreğimi okşar, sıcacık yapar...

Canımsın...canım yavrumun bitanecik babacığısın...
Yüreğim hep yüreğinle sevdiğim...

18 Mart 2013 Pazartesi

Kıymetliler...


Mart'ın ilk yarısını da geride bıraktık.
Geçtiğimiz hafta



dayısıyla bol bol hasret giderdi Ege'm Bahar'ım kızım...


Büyürken yanında olan ömür boyu kıymetlidir ya...


Sağolsun Ege Bahar 17 aylıkken ben işe dönünce bir yıl annem baktı yavru kuşuma.  Düzenini bozdu evimizde kaldı koca bir yıl. Tabii kıymetlim Oğuz Berk'im de. Kızımın dayısıyla geçirdiği zamanlar hep aklında. Dayısı çok kıymetli onun için...

Ahh ahhh...bir de babacığım, kızımın birtanecik dedesi...Hiç ama hiç unutmuyor...Babamı, kıymetlimi kaybedeli bir buçuk yıl olacak neredeyse...hep dilinde, hep aklında. Nerede diyor hep, gidelim ona diyor...Çok uzakta diyorum, inşallah bir gün kavuşacağız diyorum. Nasıl anlatayım ölümü, yokluğu ve onun verdiği acıyı...



Dayısına sevgisi öyle büyük ki; şu an oturduğumuz 2+1 evimize  taşınınca çok hayıflandı; hani Obzerkimin (Oğuz Berk) odası diye...

Velhasıl aynı hafta iki kez kardeşceğizimi görmek bana da pek iyi geldi...



Bizim kız yazı çok özledi. Mayosunu giyip giyip salonun ortasında jimnastik yapıyor. Kızım üşürsün deyince çorabımı çıkarmadım ama diyor:)


Hafta içi ablacığım (kuzenim) önemli bir ameliyat atlattı. Çok şükür iyi şimdi. O da ayrı bir kıymetlimiz bizim için. Kardeşim değil kuzenim diyemem, kardeşim, canım, ablam...


Balımla gülümsüyoruz hayatın bize sunduklarına...o mutlu ya, huzurumuz yerinde ya şükrediyorum herşey için...


Hayat otuzundan sonra farklıdır derler ya...Çok farklı bakıyor insan hayata, yaşama...Hayatta çok isyankar olduğumu hatırlamıyorum zaten ama artık daha da bir olgunum sanki...Kıymetlilerim yanımda ya mutluluk avuçlarımın içinde, bunun farkındayım...ve Allah'ıma bana verdikleri için şükrediyorum...