25 Nisan 2014 Cuma

23 Nisan'ımız...


Bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda Ege Bahar ilk gösterisini de sergilemiş oldu.

Bolu Yöresi Yeşil Ördek Halk Oyunu esprili dansıyla çocuklarımızı ve bizleri pek keyiflendirdi.

Önce çocuk sevip keyif alacak ki amaca ulaşılsın.
Öğretmenimizin doğru seçimi bütün sınıfın sorunsuz bir şekilde, her şeyden önemlisi zorlamayla değil keyif alarak, eğlenerek gösterilerini sunmalarını sağladı.



Benim için günün en anlamlı karesi...




Beş yaşa günler kala bayram çocuğu Ege Bahar...



Kankası, pek kıymetlisi Neva ile...




Ege Bahar - Neva

Okulumuzdaki tüm öğretmen ve çocuklarımız bugün için bir hayli emek verdiler...
Her birinin sınıfı ayrı ayrı çok güzeldi. 

Milli marşlarla, halk oyunlarımızla, şiirlerle, çocuk şarkılarıyla, modern dans gösterileriyle bir bir emeklerini sergilediler...





Bizim sınıfımız; Kelebekler...







4 Yaş Akran sınıfımız; Minik kalpler...



5-6 yaş; Arılar sınıfı




5-6 yaş; Yıldızlar sınıfı





5-6 yaş; Civcivler sınıfı...


Ege Bahar ve sınıf arkadaşları...










Bu güzel günün sonunda çocuklarımıza öğretmenleri tarafından tek tek uçan balon dağıtıldı,








sonra mı?
Hep beraber şarkılar söyleyerek, dans ederek balonlarını gökyüzüne gönderdiler, görüntü harikaydı...








Bizim uyanık da bu sırada hopladı, zıpladı ama balonuna kıyamadı:)




23 Nisan 2014
Anne-kız hatırası...


Bu da anneanne-torun hatırası:)



Mesaide olan babasının katılamayışı hem Ege Bahar'ı hem bizi biraz üzse de, ilk gösterisinde ben eşimin yerine de bol bol sarıldım, öptüm, kokladım kızımı...

Atamızın yavrularımıza armağan ettiği,
egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunun öneminin vurgulandığı bu anlamlı günde geleceğimiz çocuklarımızın güzel günler görmesini diledim hep...

Pırıl pırıl onlar,
tertemiz yürekleri var;
su gibi hayat veren, gökyüzü gibi uçsuz bucaksız...

23 Nisan 2014 Çarşamba

23 Nisan...










Atamızın
yavrularımıza,
Türk çocuklarına hediye ettiği,
Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun vurgulandığı,
devlet, millet olma yolunda dünyaya sesimizi duyurduğumuz;
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurulduğu bu anlamlı günümüzü
canı gönülden kutlarım...


Çocuk mutluluğuyla, umuduyla, yüreğiyle
nice 23 Nisan'lara... 

16 Nisan 2014 Çarşamba

İstanbul...bahar...biz....



Baharın rengiyle yazayım istiyorum bahara ait anılarımızı...
Dolu dolu geçiyor her günümüz çok şükür...

Birilerinin evlatlarına bir şeyler öğretmekle geçen saatlerin ardından kızıma kavuşuyorum her akşam üzeri, yine, yine, defalarca çok şükür...

Daha bir yardımcı olayım istiyorum herkesin evladına bugünlerde, gel diyorum, hiç çekinme, tenefüste gel çözelim birlikte yapamadıklarını diyorum.

Aman ha yanlış anlaşılmak istemem; öyle yapıyorum, böyle yapıyorumu anlatmak ayıptır bilirim, sadece öyle bir huzurla doluyor ki yüreğim yüzlerindeki mutlu edayı görünce, huzurlu olmak çok da zor değil aslında, sadece gülümsemek ve anlayabileceğini, yardımcı olabileceğini göstermek yetiyor yani, budur tüm anlatmak istediğim...

Ne yaparsan döner seni bulur biliyorum...

Benim yavrum ne ise benim için, herkesinki de bin kıymetli, biliyorum...

Pek bir kararsızım bu ara yazmak konusunda...
Bu film her an bitebilir diyorum, yeter galiba artık diyorum, bazen de kıyamıyorum.

Zaman gösterecek artık...

Bahar yüzünü sıcacık gösterdi ya, kıpır kıpır yürekler...
Geçen haftadan kalma anılar bunlar elimizde;
İstanbul...bahar...biz...



Anne-kız pozumuz...
Vallahi gözleri açık yakalayamadık:)
















Anadolu Hisarı- Nisan 2014




Ne çok severim bu manzarayı...




Göksu-Nisan 2014




Baba-kız pozu...

Habersiz çekilen fotoğraflar daha bir anlam yüklü değil mi?





Candır o can...
Aşktır, hayattır, umuttur hep...




Anadolu Kavağı-Nisan 2014




















Anadolu Kavağı-Nisan 2014








Aşk her daim yüreğimde, buyrun kanıtı:)
Vallahi hile, hurda yok:)
Tamamen kalbin yansıması...





Güneş bir batar, bir doğar...




Bakan göz neyi görürse odur hayat...

Kimi batan güneşi, kimi uzaklaşan bir tekneyi, kimi kıyıdakileri görür...

Ben baktıkça kıyıdakileri görüyorum,
 çok şükür...




Cancanım...
Güneşim...
Kızım...




Bugünün bende kalanları yüreğimde...

Güneş battı batacak
ama
unutmuyorum;
yarın yeniden,
yeni anlar için,
yeni anılar için
pırıl pırıl doğacak...

Sevgiyle...

5 Nisan 2014 Cumartesi

Evde oyun halleri...






Ege Bahar'ın evde oyun halleri...
Kendisi rahatına çok düşkündür, biraz oturarak oynar, biraz yatarak.
Nadiren odasında oynar, ilk tercihi her zaman salondur.




Bir ara odasında oynaması için ısrarcı davranmış olsamda artık rahat bırakıyorum...

Sürekli salonda olmak istemesinin bizimle birlikte olma isteği olarak yorumluyorum.

Geçen seneydi sanırım, bir iş arkadaşımla sohbet halindeyken kızlarının kesinlikle salonda oynayamayacaklarından bahsetmişti. Odaları onların alanı olduğu için salonda oyun oynayamazlar demişti. Kesinlik ifadesi beni çok şaşırtmıştı ama saygı duyarım elbet, herkesin hayata, çocukluğa, çocuk büyütmeye karşı bakışı farklı, bu tür olaylar bence çok tartışmaya gelmeyecek kadar hassas ve kitaptan okuyarak öğrenilemeyeceği kanısındayım.

Geçenlerde de bir arkadaşımla sohbet ederken salonumuzun zaman zaman oyun bahçesi gibi olduğundan bahsediyordum. Kendisi de sırf bu yüzden daha büyük bir ev kiraladıklarından bahsetti, oturma odasında oyun oynuyorlarmış, salon gelen giden için her daim derli topluymuş. Herkesin kendi seçimi tabii ki ama bu eve geçmeden önce oldukça büyük bir evde oturuyorduk, üç odanın biri yatak odası, biri çocuk odası, diğeri de oturma odası olarak düzenlenmişti. Biz yine salonda oturuyorduk. Odanın biri sadece yatıya gelene hizmet veriyordu, o da yılda bir iki kez. Yani bir oda atıl haldeydi, hatta bir süre sonra resmen depo görevi görmeye başlamıştı. Bu evi alırken acaba sığar mıyız, iki oda az gelmez mi sorularını çok fazla düşünmedim, bir yatak odamız, bir çocuk odamız, birde salonumuz var. Evde yaşamın dolu dolu döndüğü yer salonumuz. Duruma göre oyuncaklar yerdedir, duruma göre masa ilaçlarla doludur, camın önündeki sehpamızda oyun hamurları bulunabilir, kızçem hasta olunca büyük koltuğumuz hasta yatağına dönüşebilir. Çat kapı gelebilecek olanda yalnız benim eşim dostum olabileceğine göre bir problem yok demektir.

Ahhh ahhh, insan gün be gün değişiyor, çocuktan önceki her daim toplu ben, ardından çocuklu hayata alışmaya çalışan ben ve şimdiki halim olan rahat anne ben...Bir kaç aydır bu moddayım, her şey yapabildiğim kadar, mükemmel olamayacağımı anlayalı çok oldu, bir zamanlar boşu boşuna yemişim kendimi. Şu an bu yazıları yazarken dağınık bir salonda ailece hafta sonumuzu yaşıyoruz, ben kendimi bugün hiç yormadım, çok daha pozitif ve enerji doluyum. Tabii ki bu "amannnn, banane..." halinde yaşıyorum demek değil, zaman olayını daha iyi kullanmaya başladım diyebiliriz aslında.  


 Bu yıllar geri gelmeyecek biliyorum;
tadını çıkarmak, anı birlikte yaşamak ve yavrulara doyasıya yaşatmak gerektiğine inanıyorum.





Evet şu an salonda halının üzerine kurulmuş balım ve babası beni Süper Doktor oynamak için bekliyorlar.

Görüşmek üzere:)))


4 Nisan 2014 Cuma

Hoşgeldin Nisan...







Ege Bahar Nisan'ı böyle karşıladı.
Bu kış çok mu uzadı yoksa kızsal ruh halleri iyice oturmaya mı başladı bilemiyorum, zira gardrobuyla başı dertte:)
Sürekli bir kıyafet değiştirme halleri,
eteksiz, elbisesiz çıkmam abi durumları...




Sesi çıkmıyorsa biliyorum etek, elbise giymeye çalışıyor.
Bu sessizlik çok uzadıysa anlıyorum ki etek bir külotlu çorapla kombinleniyor:)

Bazen sinirleniyorum dolabı alt üst görünce ama hemen kendi çocukluğumu hatırlamaya çalışıyorum,
 günde iki, üç posta kılık kıyafet değiştirdiğim zamanlar gözümün önüne geliyor...



Ahh birde bale mevzuları var...

Başladı çok şükür,
şu an balenin düşündüğü gibi bir eğlence olmadığını idrak etme aşamasında, çünkü bol bol bilek esnetme, bacak esnetme vs. ile geçiyor dersler.  

Oysa bizim kız tütüsünü giyip sürekli dans edeceğini düşünüyordu.

İlk etapta Haziran sonuna kadar devam edeceğiz,
bakalım yeteneği var mı?
 ya da daha önemlisi o hazzı yaşayabilecek mi, sevecek mi?





Böyle işte...
Yaz gelsin istiyor, Fethiye'yi, kuzenlerini de çok özlemiş ama doğumgününü Köyceğiz'de halasında kutlamak istiyor.




Sandaletleri hep ayağında, yaza dair planlar yapıyor bu ara:)





Geçen haftaki en giyinik hali budur,
hal böyle olunca, etraftan da mikrop eksik olmayınca bugün yine ateşi gördük, hayırlısı bakalım,
çok yormadan geçsin gitsin inşallah...

Mart'ta pek yazamadım, yazmak gelmedi içimdem, çok şükür iyiyiz ama ülkenin Mart gündemi hiç iç açıcı değildi.
Yine de Mart'tan bize kalan anılarımızı da bir postta toparlayacağım inşallah...

Hoşgeldin Nisan!!! diyerek bitiriyorum.
Çok güzel geç e mi,
hepimize huzur dolu günlerini yaşat...